Bin Yıllık Mirasın İzinde: Anadolu’nun Su Hikâyesi 2 Mayıs’t...
Bin Yıllık Mirasın İzinde: Ana...
23:25Kültürel Miras ve Ekoloji: Toprak, Gelenek ve Yaşamın Bütünl...
Kültürel Miras ve Ekoloji: Top...
23:20Doğanın Sessiz Kaybı: Yangınlar Yaban Hayatını Nasıl Vuruyor...
Doğanın Sessiz Kaybı: Yangınla...
23:15Tuzlu Su, Aşırı Sulama ve Sararma: Tarımda Kritik Sulama Sor...
Tuzlu Su, Aşırı Sulama ve Sara...
Uzman Dr. Murat Yaycı, bilimsel araştırmalara göre kronik ağrının uzun vadede hipertansiyon gelişimi için bağımsız bir risk faktörü olabileceğini belirtti.
Sümeyye Bilici
EDİTÖR
Giriş: 08.01.2026 - 17:17
Güncelleme: 08.01.2026 - 17:17
Atabay Medikal Direktörü Uzman Dr. Murat Yaycı, yeni bilimsel verilerin kronik ağrının hipertansiyon için bağımsız bir risk faktörü olabileceğine işaret ettiğini belirtti.
Atabay Medikal Direktörü Uzman Dr. Murat Yaycı, kronik ağrıların uzun vadede yüksek tansiyon gelişimiyle ilişkili olabileceğine dikkat çekti. Dr. Yaycı, “Yeni bilimsel veriler, kronik ağrının hipertansiyon açısından bağımsız bir risk faktörü olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor” dedi.
Hipertansiyon dergisinde yayımlanan ve yaklaşık 207 bin yetişkin bireyin değerlendirildiği “Kronik Ağrı, Hipertansiyonun Potansiyel Bir Nedeni (Chronic Pain Emerges as a Potential Driver of Hypertension)” başlıklı çalışmada, kronik ağrı ile hipertansiyon gelişimi arasındaki ilişki uzun dönemli takip verileriyle incelendi.
Araştırmada; yaş, cinsiyet, sigara ve alkol kullanımı, kolesterol ve kan şekeri düzeyleri ile bazı ilaç kullanımları gibi bilinen risk faktörleri dikkate alınarak analizler yapıldı. Elde edilen bulgular, kronik ağrının bu değişkenlerden bağımsız olarak hipertansiyon riskini artırdığını ortaya koydu.
Çalışma sonuçlarını değerlendiren Uzman Dr. Murat Yaycı, “Ağrının süresi uzadıkça ve vücutta etkilediği alan sayısı arttıkça, hipertansiyon gelişme riskinin de anlamlı biçimde yükseldiği görülüyor” ifadelerini kullandı.
Araştırmaya göre; kısa süreli ağrısı olan bireylerden başlayarak, vücudun belirli bölgelerinde kronik ağrı yaşayanlara ve yaygın, uzun süreli kronik ağrısı bulunanlara kadar hipertansiyon riski kademeli olarak artıyor. Özellikle birden fazla vücut bölgesini etkileyen ve şiddetli seyreden kronik ağrılarda riskin daha yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.
Çalışmada, kronik ağrının vücutta etkilediği alan sayısı arttıkça hipertansiyon riskinin de yükselmesi, bu ilişkiyi “doz–yanıt ilişkisi” olarak tanımlıyor.
Araştırmada, kronik ağrı ile hipertansiyon arasındaki ilişkinin bir bölümünün depresyon aracılığıyla ortaya çıktığı da gösterildi. Analizler, bu ilişkinin yaklaşık yüzde 11,7’sinin depresyonla bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
Bu bulguyu değerlendiren Uzman Dr. Murat Yaycı, “Kronik ağrı yaşayan bireylerde depresyonun sık görülmesi, ağrı ve hipertansiyon arasındaki ilişkinin anlaşılmasında önemli bir aracı faktör olarak öne çıkıyor” dedi.
Uzman yorumlarında, bazı kronik ağrı türlerinin sempatik sinir sistemini aktive ederek kan basıncını artırabileceği belirtiliyor. Öte yandan hipertansiyonun da uyku bozuklukları ve psikiyatrik durumlarla ilişkili olduğu, bu faktörlerin kronik ağrı ile çift yönlü bir etkileşim içinde olabileceği ifade ediliyor.
Bilimsel veriler, kronik ağrının yalnızca geçici bir yakınma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ve uzun vadede hipertansiyon gelişimi açısından önemli bir risk unsuru olabileceğini ortaya koyuyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir