Lensle Denize Veya Havuza Girilir Mi, Acanthamoeba Keratiti...
Lensle Denize Veya Havuza Giri...
14:24Çamlıbel Tüneli Nerede, Kaç Kilometre? Yıllık 371 Milyon Lir...
Çamlıbel Tüneli Nerede, Kaç Ki...
14:18Tokat’taki Düğünde Zehirlenme Paniği: Hastaların Sağlık Duru...
Tokat’taki Düğünde Zehirlenme...
14:10TZOB’dan Hükümete Acil Destek Çağrısı: Çiftçinin Borcu Yapıl...
TZOB’dan Hükümete Acil Destek...
TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, 2026’nın ilk 6 ayında doğal afetlerin 900 bin dekar tarım alanına zarar verdiğini açıkladı ve acil destek istedi.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 05.07.2026 - 14:10
Güncelleme: 05.07.2026 - 14:10
Türkiye’de 2026 yılının ilk altı ayında etkili olan sel, su baskını, don, dolu, fırtına, aşırı yağış, hortum ve heyelanlar tarımsal üretimde ağır bir bilanço ortaya çıkardı.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yılın ilk yarısında yaklaşık 900 bin dekar tarım alanının doğal afetlerden zarar gördüğünü açıkladı. Hasarlı alanların yaklaşık yarısında zararın sel ve su baskınlarından kaynaklandığı bildirildi.
Bayraktar, ürününü ve gelirini kaybeden sigortasız çiftçilere acil nakit desteği verilmesini, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçların ise yeniden yapılandırılmasını istedi.
Açıklanan 900 bin dekar, yaklaşık 90 bin hektara veya 900 kilometrekareye karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle afetlerden etkilenen tarım alanı, yüz binlerce futbol sahası büyüklüğünde bir yüzeyi kapsıyor.
TZOB’un verilerine göre bu alanın yaklaşık yarısı sel ve su baskınlarından etkilendi. Bu da yalnızca sel kaynaklı zararın kabaca 450 bin dekara yaklaşmış olabileceğini gösteriyor. Ancak ürün ve il bazındaki kesin zarar miktarları, sahadaki hasar tespit çalışmalarının tamamlanmasıyla netleşecek.
Şemsi Bayraktar, yıl boyunca afetlerden etkilenen 70’ten fazla ilde üreticilerle bir araya geldiklerini ve zararı sahada gözlemlediklerini belirtti.
2026’nın ilk altı ayında afetlerin görüldüğü il sayıları şöyle açıklandı:
| Afet Türü | Etkilenen İl Sayısı |
|---|---|
| Sel Ve Su Baskını | 28 |
| Don | 22 |
| Aşırı Yağış | 14 |
| Dolu | 14 |
| Fırtına | 9 |
| Aşırı Kar Yağışı | 9 |
| Heyelan | 6 |
| Hortum | 6 |
Bu rakamlar, bazı illerin aynı dönem içinde birden fazla afet türünden etkilenebildiğini de gösteriyor. Örneğin bir bölgede önce don, ardından dolu veya aşırı yağış görülmesi, üreticinin aynı sezonda birden fazla kayıpla karşılaşmasına yol açabiliyor.
2026’nın ilk yarısında tarımsal üretimi en fazla etkileyen afetlerin başında sel ve su baskınları geldi. Toplam zarar gören alanın yaklaşık yarısının bu afetlerden etkilenmesi, özellikle ani ve yoğun yağışların tarım üzerindeki baskısını ortaya koydu.
Sel yalnızca tarladaki ürünü sürükleyip götürmüyor. Toprağın verimli üst tabakasının kaybolmasına, köklerin havasız kalmasına, bitkilerin çürümesine, sulama ve drenaj altyapısının zarar görmesine de neden olabiliyor.
Seralarda ise su baskını; ürünün yanı sıra örtü, ısıtma sistemi, elektrik donanımı, sulama hattı ve taşıyıcı sistemlerde de maliyetli hasarlar oluşturabiliyor.
Doğal afetlerin tarımsal üretime verdiği zarar yalnızca hasat edilemeyen ürün miktarıyla sınırlı kalmıyor.
Üretici, afet meydana gelene kadar:
Afet sonucunda ürün kaybedildiğinde çiftçi yalnızca beklediği kazançtan mahrum kalmıyor; sezon boyunca yaptığı harcamayı da geri alamıyor. TZOB, bu nedenle afet zararının ürün kaybı kadar üretim sermayesi kaybı olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Bayraktar’ın çağrısının merkezinde, tarım sigortası bulunmayan üreticiler yer alıyor.
TZOB’a göre devlet desteğine rağmen sigorta primlerinin çiftçi gelirine kıyasla yüksek kalması, bazı üreticilerin poliçe yaptıramamasına neden oluyor. Afet meydana geldiğinde sigortalı üreticinin zararı poliçe koşulları kapsamında karşılanabilirken sigortasız çiftçi ciddi bir gelir kaybıyla karşı karşıya kalıyor.
Bayraktar, bu üreticilere nakit yardım yapılmasını, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçların ise yapılandırılmasını talep etti.
Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 dönemi bilgilendirmelerinde, TARSİM kapsamındaki risklere karşı sigorta yaptırmayan üreticilerin bu riskler için 2090 sayılı Kanun kapsamındaki afet yardımlarından yararlanamadığı hatırlatılıyor.
Sel, su baskını, dolu, fırtına, hortum, yangın, heyelan ve deprem gibi birçok risk hâlihazırda tarım sigortalarının kapsamına giriyor. Bu nedenle sigortası bulunmayan üreticiler açısından sonradan yapılacak genel afet yardımları otomatik bir hak oluşturmuyor.
Büyük ölçekli afetlerde valilikler aracılığıyla acil destek ödeneği talep edilebilmesine yönelik mekanizmalar bulunsa da bu ödemelerin kapsamı, tutarı ve dağıtımı ayrıca alınacak kararlara bağlı olarak yürütülüyor.
Bu tablo, TZOB’un sigortasız üreticiler için yaptığı özel destek çağrısının önemini artırıyor.
Bitkisel Ürün Sigortası kapsamında açık alanda yetiştirilen ürünlerde dolu, fırtına, hortum, yangın, deprem, heyelan, taşıt çarpması, sel ve su baskınının neden olduğu miktar kayıpları teminat altına alınabiliyor.
Yaş meyve, sebze ve kesme çiçeklerde dolunun neden olduğu kalite kaybı da poliçe kapsamına girebiliyor. Don, yağmur ve bazı özel ürün riskleri ise ürüne ve poliçe türüne göre ek teminat olarak düzenleniyor.
2026 yılında tarım sigortası primlerinin genel olarak yüzde 50’si devlet tarafından karşılanıyor. Belirli don teminatları ile köy bazlı verim sigortasında devlet prim desteği yüzde 70’e, büyükbaş dar kapsamlı sigortada ise yüzde 60’a kadar çıkıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında toplam 3 milyon 807 bin 514 devlet destekli tarım sigortası poliçesi düzenlendi.
Aynı yıl yaklaşık 44,3 milyon dekar açık alan bitkisel üretim alanı sigorta kapsamına alındı. Bitkisel ürün sigortalarında yaklaşık 27,6 milyar lira hasar ödemesi gerçekleştirilirken tarım sigortalarının tamamında sağlanan devlet prim desteği 24,7 milyar liraya yaklaştı.
Bu veriler TARSİM’in tarımsal risk yönetimindeki önemini ortaya koyarken, sistemin dışında kalan küçük ölçekli ve düşük gelirli üreticilerin kırılganlığını da gündeme getiriyor.
Tarımda doğal afet kaynaklı kayıplar yalnızca Türkiye’ye özgü değil.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün 2025 tarihli raporuna göre 1991-2023 döneminde afetlerin dünya tarımında neden olduğu ekonomik kayıp 3,26 trilyon dolara ulaştı.
FAO, aynı dönemde afetler nedeniyle:
kaybedildiğini hesapladı. Bu kayıpların kişi başına günlük yaklaşık 320 kilokalorilik gıdaya karşılık geldiği belirtildi.
FAO verilerine göre yıllık ortalama küresel tarım zararı, 1990’lı yıllardaki yaklaşık 64 milyar dolardan son yıllarda 144 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bu artış, afetlerin sıklığı kadar tarımsal üretim ve altyapının maruz kaldığı ekonomik değerin büyümesiyle de bağlantılı.
900 bin dekarlık hasarın gıda fiyatlarına ne ölçüde yansıyacağı, zarar gören ürünlerin türüne, hasarın bölgesel yoğunluğuna, toplam üretim miktarına, stoklara ve dış ticaret koşullarına bağlı olacak.
Bu nedenle 900 bin dekarlık toplam alandan hareketle tüm gıda ürünlerinde doğrudan fiyat artışı yaşanacağını söylemek doğru değil.
Ancak hasarın belirli bir ürünün yoğun üretildiği bölgelerde toplanması durumunda:
Özellikle afet sonrasında borçlarını ödeyemeyen çiftçinin ekim alanını küçültmesi, zararın yalnızca mevcut hasatla sınırlı kalmamasına neden olabilir.
Tarımsal üretimde giderlerin önemli bölümü ürün satılmadan önce yapılıyor. Üretici tohum, gübre, mazot, ilaç, sulama ve işçilik giderlerini çoğunlukla kredi, vadeli satış veya kendi birikimiyle karşılıyor.
Afet nedeniyle hasat yapılamadığında çiftçinin geliri kayboluyor ancak kredi ve girdi borçları devam ediyor. Bu durum üreticinin:
kadar uzanabilen bir borç döngüsü oluşturabiliyor.
TZOB’un borç yapılandırma çağrısı bu nedenle yalnızca mevcut borcun ertelenmesini değil, çiftçinin gelecek üretim sezonunda yeniden tarlaya dönebilmesini hedefliyor.
Doğal afet sonrasında destek ve sigorta süreçlerinin başlayabilmesi için öncelikle hasarın ürün, parsel ve üretici bazında tespit edilmesi gerekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığının uygulama talimatına göre ilk hasar bilgilerinin köy veya mahalle esaslı olarak bildirilmesi, kesin tespitlerin ardından afet ihbar formlarının Bakanlığa gönderilmesi gerekiyor. İl ve ilçe tarım müdürlükleri ile TARSİM eksperleri arasında koordinasyon sağlanması da hasar oranlarının sağlıklı belirlenmesi açısından önem taşıyor.
Hasar tespit sürecinin uzaması, zaten ürününü kaybeden çiftçinin destek, kredi yapılandırması veya sigorta ödemesine erişmesini geciktirebilir.
2026’nın ilk altı ayında ortaya çıkan tablo, tarım politikalarında yalnızca afet sonrasında ödeme yapılmasının yeterli olmadığını gösteriyor.
Uzun vadeli çözüm için:
önem taşıyor.
Tarım sigortası, üreticinin ekonomik kaybını azaltabilir ancak seli, doluyu veya donu önleyemez. Bu nedenle sigorta sisteminin altyapı, iklim uyumu ve üretim planlamasıyla birlikte ele alınması gerekiyor.
Haberin hazırlandığı sırada TZOB’un sigortasız çiftçiler için dile getirdiği nakit yardım ve borç yapılandırma taleplerine yönelik yeni bir genel destek kararı açıklanmış değildi.
Öne çıkan tablo şöyle:
Zarar Gören Tarım Alanı: Yaklaşık 900 bin dekar
En Büyük Hasar Nedeni: Sel ve su baskınları
Selden Etkilenen Alan: Toplam zararın yaklaşık yarısı
Afet Görülen İl Sayısı: 70’ten fazla
TZOB’un Talebi: Nakit yardım ve borç yapılandırması
Öncelikli Grup: Sigortası bulunmayan afetzede üreticiler
Kesin Zarar Miktarı: İl ve ürün bazlı hasar tespitlerinin ardından netleşecek
Afetlerin yalnızca mevcut ürünleri değil, çiftçinin gelecek sezon üretime devam etme kapasitesini de tehdit etmesi nedeniyle alınacak kararlar tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından kritik önem taşıyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir