En Tehlikeli Mantarlar Hangileri? Doğada Ölümcül Risk Taşıya...
En Tehlikeli Mantarlar Hangile...
05:28Sosyal Medya Bazı Şehirleri Nasıl Değiştirdi? Viral Olan Ken...
Sosyal Medya Bazı Şehirleri Na...
05:25Solucan Gübresi İşe Yarıyor mu? Tarımda En Çok Konuşulan Doğ...
Solucan Gübresi İşe Yarıyor mu...
05:22Türkiye’nin En Güzel Trekking Rotaları: Doğayla Baş Başa Unu...
Türkiye’nin En Güzel Trekking...
Lipödem hastalığı nedir? Prof. Dr. Ahmet Karacalar, diyet ve spora rağmen incelmeyen bölgesel yağların evrimsel miras niteliğindeki lipödem kaynaklı olabileceğini açıkladı. Hormonal etkiler, lenfatik durgunluk, kronik iltihaplanma ve psikolojik sonuçlar haberimizde.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 03.12.2025 - 19:21
Güncelleme: 03.12.2025 - 19:21
Diyet yapılmasına ve düzenli egzersize rağmen özellikle bacak, kol ve basen bölgelerindeki yağlanmanın bir türlü azalmaması, vücuttaki orantısızlığın düzelmemesi çoğu zaman irade eksikliği olarak yorumlanıyor. Ancak Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, bunun tamamen hatalı bir yaklaşım olduğunu belirterek bu durumun lipödem hastalığından kaynaklanabileceğini söyledi.
Prof. Dr. Karacalar, bazı hastalarda mide küçültme ameliyatı sonrası genel beden incelirken, lipödemli bölgelerdeki dirençli yağ dokusunun gitmediğine dikkat çekerek şunları ifade etti:
“Bu süreç irade ile açıklanamaz. Sorunun kaynağı genetik olarak kodlanmış, biyolojik yapıya bağlı yağ birikimidir.”
Lipödemin kökenine dair evrimsel bir değerlendirme yapan Karacalar, hastalığın geçmişte hayatta kalmayı kolaylaştıran bir mekanizmanın günümüze taşınmış şekli olduğunu belirtti.
Karacalar açıklamasında:
“İlkel çağlarda yiyeceğe erişimin kısıtlı olduğu dönemlerde kadın bedeninin belirli bölgelerde yağı koruması, çocuğun bakımı için enerji rezervi oluşturuyordu. Modern çağda ise bu evrimsel genetik miras, önemli bir sağlık ve estetik sorunu hâline geldi.” dedi.
Lipödem yalnızca beslenmeye veya hareketsizliğe bağlı gelişmiyor; süreç çoğunlukla hormonal etkiler ve dolaşım problemleri ile ilişkilendiriliyor.
Prof. Dr. Karacalar, lipödemin biyolojik mekanizmasını şu şekilde açıkladı:
Yağ dokusu dolaşımın zayıf olduğu bölgelerde toplanır.
Bu bölgeler diyet ve egzersize sınırlı yanıt verir.
Yağ hücrelerinin büyümesi lenfatik akışı yavaşlatır, lenf durgunluğu oluşur.
Protein açısından zengin sıvı dokuda birikir ve bu durum kısır döngüyü başlatır.
Bu nedenle lipödemde klasik “kalori azaltma” yaklaşımı çoğu zaman etkisiz kalmaktadır.
Tanısı geç konulan lipödem hastaları, sürekli diyet denemeleri ve başarısız sonuçlar nedeniyle ciddi psikolojik sorunlar yaşayabiliyor.
Prof. Dr. Karacalar, özellikle şu riski vurguladı:
“Başarısızlık hissi ve suçluluk duygusu, tepkisel yeme ataklarına yol açabilir. İleri vakalarda anoreksiya gibi ciddi yeme bozuklukları gelişebilmektedir.”
Lipödemli kişilerde yağ dokusunda kronik inflamasyon görülebiliyor. Bu durum, vücudun yağ yakma kapasitesini azaltarak hastalığın ilerlemesini hızlandırıyor.
Prof. Dr. Karacalar, lipödem hastalarında tiroid fonksiyon bozukluklarının diğer bireylere göre daha yaygın olduğunu da belirterek, bunun yağ metabolizmasını olumsuz etkilediğini ve tabloyu ağırlaştırdığını ifade etti.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir