Bugün Hava Nasıl Olacak? 25 Haziran Perşembe İstanbul, Ankar...
Bugün Hava Nasıl Olacak? 25 Ha...
23:30Bursa’da Özel Gereksinimli Bireyler İçin Afet Yönetim Modeli...
Bursa’da Özel Gereksinimli Bir...
22:37Bursa Kültür Yolu Festivali 27 Haziran’da Başlıyor: Konserle...
Bursa Kültür Yolu Festivali 27...
22:20Bakan Şimşek’ten Londra’da İklim Finansmanı Çağrısı: 2,5 Tri...
Bakan Şimşek’ten Londra’da İkl...
Migren, dünya genelinde 1 milyardan fazla kişiyi etkileyen ciddi bir nörolojik hastalıktır. Türkiye'de her 100 kişiden 16-21’i migren hastası olup, kadınlarda daha sık görülmektedir. Dr. Meliha Aydın, migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; bulantı, görme bozukluğu, ışığa hassasiyet gibi belirtilerle yaşam kalitesini düşürdüğünü belirtiyor.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 07.07.2025 - 23:06
Güncelleme: 07.07.2025 - 23:06
Dünya genelinde 1 milyardan fazla kişiyi etkileyen migren, yalnızca sıradan bir baş ağrısı değil; yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren, kronik bir nörolojik hastalık. Türkiye’de ise her 100 kişiden 16 ila 21’inin migren hastası olduğu biliniyor. Özellikle kadınlar, erkeklere oranla migrene daha fazla yakalanıyor. Ancak toplumda migren hâlâ yeterince ciddiye alınmayan bir sağlık sorunu.
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Meliha Aydın, migrenin belirtileri, nedenleri, tetikleyicileri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.
Dr. Aydın’a göre migren; genellikle başın bir tarafında yoğun ve zonklayıcı bir ağrı ile ortaya çıkıyor. Buna ek olarak:
Bulantı ve kusma
Görme bozuklukları
Konuşma güçlüğü
Denge kaybı
Işık ve sese karşı hassasiyet
gibi semptomlar migren atağını tanımlayan başlıca belirtiler arasında yer alıyor. Migren, çocuklukta başlayabileceği gibi, erken yetişkinlik dönemine kadar belirti göstermeden ilerleyebilir. Ayrıca ailede migren öyküsü bulunması, hastalık riskini artıran önemli bir faktördür.
Türkiye Migren Epidemiyoloji Araştırmaları’na göre; kadınlarda migren görülme oranı %25-30 iken, erkeklerde bu oran %10-12 civarında. Ancak birçok kişi, yaşadığı şiddetli baş ağrılarını migren olarak tanımlamıyor, bu da erken tanı ve tedaviyi geciktiriyor.
Dr. Aydın, migrenin yalnızca bireysel bir sorun olmadığını, toplumsal düzeyde de büyük etkiler yarattığını vurguluyor. Migren hastalarının büyük bir kısmı, iş hayatında performans kaybı yaşarken; bazı kişilerde migren enfarktüsü gibi ciddi komplikasyonlar da gelişebiliyor. Sinir dokularını besleyen damarların tıkanması sonucu felç geçirme riski dahi bulunuyor.
Birçok hasta, sadece ağrı kesicilere başvurarak geçici bir rahatlama sağlasa da bu durum uzun vadede yanlış ilaç kullanımına ve migrenin kronikleşmesine yol açabiliyor.
Migren ataklarını tetikleyebilecek başlıca unsurlar şunlardır:
Hormonal değişiklikler
Aşırı alkol ve kafein tüketimi
Tuzlu yiyecekler
Ani hava değişiklikleri
Yoğun kokular
Uykusuzluk ve açlık
Parlak ışıklar ve stres
Çikolata ve peynir gibi bazı gıdalar
Dr. Aydın, migrenle başa çıkmada kişisel farkındalığın çok önemli olduğunu belirtiyor: “Tetikleyicileri tanımak ve yaşam tarzı düzenlemeleri yapmak, migreni kontrol altına almanın en etkili yollarındandır. Migren günlüğü tutmak, atakların sıklığını azaltmada yardımcı olabilir.”
Migrenin doğru tanısı için mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurulmalıdır. Dr. Aydın, toplumda sıkça karşılaşılan yanlış bilgilerin tanıyı zorlaştırdığını ifade ederek şu uyarılarda bulunuyor:
Her baş ağrısı migren değildir.
Stres, uykusuzluk ve açlık gibi faktörler migreni tetikleyebilir.
Migren yalnızca ağrı kesici ile geçiştirilemez.
Uzmana göre, doğru tanı ve kişiye özel tedavi planları, migrenin kontrol altına alınmasını ve yaşam kalitesinin artırılmasını sağlar.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir