İznik’te 2 Bin Yıllık Gizem: Sürgünden Dönen Romalının Benze...
İznik’te 2 Bin Yıllık Gizem: S...
15:26Türkiye’nin İklim Haritası Değişiyor: Akdeniz İklimi Genişli...
Türkiye’nin İklim Haritası Değ...
15:20Kurşun İçeren Kalemtıraşlar Toplatılıyor: Bakanlık Marka Ve...
Kurşun İçeren Kalemtıraşlar To...
15:08Antalya Kepez’de Orman Yangını: Çamlıca’da Alevlere Havadan...
Antalya Kepez’de Orman Yangını...
İznik’te yaklaşık 2 bin yıldır ayakta duran Gaius Cassius Philiscus Anıt Mezarı sıra dışı mimarisi ve sürgün hikâyesiyle yeniden gündemde. Nero döneminde sürgün edilen Philiscus kimdi, Beştaş neden benzersiz?
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 22.07.2026 - 15:31
Güncelleme: 22.07.2026 - 15:31
Bursa’nın İznik ilçesinde, zeytinlik ve tarım alanlarının arasında yaklaşık 2 bin yıldır ayakta duran sıra dışı bir Roma dönemi mezar anıtı, taşıdığı hikâyeyle yeniden dikkatleri üzerine çekti.
Halk arasında Beştaş, Dikilitaş, Nişantaşı ve Obelisk olarak bilinen yaklaşık 12 metre yüksekliğindeki yapı, üzerindeki Yunanca yazıt sayesinde kim için yaptırıldığı bilinen ender tarihi yapılardan biri. Yazıt, mezarın Roma döneminde İznik’in etkili ailelerinden birine mensup Gaius Cassius Philiscus adına yapıldığını ortaya koyuyor.
Ancak anıtı asıl ilginç kılan yalnızca yaşı değil.
Philiscus’un hayatı, Roma İmparatoru Nero döneminde sürgüne gönderilmesinden, İmparator Galba tarafından affedilerek Nicea’ya, yani bugünkü İznik’e dönmesine uzanan çarpıcı bir siyasi hikâye barındırıyor. Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin’e göre yapının mezar anıtı olarak mimari biçimi de son derece özgün.
Anıt, Bursa’nın İznik ilçesinde, antik çağda Nikaia olarak bilinen kentin yaklaşık 5–5,5 kilometre kuzeybatısında bulunuyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı yapının konumunu Elbeyli çevresindeki Fırınaltı mevkisi olarak gösteriyor. Günümüzde tarım alanları ve ağaçlık bölge içinde yükselen yapı, Roma döneminde çok daha stratejik bir noktadaydı.
Anıt, antik Nikaia ile Nikomedia’yı, yani bugünkü İznik ile İzmit’i birbirine bağlayan önemli kara yolu güzergâhı üzerinde inşa edilmişti.
Anıtın üzerindeki Yunanca yazıt, mezarın sahibinin kimliğine ilişkin en önemli kanıtı oluşturuyor.
Yazıta göre burada yatan kişi Gaius Cassius Philiscus, Gaius Cassius Asclepiodotos’un oğluydu ve 83 yıl yaşadı. Cassius ailesinin antik Nikaia’nın siyasi ve ekonomik açıdan etkili ailelerinden biri olduğu, kent surları ve kapılarının yapımındaki katkılarıyla bağlantılı yazıtlardan da biliniyor.
Dolayısıyla mezarın böylesine görkemli bir biçimde önemli bir yol güzergâhına yapılmış olması tesadüf değil.
Anıt, sahibinin dönemin toplumundaki statüsünü ve gücünü görünür hale getiren bir prestij yapısı niteliği de taşıyor. Bu değerlendirme, anıtın konumuna ilişkin Prof. Dr. Mustafa Şahin’in yorumuyla da örtüşüyor.
Philiscus’un hayatındaki en çarpıcı bölüm Roma İmparatoru Nero dönemine uzanıyor.
Prof. Dr. Mustafa Şahin’in aktardığı tarihi kaynaklara göre Philiscus’un mal varlığına Nero döneminde el konuldu ve kendisi sürgüne gönderildi.
Nero’nun ölümünün ardından Roma tahtına çıkan Galba döneminde ise Philiscus affedildi, itibarı iade edildi ve yeniden Nicea’ya dönebildi.
Böylece bugün İznik’in kırsalında yükselen anıt yalnızca bir mezar değil, Roma İmparatorluğu’nun siyasi çalkantılarından etkilenmiş bir insanın yaklaşık iki bin yıl öncesinden bugüne ulaşan hayat hikâyesini de temsil ediyor.
Philiscus’un ölümünün ardından adına görkemli bir mezar anıtı inşa edildi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre yapı MS 1. yüzyılın sonu ile 2. yüzyılın başına tarihlendiriliyor. Günümüze kalan hali yaklaşık 12 metre yüksekliğinde.
Yapının bugünkü görünümü, yaklaşık iki bin yıl boyunca depremlere, hava koşullarına ve zamanın yıpratıcı etkisine rağmen büyük ölçüde ayakta kalmayı başardığını gösteriyor.
Anıtın en dikkat çekici özelliği yapım tekniği.
Basamaklı bir platform ve kaide üzerinde yükselen yapı, üst üste yerleştirilmiş beş adet üçgen piramidal mermer bloktan oluşuyor. Bloklar birbirlerine metal bağlantılarla sabitlenmiş durumda.
Bu beş büyük blok nedeniyle yapı halk arasında Beştaş olarak da biliniyor.
Aynı yapı için tarih boyunca:
Dikilitaş
Obelisk
Beştaş
Nişantaşı
adları da kullanılmış durumda.
Evet.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kayıtlarına göre anıtın ilk halinde altı parçadan oluştuğu ve yaklaşık 15,5 metre yüksekliğe ulaştığı düşünülüyor.
Bugün ise beş ana parça halinde yaklaşık 12 metrelik bölümü ayakta.
Üst bölümdeki izler, yapının tepesinde günümüze ulaşmayan başka bir unsurun bulunduğunu düşündürüyor.
Anıtın ilk görünümüne ilişkin en ilginç sorulardan biri bu.
Kültür Portalı kayıtlarında, yapının en üstünde geçmişte bir kuş heykelciğinin bulunmuş olabileceği belirtiliyor. Kaidedeki bazı bağlantı izleri de bronz heykellerin varlığına işaret ediyor.
Prof. Dr. Mustafa Şahin ise üst bölümde bugün kayıp olan bir kartal figürü veya metal süsleme bulunmuş olabileceğini belirtiyor.
Kartal figürü olasılığı, Roma dünyasında güç, yüceltilme ve kahramanlaştırma sembolizmi açısından ayrıca dikkat çekiyor.
Bu ifade, anıtla ilgili en çok dikkat çeken değerlendirmelerden biri.
Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, yapının mezar anıtı olarak benzer bir örneğinin bilinmediğini ve üst üste monte edilmiş bloklardan oluşan mimarisiyle son derece özgün olduğunu belirtiyor.
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin turizm portalı da yapıyı Anadolu’daki ünik, yani benzersiz dikme anıt mezar örneklerinden biri olarak tanımlıyor.
Bu nedenle haberde “dünyada benzeri yok” ifadesini mutlak bir arkeolojik hüküm olarak değil, uzman görüşüne dayanan bir değerlendirme olarak kullanmak daha doğru.
Anıtın uzun ve göğe yükselen formu ilk bakışta Mısır’daki obeliskleri hatırlatıyor.
Prof. Dr. Mustafa Şahin de yapının biçiminde Mısır etkisinin bulunabileceğini değerlendiriyor. Ancak İznik’teki anıtın dikkat çekici farkı, tek parça dev bir taş yerine ayrı mermer blokların üst üste monte edilerek oluşturulması.
Bu yapım tekniği, anıtın mimari açıdan neden sıra dışı kabul edildiğinin temel nedenlerinden biri.
İznik ve çevresi tarih boyunca büyük depremler yaşayan bir bölge.
Prof. Dr. Mustafa Şahin’e göre anıtın üst üste yerleştirilmiş mermer bloklarındaki bazı dönme ve kayma izleri, geçmiş depremlerin yapı üzerindeki etkilerini gösteriyor.
Buna rağmen anıtın yaklaşık iki bin yıldır büyük bölümünün ayakta olması, Roma dönemi taş işçiliği ve mühendisliğinin dikkat çekici örneklerinden birini ortaya koyuyor.
Dışarıdan bakıldığında anıt dev bir dikilitaş gibi görünse de asıl mezarın yapının altında bulunduğu değerlendiriliyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kayıtlarına göre toprağa gömülü alt bölümde bir mezar yapısının bulunduğu, buranın tümülüs tipi bir mezar odası şeklinde düzenlenmiş olduğuna ilişkin bulgular bulunduğu belirtiliyor.
Bu özellik de yapının yalnızca anıtsal bir dikilitaş olmadığını, gerçek anlamda bir mezar anıtı olduğunu ortaya koyuyor.
Roma döneminde anıt mezarların konumu büyük önem taşıyordu.
Gaius Cassius Philiscus’un mezarı, antik çağın iki önemli Bitinya kenti olan Nikaia ve Nikomedia arasındaki ana yol üzerinde bulunuyordu.
Prof. Dr. Şahin’e göre bu güzergâh yalnızca yerel ulaşım yolu değildi.
Yol:
Ticari ulaşımda,
Askeri hareketlilikte
ve Avrupa’dan Kudüs’e uzanan hac güzergâhında
önem taşıyordu.
Böylesine görünür bir noktaya görkemli bir anıt mezar yapılması, Philiscus ailesinin toplumsal statüsünü yansıtan bilinçli bir tercih olarak değerlendiriliyor.
Burada sık yapılan önemli bir hata var.
İznik henüz UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’nde değil. İznik, Türkiye tarafından 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne sunuldu ve bugün de UNESCO’nun geçici liste kayıtlarında yer alıyor.
Dolayısıyla “İznik UNESCO Dünya Mirası’dır” demek doğru değil.
Daha doğru ifade:
“İznik, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.”
Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan çok katmanlı kültürel miras, İznik’in UNESCO adaylığı açısından taşıdığı önemin temelini oluşturuyor.
Hayır.
22 Temmuz 2026’da gündeme gelen haber, yeni yapılmış bir arkeolojik keşif duyurusu değil.
Dikilitaş uzun süredir bilinen, korunan ve kaynaklarda kayıtlı bir Roma dönemi anıtı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı’nda yapı uzun yıllardır kayıtlı bulunuyor ve sayfa en son Ocak 2026’da güncellenmiş durumda.
Anıtın bugün yeniden gündeme gelmesinin nedeni; Gaius Cassius Philiscus’un sürgün hikâyesinin, mimari özelliklerinin ve yapının benzersizliğine ilişkin uzman değerlendirmelerinin yeniden kamuoyuna taşınması.
Bu ayrım haberde özellikle korunmalı; aksi halde okuyucuda “2 bin yıllık yeni mezar bulundu” gibi yanlış bir algı oluşabilir.
İznik, tarih boyunca farklı medeniyetlerin izlerini üst üste taşıyan Türkiye’nin en önemli tarihi kentlerinden biri.
Gaius Cassius Philiscus Anıt Mezarı ise bu miras içinde özellikle Roma dönemini görünür hale getiren yapılardan biri.
Anıtın:
Yaklaşık 2 bin yıllık geçmişi,
Sıra dışı blok mimarisi,
Üzerindeki Yunanca yazıt,
Mezar sahibinin kimliğinin bilinmesi,
Nero dönemine uzanan sürgün hikâyesi
ve antik ana yol üzerindeki stratejik konumu
onu kültür turizmi açısından son derece güçlü bir hikâye noktasına dönüştürüyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir