Festivalden Kente: Kültür Yolu Rotaları Otel, Esnaf ve Gastr...
Festivalden Kente: Kültür Yolu...
02:05Nadir Elementler Çağı Başladı: Dünya Yeni Maden Tekeline mi...
Nadir Elementler Çağı Başladı:...
01:53En Zehirli 10 Hayvan: Küçük Canlılar Nasıl Bu Kadar Ölümcül...
En Zehirli 10 Hayvan: Küçük Ca...
01:41Aşırı Turizm Kültürel Mirası Tehdit Ediyor: Venedik’ten Mach...
Aşırı Turizm Kültürel Mirası T...
Kırşehir’de onaylanan altın madeni projesi tepki topladı. Çevre temsilcileri, projenin su kaynaklarını ve doğal yaşamı tehdit ettiğini vurguladı.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 01.11.2025 - 01:30
Güncelleme: 01.11.2025 - 01:30
Kırşehir’de planlanan altın madeni projesine ait Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun onaylanmasının ardından çevre örgütleri ve yurttaşlar tepkilerini yükseltiyor.
30 Ekim 2025’te Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda yapılan üçüncü İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısında itirazlara rağmen raporun onaylanması, şehirde büyük yankı uyandırdı.
Toplantıya belediye, sivil toplum kuruluşları, milletvekilleri ve çevre temsilcileri katıldı.
Kırşehir Kent Konseyi, TEMA temsilcileri ve Kırşehir’i Koruma Platformu üyeleri, doğa tahribatına karşı ortak tavır aldı.
Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, kararın ardından yaptığı açıklamada, çevresel risklere rağmen projenin onaylanmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
“3. İDK toplantısına katıldık. Bütün olumsuz görüşlere rağmen Bakanlık onay verdi. Burada kazanan lobiler oldu, kaybeden doğa. Bozkırın ortasında çevreye vereceği zararları anlattık ama dikkate alınmadı. 200 bin ton ham madde dışarıya taşınacak. Kırşehir’in doğal zenginlikleri yok sayılıyor. Bu mücadeleyi hukuk yollarıyla hep birlikte sürdüreceğiz,” dedi.
Ekicioğlu ayrıca, çevre mücadelesinde yaşamını yitiren çevreci gazeteciler Hakan Tosun ve Reşit Kibar’ı anarak, “Onların mirasını yaşatacağız. Bedeli ne olursa olsun doğayı savunacağız.” ifadelerini kullandı.
TEMA Ankara Temsilcisi Nevzat Özer, Kırşehir’deki maden projesinin doğa dengesi üzerinde kalıcı tahribat yaratacağı uyarısında bulundu.
“Kervansaray Dağları bugün parsel parsel bölünmüş durumda. Eğer bu proje geçerse Kırşehir artık Kırşehir olmaktan çıkar.
Seyfe Ovası 5000 yıldır tarım yapılan bir bölge. Bu madenle birlikte Seyfe Gölü, Kızılırmak ve yeraltı suları yok olacak.
Bu, RAMSAR Sözleşmesi ile koruma altına alınmış alanların yok edilmesi anlamına gelir. Uluslararası yükümlülüklerimiz açıkça ihlal ediliyor,” dedi.
Özer, Seyfe Gölü ve Kızılırmak havzasının yalnızca Kırşehir için değil, Ankara ve Kırıkkale gibi çevre iller için de hayati önemde olduğunu hatırlattı.
Kırşehir Kent Konseyi ve Kırşehir’i Koruma Platformu temsilcileri, projenin yalnızca çevreyi değil, şehirdeki içme suyu kaynaklarını da tehdit ettiğini dile getirdi.
Kırşehir Kent Konseyi Başkanı Müfit Göçen, “Kırşehir bu projeyi istemiyor. Bizim nasıl yaşayacağımıza başkaları karar veremez. Bu madenler yarın bize felaket olarak dönebilir. Hukuki yollardan sonuna kadar direneceğiz,” dedi.
Kırşehir’i Koruma Platformu Başkanı Mustafa Düger ise şu değerlendirmede bulundu:
“Bu maden sahası, hem Ankara hem Kırşehir’in içme suyu kaynaklarının üzerinde. DSİ, kuyulardan su çekmelerine izin vermiyor. Buna rağmen Kapulukaya Barajı’ndan su almayı planlıyorlar. Ayrıca bölge aktif fay hattı üzerinde. 1938’de 6.7 büyüklüğünde deprem yaşanmış, fakat bu bilgi raporda bile yer almıyor.”
Kırşehir’deki çevre örgütleri, altın madeni projesinin yalnızca kenti değil, ülkenin tamamında su ve tarım alanlarını tehdit ettiğini vurguladı.
Kırşehir Belediyesi, TEMA Vakfı ve yerel çevre platformları, “Altın değil, doğa kazansın” çağrısıyla hukuk mücadelesini sürdürme kararlılığını yineledi.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir