Bakan Bayraktar: “2026 Rüzgar Enerjisinde Türkiye’nin Atılım...
Bakan Bayraktar: “2026 Rüzgar...
22:14Sinop’ta Dereyi Kirleten Katı Atık Tesisine 1,6 Milyon TL Ce...
Sinop’ta Dereyi Kirleten Katı...
22:03Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Kontrolör Yardımcılığı Sözlü S...
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü...
21:54Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkiye’de Gıda Arz Güvenliği Sorunu...
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkiy...
Sel felaketleri yalnızca binaları değil altyapıyı, tarım alanlarını ve hayvancılığı da ağır şekilde etkiliyor. Uzmanlar bodrum katlar ve dere yatakları konusunda kritik uyarılarda bulunuyor.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 10.05.2026 - 23:58
Güncelleme: 10.05.2026 - 23:58
İklim değişikliği, aşırı yağışlar ve plansız kentleşme nedeniyle sel felaketleri dünyanın birçok bölgesinde daha sık ve daha yıkıcı hale geliyor. Uzmanlara göre seller artık yalnızca kısa süreli doğal afetler olarak değil; şehir yaşamını, altyapıyı, üretimi ve insan güvenliğini doğrudan tehdit eden çok boyutlu krizler olarak değerlendiriliyor.
Türkiye’de de son yıllarda yaşanan aşırı yağış olayları, özellikle dere yataklarına yapılan yapılaşma, yetersiz altyapı ve betonlaşmanın etkisiyle ciddi can ve mal kayıplarına yol açıyor.
Afet uzmanları, sel riskinin yalnızca yağış miktarıyla değil; zeminin yapısı, şehir planlaması, altyapı kapasitesi ve insan davranışlarıyla da doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor.
Sellerin yıkıcı olmasının temel nedeni suyun çok kısa sürede büyük bir enerjiyle hareket etmesi olarak gösteriliyor.
Özellikle:
selin etkisini büyütebiliyor.
Uzmanlara göre şehirlerde asfalt ve beton yüzeylerin artması, yağmur suyunun toprağa süzülmesini engelliyor. Bu durum kısa sürede büyük su birikimlerine neden olabiliyor.
Dağlık bölgelerde ise suyun hızla aşağı yönlü akması “ani sel” riskini artırıyor.
Afet yönetimi uzmanlarına göre can kayıpları genellikle belirli risk faktörlerinin bir araya gelmesiyle yükseliyor.
En kritik riskler arasında:
yer alıyor.
Uzmanlar özellikle hareket halindeki suyun insanlar tarafından çoğu zaman hafife alındığını belirtiyor. Diz seviyesine ulaşan güçlü akıntılar bile insanı sürükleyebiliyor.
Araçlar ise sanıldığından çok daha hızlı şekilde suyun kontrolüne girebiliyor.
Sellerden en fazla etkilenen yapılar genellikle düşük kotta bulunan ve su baskınına açık alanlarda yer alan binalar oluyor.
Riskli yapılar arasında:
öne çıkıyor.
Uzmanlara göre özellikle plansız kentleşme sel zararlarını büyüten temel faktörlerden biri haline geldi.
Bazı bölgelerde doğal su yollarının yapılaşma nedeniyle daraltılması, sel sularının yerleşim alanlarına yönelmesine neden olabiliyor.
Sel felaketlerinde en büyük can kaybı risklerinden biri bodrum katlarda ortaya çıkıyor.
Uzmanlara göre bunun başlıca nedenleri şunlar:
Özellikle ani sel durumlarında bodrum katlar dakikalar içinde tamamen suyla dolabiliyor.
Afet uzmanları, yüksek riskli bölgelerde bodrum katların yaşam alanı olarak kullanılmaması gerektiğini vurguluyor.
Seller yalnızca şehirleri değil tarımsal üretimi de ciddi şekilde etkiliyor.
Yoğun su baskını nedeniyle:
Uzmanlara göre özellikle hasat dönemine yakın yaşanan seller ekonomik kayıpları büyütebiliyor.
Bazı durumlarda tarım arazilerinde ağır metal, atık ve kanalizasyon kaynaklı kirlenme de görülebiliyor.
Sel felaketleri hayvancılık sektöründe de ciddi kayıplara yol açabiliyor.
Riskler arasında:
yer alıyor.
Uzmanlar özellikle küçük ölçekli işletmelerin afetlere karşı daha kırılgan olduğunu belirtiyor.
Sel sonrası oluşan çamur, nem ve kirli su; hayvan sağlığını da doğrudan etkileyebiliyor.
Sellerin en büyük etkilerinden biri altyapı sistemlerinde görülüyor.
Aşırı su yükü asfaltın bozulmasına, çökmelere ve ulaşım kesintilerine neden olabiliyor.
Güçlü akıntı köprü ayaklarında aşınma oluşturabiliyor. Bu durum yapısal risk yaratabiliyor.
Yetersiz kapasiteye sahip kanalizasyon hatları taşabiliyor ve atık sular yerleşim alanlarına yayılabiliyor.
Su baskınları enerji kesintileri ve iletişim sorunları oluşturabiliyor.
Kirli suyun şebekeye karışması sağlık risklerini artırabiliyor.
Uzmanlara göre altyapı sistemlerinin iklim değişikliğine uyumlu şekilde yeniden planlanması gerekiyor.
İklim bilimciler, atmosferdeki sıcaklık artışının aşırı yağış olaylarını güçlendirebildiğini belirtiyor.
Daha sıcak hava daha fazla nem taşıyabildiği için kısa sürede yoğun yağışlar oluşabiliyor.
Bu durum özellikle:
riskini artırabiliyor.
Uzmanlara göre yalnızca afet sonrası müdahale değil, risk azaltma politikaları da büyük önem taşıyor.
Uzmanların öne çıkardığı başlıca önlemler şunlar:
Seller artık yalnızca yoğun yağışın sonucu olarak değil; şehirleşme politikaları, altyapı eksiklikleri ve iklim değişikliğiyle birlikte büyüyen karmaşık afetler olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar özellikle dere yatakları, bodrum katlar ve altyapı yetersizlikleri konusunda daha güçlü önlemler alınmaması halinde gelecekte çok daha büyük ekonomik ve insani kayıplar yaşanabileceği konusunda uyarıyor.
Afet yönetiminde yalnızca müdahale değil; planlama, önleme ve dirençli şehirler oluşturma yaklaşımının kritik önem taşıdığı belirtiliyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir