Balon Balığıyla Mücadelede Çarpıcı Sonuç: 50 Milyon Yeni Bal...
Balon Balığıyla Mücadelede Çar...
15:03Barajlar Doldu, Hidroelektrik Üretimi Rekor Kırdı: Elektrik...
Barajlar Doldu, Hidroelektrik...
14:57Avrupa Yangınlarında Tahliye 300 Bini Aştı: Fransa Ve İspany...
Avrupa Yangınlarında Tahliye 3...
14:52Türkiye’de Sıcak Hava Dalgaları 75 Yılın Zirvesine Çıktı: Ha...
Türkiye’de Sıcak Hava Dalgalar...
Konya’nın Çumra ilçesindeki Türkmen Karahöyük kazılarında 3 bin 500 yıllık Luvice yazılı mühür ile altın levha taşıyan nadir bir muska bulundu.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 27.07.2026 - 14:46
Güncelleme: 27.07.2026 - 14:46
Konya’nın Çumra ilçesinde sürdürülen Türkmen Karahöyük kazılarında, Anadolu’nun siyasi ve kültürel tarihine ışık tutabilecek önemli buluntular ortaya çıkarıldı. Kazı ekibi, yaklaşık 3 bin 500 yıllık hiyeroglif Luvice yazılı taş mühür, iki bakır mühür ve bir kil mühür baskısının yanı sıra içerisinde son derece ince bir altın levha bulunan nadir bir muskaya ulaştı.
Taş mühür üzerindeki yazıda “Kurunti-ziti” adının yer aldığı belirlendi. Uzmanlara göre mühür, Türkmen Karahöyük’ün MÖ 1500 ile 1400 yılları arasında önemli bir yönetim ve bürokrasi merkezi olduğunu gösteren yeni kanıtlar sunuyor. Altın levhalı muskanın ise MS 4. veya 5. yüzyıla, yani Geç Roma ve erken Hristiyanlık dönemine ait olduğu değerlendiriliyor.
Mühür Üzerinde İsim Ve Unvan Bulundu
Kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan en dikkat çekici eserlerden biri, üzerinde hiyeroglif Luvice yazı bulunan taş mühür oldu. Mühür üzerinde bir kişinin adı ile unvanının yer aldığı tespit edildi.
Kazı eş başkanı Doç. Dr. Michele Rüzgar Massa’nın değerlendirmesine göre mühür, en üst düzey yöneticilerden birine ait olmasa da bölgede devlet yapısına bağlı bir bürokratik hiyerarşinin bulunduğunu gösteriyor. Belgeleri veya çeşitli malları mühürlemek amacıyla kullanıldığı düşünülen eser, yerleşimde görev yapan idari personelin varlığına işaret ediyor.
Mühürde okunan Kurunti-ziti adının, Hitit dünyasının önemli tanrılarından Kurunta ile bağlantılı olduğu düşünülüyor. Kurunta, özellikle doğa, yaban hayatı ve koruyuculukla ilişkilendirilen önemli bir Anadolu tanrısı olarak biliniyor.
Kazılarda taş mührün yanı sıra iki bakır mühür ve bir kil mühür baskısı da gün yüzüne çıkarıldı. Kil mühür baskısında farklı bir kişinin adının yer aldığı belirtildi. Birden fazla yönetici veya görevliye ait mühürlerin aynı merkezde bulunması, burada düzenli çalışan bir idari teşkilatın varlığına yönelik değerlendirmeleri güçlendiriyor.
Türkmen Karahöyük Hitit Döneminde İdari Merkez Miydi?
Mührün tarihlendirildiği MÖ 1500-1400 yılları, Orta Anadolu’da Hitit siyasi gücünün etkili olduğu bir döneme karşılık geliyor. Kazı ekibi, yeni eserlerin Türkmen Karahöyük’ün bu dönemde büyük bir idari merkez olduğunu gösterdiğini değerlendiriyor.
Ancak yerleşimin Hititlerin kayıp kentlerinden biri veya ikinci başkenti olduğu yönündeki görüşler henüz kesin olarak kanıtlanmış değil. Bölgenin Geç Tunç Çağı’nda Hitit İmparatorluğu ile hem dostluk hem rekabet ilişkileri bulunan Tarhuntaşşa ülkesinin sınırları içerisinde kalmış olabileceği üzerinde duruluyor.
Türkmen Karahöyük’ün büyüklüğü, çevresindeki anıtlar ve bugüne kadar bulunan yönetimle ilişkili eserler, buranın sıradan bir yerleşimden çok daha önemli bir siyasi merkez olabileceğini gösteriyor. Yerleşimin üst kent bölümü yaklaşık 25 hektarlık bir alana yayılıyor ve höyük yaklaşık 35 metre yüksekliğe ulaşıyor. Alt kentle birlikte yerleşim alanının 80 hektarı geçtiği, bazı değerlendirmelere göre bunun iki katına kadar çıkabileceği belirtiliyor.
Altın Levhanın Üzerinde İncil’den Bir Bölüm Olabilir
Kazıda bulunan ikinci önemli eser, bakır bir kutunun içerisinde korunan çok ince altın levhalı muska oldu. Levhanın yaklaşık 0,1 milimetre kalınlığında olduğu ve üzerinde büyük olasılıkla İncil’den alınmış bir bölümün yazılı bulunduğu değerlendiriliyor.
MS 4. veya 5. yüzyıla tarihlendirilen eserin, küçük bir çocuğa ait olabileceği düşünülüyor. Muskanın hastalık, kötü şans veya kötülüklerden korunma amacıyla taşınmış olabileceği belirtiliyor.
Erken Hristiyanlık döneminde kutsal metinlerden bölümlerin küçük metal levhalara yazılarak kutular içerisinde taşındığı biliniyor. Ancak altın levha içeren bu tür örneklerin oldukça az sayıda olması, Türkmen Karahöyük’teki buluntunun önemini artırıyor.
Kazı ekibi, benzer nitelikteki sınırlı örneklerden birinin Almanya’da bulunduğunu belirtiyor. Altın levhanın üzerindeki yazıların ayrıntılı biçimde okunması ve eserin kesin kullanım amacının belirlenmesi için bilimsel incelemelerin sürdürülmesi bekleniyor.
Altın Muska Yeni Soruları Gündeme Getirdi
Türkmen Karahöyük’ün ana kent yerleşiminin Erken Tunç Çağı’ndan Helenistik dönemin sonlarına kadar, yaklaşık MÖ 3000 ile MÖ 50 yılları arasında kesintisiz kullanıldığı değerlendiriliyor. Kentin MÖ 2. yüzyılın sonları ile MÖ 1. yüzyılın başlarında büyük bir yangınla zarar gördüğü ve daha sonra bölgesel ağırlığın Konya’ya kaydığı düşünülüyor.
Buna karşılık MS 4. veya 5. yüzyıla ait altın muska, höyüğün ana kent terk edildikten yüzyıllar sonra da insanlar tarafından kullanıldığını gösteriyor. Buluntunun bir mezarla, dini uygulamayla veya daha geç tarihli sınırlı bir yerleşim alanıyla bağlantılı olup olmadığı yapılacak incelemeler sonucunda anlaşılabilecek.
Bu nedenle altın muska yalnızca değerli bir dini obje değil, Türkmen Karahöyük’ün Helenistik dönem sonrasındaki kullanımına ilişkin yeni araştırma sorularının da başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Türkmen Karahöyük Neden Önemli?
Türkmen Karahöyük, Konya Ovası’nda yer alan ve Roma öncesi Anadolu’nun en büyük yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen çok katmanlı bir höyük. Yerleşimde Erken Tunç Çağı, Geç Tunç Çağı, Demir Çağı, Pers ve Helenistik dönemlere ait kültür katmanları bulunuyor.
Bölgenin tarihi önemini artıran gelişmelerden biri, 2019 yılında bulunan Kral Hartapu yazıtı olmuştu. Anadolu hiyeroglifleriyle yazılan metinde Büyük Kral Hartapu’nun Frigya’ya karşı kazandığı bir zafer anlatılıyordu.
Bu yazıt ve yüzey araştırmalarından elde edilen bulgular, Türkmen Karahöyük’ün MÖ 8. yüzyıl civarında Batı Tabal bölgesinde hüküm süren Hartapu Krallığı’nın başkenti olabileceğini ortaya koydu. Akademik çalışmalarda yerleşim, daha önce bilinmeyen büyük bir Demir Çağı siyasi merkezi olarak tanımlandı.
Son kazılarda bulunan 3 bin 500 yıllık mühürler ise yerleşimin siyasi öneminin Hartapu döneminden çok daha eskiye uzanabileceğini gösteriyor.
Mısır’dan Baltık Bölgesine Uzanan Ticaret Bağlantıları
Türkmen Karahöyük’te önceki kazı sezonlarında bulunan eserler, kentin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda büyük bir ticaret merkezi olduğunu gösteren ipuçları sunmuştu.
Kazılarda ve yüzey araştırmalarında şimdiye kadar kemik kalemler, mühürler, ok uçları, zarlar, parfüm şişeleri, takılar, değerli taşlar, tahıl kalıntıları ve seçkin kişilere ait olabileceği düşünülen eşyalar bulundu.
Mısır ve Kıbrıs kökenli parfümler, Kafkasya’dan getirildiği değerlendirilen yeşim ve akik taşları ile Baltık bölgesiyle ilişkilendirilen kehribar buluntuları, yerleşimin geniş bir ticaret ağına bağlı olduğunu gösteriyor. Mısır’dan getirilmiş olabileceği düşünülen bir maymuna ait kalıntılar da dönemin diplomatik ve ticari ilişkilerine ilişkin dikkat çekici bulgular arasında yer alıyor.
Kazılarda 13 Ülkeden Araştırmacılar Görev Yapıyor
Türkmen Karahöyük’te altı yıl süren yüzey araştırmalarının ardından başlatılan kazıların üçüncü sezonu devam ediyor. Çalışmalar, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Michele Rüzgar Massa ile Chicago Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. James Osborne’un eş başkanlığında yürütülüyor.
Kazı başkan yardımcılığı görevini ise Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Erpehlivan üstleniyor.
Yaklaşık 150 kişilik kazı ekibinde, 13 ülkeden 60’a yakın araştırmacının bulunduğu bildirildi. Çalışmalar höyüğün beş farklı bölümünde sürdürülürken arkeobotanik, insan osteolojisi, hayvan kalıntıları, çevre araştırmaları, arkeometri, seramik, koruma ve dijital belgeleme gibi çok sayıda uzmanlık alanından yararlanılıyor.
Buluntular Anadolu’nun Yönetim Tarihini Aydınlatabilir
Türkmen Karahöyük’te bulunan Luvice yazılı mühürler, Anadolu’daki devlet yönetiminin yalnızca başkentlerde değil, bölgesel merkezlerde nasıl örgütlendiğinin anlaşılması açısından önem taşıyor.
Mühürlerdeki kişi adları ve unvanların ayrıntılı biçimde çözümlenmesi, Hitit döneminde Konya Ovası’nı yöneten görevlilerin kimlikleri, yetkileri ve bağlı oldukları siyasi yapı hakkında yeni bilgiler sağlayabilir.
Altın muskanın üzerindeki yazının okunması ise erken Hristiyanlık dönemindeki inançlar, çocukların korunmasına yönelik uygulamalar ve kutsal metinlerin günlük hayatta nasıl kullanıldığı konusunda önemli sonuçlar ortaya çıkarabilir.
Kazı ekibinin önümüzdeki süreçte mühürleri, kil baskıları ve altın levhayı laboratuvar ortamında ayrıntılı biçimde incelemesi bekleniyor. Yeni çalışmalar, Türkmen Karahöyük’ün binlerce yıl boyunca değişen siyasi, ticari ve dini işlevlerinin daha net biçimde anlaşılmasını sağlayabilecek.
Doğayı Dinle Haber Merkezi
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir