Bakan Murat Kurum: “IEA ile COP31 Sürecinde Stratejik Ortakl...
Bakan Murat Kurum: “IEA ile CO...
14:45Bakan Murat Kurum Paris’te COP31 Temaslarını Sürdürdü: Enerj...
Bakan Murat Kurum Paris’te COP...
01:311 Mayıs Türkiye Hava Durumu: Kuvvetli Yağış Ve Fırtına Uyarı...
1 Mayıs Türkiye Hava Durumu: K...
01:30Türkiye’den Yenilenebilir Enerjide Rekor: Elektrik Üretimini...
Türkiye’den Yenilenebilir Ener...
Uzman Nebahat Şen, aşırı koruyucu ebeveyn tutumlarının çocuklarda kaygıyı artırabileceğini belirterek duygusal dayanıklılığın önemine dikkat çekti.
Sümeyye Bilici
EDİTÖR
Giriş: 27.04.2026 - 23:34
Güncelleme: 27.04.2026 - 23:34
İstanbul Rumeli Üniversitesi Çocuk Gelişimi Programı Öğretim Görevlisi Nebahat Şen, son yıllarda çocuklarda artan kaygı düzeyinin ebeveyn tutumlarıyla yakından ilişkili olduğunu belirterek, aşırı koruyucu yaklaşımın çocukların duygusal gelişimini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.
Çocukları tüm risklerden uzak tutmanın sağlıklı bir çözüm olmadığını vurgulayan Şen, “Önemli olan, çocuklara zorluklarla baş edebilecek beceriler kazandırmaktır” dedi. Kaygının tamamen olumsuz bir duygu olmadığını ifade eden Şen, belirli düzeyde kaygının çocukların çevreyi tanımasına ve riskleri fark etmesine yardımcı olduğunu, ancak sürekli hale geldiğinde müdahale edilmesi gerektiğini söyledi.
Kaygı Davranışlarla Ortaya Çıkıyor
Çocukların kaygıyı çoğu zaman sözlü olarak ifade edemediğini belirten Şen, bu durumun davranışlara yansıdığına dikkat çekti. Ani öfke, içe kapanma, ayrılma güçlüğü, uyku ve yeme sorunları ile tırnak yeme ve fiziksel şikayetlerin kaygının yaygın belirtileri arasında yer aldığını ifade etti. Okul ortamında ise derse katılımda isteksizlik ve hata yapma korkusunun öne çıktığını kaydetti.
Aşırı Koruma Baş Etme Becerilerini Zayıflatıyor
Ebeveynlerin iyi niyetle sergilediği aşırı koruyucu tutumun uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirten Şen, çocukların kendi deneyimlerini yaşamasının önemine işaret etti. Çocuğun yerine karar vermek ve sorunları onun adına çözmenin, kısa vadede güven hissi yaratsa da uzun vadede bağımsızlık gelişimini engellediğini söyledi.
Duygusal Dayanıklılık Geliştirilebilir
Şen, duygusal dayanıklılığın öğrenilebilen bir beceri olduğunu belirterek, “Dayanıklı çocuklar kaygı yaşamayan değil, kaygıyla baş etmeyi öğrenmiş çocuklardır” dedi. Hayal kırıklığıyla başa çıkabilme, duyguları ifade edebilme ve problem çözme becerilerinin bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti.
Toplumsal Etkenler de Rol Oynuyor
Çocuklardaki kaygının yalnızca aile içi faktörlerle sınırlı olmadığını vurgulayan Şen, eğitim sistemi, medya içerikleri ve sosyal beklentilerin de etkili olduğunu belirtti. Güçlü bireyler yetiştirmenin yolunun, çocukları tüm zorluklardan korumak değil, karşılaştıkları sorunlarla baş edebilecek beceriler kazandırmak olduğunu sözlerine ekledi.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir