Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim

Paylaş

NSosyal

Güvenli Kentlerin Anahtarı: Kentsel Dönüşüm ve Zemin Gerçeği

Türkiye’de deprem gerçeği kentsel dönüşümün önemini artırıyor. Uzmanlar, İzmir’de zemin yapısı ve eski yapı stoğu nedeniyle riskin yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

Sümeyye Bilici Sümeyye Bilici EDİTÖR Giriş: 23.04.2026 - 23:55 Güncelleme: 23.04.2026 - 23:55
Güvenli Kentlerin Anahtarı: Kentsel Dönüşüm ve Zemin Gerçeği

Türkiye’nin Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer alması, ülke genelinde deprem riskini sürekli gündemde tutuyor. Toprakların yaklaşık yüzde 92’sinin deprem tehlikesi altında bulunduğu Türkiye’de, nüfusun büyük bölümü aktif fay hatlarına yakın bölgelerde yaşamını sürdürüyor. Uzmanlar, yaşanan büyük depremlerin ardından risk azaltma ve kentsel dönüşümün hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Son 25 yılda meydana gelen 1999 Marmara, 2011 Van, 2020 Elazığ ve 2023 Kahramanmaraş depremleri, can kayıplarının temel nedeninin depremlerden çok dayanıksız yapılar olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bu durum, afet yönetiminde önceliğin kentsel dönüşüm ve yapı güvenliği olması gerektiğini gözler önüne seriyor.

Tanyer Yapı Zemin Grubu Koordinatörü İnşaat Yüksek Mühendisi Batuhan Tozburun, İzmir’in aktif fay hatları üzerinde yer alan yüksek riskli bir metropol olduğunu belirterek, “İzmir; deniz içi ve kara faylarının çevrelediği aktif bir deprem havzasında bulunuyor. Aktif faylara yakınlık, yumuşak alüvyon zemin yapısı ve eski yapı stoğu, kentteki deprem riskini artıran temel unsurlar arasında yer alıyor” dedi.

Özellikle Bayraklı, Konak, Bornova, Karşıyaka ve Buca gibi yoğun nüfuslu ilçelerde zemin özellikleri ile yapılaşmanın birleşmesinin deprem kırılganlığını artırdığını ifade eden Tozburun, 30 Ekim 2020 İzmir depreminin kritik bir uyarı niteliğinde olduğunu vurguladı.

Samos açıklarında meydana gelen 7.0 büyüklüğündeki depremin, merkeze yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen İzmir’de ciddi hasarlara yol açtığını hatırlatan Tozburun, “Yerel zemin etkileri deprem dalgalarını büyüttü, eski yapılar daha fazla zarar gördü ve orta katlı binalarda rezonans etkisi oluştu. Aynı bölgede farklı temel sistemlerine sahip yapıların farklı performans göstermesi, zemin-yapı etkileşiminin ne kadar kritik olduğunu ortaya koydu” diye konuştu.

Bilimsel verilerin İzmir için orta-yüksek seviyede deprem olasılığına işaret ettiğini belirten Tozburun, kentsel dönüşümün artık yalnızca bir imar meselesi değil, doğrudan bir yaşam ve güvenlik konusu olduğunu ifade etti. Tozburun, “Depremi engellemek mümkün değil ancak doğru planlama, güçlü zemin mühendisliği ve kararlı dönüşüm politikalarıyla kayıpları azaltabiliriz” dedi.

İzmir’deki kentsel dönüşüm çalışmalarının mevcut yapı stokuna kıyasla yetersiz kaldığını belirten Tozburun, dönüşüm oranının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu kaydetti. Vatandaşların bilinçlendirilmesi ve kamu otoritelerinin hızlı adımlar atmasının önemine değinen Tozburun, ada bazlı dönüşümün hayati rol oynadığını vurguladı.

Tanyer Yapı Zemin Grubu’nun sektördeki çalışmalarına da değinen Tozburun, yaklaşık 200 kişilik uzman kadro ve geniş makine parkıyla hizmet verdiklerini belirtti. Fore kazık, ankraj, jet grout, baret kazık ve diyafram duvar gibi zemin iyileştirme uygulamalarını eş zamanlı gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Ege Bölgesi’nin ardından İstanbul’da da faaliyet göstermeye başladıklarını aktaran Tozburun, anahtar teslim zemin mühendisliği hizmeti sunduklarını söyledi. İzmir’de yeni projelere hazırlandıklarını belirten Tozburun, özellikle Bayraklı bölgesinde yeni şantiyelerin kısa sürede başlayacağını sözlerine ekledi.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:



Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !