Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim

Paylaş

NSosyal

Bakan Şimşek’ten Londra’da İklim Finansmanı Çağrısı: 2,5 Trilyon Dolarlık İhtiyaç Var

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra İklim Eylemi Haftası’nda yaptığı konuşmada gelişmekte olan ülkelerin iklim hedefleri için 2030’a kadar yıllık yaklaşık 2,5 trilyon dolar finansmana ihtiyaç duyduğunu belirtti. Şimşek, mevcut akışın 200 milyar dolar seviyesinde kaldığını vurguladı.

Nizamettin Bilici Nizamettin Bilici EDİTÖR Giriş: 24.06.2026 - 22:20 Güncelleme: 24.06.2026 - 22:20
Bakan Şimşek’ten Londra’da İklim Finansmanı Çağrısı: 2,5 Trilyon Dolarlık İhtiyaç Var

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında düzenlenen Net Sıfır Emisyon Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, iklim değişikliğiyle mücadelenin artık yalnızca çevresel bir konu olmadığını, doğrudan ekonomik büyüme, finansal istikrar ve refahla ilgili bir mesele haline geldiğini söyledi.

Şimşek, Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerin iklim hedeflerine ulaşabilmesi için 2030’a kadar yıllık yaklaşık 2,5 trilyon dolar finansmana ihtiyaç duyduğunu belirtti. Mevcut iklim finansmanı akışlarının ise yıllık yaklaşık 200 milyar dolar seviyesinde kaldığını vurgulayan Şimşek, küresel finansman ölçeğinin ihtiyaç duyulan seviyenin oldukça gerisinde olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında iklim finansmanı gündemine somut katkı sunmayı hedeflediğini belirten Şimşek, ülkelerin iklim önceliklerini yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmeyi amaçlayan “İklim Uygulama Köprüsü” girişimine dikkat çekti.

İklim eylemi artık ekonomik zorunluluk

Bakan Şimşek, iklim değişikliğine ilişkin tartışmaların son 10 yılda daha çok hedefler ve taahhütler etrafında yürüdüğünü, ancak artık bu hedeflerin uygulamaya geçirilmesi gereken bir döneme girildiğini söyledi.

Çoğu ülkenin iddialı iklim hedeflerine sahip olduğunu belirten Şimşek, temel sorunun bu planların gerekli hız ve ölçekte hayata geçirilip geçirilemeyeceği olduğunu vurguladı.

Şimşek’e göre iklim eyleminin ekonomik gerekçesi son derece açık. İklim değişikliğiyle mücadelede başarısız olunması halinde ortaya çıkacak maliyetin, iklim felaketini önlemek için yapılacak harcamalardan çok daha yüksek olacağı belirtiliyor.

Bu nedenle iklim politikaları yalnızca çevrenin korunması başlığı altında değil, büyümenin, ekonomik istikrarın ve refahın korunması açısından da ele alınması gereken stratejik bir alan olarak öne çıkıyor.

Gelişmekte olan ülkeler için finansman açığı büyüyor

Şimşek’in konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri, gelişmekte olan ülkelerin iklim finansmanı ihtiyacı oldu.

Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerin 2030’a kadar iklim hedeflerini gerçekleştirebilmesi için yıllık yaklaşık 2,5 trilyon dolarlık finansmana ihtiyaç duyduğu belirtildi. Buna karşılık mevcut iklim finansmanı akışlarının yıllık yaklaşık 200 milyar dolar seviyesinde kaldığı ifade edildi.

Bu tablo, küresel iklim finansmanı mimarisinde ciddi bir kaynak açığına işaret ediyor. Şimşek, sorunun yalnızca sermaye yetersizliği olmadığını, asıl ihtiyacın mevcut sermayenin büyük ölçekte harekete geçirilmesi ve yatırım yapılabilir iklim projelerine yönlendirilmesi olduğunu söyledi.

Sermaye var, yatırım yapılabilir proje ihtiyacı var

Bakan Şimşek, küresel ölçekte iklim yatırımları için sermaye bulunduğunu ancak bu sermayenin doğru projelerle buluşturulması gerektiğini vurguladı.

İklim finansmanında temel meselenin, ülkelerin iklim önceliklerini uygulanabilir ve yatırım yapılabilir projelere dönüştürmek olduğunu belirten Şimşek, kamu kurumları, çok taraflı kalkınma bankaları, finans kuruluşları ve özel sektör yatırımcıları arasında daha güçlü işbirliği kurulması gerektiğini ifade etti.

Bu yaklaşım, özellikle gelişmekte olan ülkeler için kritik önem taşıyor. Çünkü birçok ülke iklim hedeflerine sahip olsa da bu hedefleri finansman bulabilecek somut proje portföylerine dönüştürmekte zorlanıyor.

İklim riski artık ülke riski haline geliyor

Şimşek, konuşmasında iklim riskinin artık geleceğe ait bir tehdit olmadığını, bugünün ekonomik riski olarak ortaya çıktığını söyledi.

Dünyada iklim kaynaklı kayıpların yalnızca yaklaşık dörtte birinin sigortalanabildiğini belirten Şimşek, geri kalan yükün hanehalklarına, şirketlere ve devletlere kaldığını ifade etti.

Bu tablo, iklim riskinin giderek ülke riski haline geldiğini gösteriyor. İklim kaynaklı afetler, kuraklık, sel, üretim kayıpları, sigorta açığı ve altyapı zararları zamanla kamu maliyesi, şirket bilançoları ve finansal sistem üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Şimşek, bu nedenle iklim riskinin finansal istikrarsızlık kaynağına dönüşme potansiyeline sahip olduğunu belirtti.

Küresel finans sistemi daha sade ve hızlı çalışmalı

Bakan Şimşek, iklim finansmanı için daha sade, hızlı ve etkili bir küresel finans mimarisine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Sermaye maliyetinin düşürülmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve kamu-özel sektör işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Şimşek, çok taraflı kalkınma bankalarının ve yatırımcıların sürece daha etkin dahil edilmesinin önemine işaret etti.

Gelişmekte olan ülkelerin iklim projelerinde en önemli sorunlardan biri, finansmana erişim maliyetinin yüksek olması. Bu nedenle uygun maliyetli kaynak, garanti mekanizmaları, karma finansman modelleri ve proje hazırlık kapasitesi, iklim finansmanı gündeminin en kritik başlıkları arasında yer alıyor.

COP29’dan COP31’e finansman gündemi

Şimşek, Bakü’de düzenlenen COP29’da ülkelerin 2035’e kadar yıllık 300 milyar dolarlık yeni iklim finansmanı hedefinde uzlaştığını ve 1,3 trilyon dolarlık finansmanı harekete geçirmek için yol haritası oluşturulduğunu hatırlattı.

Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenen COP30’da ise liderlerin iklim değişikliğine uyum finansmanını 2035’e kadar üç katına çıkarma konusunda anlaşmaya vardığını belirtti.

Şimşek’e göre asıl soru artık bu taahhütlerin nasıl somut sonuçlara dönüştürüleceği. Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında katkı sunmayı hedeflediği alan da bu uygulama açığını kapatmak olacak.

Türkiye’den İklim Uygulama Köprüsü hamlesi

Bakan Şimşek, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında “İklim Uygulama Köprüsü” yaklaşımını öne çıkardığını belirtti.

Bu girişimin yeni bir fon ya da yeni bir finansal kurum oluşturma amacı taşımadığını ifade eden Şimşek, hedefin hükümetleri, kalkınma ortaklarını, finans kurumlarını ve yatırımcıları bir araya getirmek olduğunu söyledi.

İklim Uygulama Köprüsü ile ülkelerin iklim önceliklerinin yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürülmesi ve bu projelerin finansman imkânlarıyla buluşturulması amaçlanıyor.

Bu yaklaşım, projelerin konsept aşamasından finansmana, finansmandan da uygulamaya daha hızlı geçmesini sağlayacak pratik bir mekanizma olarak değerlendiriliyor.

Özel sektör olmadan iklim hedefleri başarıya ulaşamaz

Şimşek, iklim hedeflerine ulaşmada özel sektörün kritik rolüne dikkat çekti.

Kamu kaynaklarının tek başına iklim finansmanı ihtiyacını karşılamasının mümkün olmadığını belirten Şimşek, özel sektörün uzmanlığına, yatırım kapasitesine ve dinamizmine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Bu kapsamda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin özel sektör temsilcisi olarak görev aldığı COP31 İş Dünyası Forumu’nun başlatıldığı bildirildi. Forumun New York İklim Haftası sırasında ve daha sonra COP31 kapsamında Antalya’da yeniden toplanması planlanıyor.

Elektrifikasyon COP31 öncelikleri arasında

Bakan Şimşek, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamındaki önceliklerinden birinin elektrifikasyon olduğunu söyledi.

Son dönemde yaşanan enerji şoklarının enerji güvenliği, erişilebilirlik ve sürdürülebilirliğin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterdiğini belirten Şimşek, elektrifikasyonun hızlandırılması için küresel bir tartışma başlattıklarını ifade etti.

Elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035’e kadar yaklaşık yüzde 20’den yüzde 35’e çıkarılmasının hedeflendiği belirtildi.

Şimşek, COP31 gündeminin elektrifikasyonla sınırlı olmadığını; atık yönetimi, şehirler, okyanuslar ve gençlerin sürece katılımı gibi alanların da Türkiye’nin öncelikleri arasında yer aldığını söyledi.

İstanbul’da İklim Finansmanı Haftası düzenlenecek

Şimşek, İstanbul’un eylül ayında İklim Finansmanı Haftası’na ev sahipliği yapacağını açıkladı.

Türkiye’nin COP31 sürecinde yalnızca diplomatik bir ev sahibi rolü üstlenmekle yetinmeyeceği; iklim finansmanı, yatırım yapılabilir proje geliştirme, özel sektör katılımı ve uygulama mekanizmaları üzerinden somut katkı sunmayı hedeflediği vurgulandı.

Şimşek, dünyanın eksikliğinin taahhüt değil uygulama olduğunu belirterek, taahhütlerin hayata geçirilmesinin ancak güçlü ortaklıklarla mümkün olacağını ifade etti.

Sonuç: İklim finansmanı artık ekonomi gündeminin merkezinde

Bakan Şimşek’in Londra’daki mesajları, iklim finansmanının artık yalnızca çevre politikalarının değil, küresel ekonomi ve finansal istikrar gündeminin de merkezinde yer aldığını gösteriyor.

Gelişmekte olan ülkelerin yıllık yaklaşık 2,5 trilyon dolarlık finansman ihtiyacı ile mevcut 200 milyar dolarlık finansman akışı arasındaki fark, küresel iklim hedeflerinin uygulanmasındaki en büyük zorluklardan biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında öne çıkardığı İklim Uygulama Köprüsü yaklaşımı ise bu finansman açığını kapatmaya değil, mevcut sermayeyi daha hızlı, daha etkili ve daha uygulanabilir projelere yönlendirmeye odaklanıyor.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:



Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !