Sibel Can 23 Temmuz’da Harbiye’de: Konser Saati Ve Bilet Bil...
Sibel Can 23 Temmuz’da Harbiye...
16:36Nilüfer Senfonik Geceler Harbiye’de: Konser Saati Ve Bilet B...
Nilüfer Senfonik Geceler Harbi...
16:30Şevval Sam Harbiye’de, Kneecap KüçükÇiftlik Park’ta
Şevval Sam Harbiye’de, Kneecap...
16:22Pink Martini 22 Temmuz’da Harbiye’de: Konser Saati Ve Bilet...
Pink Martini 22 Temmuz’da Harb...
Naci Görür’ün Marmara uyarısına Şener Üşümezsoy itiraz etti. İstanbul depremi, Silivri-Kumburgaz fayı ve uzmanların farklı görüşleri.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 19.07.2026 - 13:30
Güncelleme: 19.07.2026 - 13:30
Marmara Bölgesi’nde beklenen olası depremle ilgili açıklamalar yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşti. Prof. Dr. Naci Görür’ün Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey koluna ilişkin uyarısına Prof. Dr. Şener Üşümezsoy karşı çıktı. İki uzmanın İstanbul çevresindeki fayların yapısı ve üretebileceği deprem büyüklüğü hakkındaki farklı değerlendirmeleri kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı.
Tartışmayı Hangi Deprem Başlattı?
Tartışma, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi açıklarında meydana gelen 3.9 büyüklüğündeki depremden sonra yapılan açıklamalarla başladı.
Naci Görür, sarsıntının Küçükkuyu Fayı üzerinde gerçekleştiğini belirterek bu bölgenin Kuzey Anadolu Fayı’nın güney kolu olarak değerlendirildiğini söyledi. Görür, Marmara Bölgesi’nin gerilim altında olduğunu ve büyük depremin kuzey kolda beklendiğini ifade etti.
Açıklamada kullanılan “tez zamanda” ifadesi sosyal medyada ve arama motorlarında geniş yankı buldu.
Naci Görür Ne Dedi?
Naci Görür, Küçükkuyu çevresindeki küçük ve sığ depremin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilmesinden ziyade, Marmara’daki genel tektonik hareketliliğin bir göstergesi olduğunu belirtti.
Görür’ün değerlendirmesinde öne çıkan nokta, Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içerisindeki kuzey kolunda büyük deprem tehlikesinin devam ettiği görüşü oldu.
Ancak “tez zamanda” ifadesi bir gün, ay veya yıl verilmiş kesin deprem tahmini anlamına gelmiyor. Bilimsel olarak depremlerin gerçekleşeceği kesin zamanı önceden belirleyen güvenilir bir yöntem bulunmuyor.
Şener Üşümezsoy Neye İtiraz Etti?
Şener Üşümezsoy ise büyük deprem beklentisinin hangi fay segmentine ve hangi bilimsel verilere dayandırıldığının açık biçimde ortaya konulması gerektiğini savundu.
Üşümezsoy, Marmara Denizi’ndeki bütün fayların tek ve kesintisiz bir hat gibi değerlendirilmesine karşı çıkıyor. İstanbul’un güneyindeki fayların farklı segmentlerden oluştuğunu belirten Üşümezsoy, bu parçaların aynı anda kırılarak 7’nin üzerinde deprem oluşturacağı görüşüne katılmıyor.
Ayrıca küçük depremlerin doğrudan büyük bir depremin habercisi olarak sunulmasının toplumda gereksiz endişeye yol açabileceğini ifade ediyor.
Silivri-Kumburgaz Hattı İçin Hangi Büyüklüğü Verdi?
Şener Üşümezsoy, Silivri ile Kumburgaz arasında deprem üreten bir fay bulunduğunu ve bu hattın 6 ile 6.5 aralığında deprem oluşturabileceğini söyledi.
Buna karşılık Büyükçekmece’den Yeşilköy’e kadar uzanan kesimde aynı özellikte aktif bir fay bulunmadığını savundu. Üşümezsoy, 23 Nisan 2025’te meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin Silivri-Kumburgaz segmentinin önemli bir bölümündeki gerilimi boşalttığını öne sürdü.
Bu değerlendirmeden hareketle İstanbul için dile getirilen 7 ve üzerindeki deprem senaryolarına katılmadığını belirtti. Bu açıklamalar Üşümezsoy’un bilimsel görüşünü yansıtıyor; kesinleşmiş bir deprem tahmini olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
İki Uzmanın Görüşü Neden Farklı?
Görüş ayrılığının temelinde Marmara Denizi’nin altındaki fayların nasıl haritalandırıldığı ve hangi segmentlerin birlikte kırılabileceği sorusu bulunuyor.
Deprem büyüklüğü tahminlerinde şu veriler değerlendiriliyor:
Bilim insanları aynı verileri farklı modellerle yorumlayabildiği için olası depremin yeri ve büyüklüğü konusunda farklı sonuçlara ulaşabiliyor.
“Tez Zamanda” İfadesi Ne Anlama Geliyor?
Deprem bilimi açısından “yakın zaman” veya “tez zamanda” gibi ifadeler günlük takvimden çok daha geniş bir dönemi anlatabilir. Bu nedenle söz konusu açıklamanın İstanbul’da belirli bir gün veya hafta içerisinde deprem olacağı şeklinde yorumlanması doğru değil.
Bugünkü bilimsel imkânlarla bir depremin kesin günü, saati ve büyüklüğü önceden açıklanamıyor. Uzmanlar ancak belirli bölgeler için tehlike, olasılık ve risk değerlendirmesi yapabiliyor.
Malatya’daki 5.0 Büyüklüğündeki Deprem Ne Anlama Geliyor?
Deprem tartışmasının sürdüğü sırada Malatya’nın Battalgazi ilçesinde de 5.0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. AFAD verilerine göre 18 Temmuz 2026 saat 06.20’de kaydedilen sarsıntının derinliği 15.59 kilometre olarak ölçüldü.
Deprem Malatya’nın yanı sıra Elazığ, Adıyaman, Tunceli ve Şanlıurfa’da da hissedildi. İlk saha taramalarında can kaybı veya yaralanma bildirilmedi.
Malatya’daki deprem farklı bir tektonik bölgede meydana geldiği için bu sarsıntı, İstanbul’da yakın zamanda deprem olacağının göstergesi olarak değerlendirilemez.
İstanbul’da Büyük Deprem Olacak Mı?
İstanbul ve Marmara Bölgesi’nin deprem tehlikesi altında olduğu bilimsel araştırmalarla biliniyor. Buna karşılık depremin zamanı, kırılacak segment ve ortaya çıkabilecek büyüklük konusunda uzmanlar arasında farklı modeller bulunuyor.
Bu nedenle tartışmayı yalnızca “deprem olacak” veya “deprem olmayacak” şeklinde iki seçeneğe indirgemek yanıltıcı olabilir. Depremin oluşturacağı kaybı belirleyen unsurlar arasında bina dayanıklılığı, zemin koşulları, yapı yoğunluğu ve hazırlık düzeyi de bulunuyor.
Vatandaşlar Ne Yapmalı?
Uzmanlar arasındaki görüş ayrılığı, deprem hazırlıklarının ertelenmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Vatandaşların sosyal medyadaki doğrulanmamış deprem tahminleri yerine resmi kurumların açıklamalarını takip etmesi önem taşıyor.
Binaların dayanıklılığının kontrol ettirilmesi, ağır eşyaların sabitlenmesi, aile afet planı hazırlanması, toplanma alanlarının öğrenilmesi ve temel ihtiyaçları içeren deprem çantası oluşturulması alınabilecek başlıca önlemler arasında yer alıyor.
Tartışmadan Bağımsız Olarak Hazırlık Önemli
Şener Üşümezsoy ile Naci Görür arasındaki görüş ayrılığı, Marmara’daki fayların yapısı ve üretebileceği deprem büyüklüğü üzerinde yoğunlaşıyor. Hangi model benimsenirse benimsensin, İstanbul gibi yoğun nüfuslu bir şehirde deprem riskinin azaltılması için yapı güvenliği ve afet hazırlığı kritik önem taşıyor.
Depremin kesin zamanını bilmek mümkün değil; ancak olası bir sarsıntının neden olabileceği kayıpları azaltmak bugünden atılacak adımlarla mümkün.
Doğayı Dinle Haber Merkezi
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir