Kırsal Kalkınma Hibe Başvuruları Başladı: Tarım ve Teknoloji...
Kırsal Kalkınma Hibe Başvurula...
14:46Bakan Murat Kurum: “IEA ile COP31 Sürecinde Stratejik Ortakl...
Bakan Murat Kurum: “IEA ile CO...
14:45Bakan Murat Kurum Paris’te COP31 Temaslarını Sürdürdü: Enerj...
Bakan Murat Kurum Paris’te COP...
01:311 Mayıs Türkiye Hava Durumu: Kuvvetli Yağış Ve Fırtına Uyarı...
1 Mayıs Türkiye Hava Durumu: K...
Organ bağışının dinî açıdan sakıncalı olduğu yönündeki hurafeler can kaybettiriyor. Uzmanlara göre organ nakli hem bilimsel hem de ahlaki açıdan yaşatmanın en güçlü yolu.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 07.11.2025 - 07:19
Güncelleme: 07.11.2025 - 07:19
Türkiye’de ve dünyada her yıl binlerce hasta, yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide organ bağışı beklerken, sürecin önündeki en büyük engellerden biri hâlâ “Organ nakli günahtır” şeklindeki bilimsel temeli olmayan inançlar.
Araştırmacı Yazar Dr. Hülya İskenderoğlu Bahat, organ bağışıyla ilgili yanlış algıların hem dini açıdan hem de insani sorumluluk açısından ciddi bir sorun yarattığını vurguluyor. Bahat, modern tıp ile dini referanslar arasına çizilen yapay ayrımın doğru olmadığını belirterek şunları ifade ediyor:
“Maide Suresi 32. ayette, bir canı kurtarmanın bütün insanlığı kurtarmakla eşdeğer olduğu açıkça belirtilir. Bu hüküm, organ bağışının ne kadar büyük bir iyilik olduğunun en net ifadesidir.”
Bahat ayrıca Bakara Suresi 73. ayette geçen, bir canın başka bir parçayla yeniden hayata döndürülmesi anlatısının, bugün organ naklinin modern tıptaki karşılığıyla büyük bir paralellik taşıdığını belirtiyor.
Sağlık Bakanlığı’nın 2025 verilerine göre:
25 bin 245 kişi böbrek,
2 bin 650 kişi karaciğer,
1.477 kişi kalp nakli bekliyor.
Bu tablo, organ bağışı konusundaki önyargıların yalnızca bir düşünce değil, hayat kurtarmayı geciktiren çok somut bir engel olduğunu gösteriyor.
Her yıl 3–9 Kasım tarihleri arasında kutlanan Organ ve Doku Bağışı Haftası, toplumda farkındalığı artırmayı ve bağış konusundaki hurafeleri kırmayı amaçlıyor.
Dr. Hülya İskenderoğlu Bahat, organ bağışının hem bilimsel hem de ahlaki boyutunun doğru anlaşılması gerektiğini belirtiyor ve şu sözleri öne çıkarıyor:
“Aklı inkâr eden bir inanç, vicdanı susturan bir dindarlık insanı eksik bırakır. Organ bağışı yaşatmanın en kutsal yollarından biridir.”
Bahat, modern tıbbın sınırlarını genişleten uygulamalara da dikkat çekiyor. Yıllar önce Amerika’da gerçekleştirilen domuz kalbi nakli örneğini hatırlatarak, insanı yaşatma çabasının bilimsel ve etik açıdan önemini vurguluyor:
“‘Günahtır’ korkusuyla bir canı ölüme terk etmek, hem dinin mesajına hem de insani sorumluluğa aykırıdır. Yaşatmak kutsal bir görevdir.”
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir