Burcuna Göre Yaz Rotanı Seç: 2026’nın En Güzel Doğa Kaçamakl...
Burcuna Göre Yaz Rotanı Seç: 2...
21:21Yaz Gündönümü Nedir, 21 Haziran’da Doğada Neler Değişir?
Yaz Gündönümü Nedir, 21 Hazira...
16:34Egepol Hastaneleri’nden 17. Yıl Kutlaması: Sağlıkta Yeni Hed...
Egepol Hastaneleri’nden 17. Yı...
16:29Küresel Sıfır Atık Buluşmasında İstanbul Rumeli Üniversitesi...
Küresel Sıfır Atık Buluşmasınd...
Bel ağrısı her zaman bel fıtığı anlamına gelmez. Uzmanlar, MR sonucundan çok bütüncül değerlendirme ve doğru egzersizin önemine dikkat çekiyor
Sümeyye Bilici
EDİTÖR
Giriş: 13.02.2026 - 00:10
Güncelleme: 13.02.2026 - 00:10
Bel ağrısı toplumda çoğu zaman bel fıtığı ile eş anlamlı görülse de uzmanlara göre her bel ağrısının altında yapısal bir sorun bulunmuyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Gerontoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Nursel Öziri, bel ağrılarının büyük bölümünün yaşam tarzı, kas dengesi ve günlük alışkanlıklarla ilişkili olduğunu belirterek, gereksiz hareketsizlik ve yanlış egzersizlerin iyileşme sürecini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor.
Günümüzde her yaş grubunda sık görülen bel ağrısı, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Araştırmalar, bireylerin yaşamları boyunca bel ağrısı yaşama oranının yüzde 70’in üzerinde olduğunu gösteriyor.
Buna rağmen toplumda bel ağrısı çoğunlukla doğrudan bel fıtığı ile ilişkilendiriliyor. Oysa bilimsel veriler, vakaların büyük kısmının “spesifik olmayan bel ağrısı” olarak tanımlandığını ve tek bir yapısal nedene bağlanamadığını ortaya koyuyor.
Dr. Öziri’ye göre; kas-iskelet sistemi problemleri, hareketsiz yaşam tarzı, stres, uyku düzensizliği ve fiziksel kondisyon eksikliği bel ağrısının oluşumunda birlikte rol oynuyor. Bel fıtığı ise genellikle bacağa yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ve kas gücünde azalma gibi sinir kökü bulgularıyla kendini gösteriyor.
Görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte bel ağrısı yaşayan birçok kişiye MR çekildiğini belirten Öziri, MR raporlarında görülen her fıtık bulgusunun ağrının kaynağı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Araştırmalar, hiçbir şikâyeti olmayan bireylerde bile disk taşması ve dejeneratif değişikliklerin görülebildiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle tanının yalnızca görüntüleme sonuçlarına değil, mutlaka klinik ve bütüncül değerlendirmeye dayanması gerektiği ifade ediliyor.
Toplumda yaygın olan “bel ağrısı varsa hareket edilmemeli” düşüncesi iyileşme sürecini geciktirebiliyor. Dr. Öziri, kontrollü ve doğru planlanmış egzersizlerin iyileşmeyi desteklediğini belirtiyor.
Karın, bel ve kalça çevresini kapsayan core kaslarının güçlendirilmesi, omurga stabilitesini artırarak ağrının azalmasına katkı sağlıyor. Fizyoterapist eşliğinde uygulanan klinik pilates temelli egzersizlerin bel ağrısının azaltılmasında etkili olduğu vurgulanıyor.
Ayrıca günlük yaşamda doğru postür alışkanlıklarının kazanılması da bel sağlığının korunmasında kritik rol oynuyor. Uzun süre oturmak, telefona eğilerek bakmak ve ergonomik olmayan çalışma koşulları omurga üzerindeki yükü artırıyor.
Sosyal medyada sıkça görülen manuel manipülasyon uygulamalarının bazı kişilerde kısa süreli rahatlama sağlayabildiğini belirten Öziri, bu yöntemlerin tek başına kalıcı çözüm olmadığını ifade ediyor. Bu tür uygulamaların mutlaka uzman fizyoterapistler tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Öziri, kalıcı iyileşmenin egzersiz ve rehabilitasyon programlarıyla mümkün olduğunu belirtiyor.
Her bireyin kas yapısı, hareket kapasitesi ve yaşam koşulları farklı olduğu için standart egzersiz programları herkeste aynı etkiyi göstermiyor. Bel ağrısı yaşayan kişilerin doğrudan genel spor programlarına yönelmesinin risk oluşturabileceğini söyleyen Öziri, fizyoterapistlerin bireyi bütüncül olarak değerlendirerek kişiye özel rehabilitasyon planı oluşturmasının önemine dikkat çekiyor.
Bel ağrılarının visseral, somatik ya da mekanik nedenlerle ortaya çıkabileceğini belirten Öziri, değerlendirme sürecinin fiziksel olduğu kadar psikososyal faktörleri de kapsaması gerektiğini ifade ediyor.
Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir hekime başvurulması gerekiyor:
İdrar veya dışkı kontrolünde bozulma
İlerleyici bacak güçsüzlüğü
Parmak ucu ya da topuk üzerinde yürüyememe
Travma sonrası gelişen bel ağrısı
Gece artan veya gün içinde hiç azalmayan ağrı
Uzmanlara göre bel ağrısında doğru yaklaşım; yalnızca MR sonucuna odaklanmak değil, bireyin yaşam tarzını, kas dengesini ve genel sağlık durumunu kapsayan bütüncül bir değerlendirme yapmak.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir