Festivalden Kente: Kültür Yolu Rotaları Otel, Esnaf ve Gastr...
Festivalden Kente: Kültür Yolu...
02:05Nadir Elementler Çağı Başladı: Dünya Yeni Maden Tekeline mi...
Nadir Elementler Çağı Başladı:...
01:53En Zehirli 10 Hayvan: Küçük Canlılar Nasıl Bu Kadar Ölümcül...
En Zehirli 10 Hayvan: Küçük Ca...
01:41Aşırı Turizm Kültürel Mirası Tehdit Ediyor: Venedik’ten Mach...
Aşırı Turizm Kültürel Mirası T...
Uzmanlara göre stres, duygusal açlığı tetikliyor. Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, stres anında yeme davranışını kontrol etmenin yollarını anlattı.
Sümeyye Bilici
EDİTÖR
Giriş: 31.01.2026 - 01:08
Güncelleme: 31.01.2026 - 01:08
Uzmanlar, stresin bireylerde “duygusal açlık” olarak tanımlanan kontrolsüz yeme davranışlarını tetiklediğine dikkat çekiyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, farkındalık geliştirme ve sağlıklı başa çıkma yöntemlerinin duygusal açlığı yönetmede kritik rol oynadığını vurguluyor.
Modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, stres ve baskıyı günlük hayatın kaçınılmaz bir parçası hâline getirirken, bu durum bireylerin yalnızca ruhsal dengesini değil, beslenme alışkanlıklarını da olumsuz etkiliyor. Uzmanlara göre; kaygı, üzüntü, öfke ve sıkıntı gibi duygular yoğunlaştığında, fiziksel açlık hissi olmasa bile yiyeceklere yönelme eğilimi artıyor. Bu davranış “duygusal açlık” olarak adlandırılıyor.
Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, duygusal açlığın stresle başa çıkmak için sıklıkla kullanılan bir mekanizma olduğuna işaret ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Stres anında yemek yemek birçok kişi için otomatik bir rahatlama tepkisi hâline geliyor. Ancak duygusal açlık ile gerçek açlık arasındaki farkı ayırt edebilmek, hem fiziksel hem de psikolojik sağlık açısından büyük önem taşıyor. Kişi, duygularını tanıyıp yeme davranışını gözlemlemeye başladığında stresle daha sağlıklı yollarla baş etmeyi öğrenebilir.”
Uzmanlara göre duygusal açlık, farkındalığın azaldığı anlarda kontrolsüz yeme eğilimini artırıyor. Beyin, stres altında “ödül” arayışına girerek özellikle yüksek kalorili ve şekerli gıdalara yönelimi tetikliyor. Ancak bu geçici rahatlama hissi, çoğu zaman suçluluk, pişmanlık ve daha fazla stresle sonuçlanabiliyor.
Duygusal açlıkla mücadelede farkındalığın yanı sıra alternatif başa çıkma yöntemlerinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Şimşek, şunları söyledi:
“Fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, kısa yürüyüşler ve yaratıcı uğraşlar stresin bedensel etkilerini azaltır. Bu tür aktiviteler, kişinin duygusal olarak rahatlamasını sağlarken yemek yeme eğilimini de düşürür. Yoğun stres dönemlerinde bireyin kendisine iyi gelen etkinliklere zaman ayırması, kontrol duygusunu güçlendirir.”
Beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek, yemekle duygular arasındaki ilişkiyi fark etmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak; hem ruhsal hem de fiziksel dengeyi uzun vadede korumada önemli bir rol oynuyor.
Prof. Dr. Şimşek, duygusal açlıkla mücadelenin temel amacını şu sözlerle özetledi:
“Duygusal açlık, çoğu zaman bastırılmış duyguların dışa vurumudur. Burada amaç yemeği yasaklamak değil, bu davranışın altında yatan duyguları anlamak ve sağlıklı alternatiflerle dönüştürmektir. Duyguların farkına varmak ve bilinçli seçimler yapmak, hem zihinsel hem bedensel iyi oluşun temelidir.”
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir