BŞEÜ’den Uluslararası Bilimsel Başarı: Ergen Sağlığında Önem...
BŞEÜ’den Uluslararası Bilimsel...
14:06Türkiye Turist Artışında 4. Sırada: Turizm Geliri 65,2 Milya...
Türkiye Turist Artışında 4. Sı...
13:51Cyclospora Salgını Nedir, Nasıl Bulaşır? Şüpheler Yeşil Yapr...
Cyclospora Salgını Nedir, Nası...
13:38Dondurma Alırken Bu 10 Hatayı Yapmayın
Dondurma Alırken Bu 10 Hatayı...
BŞEÜ öncülüğünde 322 ergen kızla yapılan araştırma, sağlık okuryazarlığı ile menstruasyon deneyimi arasındaki ilişkide sağlıklı yaşam inançlarının önemini ortaya koydu.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 15.07.2026 - 14:23
Güncelleme: 15.07.2026 - 14:23
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve ergen kızların sağlık okuryazarlığı ile menstruasyon deneyimleri arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırma, uluslararası bilim dünyasının önemli yayınlarından Journal of Pediatric Nursing dergisinde yayımlandı.
Türkiye’de 322 ergen kızın katılımıyla gerçekleştirilen çalışma, sağlıkla ilgili bilgiye ulaşmanın ve bu bilgiyi anlamanın tek başına yeterli olmayabileceğini gösterdi. Araştırmacıların oluşturduğu modele göre sağlık okuryazarlığı, menstruasyon deneyimlerini doğrudan değiştirmekten çok, ergenlerin sağlıklı yaşam konusundaki inançlarını güçlendirerek dolaylı bir ilişki oluşturuyor.
Araştırmanın sonuçları; okullarda verilecek menstruasyon eğitiminin yalnızca biyolojik bilgiler ve hijyen kurallarıyla sınırlı kalmaması, gençlerin sağlıklı davranış geliştirebileceklerine yönelik güvenlerinin de desteklenmesi gerektiğine işaret ediyor.
“The Mediating Role of Healthy Lifestyle Beliefs in the Impact of Health Literacy on Menstrual Experiences Among Adolescent Girls in Türkiye: A Cross-Sectional Study” başlıklı bilimsel makale, 6 Temmuz 2026 tarihinde çevrim içi olarak yayımlandı.
Büşra Küçüktürkmen, Elif Erbay ve Dilek Menekşe imzalı çalışma, Journal of Pediatric Nursing dergisinin 90’ıncı cildinde 353-361’inci sayfalar arasında yer aldı. Makalenin DOI numarası 10.1016/j.pedn.2026.06.026 olarak kayıtlara geçti.
BŞEÜ’nün bilimsel araştırma kayıtlarına göre yayın; Science Citation Index Expanded, Social Sciences Citation Index, Scopus, MEDLINE, CINAHL ve EMBASE gibi önemli uluslararası veri tabanlarında taranan bir dergide yayımlandı.
Kesitsel ve analitik olarak tasarlanan araştırma, Mart-Haziran 2025 döneminde gerçekleştirildi. Çalışmaya 13 ile 18 yaşları arasında toplam 322 ergen kız katıldı.
Katılımcıların yaş ortalaması 15,46 olarak hesaplandı. İlk adet görme yaşı olarak tanımlanan menarş yaşı ise ortalama 12,35 olarak belirlendi. Araştırmada bildirilen en erken menarş yaşı 9, en geç menarş yaşı 16 oldu.
Çalışmanın örneklem büyüklüğü için yapılan istatistiksel değerlendirmede yüzde 93’ün üzerinde test gücüne ulaşıldığı bildirildi. Bu değer, araştırmanın incelenen ilişkileri istatistiksel olarak değerlendirebilmesi açısından yeterli bir örneklem büyüklüğüne sahip olduğunu gösteriyor.
Katılımcılardan sosyodemografik özellikleri, sağlık okuryazarlığı düzeyleri, sağlıklı yaşam konusundaki inançları ve menstruasyon deneyimleri hakkında bilgi toplandı.
Araştırmada tanımlayıcı bilgi formunun yanı sıra Okul Çağındaki Çocuklar İçin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ile Ergenler İçin Sağlıklı Yaşam İnançları Ölçeği kullanıldı. Elde edilen veriler, sağlık okuryazarlığı ile menstruasyon deneyimleri arasındaki ilişkinin hangi mekanizma üzerinden oluştuğunu anlamaya yönelik aracılık analizleriyle değerlendirildi.
Araştırmanın odak noktası yalnızca gençlerin sağlık bilgisine sahip olup olmadığı değildi. Bu bilginin günlük yaşam davranışlarına, sağlıklı seçimlere ve menstruasyon dönemindeki deneyimlere nasıl yansıdığı da incelendi.
Dünya Sağlık Örgütü sağlık okuryazarlığını, insanların sağlıklarını korumak ve geliştirmek amacıyla bilgi ve hizmetlere ulaşabilmesi, bunları anlayabilmesi, değerlendirebilmesi ve kullanabilmesi için gerekli bilgi ve yeterlilikler olarak tanımlıyor.
Ergenler açısından sağlık okuryazarlığı;
kapsıyor.
Menstruasyon konusunda yeterli sağlık okuryazarlığına sahip olmayan gençler, ağrı ve yoğun kanama gibi sorunları normal kabul edebilir, güvenilir olmayan yöntemlere başvurabilir veya yaşadıkları belirtileri aileleri ve sağlık çalışanlarıyla paylaşmakta zorlanabilir.
Çalışmanın merkezindeki bulgu, sağlıklı yaşam inançlarının aracılık rolü oldu.
Araştırmacıların istatistiksel modeline göre sağlık okuryazarlığı düzeyi yükseldikçe ergenlerin sağlıklı yaşamla ilgili olumlu inançları da güçlendi. Bu inançların güçlenmesi ise menstruasyon deneyimlerinin daha olumlu değerlendirilmesiyle ilişkili bulundu.
Başka bir ifadeyle araştırma, bir gencin doğru sağlık bilgisine sahip olmasının önemli olduğunu ancak bu bilgiyi davranışa dönüştürebileceğine inanmasının da gerektiğini ortaya koydu.
Genç bir kişinin;
menstruasyon deneyimini etkileyebilecek önemli unsurlar arasında değerlendirildi.
Bir ergen menstruasyon sırasında temizliğin, dengeli beslenmenin, hareket etmenin veya gerektiğinde sağlık hizmeti almanın önemli olduğunu bilebilir. Ancak bu davranışları uygulayabileceğine inanmıyorsa bilgi günlük yaşama yansımayabilir.
Araştırmanın bulguları, sağlık eğitimlerinin yalnızca “ne yapılması gerektiğini” anlatmasının yeterli olmayabileceğini gösteriyor. Eğitim programlarının aynı zamanda gençlerin öz güvenini, karar verme becerilerini ve sağlıklı davranış geliştirme kapasitelerini güçlendirmesi gerekiyor.
Bu sonuç, menstruasyon eğitimlerinin tek yönlü anlatımlardan çıkarılarak soru-cevap, sorun çözme, öz bakım, belirtileri değerlendirme ve sağlık hizmetine erişim becerileriyle desteklenmesi gerektiğine işaret ediyor.
Menstruasyon deneyimi yalnızca kanamanın başladığı ve sona erdiği günleri ifade etmiyor. Fiziksel, psikolojik ve sosyal birçok unsur bu deneyimi şekillendirebiliyor.
Ergen kızlar menstruasyon döneminde:
gibi farklı deneyimler yaşayabiliyor.
Deneyimin nasıl algılandığı; aile içindeki iletişimden okul ortamına, arkadaş ilişkilerinden kullanılan hijyen ürünlerine, sağlık bilgisine erişimden toplumsal tabulara kadar çok sayıda etkenden etkilenebiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü, menstruasyon sağlığının yalnızca hijyen malzemesine ulaşmak veya temizlik kurallarını uygulamak şeklinde ele alınmaması gerektiğini belirtiyor.
Menstruasyon sağlığı; fiziksel ve ruhsal iyilik halinin yanı sıra doğru bilgiye ulaşabilmeyi, ağrı ve hastalık durumlarında sağlık hizmeti alabilmeyi, eğitim ve sosyal yaşama ayrımcılığa uğramadan katılabilmeyi ve menstruasyonun utanç kaynağı olarak görülmediği bir çevrede yaşayabilmeyi kapsıyor.
Bu yaklaşım, BŞEÜ öncülüğündeki araştırmanın neden yalnızca sağlık bilgisine değil, sağlıklı yaşam inançlarına da odaklandığını açıklıyor.
Dünya genelinde yaklaşık 2,1 milyar kadın ve ergen kız menstruasyon görüyor. Buna karşın menstruasyon sağlığına ilişkin araştırmaların, eğitim programlarının ve güvenilir veri kaynaklarının birçok ülkede hâlâ sınırlı olduğu bildiriliyor.
Dünya Sağlık Örgütü ile UNICEF’in küresel verilerine göre okulların yalnızca yaklaşık yüzde 39’unda menstruasyon sağlığı eğitimi veriliyor. Kız öğrenci tuvaletlerinde menstruasyon atıklarının güvenli biçimde uzaklaştırılmasına uygun çöp kutusu bulunan okulların oranı ise yüzde 31 düzeyinde kalıyor.
Menarş öncesinde yeterli bilgiye sahip olmamak; gençlerin korku, utanma, düşük öz güven ve okula devam sorunları yaşamasına neden olabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, ilk menstruasyon öncesinde doğru bilgilendirmenin gençlerin bedensel değişikliklere hazırlanması açısından kritik olduğunu vurguluyor.
Menstruasyonla ilgili bilgiler bazı gençlere okul veya sağlık çalışanları yerine arkadaş çevresi, sosyal medya ve aile içindeki geleneksel inanışlar üzerinden ulaşabiliyor.
Bu durum;
neden olabiliyor.
Farklı gelir düzeylerine sahip ülkelerde yapılan araştırmaları inceleyen bilimsel değerlendirmeler, ergenlerin menstruasyon sağlığı okuryazarlığının genel olarak yetersiz kalabildiğini ve eğitim, sağlık ile kamu kurumlarının ortak programlarına ihtiyaç bulunduğunu gösteriyor.
Araştırmanın bulguları, okullardaki menstruasyon eğitimlerinin yalnızca üreme sistemi ve hijyen ürünleri hakkında bilgi vermekle sınırlı kalmaması gerektiğini gösteriyor.
Eğitim programlarında şu başlıklara yer verilmesi önem taşıyor:
Gençlerin soru sorabileceği, mahremiyetlerinin korunduğu ve yargılanma korkusu yaşamadığı ortamların oluşturulması da eğitimin etkisini artırabilir.
UNICEF, etkili menstruasyon sağlığı programlarının bilgi ve becerinin yanında sosyal destek, güvenli okul ortamı, uygun tuvalet olanakları ve hijyen ürünlerine erişimi birlikte ele alması gerektiğini belirtiyor.
Menstruasyon hakkında ilk bilgilendirme çoğu zaman aile içinde yapılıyor. Ancak ailelerin kullandığı dil, gençlerin menstruasyona yönelik algısını doğrudan etkileyebiliyor.
Menstruasyonun hastalık, kirlenme veya utanılması gereken bir durum gibi aktarılması, ergenlerde olumsuz beden algısına ve kaygıya yol açabilir. Sürecin doğal bir biyolojik işlev olarak açıklanması ise gençlerin yaşadıkları değişiklikleri daha sağlıklı biçimde değerlendirmesine katkı sağlayabilir.
Ailelerin;
önem taşıyor.
Erkek çocukların da yaşlarına uygun menstruasyon eğitimi alması, okul ortamındaki alay, dışlama ve damgalamanın azaltılmasına yardımcı olabilir.
Araştırma, hemşireler, ebeler, aile hekimleri ve okul sağlığı çalışanlarının ergenlerle iletişiminde yalnızca belirtileri sorgulamasının yeterli olmayabileceğini ortaya koyuyor.
Sağlık çalışanlarının gençlerin sağlık bilgisini nereden edindiğini, bilgiyi ne kadar anlayabildiğini ve sağlıklı davranışları uygulayabileceğine inanıp inanmadığını da değerlendirmesi gerekiyor.
Ergenlere yönelik görüşmelerde;
erken tanı ve doğru yönlendirme açısından önem taşıyor.
Menstruasyon döneminde hafif veya orta düzeyde ağrı görülebilir. Ancak gençlerin günlük yaşamını, okul devamını veya uykusunu ciddi biçimde etkileyen şikâyetlerin “her gençte olur” denilerek geçiştirilmemesi gerekiyor.
Özellikle;
bulunması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulmalı.
Bu belirtilerin arkasında kansızlık, hormonal sorunlar, endometriozis, kanama bozuklukları veya farklı sağlık sorunları bulunabilir. Kesin değerlendirme sağlık profesyonelleri tarafından yapılmalı.
Bilimsel dergiler, kendi alanlarındaki atıf ve etki göstergelerine göre dört ana dilime ayrılabiliyor. Q1, ilgili kategoride ilk yüzde 25’lik bölümde bulunan dergileri ifade ediyor.
Journal of Pediatric Nursing, SCImago’nun güncel dergi profilinde Q1 diliminde gösteriliyor. Bununla birlikte dergilerin çeyreklik sınıflandırması kullanılan veri tabanına, bilimsel kategoriye ve değerlendirme yılına göre değişebiliyor.
Araştırmanın böyle bir dergide yayımlanması, çalışmanın uluslararası hakemlik ve bilimsel değerlendirme süreçlerinden geçtiğini gösteriyor. Ancak bir araştırmanın öneminin yalnızca derginin sınıfıyla değil; yöntemi, örneklemi, sonuçların tekrarlanabilirliği ve uygulamaya katkısıyla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Çalışmanın önemli yönlerinden biri, sağlık okuryazarlığı ile menstruasyon deneyimleri arasındaki ilişkiyi yalnızca iki değişken üzerinden incelememesi.
Araştırmacılar, sağlıklı yaşam inançlarının bu ilişkide nasıl bir köprü görevi görebileceğini istatistiksel bir modelle değerlendirdi. Çalışmanın yeterli büyüklükte bir ergen örneklemine sahip olması ve uluslararası geçerliliği bulunan ölçüm araçlarının kullanılması da araştırmanın güçlü yönleri arasında bulunuyor.
Araştırma, Türkiye’deki ergen kızların menstruasyon deneyimlerine odaklanması bakımından ülkeye özgü sağlık eğitimi programlarının geliştirilmesine de veri sağlayabilir.
Çalışmanın kesitsel olarak tasarlanması, verilerin belirli bir zaman aralığında toplanması anlamına geliyor. Bu nedenle araştırma, sağlık okuryazarlığının tek başına menstruasyon deneyimindeki değişikliğe neden olduğunu kesin biçimde kanıtlamıyor.
Bulgular değişkenler arasındaki ilişkiyi ve olası aracılık mekanizmasını gösteriyor. Neden-sonuç ilişkisinin daha güçlü şekilde değerlendirilebilmesi için gençleri uzun süre izleyen çalışmalar ve eğitim müdahalelerini karşılaştıran araştırmalar gerekiyor.
Verilerin ölçekler aracılığıyla katılımcıların kendi beyanlarından toplanması da hatırlama, kişisel algı ve sosyal olarak kabul gören yanıt verme eğiliminden etkilenebilir.
Ayrıca 322 kişilik örneklemde elde edilen sonuçların Türkiye’deki bütün ergen kızları doğrudan temsil ettiği söylenemez. Farklı şehirlerde, sosyoekonomik gruplarda ve okul türlerinde yapılacak çalışmalar sonuçların genellenebilirliğini güçlendirebilir. Bu değerlendirme, çalışmanın kesitsel örneklem yapısından çıkarılan metodolojik bir sonuçtur.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, araştırmanın sağlık okuryazarlığının menstruasyon deneyimleri üzerindeki dolaylı etkisini ortaya koyduğunu belirtti.
Kaplancıklı, sonuçların okul temelli sağlık eğitimlerine, ailelere yönelik farkındalık çalışmalarına ve sağlık çalışanlarının ergenlerle yürüttüğü uygulamalara yol gösterebileceğini ifade etti. Çalışmanın gençlerin sağlıklı yaşam inançlarını güçlendiren programların önemini ortaya çıkardığını vurguladı.
Türkiye’de menstruasyon eğitiminin okuldan okula ve aileden aileye değişmesi, gençlerin güvenilir bilgiye eşit biçimde ulaşmasını zorlaştırabiliyor.
BŞEÜ öncülüğündeki araştırma, uygulanacak sağlık politikalarının yalnızca bilgi vermeye değil, gençlerin bu bilgiyi kullanabilme becerisine ve sağlıklı yaşam davranışlarına yönelik inançlarına da odaklanması gerektiğini gösteriyor.
Araştırma sonuçlarından hareketle;
gibi uygulamalar gündeme gelebilir.
Bunlar araştırmanın doğrudan test ettiği müdahaleler değil; elde edilen ilişkilerden ve uluslararası sağlık önerilerinden hareketle geliştirilebilecek politika seçenekleridir.
Makalenin Adı: The Mediating Role of Healthy Lifestyle Beliefs in the Impact of Health Literacy on Menstrual Experiences Among Adolescent Girls in Türkiye: A Cross-Sectional Study
Yazarlar: Büşra Küçüktürkmen, Elif Erbay ve Dilek Menekşe
Dergi: Journal of Pediatric Nursing
Yayımlanma Tarihi: 6 Temmuz 2026
Cilt Ve Sayfalar: Cilt 90, 353-361
DOI: 10.1016/j.pedn.2026.06.026
Araştırma Türü: Kesitsel ve analitik çalışma
Katılımcı Sayısı: 322 ergen kız
Katılımcı Yaş Aralığı: 13-18
Veri Toplama Dönemi: Mart-Haziran 2025
Araştırma, ergen kızlara doğru menstruasyon bilgisi vermenin vazgeçilmez olduğunu ancak bilginin davranışa dönüşebilmesi için sağlıklı yaşam inançlarının da desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Gençlerin kendi sağlıklarını yönetebileceklerine inanması, belirtileri doğru değerlendirmesi, gerektiğinde yardım istemesi ve güvenilir bilgi kaynaklarına ulaşması daha sağlıklı menstruasyon deneyimleri açısından önemli görülüyor.
BŞEÜ öncülüğünde gerçekleştirilen çalışma, menstruasyon sağlığını biyolojik bir süreç veya hijyen konusu olmanın ötesinde; sağlık okuryazarlığı, öz güven, davranış geliştirme ve sosyal destek boyutlarıyla ele alarak uluslararası bilimsel literatüre katkı sundu.
Doğayı Dinle Haber Merkezi
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir