Oyak Çimento’dan Net Sıfır Hedefi: Yeşil Yatırımlar Sektöre...
Oyak Çimento’dan Net Sıfır Hed...
09:05Et Yiyen Bakteri Nedir, Akdeniz Kıyılarında Vibrio Riski Ned...
Et Yiyen Bakteri Nedir, Akdeni...
00:55Bayraktar Ve Guterres Görüşmesinde Enerji Arz Güvenliği, İkl...
Bayraktar Ve Guterres Görüşmes...
00:46Turizm Sektöründe Yeni Dönem: Bakan Ersoy’dan Kamu-özel Sekt...
Turizm Sektöründe Yeni Dönem:...
Her yıl 1-7 Haziran tarihleri arasını "Çevre ve Sıfır Atık Haftası", bu haftanın tam kalbi olan 5 Haziran'ı ise "Dünya Çevre Günü" olarak kutluyoruz. İçinde bulunduğumuz bu özel günler, bize sadece süslü sloganlar atmak, sosyal medyada yeşil ağaç fotoğrafları paylaşmak için değil; aynaya bakıp "Gelecek için bugün, tam da şu an ne yapıyoruz?" sorusunu sormak için eşsiz bir fırsat sunuyor.
İklim krizinin nefesini ensemizde hissettiğimiz, kıtlık ve kuraklık senaryolarının bilim kurgu olmaktan çıkıp haber bültenlerine taşındığı bir çağdayız. Çözüm ise sanıldığı kadar uzak veya ulaşılamaz değil; çözüm eğitimde, kurumsal kararlılıkta ve en çok da gençlerimizin ellerinde.
Geçtiğimiz günlerde Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen "Sıfır Atık Forumu", tam da bu kararlılığın sergilendiği önemli bir platform oldu. Uluslararası birçok katılımcının olduğu etkinliğe bende İstanbul Galata Üniversitesi Rektörü ve alanda uzman hocalarımın da bizzat katılım gösterdiği bu forumda sıfır atık vizyonunun kurumlarımızda sadece bir "proje" değil, kurumsal bir yaşam felsefesi haline geldiğini göstermektedir.
Peki, bu felsefe teori düzeyinden çıkıp sokağa, evimize, mutfağımıza nasıl yansıyor? Makro düzeyde alınan bu kararların, teori düzeyinden çıkıp sokağa, evimize ve mutfağımıza nasıl yansıdığını ise İstanbul Galata Üniversitesi’nde benim de parçası olduğum iki çarpıcı etkinlikte çok net bir şekilde gördük.
İlk olarak çevreci kimliğimden de öte Dr. Öğr. Üyesi olarak üstlendiğim akademik görev çerçevesinde "Su Yılında Su Farkındalığı" sunumunu gerçekleştirdik. Sunumda, toplum olarak içine düştüğümüz o büyük yanılgıyı yüzümüze çarptı: Türkiye su zengini bir ülke değildir.
Kişi başına düşen su miktarıyla bizler aslında "su stresi" çeken bir ülkeyiz. Yağmur suyu hasadı, gri suyun yeniden kullanımı ve kurakçıl peyzaj (xeriscape) artık çevreci bir hobi değil, hayatta kalma stratejilerimiz olmak zorundadır. Bu yüzden ortaya koyduğumuz söylem; "Kirletilen her damla su, geleceğimizden çalınan bir saniyedir."
Sularımızdaki bu makro krizin mikrodaki karşılığını ise üniversite öğrencilerinin bir sınavında gastronomi mutfağında gördük. Nilay Bektaş Mağaralı’nın "Kara Kutu" dersinde, şef adayı gençlerimiz ellerine tutuşturulan sürpriz malzemelerle, tek bir kağıt havlu veya ambalaj kullanmadan, hiçbir malzemeyi çöpe atmadan harikalar yaratıyordu. Yiyecek-içecek sektöründeki korkunç israf döngüsüne karşı bu gençler, ezber bozuyorlar.
Bu dersin en somut örneğini, sıfır atık prensibiyle sebze çorbası hazırlayan gastronomi öğrencilerimiz Kübranur ve Rüveyda'da gördük. Öğrencilerimiz yemeği yaparken tek bir kağıt havlu veya plastik ambalaj kullanmıyor, sebzelerin kabuklarından saplarına kadar yenilebilir her parçayı farklı tekniklerle değerlendirerek çöp kutusuna giden yolu kapatıyorlardı. Öğrencilerimizin şu sözleri, 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde tüm Türkiye'ye verilmiş bir umut dersidir: "Büyüklerimizden öğrendiğimiz 'israf etmeme' kültürünü profesyonel mutfağa taşıyoruz. Tükettiğimiz her şeyin bir gün sonu gelecek. Gelecek nesillere eksiksiz bir mutfak bırakabilmek için bugünden adım atmak zorundayız."
İşte tam da bu yüzden umutluyum. Zirvelerde konuşulan stratejiler, BM hedefleri ve devlet politikaları ancak o stratejileri mutfağında, tabağında, musluğunda uygulayacak bilinçli bir nesille hayat bulabilir. İstanbul Galata Üniversitesi'nin yaptığı gibi gençlere sadece mesleklerini değil, gezegeni koruma bilincini de aşıladığımızda dönüşüm başlıyor.
Bir yanda suyun mülk değil, tüm canlılar için kutsal bir emanet olduğunu dile getirirken; diğer yanda ninesinden gördüğü israfsızlık ahlakını modern şef bıçağıyla birleştiren gençlerimiz... Toplum olarak bize düşen, bu vizyonu sadece Çevre Haftası'nda alkışlamak değil, yılın 365 günü kendi hayatımıza entegre etmektir.
Çünkü doğadaki bir damla suyun korunması ile mutfaktaki bir dal maydanozun çöpe atılmaması, aynı büyük resmin, aynı aydınlık geleceğin parçalarıdır. Bu resmi tamamlamak ise hepimizin elinde, unutmamalıyız.
20.03.2026 - 00:10
09.03.2026 - 21:13
05.01.2026 - 23:26
08.12.2025 - 21:00
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir