Bin Yıllık Mirasın İzinde: Anadolu’nun Su Hikâyesi 2 Mayıs’t...
Bin Yıllık Mirasın İzinde: Ana...
23:25Kültürel Miras ve Ekoloji: Toprak, Gelenek ve Yaşamın Bütünl...
Kültürel Miras ve Ekoloji: Top...
23:20Doğanın Sessiz Kaybı: Yangınlar Yaban Hayatını Nasıl Vuruyor...
Doğanın Sessiz Kaybı: Yangınla...
23:15Tuzlu Su, Aşırı Sulama ve Sararma: Tarımda Kritik Sulama Sor...
Tuzlu Su, Aşırı Sulama ve Sara...
Deprem sonrası medya haberleri üzerine yapılan araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Bilimsel veri eksikliği ve dil ayrışması dikkat çekti.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 28.04.2026 - 10:36
Güncelleme: 28.04.2026 - 10:36
6 Şubat depremlerinin ardından medyanın rolü bir kez daha tartışma konusu olurken, yapılan akademik bir araştırma dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre, deprem gibi ortak bir felaket bile medyada ortak bir dil oluşturamadı.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahar Kayıhan’ın analizine göre, deprem sonrası ilk günlerde yayınlanan haberler, toplumu bilgilendirmekten çok ayrışmayı derinleştiren bir yapıya dönüştü.
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, deprem haberlerinde bilimsel bilginin neredeyse yok denecek kadar az olması oldu.
İncelenen içeriklerde:
Bu tablo, afet haberciliğinin temel işlevlerinden biri olan toplumu bilinçlendirme görevinin yeterince yerine getirilmediğini ortaya koydu.
Araştırmada öne çıkan bir diğer kritik detay ise haberlerde kimlere söz verildiği oldu.
Deprem uzmanları, şehir plancıları ve akademisyenler yerine:
daha fazla görünürlük kazandı.
Bu durum, afet haberciliğinin bilgi üretmek yerine dikkat çekmeye odaklandığı yönünde değerlendirmelere neden oldu.
Araştırma, medya dilindeki kutuplaşmayı da net şekilde ortaya koydu.
Farklı yayın organlarının:
tespit edildi.
Bu durum, deprem gibi bir felakette bile ortak bir toplumsal dilin oluşamadığını gösterdi.
Habercilikte görsel kullanımının etkisine dikkat çeken analizde, fotoğrafların da tarafsız olmadığı vurgulandı.
Bazı yayınlarda:
Bu farklılık, okurun algısını doğrudan etkileyen bir unsur olarak öne çıktı.
Araştırmada en dikkat çeken başlıklardan biri de etik ihlaller oldu.
Deprem sürecinde:
yayınlanarak insan onurunun ihlal edildiği vurgulandı.
Bu durum, afet haberciliğinde etik sınırların yeniden tartışılmasına neden oldu.
Deprem sonrası en çok öne çıkan içeriklerden biri “mucize kurtuluş” haberleri oldu.
Ancak bu durumun:
değerlendirildi.
Uzmanlara göre doğru afet haberciliği:
olmalı.
Haberciliğin yalnızca hız değil, sorumluluk odağında yapılması gerektiği vurgulanıyor.
Deprem, yalnızca binaların değil kurumların da dayanıklılığını test etti.
Ortaya çıkan tablo ise şu soruyu gündeme getirdi:
Afet sonrası sadece şehirler değil, habercilik anlayışı da yeniden inşa edilmeli mi?
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir