Nadir Elementler Çağı Başladı: Dünya Yeni Maden Tekeline mi...
Nadir Elementler Çağı Başladı:...
01:53En Zehirli 10 Hayvan: Küçük Canlılar Nasıl Bu Kadar Ölümcül...
En Zehirli 10 Hayvan: Küçük Ca...
01:41Aşırı Turizm Kültürel Mirası Tehdit Ediyor: Venedik’ten Mach...
Aşırı Turizm Kültürel Mirası T...
23:35Bugün Hava Nasıl Olacak? 15 Haziran Pazartesi İl İl Hava Dur...
Bugün Hava Nasıl Olacak? 15 Ha...
Tarım ve gıda sistemlerindeki iklim ve su riskleri, iş dünyasının sürdürülebilirlik ajandasını değiştiriyor. SKD Türkiye, çözüm yollarını COP31 webinarında ele aldı.
Sümeyye Bilici
EDİTÖR
Giriş: 23.04.2026 - 00:40
Güncelleme: 23.04.2026 - 00:40
Artan iklim krizi, su stresi ve ekosistem kaybı, tarım ve gıda sistemlerini daha kırılgan hale getirirken iş dünyasının sürdürülebilirlik ajandasında da önemli değişimlere yol açıyor. Şirketler risklerin farkında olsa da finansman, veri ve uygulama ölçeğinde dönüşüm ihtiyacı devam ediyor. Araştırmalara göre şirketlerin yüzde 69’u su yönetimi hedefi belirlemiş olsa da bu hedefler çoğunlukla yalnızca iç operasyonlarla sınırlı kalıyor.
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), COP31 hazırlıkları kapsamında gerçekleştirdiği üçüncü webinar oturumunda, tarım ve gıda sistemlerindeki riskleri ve çözüm önerilerini ele aldı. “Tarım ve Gıda Güvenliği: Dayanıklılık, Verimlilik ve Doğa Pozitif Ekonomi” temasıyla düzenlenen etkinlikte, havza bazlı yönetim, veri odaklı yaklaşım ve iş birliklerinin önemi vurgulandı.
Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte tarım ve gıda sistemleri, iklim müzakerelerinin ve küresel ekonomik politikaların merkezinde yer alıyor. Kuraklık, su döngüsündeki bozulma ve toprak sağlığındaki gerileme, sektörün en önemli riskleri arasında gösteriliyor.
SKD Türkiye’nin 109 üye şirketle yaptığı araştırma, sürdürülebilirliğin yönetim seviyesinde güçlü şekilde sahiplenildiğini ancak uygulamada eksiklikler bulunduğunu ortaya koyuyor. Şirketlerin yüzde 68’i sürdürülebilirliği yönetim kurulu düzeyinde ele alırken, yalnızca yüzde 33’ünün bu alana özel bütçe ayırdığı görülüyor.
En kritik sorunlardan biri ise tedarik zinciri yönetimi olarak öne çıkıyor. Tarımın merkezde olduğu Scope 3 emisyonlarının yönetimi, veri eksikliği ve dijitalleşme yetersizliği nedeniyle sınırlı kalıyor. Uzmanlara göre tarım ve gıda sistemlerinde dönüşümün hızlanması için veri, finansman ve iş birliklerinin güçlendirilmesi gerekiyor.
Webinarda konuşan SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Duygu Yılmaz, tarım ve gıda sistemlerinin dönüşümünün iklim hedefleri açısından kritik olduğunu belirterek, “Bu dönüşüm yalnızca sektörel değil, küresel bir zorunluluk. Daha az kaynakla, doğayla uyumlu üretim modellerine geçmeliyiz” dedi.
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ise tarımın küresel su kullanımındaki payına dikkat çekerek, Türkiye’de suyun büyük bölümünün tarımsal sulamada kullanıldığını vurguladı. Selışık, modern sulama yöntemleri ve çiftçi desteklerinin gıda güvenliği açısından kritik olduğunu ifade etti.
Etkinlikte ayrıca özel sektör temsilcileri, sürdürülebilir tarım, yenileyici üretim modelleri ve veri temelli finansman yaklaşımlarına dair uygulama örneklerini paylaştı. Uzmanlar, tarım ve gıda sistemlerinde dayanıklılığın artırılması için kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine vardı.
COP31 Webinar Serisi’nin, farklı sektörlerden paydaşları bir araya getirerek Türkiye’nin iklim ve sürdürülebilirlik dönüşümüne katkı sağlamaya devam edeceği belirtildi.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir