Denizli’de Kimse Yalnız Değil: Evde Sağlık Ekiplerine CİMER’...
Denizli’de Kimse Yalnız Değil:...
15:30İnegöl’de Beklenen Gün Geldi: 39. Uluslararası Kültür Sanat...
İnegöl’de Beklenen Gün Geldi:...
15:21Uzungöl’e Temmuz Akını: Rezervasyonlar Arttı, Turizmciler Ağ...
Uzungöl’e Temmuz Akını: Rezerv...
15:14El Niño Güçleniyor: Ne Zaman Zirve Yapacak, Türkiye’yi Nasıl...
El Niño Güçleniyor: Ne Zaman Z...
El Niño 2026 güçleniyor. NOAA, olayın 2027 ilkbaharına kadar sürme ihtimalini yüzde 97 olarak açıkladı. Türkiye’de sıcaklık, kuraklık, yağış ve tarım nasıl etkilenecek?
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 13.07.2026 - 15:14
Güncelleme: 13.07.2026 - 15:14
Pasifik Okyanusu’ndaki son sıcaklık ölçümleri, El Niño’nun artık yalnızca gelişme ihtimali taşıyan bir olay olmadığını, okyanus ve atmosferin birlikte hareket ettiği güçlenen bir iklim sürecine dönüştüğünü gösteriyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi, 9 Temmuz 2026 tarihli değerlendirmesinde El Niño koşullarının devam ettiğini ve yıl sonuna kadar güçleneceğini açıkladı.
NOAA’ya göre El Niño’nun 2027’nin ilkbahar başlangıcına kadar devam etme olasılığı yüzde 97’ye ulaştı. Ekim-Aralık 2026 döneminde olayın “çok güçlü El Niño” seviyesine çıkma ihtimali ise yüzde 81 olarak hesaplandı. Bu gerçekleşirse 2026 El Niño’su, 1950’den bu yana kaydedilen en güçlü olaylar arasına girebilir.
Yeni verilerde uzmanların dikkatini çeken asıl gelişme, yalnızca deniz yüzeyinin ısınması değil. Pasifik’in derin katmanlarında biriken sıcak su, zayıflayan alize rüzgârları ve atmosferik dolaşımın El Niño’yla uyumlu hâle gelmesi, sistemin kendi kendini beslemeye başladığına işaret ediyor.
Ancak El Niño’nun Türkiye üzerindeki etkisi, Pasifik kıyılarındaki veya tropikal bölgelerdeki kadar doğrudan ve kesin değil. Türkiye için doğru yaklaşım, “El Niño geldi, kesin kuraklık veya kesin sel olacak” demek yerine; aşırı sıcaklık, düzensiz yağış, kurak dönemler ve kısa süreli şiddetli yağış risklerinin hangi ölçüde değişebileceğini mevsimlik tahminlerle birlikte izlemek olmalı.
Evet. NOAA’nın güncel alarm sistemi, durumu artık “El Niño Danışma Bildirimi” olarak tanımlıyor. Kurumun 9 Temmuz değerlendirmesinde, tropikal Pasifik’te hem okyanus hem de atmosfer göstergelerinin güçlenen El Niño koşullarını yansıttığı belirtildi.
El Niño’nun resmî olarak değerlendirilmesinde en çok izlenen bölgelerden biri, Orta Pasifik’teki Niño 3.4 alanı. Bu bölgedeki deniz yüzeyi sıcaklığının uzun dönem ortalamasının en az 0,5 derece üzerine çıkması ve atmosferik göstergelerin de buna eşlik etmesi, El Niño koşullarının temel işaretleri arasında bulunuyor.
NOAA’nın son haftalık ölçümünde Niño 3.4 bölgesindeki sıcaklık farkı 1,2 dereceye ulaştı. Doğu Pasifik’teki Niño 1+2 bölgesinde ise sıcaklık farkı 2,7 derece olarak ölçüldü. Orta ve doğu ekvatoral Pasifik’in geniş bir bölümünde deniz yüzeyi sıcaklıkları ortalamanın 1 dereceden fazla üzerine çıktı.
Başlıklarda kullanılan “kritik sıcaklık hareketi” ifadesi, Pasifik Okyanusu’nun yalnızca yüzeyinde değil, yüzeyin altında da büyük bir sıcak su rezervinin doğuya doğru ilerlemesini anlatıyor.
IRI’nin Haziran değerlendirmesinde, Orta ve Doğu Pasifik’te 50 ila 150 metre derinlikler arasında sıcaklık farklarının yer yer 6 dereceye kadar çıktığı bildirildi. Üst okyanus katmanındaki ısı içeriğinin de belirgin biçimde yükseldiği, mevcut sıcak su rezervinin Haziran 2023’teki El Niño gelişim döneminin yaklaşık iki katına ulaştığı belirtildi.
NOAA, son dönemde oluşan aşağı yönlü Kelvin dalgasının termoklini doğu Pasifik’te derinleştirdiğini ve daha sıcak suların yüzeye yaklaşmasına katkı sağladığını açıkladı. Bu yapı, alize rüzgârları zayıf kalırsa El Niño’nun önümüzdeki aylarda daha da güçlenmesini destekleyebilir.
Kısacası kritik olan yalnızca “su sıcaklığı yükseldi” bilgisi değil. Okyanus derinliğinde El Niño’yu aylar boyunca besleyebilecek güçlü bir ısı deposu oluşmuş durumda.
El Niño olayları genellikle ilkbahar sonu ve yaz aylarında gelişmeye başlıyor, en yüksek şiddetine ise kuzey yarımkürede sonbahar sonu ile kış ayları arasında ulaşıyor.
IRI’ye göre 2026 El Niño’sunun en yüksek gücüne Eylül-Kasım döneminde ulaşma ihtimali bulunuyor. Kuruluşun 24 farklı modeli birleştiren Haziran tahmininde, 13 model Niño 3.4 sıcaklık farkının 2 dereceyi aşabileceğini ve olayın “çok güçlü” sınıfa çıkabileceğini öngördü.
NOAA’nın temmuz değerlendirmesi de benzer biçimde yıl sonuna kadar güçlenmeye işaret ediyor. Ekim-Aralık döneminde çok güçlü El Niño ihtimalinin yüzde 81’e yükselmesi, kasım ve aralık aylarının kritik olabileceğini gösteriyor.
Buna göre öne çıkan takvim şöyle:
Temmuz-Ağustos 2026: El Niño güçlenme süreci
Eylül-Kasım 2026: Güçlü veya çok güçlü seviyeye ulaşma ihtimali
Aralık 2026-Şubat 2027: Küresel etkilerin daha belirgin hâle gelebileceği dönem
2027 İlkbahar Başlangıcı: Zayıflama ihtimalinin gündeme gelebileceği dönem
NOAA’nın temmuz ayı olasılık tablosunda El Niño ihtimali:
olarak verildi. Bu oranlar, modeller ve uzman değerlendirmeleri arasında son derece güçlü bir görüş birliği bulunduğunu gösteriyor.
Ancak yüzde 100 ifadesi matematiksel olarak “başka hiçbir ihtimal yok” anlamına gelmiyor. NOAA, tabloda sıfır olarak gösterilen olasılıkların çok küçük de olsa tamamen ortadan kalkmadığını özellikle belirtiyor.
El Niño’nun güçlenmesi için okyanus ve atmosfer arasında karşılıklı bir etkileşim gerekiyor.
Normal koşullarda alize rüzgârları sıcak yüzey sularını Pasifik’in batısına doğru taşır. El Niño sırasında bu rüzgârlar zayıflar veya bazı dönemlerde batıdan doğuya doğru anormal rüzgârlar oluşur. Böylece sıcak su Orta ve Doğu Pasifik’e yayılır.
Sular ısındıkça yağış ve yükselici hava hareketlerinin merkezi de doğuya kayar. Atmosferdeki bu değişim, alize rüzgârlarını daha da zayıflatabilir. Sonuçta okyanus atmosferi, atmosfer de okyanusu etkileyerek El Niño’yu güçlendiren bir geri besleme mekanizması oluşturur.
Son ölçümlerde:
kaydedildi. NOAA, tüm bu verilerin okyanus-atmosfer sisteminin El Niño ile güçlü biçimde eşleştiğini gösterdiğini belirtiyor.
El Niño’nun şiddeti uzun yıllardır Niño 3.4 bölgesindeki deniz yüzeyi sıcaklığının geçmiş ortalamalardan ne kadar saptığına bakılarak ölçülüyor. Ancak küresel ısınma nedeniyle tropikal okyanusların tamamı giderek daha sıcak hâle geliyor.
Bu durum, günümüzdeki El Niño olaylarının geleneksel sıcaklık farklarına göre geçmiştekilerden olduğundan daha güçlü görünmesine neden olabilir.
Bu sorunu azaltmak için ECMWF ve NOAA, Göreceli Niño Endeksi adı verilen tamamlayıcı bir ölçüm sistemini kullanmaya başladı. Yeni yaklaşım, Niño 3.4 bölgesinin sıcaklığını yalnızca geçmiş ortalamasıyla değil, aynı anda tropik kuşağın geri kalanıyla da karşılaştırıyor.
ECMWF’ye göre göreceli endeks, geleneksel tahminlerden çoğunlukla yaklaşık 0,5 derece daha düşük değer gösterebiliyor. Buna rağmen mevcut tahminler, 2026 El Niño’sunun yılın ilerleyen döneminde sıra dışı derecede güçlü olabileceğine işaret ediyor.
Bu nedenle “rekor El Niño geliyor” değerlendirmelerinde yalnızca tek bir sıcaklık göstergesine bakmak yeterli değil. Okyanus derinliği, rüzgârlar, atmosferik basınç, tropikal yağış alanları ve diğer okyanus havzalarının sıcaklığı birlikte incelenmeli.
El Niño, tropikal Pasifik’te depolanan büyük miktardaki ısının atmosfere aktarılmasına katkıda bulunuyor. Bu nedenle güçlü El Niño dönemleri genellikle küresel ortalama sıcaklıkların yükselmesiyle ilişkilendiriliyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü, Temmuz-Eylül 2026 döneminde kutup bölgeleri dışında kalan yerleşimli kara alanlarının büyük bölümünde ortalamanın üzerinde sıcaklık ihtimalinin yüksek olduğunu açıkladı. Tropikal Pasifik’in doğusunda deniz yüzeyi sıcaklığının normalin üzerinde olma ihtimali yüzde 80’i aşıyor.
Ancak El Niño, küresel ısınmanın nedeni değil. Uzun vadeli sıcaklık artışının temel nedeni atmosferde biriken sera gazları. El Niño ise bu sıcak arka plan üzerinde geçici fakat güçlü bir doğal iklim dalgalanması oluşturarak bazı yılları daha sıcak hâle getirebiliyor.
Dolayısıyla 2026 El Niño’su, iklim değişikliğinin üzerine eklenen bir risk çarpanı olarak değerlendirilmeli.
WMO’nun Temmuz-Eylül tahminine göre güçlenen El Niño, dünya genelinde yağış düzenlerini farklı biçimlerde değiştirebilir.
Orta ve Doğu Pasifik’te normalden fazla yağış ihtimali yükselirken; Avustralya’nın büyük bölümü, Hint alt kıtasının bazı kesimleri ve tropikal Hint Okyanusu çevresinde yağışların normalin altında kalma riski bulunuyor. Orta Amerika, Karayipler ve Güney Amerika’nın kuzeybatısında da kurak koşulların güçlenebileceği değerlendiriliyor.
Buna karşılık ABD’nin güneybatısı, Pasifik’in orta ve doğu kesimleri ile Batı Afrika’nın bazı bölgelerinde normalden fazla yağış ihtimali bulunuyor.
Avrupa için tahminler, güney ve kuzey arasında bir ayrışmaya işaret ediyor. Güney Avrupa’da yağışların normalin üzerinde, kuzeyde ise normalin altında kalma olasılığı artsa da WMO, Avrupa tahminlerindeki güvenin tropikal bölgelere kıyasla daha düşük olduğunu vurguluyor.
Türkiye’nin El Niño’ya verdiği tepki, Pasifik çevresindeki ülkeler kadar doğrudan değil. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün geçmiş değerlendirmelerinde, Türkiye’deki mevsimlik sıcaklık ve yağış değerleriyle El Niño endeksleri arasında yüksek ve düzenli bir ilişki bulunmadığı belirtiliyor.
MGM’ye göre Türkiye’nin hava ve iklim koşullarında Kuzey Atlantik Salınımı, Akdeniz’deki deniz yüzeyi sıcaklıkları, kutupsal dolaşım, bölgesel basınç sistemleri ve jet akımlarının konumu El Niño’dan daha belirleyici olabiliyor.
Bu nedenle El Niño’nun Türkiye’ye etkisi için:
gibi net hükümler vermek bilimsel olarak doğru değil.
Bunun yerine El Niño’nun, Atlantik ve Akdeniz dolaşımıyla birleşerek olasılıkları değiştiren dolaylı bir etken olduğu söylenebilir.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Ağustos 2026 mevsimlik tahminine göre sıcaklıkların Türkiye’nin büyük bölümünde mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi bekleniyor.
MGM tahmininde:
bölgelerinde sıcaklıkların normallerin 1 ila 2 derece üzerinde olması öngörülüyor.
Batı Akdeniz kıyıları ile Doğu Akdeniz’de sıcaklıkların mevsim normalleri civarında, diğer bölgelerde ise normallerin 0,5 ila 1 derece üzerinde seyretmesi bekleniyor. Yağışların ise ülke genelinde mevsim normalleri civarında gerçekleşeceği tahmin ediliyor.
Bu tahmin, “her gün sürekli aşırı sıcak olacak” anlamına gelmiyor. Aylık ortalamaların normalin üzerinde olması, serin günlerin hiç yaşanmayacağı anlamına gelmediği gibi, kısa süreli çok güçlü sıcak hava dalgalarının yaşanmayacağını da göstermiyor.
El Niño tek başına Türkiye’de belirli bir sıcak hava dalgasını oluşturmaz. Ancak küresel ortalama sıcaklıkları yükselten etkisi ve atmosfer dolaşımını değiştirmesi nedeniyle, sıcak hava dalgalarının oluştuğu bir dönemde riskleri artırabilir.
Türkiye açısından özellikle şu unsurlar birlikte değerlendirilmelidir:
Toprak nemi azaldığında gelen güneş enerjisinin daha az bölümü buharlaşmaya, daha büyük bölümü havayı ve yüzeyi ısıtmaya gider. Bu durum sıcak hava dalgalarını daha da şiddetlendirebilir.
Bu nedenle 2026 yazı ve sonbaharında yalnız hava sıcaklığı değil, toprak nemi, kuraklık, gece sıcaklıkları ve yangın riski de birlikte izlenmeli.
El Niño’nun Türkiye’de doğrudan ve her olayda aynı şekilde kuraklık oluşturduğunu söylemek mümkün değil. Bazı El Niño yıllarında Türkiye’nin bazı havzalarında yağış artışı, bazılarında ise yağış azlığı görülebiliyor.
Türkiye’nin kuraklık riskini belirleyecek başlıca unsurlar:
Toplam yağışın normal görünmesi de kuraklık riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmeyebilir. Yağış birkaç şiddetli sağanakta düşerse toprağa ve yer altı suyuna yeterince işlemeden yüzey akışına dönüşebilir.
Bu nedenle tarımsal kuraklık açısından yalnız toplam yağış miktarı değil, yağışın zamanı, süresi ve toprağa geçişi önem taşıyor.
Sıcak atmosfer daha fazla su buharı taşıyabilir. Deniz yüzeylerinin sıcak olduğu dönemlerde, uygun atmosferik koşullar oluştuğunda kısa süreli fakat çok kuvvetli yağışlar görülebilir.
El Niño’nun Türkiye’de doğrudan sel oluşturacağı söylenemez. Ancak sıcak Akdeniz ve Karadeniz, yüksek nem ve yavaş hareket eden hava sistemleri aynı anda oluşursa:
riskleri artabilir.
WMO’nun Avrupa tahmininde Güney Avrupa’da yağışların normalin üzerinde olma ihtimalinin arttığı belirtilse de bu tahminin güveni sınırlı. Türkiye için güncel değerlendirmelerde MGM’nin orta ve uzun vadeli tahminleri temel alınmalı.
El Niño’nun tarım üzerindeki etkileri ürün ve bölgeye göre değişebilir.
Yüksek sıcaklık ve düzensiz yağış:
Sonbahar ve kış yağışlarının gecikmesi hâlinde buğday ve arpa ekimleri etkilenebilir. Buna karşılık aşırı yağışlar da ekim, hasat, depolama ve ürün kalitesinde kayıplara yol açabilir.
Çiftçilerin yalnız uzun vadeli El Niño haberlerine değil; il ve havza bazında MGM tahminlerine, toprak nemi verilerine ve tarımsal erken uyarılara göre hareket etmesi gerekiyor.
El Niño’nun su kaynaklarına etkisi, toplam yağıştan çok yağışın dağılımına bağlı olacak.
Uzun ve düzenli yağışlar barajlar, yer altı suyu ve tarım için fayda sağlarken; kısa süreli aşırı yağışlar taşkın oluşturmasına rağmen su rezervlerini beklenen ölçüde beslemeyebilir.
Özellikle:
su yönetimi açısından yakından izlenmeli.
2026-2027 su yılı için asıl belirleyici dönem, sonbahar yağışlarının başlangıcı ve kışın kar örtüsünün ne ölçüde oluşacağı olacak.
El Niño doğrudan orman yangını çıkarmıyor. Ancak yüksek sıcaklık, düşük nem, kuvvetli rüzgâr ve uzun yağışsız dönemlerin bir araya gelmesi yanıcı örtüyü kurutuyor.
Türkiye’de El Niño’nun güçlendiği dönemde:
yangın riskini artırabilir.
Özellikle Ege, Akdeniz ve Güney Marmara’da meteorolojik yangın tehlikesi günlük olarak takip edilmeli. Tek başına mevsimlik tahminle yangın çıkacağı veya çıkmayacağı söylenemez.
2026-2027 kışı için henüz il ve bölge ölçeğinde kesin bir tahmin yapmak erken. El Niño’nun Türkiye kışları üzerindeki etkisi her olayda aynı değil.
Bazı güçlü El Niño dönemlerinde Akdeniz çevresinde daha hareketli ve yağışlı koşullar oluşabilirken, bazı yıllarda atmosfer dolaşımı farklı gelişebiliyor. Türkiye’de kış şartlarını:
gibi sistemler belirleyecek.
El Niño, bu tabloyu etkileyen unsurlardan yalnızca biri olacak.
Hayır. El Niño’nun devam edeceği ve güçleneceği konusunda güven çok yüksek olsa da zirve şiddeti henüz kesinleşmiş değil.
ECMWF, yılın başındaki tahminlerde modeller arasında geniş bir dağılım bulunduğunu hatırlatıyor. Bazı tahminler çok güçlü El Niño’ya işaret ederken, gerçek atmosfer ve okyanus sistemi model aralığının dışında gelişebilir. 2017 yılında modeller El Niño olasılığını güçlü biçimde gösterdiği hâlde yıl sonunda La Niña koşullarına geçilmiş olması, tahminlerde sürprizlerin mümkün olduğunu gösteriyor.
Bununla birlikte 2026’daki yüzey altı sıcaklık yapısının 2017’ye kıyasla daha güçlü ve daha düzenli olduğu belirtiliyor. Bu da mevcut tahminlere olan güveni artırıyor.
Hayır.
El Niño, birkaç ay ile yaklaşık bir yıl arasında sürebilen doğal bir okyanus-atmosfer olayıdır.
Küresel ısınma ise sera gazlarının birikmesiyle onlarca yıl boyunca devam eden uzun vadeli sıcaklık artışıdır.
El Niño sona erdiğinde küresel ısınma sona ermez. Hatta günümüzde El Niño olayları, geçmişe göre daha sıcak bir atmosfer ve okyanus ortamında meydana geliyor. Bu nedenle aynı büyüklükteki atmosferik değişim daha yüksek sıcaklık, daha fazla buharlaşma ve daha yoğun yağış gibi sonuçlar oluşturabilir.
Türkiye açısından El Niño’nun küresel etkilerinin daha belirgin hâle gelebileceği dönem, 2026 sonbaharı ile 2027 kışının ilk yarısı olabilir.
İzlenmesi gereken kritik başlıklar:
Temmuz-Ağustos: Sıcak hava dalgaları, yangın ve su tüketimi
Eylül-Ekim: Sonbahar yağışlarının başlangıcı, tarımsal kuraklık
Kasım-Aralık: Akdeniz siklonları, aşırı yağış ve taşkın ihtimali
Ocak-Şubat: Kar yağışı, baraj beslenmesi ve kış sıcaklıkları
Bu takvim kesin sonuç değil, risklerin hangi dönemde daha yakından izlenmesi gerektiğini gösteriyor.
El Niño’nun etkileri belirsiz olsa da hazırlık önlemleri ortak.
Sulama planları güncellenmeli, kuraklığa dayanıklı çeşitler değerlendirilmeli, tarım sigortası ve erken uyarı sistemleri yaygınlaştırılmalı.
Sıcaklık eylem planları hazırlanmalı, yaşlı ve kronik hastalar için takip sistemi kurulmalı, serinleme alanları ve gölgelendirme artırılmalı.
Barajlar tek başına değil, havza ve yer altı suyu ölçeğinde yönetilmeli; kayıp-kaçak oranları azaltılmalı.
Yangın gözetleme, erken müdahale ekipleri, enerji hatları ve orman çevresindeki yanıcı madde temizliği güçlendirilmeli.
Ani sel ve taşkın riski bulunan dere yatakları ile altyapı sistemleri kontrol edilmeli.
2026 El Niño’su artık bir ihtimal değil; gözlemlerle doğrulanmış ve hızla güçlenen bir olay. NOAA, yıl sonuna kadar güçlenmesini, 2027 ilkbahar başlangıcına kadar sürmesini ve çok güçlü sınıfa çıkma ihtimalinin yüzde 81’e ulaşmasını bekliyor.
Bununla birlikte Türkiye için “El Niño kesin kuraklık getirecek” veya “Türkiye çok yağışlı bir kış yaşayacak” şeklindeki iddialar bilimsel olarak erken ve aşırı kesin.
Türkiye’nin etkilenme biçimi; El Niño’nun şiddeti kadar Kuzey Atlantik Salınımı, Akdeniz ve Karadeniz sıcaklıkları, kutupsal dolaşım ve bölgesel basınç sistemleri tarafından belirlenecek.
En güçlü mesaj şu: El Niño tek başına bir hava tahmini değil, küresel iklim risklerini değiştiren büyük ölçekli bir arka plan koşuludur. Türkiye açısından doğru yaklaşım korku üretmek değil; sıcaklık, kuraklık, sel, tarım, su ve orman yangını risklerini güncel MGM tahminleriyle birlikte izleyerek erken hazırlık yapmaktır.
Doğayı Dinle Haber Merkezi
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir