Orman Yangınlarıyla Mücadelede Dron Dönemi: Adana’da İlk Kez...
Orman Yangınlarıyla Mücadelede...
19:07Prof. Dr. Osman Müftüoğlu Uyardı: Demans Tsunamisi Geliyor
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu Uyar...
18:56Sirkeci Garı’nda Büyük Dönüşüm: Ulaşım İşlevi Korunacak, Kül...
Sirkeci Garı’nda Büyük Dönüşüm...
18:48Bakan Kurum’dan Londra’da Cop31 Vizyonu: Elektrifikasyon, Di...
Bakan Kurum’dan Londra’da Cop3...
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Sabah gazetesindeki yazısında demans ve Alzheimer riskine dikkat çekti. Yaşlanan nüfus, yalnızlık, hareketsizlik, hipertansiyon, diyabet ve uyku sorunları beyin sağlığı açısından önemli riskler arasında gösteriliyor.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 22.06.2026 - 19:07
Güncelleme: 22.06.2026 - 19:07
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Sabah gazetesindeki yazısında demans ve Alzheimer riskine dikkat çekerek yaşlanan toplumlar için yeni dönemin en büyük sağlık mücadelelerinden birinin beyin yaşlanması olacağını vurguladı. Müftüoğlu’na göre demans yalnızca unutkanlık değil; aileleri, bakım sistemlerini, ekonomiyi ve toplum sağlığını etkileyen çok yönlü bir sorun.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Sabah gazetesindeki “Dikkat! Demans tsunamisi geliyor” başlıklı yazısında yaşlanan dünyanın karşı karşıya olduğu en ciddi sağlık sorunlarından birine dikkat çekti.
Müftüoğlu, demans ve Alzheimer’ın artık yalnızca bireysel bir sağlık problemi olarak değil, aileleri, bakım verenleri, sağlık sistemini, sosyal güvenliği ve ekonomiyi etkileyen büyük bir toplum sağlığı meselesi olarak ele alınması gerektiğini belirtti.
Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte beyin yaşlanmasının daha görünür hale geldiğini vurgulayan Müftüoğlu, önümüzdeki yıllarda demansın yalnızca tıbbi değil, sosyal ve ekonomik sonuçlarıyla da daha fazla gündeme geleceğini ifade etti.
Toplumda Alzheimer ve demansın çoğu zaman yalnızca “unutkanlık” olarak algılandığına dikkat çekiliyor. Ancak demans, kişinin yalnızca belleğini değil, bağımsız yaşam becerilerini, karar verme yetisini, sosyal ilişkilerini ve günlük hayatını da etkileyebiliyor.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun yazısında öne çıkan mesajlardan biri de bu noktada yoğunlaşıyor: Demans yalnızca hafıza hastalığı değil, aynı zamanda bir aile sınavı.
Çünkü hastalığın ilerleyen dönemlerinde bakım ihtiyacı artıyor. Bu süreçte yalnızca hasta değil; eşi, çocukları, yakın çevresi ve bakım verenler de fiziksel, psikolojik ve ekonomik yüklerle karşı karşıya kalabiliyor.
Demans riski yalnızca Avrupa ülkeleri için değil, Türkiye için de giderek daha önemli hale geliyor.
Türkiye’de nüfus yaşlanırken kentleşme, yalnızlık, hareketsizlik, obezite, diyabet, hipertansiyon, uyku bozuklukları ve sosyal izolasyon gibi faktörler de daha görünür hale geliyor.
Uzmanlara göre “unutkanlık yaşlılığın doğal sonucudur” düşüncesi, erken tanı ve farkındalık açısından ciddi bir engel oluşturabiliyor. Özellikle aynı soruların sık sık tekrar edilmesi, yeni bilgileri öğrenmede zorlanma, karar verme becerisinde belirgin zayıflama, günlük işleri planlamada güçlük ve sosyal hayattan çekilme gibi belirtiler dikkate alınmalı.
Demans ve Alzheimer için tamamen koruyucu veya hastalığı kökten ortadan kaldıran mucize bir yöntem bulunmuyor. Ancak bilimsel çalışmalar, bazı yaşam tarzı ve sağlık faktörlerinin demans riskini azaltmada etkili olabileceğini gösteriyor.
Yüksek tansiyonun kontrol altına alınması, diyabetin önlenmesi veya iyi yönetilmesi, sigaranın bırakılması, işitme kayıplarının tedavi edilmesi, obeziteyle mücadele edilmesi, depresyonun fark edilmesi, sosyal izolasyonun azaltılması, hava kirliliğiyle mücadele, düzenli fiziksel aktivite ve zihinsel uyarım beyin sağlığı açısından önemli başlıklar arasında yer alıyor.
Bu tablo, beyin yaşlanmasının yalnızca genetik kaderle açıklanamayacağını gösteriyor. Damar sağlığı, metabolik denge, uyku kalitesi, sosyal ilişkiler, hareketli yaşam ve zihinsel faaliyetler beyin sağlığının korunmasında önemli rol oynuyor.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun yazısında dikkat çektiği başlıklardan biri de beyin sağlığının gelecekte rutin sağlık kontrollerinin daha önemli bir parçası haline gelebileceği yönünde.
Bugün check-up programlarında kolesterol, kan şekeri, tansiyon ve karaciğer fonksiyonları gibi parametreler yaygın biçimde değerlendirilirken, önümüzdeki yıllarda beyin yaşlanması ve Alzheimer ile ilişkili biyobelirteçlerin de daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor.
Alzheimer ile ilişkili pTau217 gibi kan biyobelirteçleri ve beyin sağlığına yönelik yeni testler, erken farkındalık açısından önem taşıyabilir. Ancak bu testlerin hekim değerlendirmesi olmadan tek başına kesin tanı aracı olarak görülmemesi gerekiyor.
Son yıllarda yaşlanma bilimi, vücudun tek bir hızda yaşlanmadığını ortaya koyan araştırmalarla yeni bir döneme giriyor.
Nature Medicine’de yayımlanan yeni çalışmalarda, kan plazmasındaki protein imzaları üzerinden farklı hücre tiplerinin biyolojik yaşlanma hızlarının analiz edilebileceği gösteriliyor. Bu yaklaşım, gelecekte beyin hücreleri, kas hücreleri, bağışıklık sistemi ve damar sağlığı gibi alanlarda daha kişiselleştirilmiş risk değerlendirmelerinin yapılabileceğine işaret ediyor.
Bu araştırmalar henüz günlük tıbbi uygulamalarda yaygın kullanılan tanı araçları anlamına gelmese de Alzheimer, demans ve diğer yaşlanma ilişkili hastalıkların daha erken dönemde anlaşılması için umut verici bir bilimsel alan oluşturuyor.
Demansla mücadelede yalnızca hastanelerin değil, evlerin, ailelerin ve günlük yaşam alışkanlıklarının da önemli olduğu belirtiliyor.
Düzenli yürüyüş, kaliteli uyku, tansiyonun kontrol edilmesi, kan şekeri dengesinin korunması, sigaradan uzak durulması, sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi ve zihinsel olarak aktif kalmak beyin sağlığı açısından öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun yazısında vurgulanan yaklaşım, beyin sağlığının yalnızca ileri yaşlarda değil, orta yaşlardan itibaren korunması gerektiğini gösteriyor.
Yazıda yer verilen başlıklardan biri de kreatin desteği ve beyin enerjisi ilişkisi oldu.
Kreatin, kas sağlığı ve hücresel enerji metabolizması üzerindeki etkileri nedeniyle uzun süredir araştırılan bir molekül olarak biliniyor. Yaşlanma sürecinde kas kaybı, enerji üretimindeki azalma ve zihinsel yorgunluk gibi başlıklarla birlikte değerlendiriliyor.
Ancak kreatinin Alzheimer veya Parkinson için bir tedavi yöntemi olmadığı özellikle vurgulanmalı. Takviye kullanımı, kişinin yaşı, böbrek fonksiyonları, mevcut hastalıkları ve kullandığı ilaçlar dikkate alınarak hekim kontrolünde değerlendirilmelidir.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun yazısında öne çıkan pratik başlıklardan biri de “sandalyeden kalkma testi” oldu.
Bu basit test, kişinin kas gücü, denge kapasitesi, koordinasyonu ve biyolojik yaşlanma süreci hakkında fikir verebilir. Standart bir sandalyeye oturup kolları göğüste çaprazlayarak 30 saniye içinde kaç kez kalkıp oturulabildiğinin ölçülmesi, özellikle ileri yaş gruplarında kas rezervi açısından uyarıcı olabilir.
Kas sağlığı, yalnızca hareket kabiliyeti için değil; düşme riskinin azaltılması, metabolik sağlık, bağımsız yaşam ve beyin sağlığı açısından da önemli görülüyor.
Yazıda dikkat çekilen bir diğer konu ise horlama ve uyku apnesi oldu.
Horlama her zaman masum bir ses olmayabilir. Uyku sırasında nefesin tekrar tekrar durması, kandaki oksijen seviyesinin düşmesine ve beynin gece boyunca sık sık alarma geçmesine neden olabilir.
Uyku apnesi; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, diyabet ve bilişsel sağlık sorunlarıyla ilişkili olabileceği için özellikle yüksek sesle horlama, gece nefes durması ve gündüz aşırı uyuklama gibi belirtiler varsa uzman değerlendirmesi önem taşır.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun uyarısı, yaşlanan toplumlarda sağlık gündeminin giderek değiştiğini gösteriyor.
Önümüzdeki yıllarda yalnızca kaç yıl yaşadığımız değil, hangi organlarımızın nasıl yaşlandığı, beynimizin ne kadar dirençli kaldığı, kaslarımızın ne kadar güçlü olduğu ve sosyal yaşamımızın ne kadar canlı sürdüğü daha fazla önem kazanacak.
Demans ve Alzheimer ile mücadelede erken farkındalık, yaşam tarzı değişiklikleri, düzenli sağlık kontrolleri, aile desteği ve toplum temelli sağlık politikaları belirleyici olacak.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir