Son Depremler: Türkiye’de En Büyük Deprem Denizli’de Kaydedi...
Son Depremler: Türkiye’de En B...
01:16Ankara ve İç Anadolu'da Yağış Etkili Olacak: İşte İl İl Hava...
Ankara ve İç Anadolu'da Yağış...
21:5712 İlden Öğrenciler, 94 Ülkeden Kültürel Miras: Büyük Festiv...
12 İlden Öğrenciler, 94 Ülkede...
21:47Kastamonu Üniversitesi'nden Çevre Dostu Radyasyon Kalkanı Ar...
Kastamonu Üniversitesi'nden Çe...
Varis neden oluşur, hangi evrede tehlikelidir, derin ven yetmezliği ile farkı nedir, lazer ve köpük tedavisi gerçekten işe yarar mı? Türkiye’de tahmini vaka yükü, CEAP evrelemesi, ameliyat sayıları, pıhtı ve ülser riski, hormon etkisi, spor ve uçuş rehberi ile en kapsamlı sağlık dosyası.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 20.02.2026 - 00:27
Güncelleme: 20.02.2026 - 00:27
Kronik venöz yetmezlik (KVY) ve varis, erişkin nüfusta en sık görülen kronik damar hastalıkları arasındadır. Uluslararası epidemiyolojik veriler erişkinlerin %20–35’inde farklı derecelerde venöz yetmezlik bulunduğunu göstermektedir. Türkiye’nin nüfus yapısı dikkate alındığında 15 milyondan fazla erişkinde klinik ya da subklinik venöz hastalık olabileceği öngörülmektedir.
Kadınlarda görülme oranı erkeklere göre yaklaşık 1,5–2 kat daha yüksektir. 50 yaş üstü grupta oran %40’lara yaklaşabilir. Obezite, hareketsizlik, uzun çalışma saatleri ve masa başı işlerin artışı bu oranları yukarı taşımaktadır.
Varis yalnızca estetik bir sorun değildir. İleri evrede cilt değişiklikleri, kronik yara ve iş gücü kaybına yol açabilir. Avrupa ülkelerinde venöz hastalıkların toplam sağlık harcamalarının %1–2’sini oluşturduğu bildirilmektedir. Türkiye’de resmi net maliyet analizi sınırlı olsa da kronik yara bakımının ve tekrarlayan girişimlerin önemli ekonomik yük oluşturduğu bilinmektedir.
Bacak toplardamarları kanı yerçekimine karşı kalbe taşır. Bu taşıma üç ana mekanizmaya dayanır:
Tek yönlü venöz kapakçıklar
Baldır kas pompası
Göğüs içi negatif basınç
Kapakçıklar zayıfladığında kan geri kaçar (reflü). Reflü süresi 0,5 saniyenin üzerine çıktığında patolojik kabul edilir. Reflü arttıkça venöz hipertansiyon gelişir. Uzun süreli venöz hipertansiyon:
Damar genişlemesi
Kapiller sızıntı artışı
Doku ödemi
İnflamasyon
Ciltte pigmentasyon ve fibrozis
ile sonuçlanır. İleri aşamada mikro dolaşım bozulur ve ülser oluşabilir.
C0: Klinik bulgu yok
C1: Kılcal damar genişlemesi
C2: Belirgin varis
C3: Ödem
C4a: Pigmentasyon, egzama
C4b: Lipodermatoskleroz
C5: İyileşmiş ülser
C6: Aktif ülser
Türkiye’de başvuruların büyük bölümü C2–C3 evresindedir. C4 ve üzeri evreler genellikle geç kalınmış vakalardır.
Aile öyküsü (iki ebeveynde varis varsa risk %60’a kadar çıkabilir)
Uzun süre ayakta çalışma
Uzun süre oturarak çalışma
Obezite
Gebelik
Hormonal faktörler
İleri yaş
Geçirilmiş derin ven trombozu
Öğretmenler, hemşireler, güvenlik görevlileri, kuaförler, banka çalışanları ve fabrika işçileri riskli gruplar arasında yer alır.
Yüzeyel yetmezlik cilt altındaki safen sistemini etkiler. Varisin büyük kısmı bu gruptadır.
Derin ven yetmezliği ise genellikle geçirilmiş pıhtı sonrası gelişir ve daha ciddi dolaşım bozukluğu yaratır.
Derin sistem etkilenmişse tedavi seçenekleri sınırlanabilir ve multidisipliner yaklaşım gerekir.
Lenfödemde:
Şişlik daha serttir
Ayak sırtı tutulur
Deri kalınlaşması belirgindir
Variste:
Şişlik gün içinde artar
Sabah azalabilir
Ciltte venöz pigmentasyon eşlik eder
Varis ağrısı tipik olarak:
Gün sonunda artar
Uzun süre ayakta kalınca belirginleşir
Bacak yükseltilince azalır
Yanma ve dolgunluk hissi eşlik eder
Kas ağrısı ise hareketle artar ve lokal hassasiyet gösterir.
Tanının temel taşı Doppler ultrasonografidir. Bu yöntem:
Reflü süresini ölçer
Damar çapını belirler
Derin sistemi değerlendirir
Pıhtı varlığını gösterir
Tedavi planı doppler bulgularına göre yapılır.
Günlük yürüyüş
Kilo kontrolü
Hareketsizlikten kaçınma
Varis çorabı semptom kontrolünde etkilidir.
Başarı oranı %85–95 aralığında bildirilmektedir.
Genellikle 1–3 seans yeterlidir.
Geniş ve karmaşık anatomilerde uygulanır.
Safen ven çapı 4–5 mm üzerinde ve reflü süresi uzunsa tedavi planlanabilir. Ancak klinik tablo belirleyicidir.
Yüzeyel tromboflebit riski %3–10 aralığında bildirilmiştir.
Derin ven trombozu daha nadirdir ancak eşlik eden risk faktörleri varsa artabilir.
İleri evre kronik venöz yetmezlikte ülser gelişimi %3–5 oranındadır. Ülser tedavisi aylar sürebilir.
Her gün 30 dakika tempolu yürüyüş
Günde 3 set 20 tekrar topuk kaldırma
Ayak bileği pompalama egzersizi
Akşam 15 dakika bacak elevasyonu
Günlük tuz tüketimi 5 gramın altında tutulmalıdır.
Lifli beslenme kabızlığı azaltarak karın içi basıncı düşürür.
Sıcak su, sauna ve hamam damar genişlemesine neden olur ve semptomları geçici artırabilir. Uzun süreli maruziyet önerilmez.
4 saatten uzun yolculuklarda:
Saatte bir kalkmak
Ayak egzersizi yapmak
Yeterli sıvı almak
önerilir.
Östrojen damar duvarı elastikiyetini etkileyebilir. Doğum kontrol hapı kullanımı bireysel risk değerlendirmesi gerektirir.
Erkeklerde oran daha düşüktür. Testosteronun doğrudan varis yapıcı etkisi net değildir.
Kontrollü egzersiz koruyucudur. Aşırı ağır kaldırma semptomu artırabilir.
Akut pıhtı
Şiddetli arter hastalığı
Derin sistem baskın yetmezlik
Tedavi edilen damar kapanır. Ancak genetik yatkınlık nedeniyle yeni segmentlerde genişleme görülebilir.
Varis özellikle genç bireylerde estetik kaygı ve özgüven azalmasına neden olabilir. Bu durum başvuru nedenleri arasında önemli yer tutar.
Kronik yara bakımı ve tekrarlayan girişimler sağlık sistemi üzerinde maliyet oluşturur. Erken tedavi maliyetleri azaltabilir.
At kestanesi: Hafif semptom azaltıcı
Diosmin–hesperidin: Ödem ve ağrı desteği
Üzüm çekirdeği: Antioksidan
Kanıt düzeyi semptom kontrolü ile sınırlıdır.
Varis ve kronik venöz yetmezlik Türkiye’de yaygın, ilerleyici ve ekonomik yük oluşturan bir damar hastalığıdır. CEAP evrelemesi ve doppler değerlendirmesi tedavi planının temelidir. Modern minimal invaziv yöntemler yüksek başarı oranı sunar. Erken tanı, yaşam tarzı düzenlemesi ve uygun tedavi komplikasyon riskini azaltır.
Bu içerik bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi süreçlerinde kişisel değerlendirme esastır. Sağlıkla ilgili durumlarda bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı ve uzman hekimin değerlendirmesini esas almanızı öneriyoruz.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir