Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim

Paylaş

NSosyal

Tarım ve Gıda Sistemlerindeki Riskler İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Ajandasını Yeniden Şekillendiriyor

Tarım ve gıda sistemlerindeki iklim ve su riskleri iş dünyasını dönüştürüyor. SKD Türkiye, COP31 hazırlıkları kapsamında sürdürülebilirlik ve çözüm yollarını ele aldı.

Sümeyye Bilici Sümeyye Bilici EDİTÖR Giriş: 24.04.2026 - 23:01 Güncelleme: 24.04.2026 - 23:01
Tarım ve Gıda Sistemlerindeki Riskler İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Ajandasını Yeniden Şekillendiriyor

İklim değişikliği, su stresi ve ekosistem kayıpları, tarım ve gıda sistemlerini giderek daha kırılgan hale getirirken, iş dünyası da bu risklere karşı yeni bir dönüşüm süreciyle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlara göre şirketlerin sürdürülebilirlik hedefleri artmasına rağmen, uygulamaların sahaya yansıması sınırlı kalıyor.

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği’nin (SKD Türkiye) COP31 hazırlıkları kapsamında düzenlediği üçüncü webinar oturumunda, tarım ve gıda sistemlerindeki riskler ile çözüm önerileri ele alındı. Oturumda, risklerin doğru ölçülmesi, havza bazlı yönetim yaklaşımlarının güçlendirilmesi ve sektörler arası entegrasyonun hızlandırılması gerektiği vurgulandı.

Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği hazırlıkları sürerken, tarım ve gıda sistemleri iklim krizinin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Kuraklık, su döngüsündeki bozulmalar ve doğa kaybı, sektör üzerindeki baskıyı artırırken; bu alanın dönüşümü hem iklim hedefleri hem de gıda güvenliği açısından önem taşıyor.

SKD Türkiye’nin 109 üye şirketle gerçekleştirdiği araştırmaya göre, şirketlerin yüzde 68’i sürdürülebilirliği yönetim kurulu düzeyinde sahiplenirken, yalnızca yüzde 33’ünün bu alana özel bütçe ayırdığı görülüyor. Şirketlerin yüzde 69’u su yönetimi hedefi belirlemiş olsa da bu hedefler çoğunlukla yalnızca tesis içi operasyonlarla sınırlı kalıyor. Uzmanlar, asıl etkin çözümün havza bazlı ve bütüncül yaklaşımlarla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor.

Tedarik zinciri tarafında ise önemli bir kırılma yaşanıyor. Şirketlerin büyük bölümü doğrudan kontrol edebildikleri alanlara odaklanırken, gıda sistemlerinin en büyük risklerini barındıran tedarik zinciri (Scope 3) yeterince şeffaf şekilde yönetilemiyor. Veri eksikliği ve dijitalleşme yatırımlarının sınırlı olması bu süreci zorlaştırıyor.

Webinar kapsamında düzenlenen panelde konuşan SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Duygu Yılmaz, tarım ve gıda sistemlerindeki dönüşümün yalnızca sektörel bir tercih değil, küresel iklim hedeflerine ulaşmanın temel koşulu olduğunu belirtti. Yılmaz, daha az kaynakla, doğayla uyumlu ve dirençli üretim modellerine geçişin zorunlu hale geldiğini ifade etti.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ise tarım sektörünün küresel tatlı su kullanımının yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğunu hatırlatarak, Türkiye’de bu oranın daha yüksek olduğuna dikkat çekti. Selışık, modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması ve çiftçilerin yeni düzenlemelere uyumunun desteklenmesinin kritik olduğunu vurguladı.

Panelde ayrıca özel sektör temsilcileri de sürdürülebilir tarım uygulamalarına ilişkin deneyimlerini paylaştı. Yenileyici tarım, veri temelli üretim modelleri, su verimliliği ve izlenebilirlik gibi başlıkların önümüzdeki dönemde sektörün ana dönüşüm alanları olacağı ifade edildi.

SKD Türkiye’nin COP31 Webinar Serisi’nin, farklı sektörleri bir araya getirerek iklim ve doğa odaklı dönüşüme katkı sağlamayı sürdüreceği belirtildi.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:



Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !