Bugün Hava Nasıl Olacak? 25 Haziran Perşembe İstanbul, Ankar...
Bugün Hava Nasıl Olacak? 25 Ha...
23:30Bursa’da Özel Gereksinimli Bireyler İçin Afet Yönetim Modeli...
Bursa’da Özel Gereksinimli Bir...
22:37Bursa Kültür Yolu Festivali 27 Haziran’da Başlıyor: Konserle...
Bursa Kültür Yolu Festivali 27...
22:20Bakan Şimşek’ten Londra’da İklim Finansmanı Çağrısı: 2,5 Tri...
Bakan Şimşek’ten Londra’da İkl...
DEHB “yaramazlık” ya da tembellik değil, nörogelişimsel bir bozukluktur. Uzmanlar, erken tanı, doğru destek ve nöro geribildirim gibi teknolojik yöntemlerle risklerin azaltılabileceğini vurguluyor.
Sümeyye Bilici
EDİTÖR
Giriş: 21.01.2026 - 16:57
Güncelleme: 21.01.2026 - 16:57
“Yaramaz” veya “tembel” gibi etiketlerle tanımlanan birçok çocuk ve yetişkinin aslında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile mücadele ettiği belirtiliyor. Son yıllarda artan farkındalıkla birlikte daha yaygın teşhis edilen bu nörogelişimsel durum, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde çocukların yüzde 5-7’sini, yetişkinlerin ise yüzde 2,5-5’ini etkiliyor. Auto Train Brain CEO’su Dr. Günet Eroğlu, DEHB’nin bir hastalık değil, beynin işleyişiyle ilgili bir farklılık olduğunu vurgulayarak, “Beyin kendi kendini düzenleme kapasitesine sahip bir organdır. Bu nedenle Avrupa’da yaygın olarak kullanılan nöro geribildirim gibi tamamlayıcı yöntemler, DEHB’nin yönetiminde destekleyici bir rol üstlenebiliyor” dedi.
“İsterse yapar” ya da “Çok zeki ama çalışmıyor” gibi kalıplaşmış ifadelerin, DEHB’li bireylerin hayatları boyunca en sık karşılaştığı önyargılar arasında yer aldığını belirten uzmanlar, bu durumun bir irade sorunu olmadığının altını çiziyor. DEHB; beynin “yönetici işlevlerinden” sorumlu bölgelerini etkileyen nörogelişimsel bir bozukluk olarak tanımlanıyor.
Beyindeki dopamin ve norepinefrin seviyelerindeki dengesizlik, karar verme ve dürtü kontrol merkezi olan ön frontal korteksin işleyişini etkiliyor. Bu durum, beynin “başla”, “dur” ve “sıraya koy” komutlarını veren mekanizmasının farklı çalışmasına yol açıyor. Sonuç olarak dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve organizasyon güçlüğü gibi belirtiler ortaya çıkıyor.
Çocukluk çağında kontrol altına alınamayan dürtüselliğin, ilerleyen yıllarda trafik kazaları, madde bağımlılığı eğilimi ve finansal yönetim sorunları gibi ciddi riskleri beraberinde getirebildiğine dikkat çekiliyor. Ayrıca dinleme ve planlama güçlüğü, bireylerin sosyal ilişkilerinde kopmalara ve uyum sorunlarına neden olabiliyor.
2015 yılında The Lancet’te yayımlanan kapsamlı bir çalışma ise konunun ciddiyetini net biçimde ortaya koyuyor. Araştırma, tedavi edilmeyen DEHB’nin özellikle yetişkinlikte tanı alan bireylerde kaza ve benzeri dışsal nedenlerle ölüm riskini artırabildiğini gösteriyor. Aynı çalışma, erken müdahale ve doğru bir yönetim süreciyle bu risklerin önemli ölçüde azaltılabildiğini de ortaya koyuyor.
Toplumda DEHB’li bireylerin hâlâ “disiplinsiz”, “saygısız” ya da “tembel” gibi etiketlerle anıldığını ifade eden Dr. Günet Eroğlu, “Oysa DEHB bir zekâ sorunu değildir. Bu kişiler uygun eğitim yaklaşımları ve kendilerine özgü öğrenme stratejileriyle desteklendiklerinde, akademik olarak akranlarını yakalayabildikleri gibi çoğu zaman onların önüne de geçebiliyor” dedi.
Birçok çocuğun ortalamanın üzerinde yaratıcılığa sahip olduğunu ve ilgisini çeken bir konuya uzun süre yoğunlaşabildiği “hiper-odaklanma” becerisi gösterdiğini belirten Eroğlu, “Çocuğun bunu bilerek yapmadığını bilmemiz gerekiyor. DEHB en sık çocukluk döneminde tanı alsa da tedavi ve doğru destek sağlanmadığında belirtiler yetişkinlikte de devam edebiliyor ve bireyin sosyal ile profesyonel yaşamını ciddi biçimde etkileyebiliyor” ifadelerini kullandı.
Uzun yıllar boyunca yerinde duramayan ve dikkatini sürdürmekte zorlanan çocukların halk arasında “yaramaz” olarak tanımlandığını hatırlatan Eroğlu, bu yaklaşımın çoğu zaman asıl sorunun üzerini örttüğünü vurguladı. Son dönemde artan farkındalık ve teknolojik gelişmelerin DEHB’ye bakışı değiştirdiğini belirten Eroğlu, tanı sürecini destekleyen ve tedaviye tamamlayıcı olarak kullanılan yeni yaklaşımların da ön plana çıktığını söyledi.
Bu yaklaşımlardan biri olan nöro geribildirim yönteminde, beynin elektriksel aktivitesi EEG aracılığıyla gerçek zamanlı olarak ölçülüyor ve bu veriler kişiye oyunlar ya da animasyonlar üzerinden geri bildirim olarak sunuluyor. Yöntem; dikkatle ilişkili beyin dalgalarının güçlenmesini ve dürtüsellik ile ilişkili dalgaların dengelenmesini hedefliyor. Kişi, ödül temelli geri bildirim mekanizmaları sayesinde bu öğrenme sürecini pekiştiriyor.
Avrupa’da özellikle Almanya, İsviçre ve Hollanda’da yaygın olarak kullanılan nöro geribildirim uygulamaları, günümüzde yapay zekâ destekli algoritmalarla daha kişiselleştirilmiş hale geliyor. Bu sayede bireylere istedikleri zaman ve yerde eğitim alma imkânı sunuluyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir