Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim

Paylaş

NSosyal

20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü: Kemik Erimesi Önlenebilir Bir Hastalık

Uzm. Dr. Çağrı Kılıçlı, Dünya Osteoporoz Günü’nde kemik erimesinin erken tanı, doğru beslenme, egzersiz ve D vitamini desteğiyle önlenebileceğini vurguladı.

Nizamettin Bilici Nizamettin Bilici EDİTÖR Giriş: 20.10.2025 - 23:57 Güncelleme: 20.10.2025 - 23:57
20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü: Kemik Erimesi Önlenebilir Bir Hastalık

Her yıl 20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü, kemik erimesi ve kas-iskelet sistemi hastalıklarına dikkat çekmek amacıyla kutlanıyor. Bu özel günde, İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Çağrı Kılıçlı, osteoporoz hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Osteoporoz: Sessiz İlerleyen Bir Halk Sağlığı Sorunu

Dr. Kılıçlı, osteoporozun halk arasında kemik erimesi olarak bilindiğini belirterek, “Osteoporoz; kemik dokusunun bozulması, kemik kütlesinin azalması ve buna bağlı olarak kemiğin kırılganlığında artışla seyreden sistemik bir iskelet hastalığıdır.” dedi.
Osteoporozun en önemli sonucunun küçük travmalarda dahi kırıkların oluşması olduğunu vurgulayan Kılıçlı, “Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yaşlı nüfus arttıkça osteoporoz önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Günümüzde dünya genelinde 200 milyondan fazla insanın osteoporotik olduğu tahmin edilmektedir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de 2010 yılında yapılan FRAKTÜRK çalışmasına göre, 50 yaş ve üzeri bireylerin yaklaşık %50’sinde osteopeni, %25’inde ise osteoporoz saptandığını hatırlattı.

Kadınlar İçin Risk Daha Fazla

Kılıçlı, osteoporozun önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirterek, “Osteoporoz, kırıklar oluşmadan önce tanısı konulabilen, gerekli önlemlerle ve tedavilerle kırıkların yaratacağı sağlık sorunlarının önüne geçilebilen bir hastalıktır.” dedi.
Kalça kırıklarının en önemli komplikasyon olduğunu belirten Kılıçlı, “Kalça kırığı olan her 5–7 hastadan biri, kırık sonrası iki yıl içinde hayatını kaybetmektedir.” uyarısında bulundu.

Kadınların daha yüksek risk altında olduğuna dikkat çeken Kılıçlı, “Menopoz kemik kaybını artırdığından kadınlar osteoporoz açısından daha risklidir. 50 yaşındaki bir kadının osteoporoza bağlı kırık geliştirme riski, meme, yumurtalık ve rahim kanseri geliştirme riskinden daha fazladır.” diye konuştu.

65 Yaş Üstü İçin Tarama Şart

Osteoporoz tanısında ayrıntılı öykü, fizik muayene, laboratuvar testleri ve yıllık boy ölçümünün önemine değinen Kılıçlı, bu sayede vertebral (omurga) kırıkların erken tespit edilebileceğini ifade etti.
Osteoporoz tanısının, Kemik Mineral Yoğunluğu (KMY) ölçümü veya düşük travmalı bir kırığın saptanması ile konulduğunu belirterek, “T skoru -2,5 ve altı olan bireylerde osteoporoz tanısı konur.” dedi.

Tarama yapılması önerilen grupları da sıralayan Kılıçlı, “65 yaş üzeri kadınlar ve 70 yaş üzeri erkekler risk faktörlerinden bağımsız olarak taranmalıdır. Ayrıca düşük travmalı kırık öyküsü olanlar, sigara ve alkol kullananlar, uzun süreli kortizon tedavisi görenler, zayıf bireyler ve romatizmal hastalığı bulunan 50 yaş üstü kişiler de tarama grubuna dahildir.” diye ekledi.

Uygun Beslenme ve Egzersiz Korunmada Etkili

Osteoporozdan korunmanın aslında çocukluktan itibaren başladığını hatırlatan Kılıçlı, “Yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı ile hareketli bir yaşam tarzı, gelecekte osteoporoz riskini azaltır. Çocukluk ve ergenlik döneminde kemik kütlesinin yeterli düzeye ulaşamaması, ilerleyen yaşlarda osteoporoz sıklığını artırır.” dedi.

Tedavide en önemli basamağın ilaçsız tedavi olduğunu belirten Kılıçlı, şu önerilerde bulundu:

  • “Kemik kütlesinin korunması için düzenli egzersiz yapılmalıdır. Egzersiz, kemiği güçlendirir. Haftada üç gün en az 30–40 dakika yürüyüş ve her gün birkaç dakika sırt-postür egzersizi önerilir.”

  • “Sigara bırakılmalıdır; çünkü sigara kemik kaybını hızlandırır.”

  • “Alkol kullanımı hem kemik sağlığını bozar hem de denge sorununa yol açarak düşme ve kırık riskini artırır.”

Düşme Riski ve D Vitamini Düzeyine Dikkat

Kılıçlı, kırıkları önlemede “düşme riskinin azaltılmasının” önemini vurguladı. Uygunsuz terlik, yetersiz aydınlatma, D vitamini eksikliği ve denge bozukluğu gibi faktörlerin ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti.
Ayrıca menopoz sonrası dönemde günlük 1000–1200 mg kalsiyum alımı gerektiğini ifade ederek, aşırı kalsiyum tüketiminin böbrek taşı, kalp hastalığı ve inme riskini artırabileceği konusunda uyardı.

Mide koruyucu (PPI) ilaç kullanan bireylerde kalsiyum sitratlı preparatların tercih edilmesi gerektiğini hatırlattı:

“PPI grubu ilaçlar mide asidini azalttığı için kalsiyum emilimini bozar. Bu nedenle mide asidine ihtiyaç duymayan kalsiyum sitrat tercih edilmelidir.”

Türkiye’de her 5 kişiden 3’ünde D vitamini eksikliği görüldüğünü ifade eden Kılıçlı, menopoz sonrası kadınlarda günde 800–1200 ünite D vitamini desteği gerektiğini vurguladı.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri Hayati Önem Taşıyor

Uzm. Dr. Çağrı Kılıçlı, osteoporozun önlenebilir bir hastalık olduğunu bir kez daha hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı:

“Osteoporoz ve buna bağlı kırık risklerinin çoğu yaşam tarzı alışkanlıklarıyla ilişkilidir. İlaçlardan ziyade risk faktörlerini tanımak, sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, sigarayı bırakmak ve D vitamini düzeyini korumak; kırıkların önlenmesi ve daha sağlıklı bir yaşam sürülmesi açısından büyük önem taşır.”

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:



Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !