İzmir Körfezi’nde 3.7 Büyüklüğünde Deprem: Foça Açıkları Sal...
İzmir Körfezi’nde 3.7 Büyüklüğ...
05:32Doğanın Süper Canlıları: En Hızlı, En Yavaş ve En Dayanıklı...
Doğanın Süper Canlıları: En Hı...
05:22İlk Şehirler Nerede Kuruldu? Eriha’dan Uruk’a İnsanlığın Yer...
İlk Şehirler Nerede Kuruldu? E...
01:04Son Depremler ve Afet Gündemi: 13 Haziran Cumartesi Risk Har...
Son Depremler ve Afet Gündemi:...
Avrupa genelinde yaz mevsimi artık yalnızca haziran, temmuz ve ağustos aylarıyla sınırlı değil. Yeni araştırmalar, başta Atina, Tiran ve Lizbon olmak üzere birçok Avrupa kentinin yılda 5 aya kadar süren aşırı sıcaklara maruz kaldığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu durum, şehirlerin iklim, sağlık ve altyapı yapısını köklü bir şekilde etkiliyor.
Gözde Özkan
EDİTÖR
Giriş: 07.07.2025 - 12:35
Güncelleme: 07.07.2025 - 12:35
Avrupa şehirlerinde yaz artık sadece bir mevsim değil, bir yaşam tarzı haline gelmeye başladı. Ancak bu yeni gerçeklik, kentleri iklim krizine karşı daha dayanıklı hale getirme zorunluluğunu beraberinde getiriyor. Özellikle Akdeniz bölgesindeki şehirler, sıcak dalgalarının süresi ve şiddeti açısından riskin merkezinde bulunuyor. Artan sıcaklıklar sadece çevreyi değil, insan sağlığını ve şehir hayatını da ciddi şekilde tehdit ediyor.Küresel sıcaklık artışıyla birlikte Avrupa şehirleri, 32 santigrat derecenin üzerindeki sıcaklıkların sonbaharda da devam ettiği uzun sıcak mevsimlerle karşı karşıya kalıyor. “Herkes için İklim Esnekliği” adlı sivil toplum kuruluşunun 2019–2023 yılları arasında yaptığı analiz, 85 şehirde sıcak mevsimlerin ortalama 214 gün sürdüğünü gösteriyor. Bu da yazın neredeyse yılın yarısına yayıldığı anlamına geliyor.
Atina: Yılda 145 gün boyunca 32°C üzeri sıcaklık
Tiran: 143 günle ikinci sırada
Lizbon: 136 günlük sıcak sezon
Madrid: 119 gün
Paris: 3 ayı aşan sıcak hava etkisi
Münih ve Varşova: Daha kısa ama dikkat çeken sıcak mevsimler
Bu şehirlerde sıcaklıkların mayıs ortasında başlayıp ekim ayına kadar devam ettiği görülüyor. Böylece geleneksel yaz mevsimi anlayışı neredeyse tamamen değişiyor.
Uzun süreli sıcak hava dalgaları sadece iklimsel bir sorun değil; aynı zamanda halk sağlığı açısından da ciddi bir tehdit. Aşırı sıcaklar özellikle şu gruplar için büyük risk oluşturuyor:
Yaşlılar
Kronik hastalığı olan bireyler
Düşük gelirli ve korunmasız nüfus grupları
Açık havada çalışanlar ve çocuklar
Sıcağa bağlı hastalıklar, uyku bozuklukları, kalp-damar problemleri, solunum sorunları ve hatta ölüm riskleri artıyor. Sağlık sistemleri bu artan yük karşısında yetersiz kalabiliyor.
Araştırma, “kentsel ısı adası etkisi” olarak bilinen durumun şehir merkezlerinde sıcaklığın artmasında önemli rol oynadığını vurguluyor. Beton yapılar, asfalt yollar, yüksek binalar ve yetersiz yeşil alanlar nedeniyle şehirler, çevresindeki kırsal alanlara göre çok daha fazla ısınıyor ve bu ısıyı gece boyunca tutabiliyor.
İklim değişikliğine karşı şehirlerin acilen bazı adımlar atması gerekiyor:
Kentsel yeşil alanların artırılması
Isıyı yansıtan ve tutmayan yeni bina tasarımları
Açık ve serin sığınak alanlarının oluşturulması
Erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi
Toplumun bilinçlendirilmesi ve eğitim kampanyaları
Ancak Herkes İçin İklim Dayanıklılığı CEO’su Kathy Baughman McLeod’a göre, mevcut politikalar bu tehdidin büyüklüğüne yanıt verecek düzeyde değil. Birçok ülkede aşırı sıcaklara yönelik stratejik planlama hâlâ eksik veya yetersiz durumda.Avrupa’da yaz mevsimi artık geleneksel sınırlarını aşıyor ve kentler neredeyse yılın yarısını 32 dereceyi aşan sıcaklıklarda geçiriyor. Bu durum, küresel ısınmanın etkilerini çok daha görünür hale getirirken, sağlık, ekonomi ve altyapı açısından da yeni riskleri beraberinde getiriyor. Uzmanlar, şehirlerin iklim değişikliğine uyum sağlayacak şekilde yeniden tasarlanması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde bu “yeni normal”, kent yaşamını giderek daha yaşanmaz hale getirebilir.Avrupa’daki büyük şehirler artık yaz mevsimini 2-3 ay değil, 4 ila 5 ay boyunca yaşıyor. Küresel ısınma ve iklim değişikliği, kentleri sadece sıcaklaştırmakla kalmıyor; sağlığı, sosyal hayatı ve altyapıyı da tehdit ediyor. Şehirlerin acilen daha dayanıklı, serin ve sürdürülebilir hale gelmesi gerekiyor. Aksi takdirde gelecekte “sıcak mevsim” değil, “sıcak yıl” kavramından bahsetmeye başlayabiliriz.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir