Türkiye’nin Endemik Bitki Haritası: En Zengin Bölgeler ve Kr...
Türkiye’nin Endemik Bitki Hari...
23:14DÖSİM 72 Sözleşmeli Personel Alacak: Başvurular 19 Haziran’d...
DÖSİM 72 Sözleşmeli Personel A...
22:44Samsun Kültür, Sanat ve Gastronominin Buluşma Noktası Olacak...
Samsun Kültür, Sanat ve Gastro...
21:52LÖSEV İyilikler Tırı Sakarya, Kocaeli ve İstanbul’un Ardında...
LÖSEV İyilikler Tırı Sakarya,...
Dizel jeneratörler, aynı miktarda enerji üreten gaz kazanlarına göre 48 kat daha fazla azot oksit salımına neden olabiliyor. Yeni bir araştırma, hava kirliliği kontrolü konusunda büyük kaynakların daha az denetlendiğini ortaya koydu.
Gözde Özkan
EDİTÖR
Giriş: 11.07.2025 - 10:23
Güncelleme: 11.07.2025 - 10:23
York Üniversitesi öncülüğünde gerçekleştirilen araştırma, azot oksit (NOx) emisyonlarının farklı sektörlerde nasıl yönetildiğini ortaya koydu. Sonuçlara göre, büyük motorlar ve endüstriyel sistemler, enerji başına küçük cihazlara kıyasla çok daha yüksek oranlarda zararlı gaz salımına izin veriyor.
Araştırmada, dizel jeneratörler, gemi motorları, uçaklar, ekskavatörler, yaprak üfleyiciler, gaz kazanları gibi çeşitli enerji üreten araçlar karşılaştırıldı. Buna göre:
Dizel jeneratörler, ev tipi gaz kazanlarına göre 48 kat daha fazla NOx emisyonuna yol açabiliyor.
Bir elektrik santrali, evdeki kombiden 10 kat daha fazla azot oksit yayabiliyor.
İnşaat makineleri, karayolu araçlarına göre 100 kata kadar daha fazla emisyon salabiliyor.
Bu durumun teknoloji yetersizliğinden değil, mevcut çevre düzenlemelerinin yetersizliğinden kaynaklandığı belirtildi.
Nakliye, havacılık, inşaat ve tarım makineleri gibi sektörler, NOx emisyonlarını sınırlayan en gevşek yasal denetimlere sahip. Örneğin bir ticaret gemisindeki dizel motor, jeneratör çalıştırırken aynı motorun diğer kullanım şekline kıyasla 5 kat daha fazla emisyon yapmasına izin veriliyor.
Yine biyokütleyle çalışan santrallerin veya halen kömür kullanan tesislerin de, gazla çalışan sistemlere göre daha fazla NOx üretmesine yasal olarak müsaade ediliyor.
Çalışmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise bu kirletici sistemlerin uzun yıllar boyunca kullanımda kalması. Ticari gemilerin ortalama yaşı 22 yıl olarak belirlenmiş durumda. 2018'de kullanılan İngiltere'deki dizel trenlerin %38’i ise herhangi bir emisyon sınırına tabi olmayan sistemlerden oluşuyor.
Bu da, bugünden atılacak sıkı adımların gelecekteki hava kalitesini doğrudan etkileyeceği anlamına geliyor.
Net sıfır hedefi kapsamında, karayolu taşımacılığı ve konut ısıtma sistemleri giderek elektriğe geçerken; havacılık ve denizcilik gibi sektörlerde biyoyakıt, hidrojen, amonyak gibi alternatiflere yönelim artıyor. Ancak bu yakıtların çoğu, azot oksit gibi hava kirliliği oluşturan gazlar üretmeye devam ediyor.
2050 yılına kadar
Küresel nakliye sektörünün iki katına,
Havacılığın ise üç katına çıkması bekleniyor.
Bu sektörlerdeki zayıf çevre regülasyonları, gelecekte hava kalitesi açısından büyük riskler doğurabilir.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir