Aso Başkanı Ardıç: Türkiye’nin Nükleer Hedefi Güçlü Ve Belge...
Aso Başkanı Ardıç: Türkiye’nin...
13:44Bursa Osmangazi’de Yangın Ormana Sıçradı: Ekipler Seferber O...
Bursa Osmangazi’de Yangın Orma...
12:25TruKid Easy On SPF 50 ile Miniklere Yaz Boyunca Güneş Koruma...
TruKid Easy On SPF 50 ile Mini...
12:21Edenred Sharethemeal Challenge 2026 ile 100 Bin Öğün Bağış H...
Edenred Sharethemeal Challenge...
12. Nükleer Santraller Zirvesi, Ankara Sanayi Odası ve Nükleer Sanayi Derneği iş birliğinde gerçekleştirildi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye’nin nükleer enerji hedefinin güçlü, hazırlıklı ve belgelenmiş yerli sanayiyle mümkün olacağını söyledi.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 30.06.2026 - 17:33
Güncelleme: 30.06.2026 - 17:33
Ankara Sanayi Odası ile Nükleer Sanayi Derneği iş birliğinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen 12. Nükleer Santraller Zirvesi, nükleer enerji sektörünün ulusal ve uluslararası temsilcilerini bir araya getirdi.
Zirvede Türkiye’nin nükleer enerji hedefleri, yerli sanayinin tedarik zincirindeki rolü, küçük modüler reaktörler, insan kaynağı, teknoloji transferi ve uluslararası iş birlikleri ele alındı. Program kapsamında Ankara Sanayi Odası ile Çin Nükleer Topluluğu arasında nükleer enerji alanında iş birliği protokolü de imzalandı.
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye’nin yalnızca nükleer enerji üreten değil, aynı zamanda nükleer teknolojiyi anlayan, geliştiren, ihraç eden ve uluslararası tedarik zincirlerinde söz sahibi olan bir ülke olmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi.
Ardıç, bu hedefin yolunun ise açık olduğunu belirterek, “Bu hedefin tek bir yolu vardır: Güçlü, hazırlıklı ve belgelenmiş bir yerli sanayi” mesajını verdi.
Nükleer enerji stratejik kalkınma platformu olarak görülüyor
ASO Başkanı Seyit Ardıç, konuşmasında nükleer santrallerin yalnızca elektrik üretim tesisleri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Bir nükleer santralin gerçek başarısının, devreye alınan megavat kapasitesinden ibaret olmadığını belirten Ardıç, asıl başarının mühendislik kapasitesi, insan kaynağı, tedarik zinciri ve teknoloji üretimiyle ölçüleceğini ifade etti.
Ardıç’a göre nükleer enerji; enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve sanayi ekosistemini ileriye taşıyan stratejik bir kalkınma alanı olarak öne çıkıyor.
Bu nedenle nükleer yatırımların Türkiye açısından yalnızca enerji politikası değil, aynı zamanda sanayi, teknoloji ve rekabet gücü meselesi olduğu belirtiliyor.
Dünya nükleer enerjiye yeniden yöneliyor
Zirvede yapılan değerlendirmelerde, enerji güvenliği, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşüm başlıklarının nükleer enerjiyi yeniden dünya gündeminin merkezine taşıdığına dikkat çekildi.
ABD, Çin, Fransa ve Güney Kore başta olmak üzere birçok ülkenin yeni nükleer santral yatırımlarını hızlandırdığı, mevcut santrallerin ömrünü uzattığı ve küçük modüler reaktör teknolojilerine yöneldiği ifade edildi.
Ardıç, ülkelerin nükleer enerjiyi yalnızca elektrik üretim kaynağı olarak görmediğini belirterek, nükleer programların aynı zamanda sanayi derinliği, yüksek teknoloji kabiliyeti ve ulusal rekabet gücünün göstergesi olduğunu söyledi.
Türkiye’nin hedefi 2050’ye kadar 20 gigavat nükleer kurulu güç
Türkiye’nin Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da planlanan santraller ile küçük modüler reaktörleri kapsayan bütüncül bir nükleer program yürüttüğünü belirten Ardıç, 2050 yılına kadar 20 gigavat seviyesinde nükleer kurulu güce ulaşılmasının hedeflendiğini dile getirdi.
Bu hedefin en az 5 gigavatlık bölümünün küçük modüler reaktörlerden karşılanmasının planlandığını belirten Ardıç, nükleer enerjinin Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi açısından da kritik bir rol üstlendiğini vurguladı.
Ardıç, enerji arz güvenliğinin ekonomik güvenlik, sanayi güvenliği ve teknolojik bağımsızlığın temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, “Bir ülke enerjisini ne kadar kendi üretirse, geleceğini de o kadar kendi tayin eder” değerlendirmesinde bulundu.
Akkuyu’da yerlileşme oranı yüzde 55’e yaklaştı
ASO Başkanı Ardıç, Türkiye’nin Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile nükleer enerji alanında önemli bir tecrübe kazandığını belirtti. Akkuyu’da yerlileşme oranının yüzde 55’e yaklaştığını söyleyen Ardıç, bunun yüzlerce yerli firmanın yüksek mühendislik disiplini, kalite süreçleri ve nükleer tedarik standartlarına uyum sağlayabildiğini gösterdiğini ifade etti.
Ancak Ardıç, bu potansiyelin kendiliğinden katma değere dönüşmeyeceğine dikkat çekti. Yerli katkının tesadüfe bırakılamayacağını vurgulayan Ardıç, Sinop’ta planlanan nükleer santral sürecinin en başından itibaren sistematik bir yerlileştirme anlayışıyla yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Ardıç’a göre Sinop projesi, yalnızca Türkiye’nin enerji kapasitesini artıran bir yatırım değil; Türk sanayisinin teknoloji üretme gücünü büyüten stratejik bir dönüşüm projesi hâline gelebilir.
Nükleer sanayi diğer sektörleri de yukarı taşıyor
Nükleer sanayinin en yüksek kalite standartlarını, ileri mühendisliği ve güçlü sertifikasyon kültürünü zorunlu kıldığını belirten Ardıç, bu alanda kazanılan yetkinliklerin savunma, havacılık, otomotiv, sağlık, metalurji, yazılım, otomasyon ve ileri malzemeler gibi birçok sektöre de yansıyacağını ifade etti.
Ardıç, “Nükleerde yükselen bir sanayi, aslında bütün sanayisini yukarı taşır” diyerek nükleer yatırımların Türkiye’nin genel sanayi kapasitesi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Bu yönüyle nükleer enerji yatırımları, yalnızca elektrik üretim kapasitesini artıran projeler olarak değil, yüksek katma değerli üretimi destekleyen kalkınma kaldıracı olarak değerlendiriliyor.
NÜKSAK ve NETBİS yerli tedarik zincirini güçlendiriyor
Ankara Sanayi Odası’nın 2017 yılında Türkiye’nin ilk nükleer sanayi kümelenmesi olan NÜKSAK’ı kurduğunu hatırlatan Ardıç, bu yapının Türk sanayisinin nükleer ekosisteme hazırlanmasında önemli bir rol üstlendiğini söyledi.
NÜKSAK’ın temel hedefinin, Anadolu’daki bir firmanın ürettiği parçanın, dünyanın en yüksek kalite standartlarını gerektiren bir nükleer santralde kullanılabilir hâle gelmesi olduğunu belirten Ardıç, firmaların belgelendirme, kalite kültürü, üretim kabiliyeti ve uluslararası standartlara uyum süreçlerinde desteklendiğini ifade etti.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Nükleer Enerji Tedarikçi Bilgi Sistemi NETBİS de zirvede öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. NETBİS’in, nükleer projelerde görev üstlenebilecek firmaların üretim kabiliyetlerini, kalite yetkinliklerini ve teknik kapasitelerini tek çatı altında toplayan stratejik bir bilgi altyapısı olduğu belirtildi.
Bu sistemle birlikte Türkiye’nin nükleer sanayi envanterinin daha görünür, izlenebilir ve yönetilebilir hâle gelmesi hedefleniyor.
Genç mühendisler için yüksek teknolojili cazibe alanı
ASO Başkanı Ardıç, nükleer sanayinin yalnızca tesis, makine ve ekipmandan ibaret olmadığını; bu alanda en kritik unsurun nitelikli insan kaynağı olduğunu söyledi.
Bir nükleer santralin tasarımından üretimine, kaynak süreçlerinden kalite kontrolüne, belgelendirmeden bilimsel yönetime kadar geniş bir uzmanlık alanı gerektirdiğini belirten Ardıç, Türkiye’nin nükleer teknolojide söz sahibi olabilmesi için kendi mühendisini, teknisyenini, kalite uzmanını ve bilim insanını yetiştirmesi gerektiğini vurguladı.
Ardıç, nükleer sanayinin genç mühendisleri Türkiye’de tutabilecek, beyin göçünü tersine çevirebilecek yüksek teknolojili bir cazibe alanı olduğunu da ifade etti.
ASO ile Çin Nükleer Topluluğu arasında iş birliği protokolü
Zirvede dikkat çeken gelişmelerden biri de Ankara Sanayi Odası ile Çin Nükleer Topluluğu arasında imzalanan iş birliği protokolü oldu.
ASO koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Nükleer Sanayi Kümelenmesi ile Çin Nükleer Topluluğu arasında imzalanan Mutabakat Zaptı ile Türkiye ve Çin arasında nükleer enerji alanındaki kurumsal iş birliğinin geliştirilmesi hedefleniyor.
Anlaşma kapsamında küçük modüler reaktörler dâhil olmak üzere yeni nükleer santral projelerine yönelik çevrim içi ve yüz yüze toplantılar, sanayi diyalogları ve seminerler düzenlenmesi planlanıyor. Ayrıca nükleer eğitim, insan kaynağının geliştirilmesi, uzman desteği ve teknik bilgi paylaşımı alanlarında ortak çalışmalar yapılması öngörülüyor.
Türkiye küresel nükleer tedarik zincirinde söz sahibi olmak istiyor
ASO Başkanı Seyit Ardıç’ın açıklamalarına göre Türkiye’nin asıl hedefi, nükleer teknolojiyi anlayan, geliştiren, üreten, ihraç eden ve küresel tedarik zincirlerinde kalıcı yer edinen bir sanayi ekosistemi oluşturmak.
Bu hedefin merkezinde ise güçlü yerli sanayi, belgelenmiş üretim kabiliyeti, nitelikli insan kaynağı, uluslararası iş birlikleri ve yüksek teknolojiye dayalı üretim kültürü bulunuyor.
Nükleer enerji yatırımları, Türkiye için enerji arz güvenliğini güçlendirmenin yanı sıra sanayinin tamamını ileri taşıyabilecek stratejik bir dönüşüm alanı olarak öne çıkıyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir