Sound of Europe Festivali 2026 Programı: İstanbul, Ankara ve...
Sound of Europe Festivali 2026...
22:2818-19 Temmuz Doğa Sporları Takvimi: Uludağ, Kapadokya ve Van...
18-19 Temmuz Doğa Sporları Tak...
22:2118-19 Temmuz 2026 Konser ve Etkinlik Takvimi: İstanbul, Anka...
18-19 Temmuz 2026 Konser ve Et...
22:14Fırat Havzası İçin 86 Milyon Avroluk Proje: 6 İlde 40 Bin Ha...
Fırat Havzası İçin 86 Milyon A...
İstanbul’da düzenlenen D-8 Ülkeleri COP31 Toplantısı’nda İstanbul Deklarasyonu kabul edildi. İşte COP31 hedefleri ve deklarasyonun önemi.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 17.07.2026 - 22:08
Güncelleme: 17.07.2026 - 22:08
İstanbul’da düzenlenen D-8 Ülkeleri COP31 Toplantısı’nda çevre ve iklim alanındaki ortak iradeyi ortaya koyan İstanbul Deklarasyonu kabul edildi. Türkiye’nin COP31 Başkanlığına destek veren deklarasyonla iklim değişikliğine uyum, finansmana erişim, kayıp ve zarar, adil geçiş ve ülkeler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi öne çıktı.
Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 öncesindeki diplomatik çalışmalar hız kazandı. Bu kapsamda İstanbul’da bir araya gelen D-8 ülkelerinin çevre ve iklimden sorumlu temsilcileri, ortak mücadele alanlarını ve COP31’e uzanan yol haritasını değerlendirdi.
Toplantının en önemli çıktısı ise D-8 ülkelerinin çevre ve iklim politikalarındaki ortak yaklaşımını yansıtan İstanbul Deklarasyonu oldu. Deklarasyonun oy birliğiyle kabul edildiği açıklandı.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlık ettiği toplantıya Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya, Pakistan ve Azerbaycan’ın çevre ve iklim alanındaki temsilcileri katıldı.
D-8 kapsamında çevre bakanları düzeyinde ilk kez gerçekleştirildiği belirtilen toplantı, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı öncesinde gelişmekte olan ülkelerin ortak taleplerinin gündeme taşınması açısından önem taşıyor.
Toplantıda D-8 ülkelerinin farklı coğrafyalarda bulunmalarına rağmen benzer iklim riskleriyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Kuraklık, sel, aşırı sıcaklık, gıda güvenliği, su kaynaklarının azalması ve iklim kaynaklı afetler ortak sorunlar arasında gösterildi.
İstanbul D-8 Çevre Bakanları Deklarasyonu, üye ülkelerin çevre ve iklim değişikliği alanındaki ortak siyasi iradesini ortaya koyan bir metin niteliği taşıyor.
Deklarasyonla D-8 ülkelerinin COP31 sürecine daha güçlü ve koordineli şekilde katılması, çevre alanındaki ortak projelerin artırılması ve gelişmekte olan ülkelerin iklim politikalarında karşılaştığı finansman ile teknoloji sorunlarının uluslararası gündeme taşınması hedefleniyor.
Metin aynı zamanda Türkiye’nin COP31 Başkanlığına verilen desteğin bölgesel ve uluslararası düzeydeki önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
D-8 Ülkeleri COP31 Toplantısı’nda öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı:
Bu alanlarda atılacak ortak adımların yalnızca deklarasyon düzeyinde kalmaması, uygulanabilir projelere ve finansman modellerine dönüştürülmesi amaçlanıyor.
Türkiye, COP31 Başkanlığı kapsamında izlenecek yaklaşımı “diyalog, uzlaşı ve aksiyon” olmak üzere üç temel ilke üzerine kuruyor.
Bu yaklaşımla COP31’in yalnızca yeni hedeflerin açıklandığı bir konferans olmaktan çıkarılması ve mevcut iklim taahhütlerinin somut uygulamalara dönüştürüldüğü bir platform hâline getirilmesi hedefleniyor.
Toplantıda konuşan Murat Kurum, iklim değişikliğinin artık geleceğe ilişkin uzak bir risk olmadığını; ekonomik kalkınmayı, şehirleri, gıda güvenliğini, enerji sistemlerini ve toplumların refahını doğrudan etkileyen küresel bir sorun hâline geldiğini belirtti.
Kurum, verilen iklim taahhütleriyle sahadaki uygulamalar arasında hâlen önemli bir mesafe bulunduğuna dikkat çekti.
Türkiye’nin COP31 Eylem Gündemi kapsamında on öncelikli çalışma alanı belirlediği açıklandı. Bu alanlarda 2035 yılına kadar ulaşılması amaçlanan küresel hedeflerden bazıları şöyle:
Bu hedeflerin şehirlerin daha güvenli, ekonomilerin daha rekabetçi ve toplumların iklim değişikliğine karşı daha dayanıklı hâle gelmesine katkı sağlaması bekleniyor.
COP31 Eylem Gündemi’nin önemli girişimlerinden biri de “İklim Uygulama Köprüsü” olacak.
Gelişmekte olan birçok ülke iklim hedeflerini belirlemesine rağmen bu hedefleri yatırım yapılabilir projelere dönüştürmekte ve gerekli finansmana ulaşmakta güçlük çekiyor. İklim Uygulama Köprüsü’nün bu soruna çözüm üretmesi amaçlanıyor.
Girişim kapsamında ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları ve Ulusal Uyum Planlarının uygulanabilir proje portföylerine dönüştürülmesi desteklenecek. Böylece iklim hedefleri ile yatırım ve finansman süreçleri arasında doğrudan bağlantı kurulması planlanıyor.
D-8, Asya’dan Afrika’ya ve Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyayı kapsıyor. Bir milyarı aşan toplam nüfusa sahip ülkelerden oluşan yapı; enerji, tarım, sanayi, kentleşme ve çevre politikaları bakımından önemli bir potansiyel taşıyor.
Bu ülkelerin önemli bir bölümü iklim değişikliğine bağlı kuraklık, aşırı sıcaklık, sel, deniz seviyesinin yükselmesi ve gıda güvenliği sorunlarından doğrudan etkileniyor.
D-8 ülkelerinin ortak hareket etmesi, özellikle gelişmekte olan ülkelerin iklim finansmanı ve teknoloji transferi taleplerinin uluslararası müzakerelerde daha güçlü biçimde temsil edilmesini sağlayabilir.
İstanbul Deklarasyonu da bu ortak hareket arayışının COP31 öncesindeki siyasi zemini olarak görülüyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek.
Konferansa hükümet temsilcilerinin yanı sıra uluslararası kuruluşlar, bilim insanları, yerel yönetimler, özel sektör kuruluşları, sivil toplum temsilcileri ve iklim aktivistlerinin katılması bekleniyor.
COP31’in ana etkinlikleri Antalya EXPO Center’da gerçekleştirilecek. Türkiye, konferansın ev sahipliğini ve başkanlığını üstlenecek.
İstanbul Deklarasyonu’nun önemi yalnızca Türkiye’nin COP31 Başkanlığına verilen destekten kaynaklanmıyor. Metin, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği karşısındaki ortak ihtiyaçlarını görünür hâle getirmesi bakımından da dikkat çekiyor.
Deklarasyonun öne çıkan etkileri şöyle değerlendiriliyor:
Deklarasyonun COP31’e kadar yapılacak toplantılarda ayrıntılandırılması ve belirlenen önceliklerin somut iş birliği mekanizmalarına dönüştürülmesi bekleniyor.
İstanbul toplantısının ardından Türkiye’nin farklı ülke grupları, uluslararası kuruluşlar ve iklim müzakerelerindeki paydaşlarla temaslarını sürdürmesi bekleniyor.
COP31’e uzanan süreçte iklim finansmanı, enerji dönüşümü, dirençli şehirler, iklim dostu tarım, atık yönetimi ve doğa temelli çözümler üzerine yeni toplantılar gerçekleştirilecek.
İstanbul Deklarasyonu’nun da D-8 ülkelerinin Antalya’daki konferansa ortak önceliklerle katılması için temel belgelerden biri olması hedefleniyor.
Türkiye’nin COP31 Başkanlığının başarısı ise İstanbul’da ortaya konulan siyasi iradenin uygulanabilir projelere, erişilebilir finansmana ve ölçülebilir çevre hedeflerine dönüştürülmesine bağlı olacak.
Doğayı Dinle Haber Merkezi
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir