Türkiye’nin Endemik Bitki Haritası: Hangi Şehirler Öne Çıkıy...
Türkiye’nin Endemik Bitki Hari...
21:54Türkiye’nin 33 GW Batarya Depolama Hamlesi Ne Anlama Geliyor...
Türkiye’nin 33 GW Batarya Depo...
21:48Kaçkarlar’a Gitmeden Önce Bilinmesi Gerekenler: Güvenlik Kur...
Kaçkarlar’a Gitmeden Önce Bili...
21:36İstanbul Müzik Festivali’nde 16-21 Haziran Haftasının Konser...
İstanbul Müzik Festivali’nde 1...
Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, “Z kuşağında genetik beyin gerilemesi” iddialarının bilimsel dayanağı olmadığını belirterek, bilişsel kapasitenin çevresel ve eğitsel faktörlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Sümeyye Bilici
EDİTÖR
Giriş: 04.03.2026 - 23:54
Güncelleme: 04.03.2026 - 23:54
İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, kamuoyunda son dönemde tartışılan “Z kuşağında genetik beyin gerilemesi” iddialarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Şimşek, mevcut bilimsel literatürde bu yönde güçlü ve tutarlı kanıtların yer almadığını belirterek, nesiller arası bilişsel karşılaştırmaların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Z kuşağına yönelik genetik temelli bilişsel gerileme söylemlerinin bilimsel açıdan temkinle ele alınması gerektiğini ifade eden Şimşek, “Tek bir nesle atfedilen kalıcı ve biyolojik temelli bir beyin gerilemesi varsayımı, mevcut bilimsel verilerle desteklenmiyor. Bilişsel kapasite; genetik faktörlerin yanı sıra eğitim düzeyi, çevresel koşullar, teknolojik etkileşimler ve sosyoekonomik değişkenlerin birlikte şekillendirdiği çok boyutlu bir süreçtir” dedi.
Dijital teknolojilerin yoğun kullanımının bilişsel süreçlerde değişime yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Şimşek, bu dönüşümün tek yönlü bir “gerileme” olarak yorumlanmasının doğru olmadığını ifade etti.
“Hızlı bilgi tüketimi, çoklu görev alışkanlıkları ve ekran temelli etkileşimler; odaklanma süresi ve öğrenme stratejilerinde farklılaşmalara neden olabiliyor. Bu durum bazı değerlendirmelerde bilişsel performansın zayıflaması şeklinde yorumlanabiliyor. Ancak aynı süreç, hızlı bilgi tarama, dijital problem çözme ve görsel-işitsel uyaranlara uyum sağlama gibi yeni becerilerin gelişmesine de katkı sunuyor. Burada söz konusu olan gerilemeden çok bilişsel örüntülerin dönüşümüdür” diye konuştu.
Z kuşağına ilişkin analizlerde çevresel ve toplumsal faktörlerin mutlaka hesaba katılması gerektiğini vurgulayan Şimşek, özellikle pandemi sürecinin etkilerine dikkat çekti.
“Uzaktan eğitim deneyimi, sosyal izolasyon ve değişen öğrenme ortamları; hem bilişsel gelişimi hem de bu gelişimin ölçülme biçimini etkileyebilecek unsurlar arasında yer alıyor. Nesiller arası karşılaştırmalar yapılırken bu bağlamsal değişkenleri göz önünde bulundurmak bilimsel bir zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
Toplumsal tartışmalarda gençleri genelleyici ve etiketleyici söylemlerden kaçınılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Şimşek, çözüm odaklı bir yaklaşım çağrısında bulundu.
“Bilimsel veriye dayanmayan genellemeler yerine gençlerin bilişsel gelişimini destekleyen eğitim politikalarına odaklanmalıyız. Eleştirel düşünme becerilerinin güçlendirilmesi, dikkat yönetimi, okuma alışkanlıklarının teşviki ve dijital okuryazarlık çalışmalarının artırılması bilişsel kapasitenin desteklenmesine önemli katkı sağlayacaktır” dedi.
Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, genç nesillerin potansiyelinin doğru analiz edilmesi ve uygun eğitim stratejileriyle desteklenmesinin toplumsal gelişim açısından kritik önem taşıdığını vurgulayarak açıklamasını tamamladı.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir