1 Mayıs Türkiye Hava Durumu: Kuvvetli Yağış Ve Fırtına Uyarı...
1 Mayıs Türkiye Hava Durumu: K...
01:30Türkiye’den Yenilenebilir Enerjide Rekor: Elektrik Üretimini...
Türkiye’den Yenilenebilir Ener...
01:28Türkiye Ormancılık Yarışmaları Finali Adana’da Yapıldı: 5 Bö...
Türkiye Ormancılık Yarışmaları...
01:26TUTAP ve Türkiye Sigorta’dan “Dünya Mirası Türkiye” Projesi...
TUTAP ve Türkiye Sigorta’dan “...
SKD Türkiye, COP31 öncesi iş dünyasının iklim ve sürdürülebilirlik hazırlık seviyesini açıkladı. Araştırma, şirketlerin eylem ve yatırım odaklı dönüşüm sürecine geçtiğini gösteriyor.
Sümeyye Bilici
EDİTÖR
Giriş: 18.02.2026 - 06:19
Güncelleme: 18.02.2026 - 06:19
Türkiye’nin 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, SKD Türkiye iş dünyasının iklim dönüşümündeki hazırlık seviyesini ortaya koyan kapsamlı bir araştırma yayımladı.
109 kurumsal üyenin katılımıyla gerçekleştirilen “SKD Türkiye COP31 Öncesi Üye Anketi”, şirketlerin sürdürülebilirlik alanında niyet aşamasını geride bırakarak eylem ve yatırım odaklı bir sürece geçtiğini gösteriyor.
COP31, yalnızca diplomatik bir zirve değil; Türkiye iş dünyasının iklim dönüşümü, yatırım hazırlığı ve küresel rekabet gücünü sergileyeceği stratejik bir platform olarak değerlendiriliyor.
Araştırmaya göre şirketlerin %69’unda sürdürülebilirlik ve iklim başlıkları Yönetim Kurulu veya ilgili komite düzeyinde ele alınıyor. Bu oran, sürdürülebilirliğin artık operasyonel bir konu olmaktan çıkarak stratejik yönetişim ve risk yönetimi başlığı haline geldiğini ortaya koyuyor.
Şirketlerin %85’i önceliğini enerji ve iklim dönüşümüne verirken; döngüsellik (%45), su, doğa ve biyoçeşitlilik (%43) ikinci öncelik grubunu oluşturuyor.
Ancak Kapsam 3 emisyonlarına yönelik iş birliklerinin sınırlı kalması, değer zinciri dönüşümünde henüz erken aşamada olunduğunu gösteriyor.
İklim dönüşümünün önündeki başlıca engeller şöyle sıralanıyor:
Finansman eksikliği (%47)
Regülasyon belirsizliği (%28)
Veri eksikliği ve izlenebilirlik (%12)
Şirketlerin %72’si net sıfır veya emisyon azaltım hedeflerine sahip olsa da, 2026’ya kadar ayrılmış sürdürülebilirlik bütçesi bulunan şirket oranı yalnızca %33 seviyesinde. Bu tablo, stratejik hedefler ile yatırım kapasitesi arasında dikkatle yönetilmesi gereken bir boşluk olduğunu ortaya koyuyor.
Şirketlerin %40’ı veri altyapısında kapasite ihtiyacı bulunduğunu belirtiyor. TSRS, CSRD, CBAM ve TNFD gibi küresel çerçeveler karşısında güçlü bir dijital ve veri altyapısının artık yalnızca uyum değil, stratejik avantaj sağladığı vurgulanıyor.
Yapay zekâ ve dijital çözümler ise daha çok enerji optimizasyonu ve raporlama süreçlerinde kullanılıyor.
Araştırmaya göre şirketlerin %42’si adil geçiş ve sosyal etkiyi stratejik gündem maddesi olarak ele alıyor. Öncelikli sosyal dönüşüm alanları ise:
Çalışan yetkinlik dönüşümü (%66)
Tedarik zincirinde sosyal standartların güçlendirilmesi (%45)
Su yönetimi konusunda şirketlerin %69’u hedef belirlemiş olsa da, havza bazlı ve çok paydaşlı iş birlikleri halen sınırlı.
SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, COP31’in Türkiye için tarihi bir fırsat olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Türkiye’nin COP31 ev sahipliği, iş dünyamız için küresel sürdürülebilirlik liginde dönüşüm kapasitemizi kanıtlama fırsatıdır. Üyelerimizin süreci en üst yönetim düzeyinde sahiplendiğini görüyoruz. Şimdi hedefimiz, bu güçlü niyeti ölçülebilir performans ve somut yatırımlara dönüştürmek olmalı.”
Günsel, şirketlerin bilim temelli iklim geçiş planları, yenilenebilir enerji yatırımları ve adil geçiş projeleriyle artık somut adımlar attığını vurguladı.
SKD Türkiye araştırması, iş dünyası için şu stratejik başlıkları öne çıkarıyor:
Performans Yönetimi: Sürdürülebilirlik KPI’larla izlenmeli.
Finansman Entegrasyonu: Yeşil tahviller ve sürdürülebilir finansman araçları yaygınlaşmalı.
Veri ve Dijitalleşme: İklim ve doğa riskleri dijital altyapıyla sistematik yönetilmeli.
Enerji Ötesi Derinleşme: Döngüsellik, su ve biyoçeşitlilik alanlarında ilerleme sağlanmalı.
Değer Zinciri İş Birliği: Kapsam 3 emisyonları için çok paydaşlı iş birlikleri güçlendirilmeli.
SKD Türkiye, COP31 sürecini ölçüm ve etki kapasitesinin artırıldığı bir dönüşüm dönemi olarak ele alıyor. Bu kapsamda Şubat–Temmuz ayları arasında altı oturumdan oluşacak COP31 Webinar Serisi başlatılıyor.
Amaç; iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını yalnızca taahhütlerle değil, ölçülebilir etki ve yatırım kapasitesi üzerinden ortaya koymak.
2005 yılında kurulan SKD Türkiye, Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi’nin (WBCSD) Türkiye’deki bölgesel ağı ve iş ortağıdır.
Dernek bünyesinde 14 ana sektör ve 45 alt sektörden 192 üye şirket yer almakta olup, üyeler Türkiye GSYH’sinin %25’ini temsil etmekte ve 1,4 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir