Çölyak hastalığı, genetik yatkınlığı olan bireylerde gluten tüketimiyle tetiklenen, ince bağırsağı hedef alan, kronik ve sistemik bir otoimmün hastalıktır. Gluten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein grubudur. Çölyak hastalarında gluten alımı, bağışıklık sisteminin ince bağırsağın iç yüzeyini oluşturan villus adı verilen emilim yapılarına saldırmasına neden olur. Bu saldırı sonucunda villuslar düzleşir, yüzey alanı azalır ve besin emilimi ciddi biçimde bozulur.
Hastalık yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı değildir. Emilim bozukluğu ve otoimmün inflamasyon nedeniyle kemik, sinir sistemi, cilt, karaciğer ve hormonal sistemler de etkilenebilir. Bu yönüyle çölyak, çok organlı etkileri olan sistemik bir hastalık olarak değerlendirilir.
Çölyak Hastalığının Görülme Sıklığı ve Türkiye’de Durum
Küresel epidemiyolojik veriler, çölyak hastalığının dünya genelinde yaklaşık her 100 kişiden 1’ini etkilediğini göstermektedir. Prevalans yüzde 0,7–1,4 aralığında değişmektedir. Ancak tanı alan hasta sayısı, gerçek hasta sayısının oldukça altındadır. Çeşitli çalışmalarda tanı almamış çölyak oranının yüzde 70–80 düzeyinde olduğu bildirilmektedir.
Türkiye’de yapılan saha araştırmaları, çölyak hastalığı sıklığının yaklaşık yüzde 1 civarında olduğunu ortaya koymaktadır. Bu oran, Türkiye’de 700 bin ila 1 milyon arasında çölyak hastası olabileceğine işaret etmektedir. Buna karşın tanı almış hasta sayısı bu tahminlerin oldukça altındadır. Tanı gecikmesi ortalama 6–10 yıl arasında değişmektedir.
Çölyak Hastalığının Genetik ve Otoimmün Temeli
Çölyak hastalığı genetik yatkınlıkla ilişkilidir. Hastaların büyük çoğunluğunda HLA-DQ2 veya HLA-DQ8 genetik yapısı bulunur. Ancak bu genetik özelliklerin varlığı tek başına hastalık gelişimi için yeterli değildir. Gluten maruziyeti ve bağışıklık sistemi yanıtı birlikte rol oynar.
Çölyak, otoimmün hastalıklar grubunda yer alır ve Tip 1 diyabet, otoimmün tiroid hastalıkları, romatoid artrit ve otoimmün hepatit gibi hastalıklarla birlikte görülme sıklığı artmıştır. Çölyak hastalarının yaklaşık yüzde 10–15’inde başka bir otoimmün hastalık eşlik eder.
Çölyak Hastalığının Belirtileri: Sindirim Sisteminden Sessiz Bulgulara
Çölyak hastalığının klinik tablosu oldukça geniştir. Belirtiler yaşa, hastalık süresine ve bağırsak hasarının derecesine göre değişir.
Sindirim Sistemi Belirtileri
– Kronik ishal
– Şişkinlik ve gaz
– Karın ağrısı
– Kilo kaybı
– Yağlı ve kötü kokulu dışkı
Sindirim Dışı Belirtiler
– Demir eksikliği anemisi
– Kemik yoğunluğunda azalma (osteopeni, osteoporoz)
– Büyüme ve gelişme geriliği (çocuklarda)
– Ağız içi aftlar
– Ciltte kaşıntılı döküntüler (dermatitis herpetiformis)
– Halsizlik ve kronik yorgunluk
– Adet düzensizlikleri ve infertilite
– Nörolojik bulgular (uyuşma, denge sorunları)
Özellikle erişkin hastaların önemli bir kısmında sindirim sistemi belirtileri hafif ya da hiç olmayabilir. Bu durum, tanının gecikmesine neden olan en önemli faktörlerden biridir.
Çölyak Hastalığında Tanı Kriterleri ve Klinik Eşikler
Çölyak tanısı, klinik bulgular, serolojik testler ve ince bağırsak biyopsisi birlikte değerlendirilerek konur.
Serolojik Testler
– Doku transglutaminaz IgA (anti-tTG IgA)
– Endomisyum antikoru (EMA IgA)
Bu testlerin pozitifliği tanı açısından yüksek duyarlılık ve özgüllük taşır. Anti-tTG IgA testinin duyarlılığı yüzde 90–98, özgüllüğü ise yüzde 95’in üzerindedir.
İnce Bağırsak Biyopsisi
Altın standart tanı yöntemidir. Villus atrofisi, kript hiperplazisi ve lenfosit artışı tanıyı destekler.
Tanı sürecinde gluten içeren beslenmenin devam ediyor olması gereklidir. Glutenin diyetten çıkarılması, testlerin yalancı negatif çıkmasına yol açabilir.
Ne Zaman Klinik Açıdan Ciddiye Alınmalı?
Bazı klinik durumlar çölyak açısından ileri değerlendirme gerektirir:
– Nedeni açıklanamayan demir eksikliği anemisi
– Çocuklarda büyüme geriliği
– Uzun süren ishal veya açıklanamayan kilo kaybı
– Osteoporozun genç yaşta ortaya çıkması
– Tip 1 diyabet veya otoimmün tiroid hastalığına eşlik eden sindirim yakınmaları
– Tekrarlayan düşükler veya infertilite
Bu durumlar, çölyak hastalığının sessiz seyreden formlarını düşündürür.
Çölyak Hastalığının Uzun Dönem Komplikasyonları
Tedavi edilmeyen çölyak hastalığında ciddi komplikasyonlar gelişebilir:
– Şiddetli beslenme yetersizlikleri
– Osteoporoz ve kemik kırıkları
– Büyüme geriliği ve puberte gecikmesi
– Nörolojik hasar
– İnce bağırsak lenfoması ve bazı gastrointestinal kanserlerde artış
Uzun süre tanı almamış çölyak hastalarında lenfoma riski, genel nüfusa kıyasla 2–4 kat artmış olarak bildirilmektedir.
Çölyak Hastalığı ile Gluten Hassasiyeti Arasındaki Fark
Çölyak hastalığı, bağışıklık sistemi aracılı ve bağırsak hasarıyla seyreden bir otoimmün hastalıktır. Buna karşın çölyak dışı gluten hassasiyeti, otoimmün mekanizma ve villus hasarı olmaksızın görülen, tanı kriterleri daha belirsiz bir tablodur. Ayırıcı tanı, seroloji ve biyopsi ile yapılır.
Çölyak Hastalığının Toplumsal ve Halk Sağlığı Boyutu
Çölyak hastalığı, tanı gecikmesi nedeniyle bireylerin yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyen kronik bir hastalıktır. Tanı konulmamış hastalarda sağlık hizmeti başvuruları artmakta, yanlış tanılar ve gereksiz tedaviler yaygınlaşmaktadır. Toplum genelinde farkındalık düzeyinin düşük olması, hastalığın görünmez yükünü artırmaktadır.
Erken tanı, komplikasyonların önlenmesi ve sağlık sistemine binen uzun vadeli yükün azaltılması açısından kritik öneme sahiptir.
Sağlık Uyarı Notu
Bu içerik bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi süreçlerinde kişisel değerlendirme esastır. Sağlıkla ilgili durumlarda bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı ve uzman hekim değerlendirmesini esas almanızı öneriyoruz.

Nizamettin Bilici
EDİTÖR









BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir