Çin’de Sel Felaketi Büyüyor: Can Kaybı 9’a Yükseldi, 11 Kişi...
Çin’de Sel Felaketi Büyüyor: C...
12:58Haydarpaşa Garı’nda Tarihi Dönüşüm: 130 Yıllık Sembol Yapı K...
Haydarpaşa Garı’nda Tarihi Dön...
12:53Macedonia Connect İstanbul’da Yoğun Katılımla Gerçekleşti: T...
Macedonia Connect İstanbul’da...
12:48Hidroelektrikte Tarihi Rekor: Nisan Ayında Elektrik Üretimin...
Hidroelektrikte Tarihi Rekor:...
Türkiye’nin yıllardır tartıştığı Biyoçeşitlilik Yasası çeşitli ekonomik, bürokratik ve sektörel çekişmeler nedeniyle gecikiyor. Yasanın neden çıkmadığını ve ekolojik etkilerini analiz ettik.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 07.11.2025 - 20:10
Güncelleme: 07.11.2025 - 20:10
Türkiye, dünyanın en zengin flora ve fauna çeşitliliğine sahip ülkelerinden biri.
Ancak bu doğal zenginliği koruyacak olan Biyoçeşitlilik Yasası yıllardır gündemde olmasına rağmen hâlâ yürürlüğe girmedi.
Peki ekosistemin geleceği için kritik önemde olan bu yasal düzenleme neden gecikiyor?
Sorunun cevabı ekonomi, bürokrasi, sektör baskıları ve siyasi önceliklerin kesiştiği karmaşık bir zeminde yatıyor.
Biyoçeşitlilik yasası çıktığında en çok etkilenecek sektörler şunlar:
Madencilik
Enerji projeleri
Turizm yatırımları
Tarım ve hayvancılık
İnşaat ve altyapı sektörleri
Bu yasa, doğal alanları koruma altına alacağı için birçok projeye kısıtlama getirebilir.
Bu nedenle bazı sektörler yasanın çıkmasını “ekonomik risk” olarak görüp süreçte baskı unsuru oluşturuyor.
Taslak yasada yer alan düzenlemelerden biri, korunan alan kapsamının genişletilmesiydi.
Bu durum:
Yeni yatırımların sınırlanması
Mevcut projelerin revizyon ihtiyacı
Bazı bölgelerde kullanım kısıtlamaları
gibi sonuçlar doğuracağı için tartışma yarattı.
Koruma statüsünün genişlemesi, siyasi karar alıcılar için zorlayıcı bir alan oluşturuyor.
Biyoçeşitlilik yasasının en kritik bölümlerinden biri, genetik kaynakların korunması.
Bu konu özellikle:
Yerli tohum
Tıbbi aromatik bitkiler
Endemik tür ticareti
Biyoteknoloji şirketlerinin erişimi
alanlarında çıkar çatışmasına yol açtı.
Genetik kaynakların telif ve kullanım haklarının kime ait olacağı netleşmediği için yasa defalarca geri çekildi.
Türkiye’de doğayı ilgilendiren onlarca farklı yasa bulunuyor:
Milli Parklar Kanunu
Orman Kanunu
Çevre Kanunu
Sulak Alan Yönetmeliği
Tarım Arazileri Koruma Kanunu
Maden Kanunu
Kıyı Kanunu
Biyoçeşitlilik Yasası tüm bu mevzuatı etkileyen bir çatı düzenleme niteliğinde olduğu için:
Kurumlar arası yetki çatışması
Sorumluluk belirsizliği
Hukuki uyum zorlukları
yasa metninin netleşmesini zorlaştırıyor.
Yasa için görüş bildiren kurumlar arasında farklı öncelikler bulunuyor:
Orman Genel Müdürlüğü
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı
Tarım ve Orman Bakanlığı
Belediyeler
Enerji yatırımları için EPDK
DSİ
Akademik kurumlar
Sivil toplum örgütleri
Bu çok aktörlü yapı, yasa metninin defalarca revize edilmesine yol açtı.
Gerçek bir biyoçeşitlilik yasası çıkarmanın ilk adımı, ülkenin flora ve fauna envanterinin tam olmasıdır.
Türkiye’de hâlâ bazı bölgelerin envanteri eksik.
Bu eksiklikler:
Türlerin korunma statüsünü belirlemeyi
Risk haritası çıkarmayı
Korunacak alanları netleştirmeyi
zorlaştırdı.
Eksik envanterle kapsamlı bir yasa çıkarmak, uygulamada büyük sorunlar yaratacağı için süreç uzadı.
Ekosistem hizmetleri şunları içerir:
Su döngüsü
Toprak verimliliği
Karbon tutma
Toz ve kirlilik filtresi
Yaban hayatı koridorları
Yasa bu hizmetlerin “ekonomik değer” olarak tanımlanmasını içeriyordu.
Bu yaklaşım bazı STK’lar tarafından "doğanın metalaştırılması" olarak eleştirildi, tartışma büyüdü, süreç uzadı.
Biyoçeşitlilik politikası uzun vadeli fayda sağlar fakat kısa vadede siyasi getiri yaratmaz.
Bu nedenle:
Seçim dönemlerinde gündem olmuyor
Ekonomi ve güvenlik konuları öncelikli oluyor
Meclis takvimine girmekte zorlanıyor
Uzun vadeli çevre yasaları çoğu zaman ertelenen dosyalar arasında.
Her bölgenin biyoçeşitlilik haritası net olmalı.
Madencilik, tarım, enerji ve turizm sektörlerinin etkisi sınırlandırılmalı.
Yatırım baskısına karşı net çizgiler konulmalı.
Yasa yalnızca bürokratik değil, bilimsel zeminde şekillenmeli.
Doğayı korumanın ekonomik getirisi görünür hâle getirilmeli.
Biyoçeşitlilik yasasının gecikmesi teknik değil, büyük ölçüde politik, ekonomik ve kurumsal bir mesele.
Türkiye’nin zengin doğal mirası bu belirsizlik yüzünden risk altında.
Yasa hayata geçtiğinde yalnızca türleri değil, su kaynaklarını, ekosistemleri, tarımı ve insan sağlığını da koruyacak bir çatı mekanizma oluşacak.
Gerçek sorumluluk, bu yasanın bir an önce bilimsel temelde tamamlanmasında yatıyor.
Yasa neden bu kadar uzun sürdü?
Sektörel baskılar, kurumlar arası uyumsuzluk ve mevzuat karmaşıklığı nedeniyle.
Biyoçeşitlilik envanteri tamamlandı mı?
Hayır, bazı bölgelerde veri eksikleri devam ediyor.
Yasanın çıkmaması ekosistemi nasıl etkiliyor?
Korunan alan statüleri zayıf kalıyor ve habitat kaybı artıyor.
Bu yasa hangi sektörleri en çok etkiler?
Madencilik, enerji, turizm, tarım ve büyük ölçekli inşaat projeleri.
Çözüm için ilk adım nedir?
Bilimsel envanterin tamamlanması ve koruma statülerinin güçlendirilmesi.
Nizamettin Bilici
Doğayı Dinle Genel Yayın Yönetmeni
Bu araştırmada yapay zekâ kaynaklarından yararlanılmıştır.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir