İstanbul, Ankara, İzmir Hava Durumu: Salı Günü Hava Nasıl Ol...
İstanbul, Ankara, İzmir Hava D...
23:19İzmir’de Ormanlara Giriş Yasağı Başladı: Tarihler ve Kuralla...
İzmir’de Ormanlara Giriş Yasağ...
23:09Sıfır Atık Festivali Kapılarını Açtı: İstanbul’da Küresel Çe...
Sıfır Atık Festivali Kapıların...
22:57Şimşek: “Tarım Katma Değeri Güçleniyor, Büyümeye Katkı Bekli...
Şimşek: “Tarım Katma Değeri Gü...
Prof. Dr. Mükerrem Şahin, Doğayı Dinle Genel Yayın Yönetmeni Nizamettin Bilici’ye yaptığı açıklamalarda Türkiye’de düşen doğum oranları, dijital yalnızlaşma, aile yapısı ve çocukların geleceğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 01.06.2026 - 21:43
Güncelleme: 01.06.2026 - 21:43
Türkiye’de son yıllarda hızla düşen doğurganlık oranları, dijital yalnızlaşma, aile yapısındaki dönüşüm ve çocukların ekran merkezli yaşamı yeniden ülke gündeminin en dikkat çeken başlıklarından biri haline geldi.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mükerrem Şahin, Doğayı Dinle Genel Yayın Yönetmeni Nizamettin Bilici’ye yaptığı değerlendirmelerde Türkiye’nin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyolojik, kültürel ve demografik bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi.
Prof. Dr. Şahin’e göre mesele yalnızca nüfus azalması değil.
Asıl risk:
Şahin, “Bir toplumun geleceği yalnızca ekonomik göstergelerle okunamaz. Aile yapısı, çocukların sosyal gelişimi ve toplumsal dayanışma da en az ekonomi kadar önemlidir” ifadelerini kullandı.
Nüfus bilimcilere göre bir toplumun nüfusunu uzun vadede koruyabilmesi için toplam doğurganlık hızının yaklaşık 2,1 seviyesinde olması gerekiyor.
Bu oran, “nüfus yenilenme eşiği” olarak kabul ediliyor.
Uzmanlara göre doğurganlık oranı uzun süre bu seviyenin altında kaldığında:
Türkiye’de ise doğurganlık hızının son yıllarda yaklaşık 1,4 seviyelerine kadar gerilemesi, uzmanların dikkat çektiği en kritik gelişmelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Prof. Dr. Mükerrem Şahin, bu seviyenin yalnızca bir istatistik olmadığını belirterek, “Bu tablo uzun vadede sosyal yapıdan ekonomiye kadar birçok alanı etkileyebilir. Bu nedenle meseleye yalnızca rakamsal değil, toplumsal açıdan da bakmak gerekiyor” dedi.
Prof. Dr. Mükerrem Şahin’in dikkat çektiği başlıklardan biri de son dönemde sıkça tartışılan “dijital gelecek hakkı” kavramı oldu.
Bu kavram:
kapsayan yeni nesil bir toplumsal yaklaşım olarak değerlendiriliyor.
Şahin’e göre çocukların yalnızca teknoloji tüketen bireyler değil; doğayla temas kurabilen, sosyal bağ geliştirebilen ve psikolojik açıdan güçlü bireyler olarak yetişmesi gerekiyor.
Prof. Dr. Mükerrem Şahin, dijital dünyanın hayatı kolaylaştırırken gerçek insan ilişkilerini zayıflatma riski taşıdığına dikkat çekti.
Şahin’e göre özellikle:
uzun vadede toplumsal yapıyı etkileyebilir.
“Bugün çocuklar ekranlarla büyüyor. Ancak insan ilişkileri yalnızca dijital ortamda gelişmez. Çocukların doğaya, sosyal yaşama ve gerçek iletişime ihtiyacı var” diyen Şahin, aile içi iletişimin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Uzmanlara göre özellikle büyük şehirlerde:
giderek artıyor.
Sosyal araştırmalar, insanların kalabalık şehirlerde yaşamasına rağmen daha yalnız hale geldiğini ortaya koyuyor.
Prof. Dr. Mükerrem Şahin’e göre bu yalnızlaşma yalnızca bireysel değil, toplumsal sonuçlar da doğurabilir.
Şahin, “Aile yapısının zayıflaması yalnızca özel hayat meselesi değildir. Bu durum toplumsal dayanışmayı ve gelecek algısını da etkiler” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Mükerrem Şahin, çocukların:
giderek daha önemli hale geldiğini söyledi.
Uzmanlara göre özellikle:
çocukların psikolojik gelişimi açısından kritik önem taşıyor.
Uzmanlara göre doğurganlık oranlarındaki düşüşün tek nedeni kültürel değişim değil.
Aynı zamanda:
de gençlerin çocuk sahibi olma kararlarını etkiliyor.
Prof. Dr. Mükerrem Şahin’e göre aile politikalarının yalnızca ekonomik desteklerden ibaret olmaması gerekiyor.
Şahin, çocukların güvenli sosyal alanlara erişimi, psikolojik destek sistemleri ve aile içi iletişimi güçlendirecek çalışmaların da önem taşıdığını ifade etti.
Prof. Dr. Mükerrem Şahin’e göre teknoloji artık yaşamın bir parçası.
Ancak:
gibi alanlarda toplumsal farkındalık oluşturulması gerekiyor.
Şahin, özellikle çocukların:
gerektiğini vurguladı.
Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda:
Türkiye’nin en önemli toplumsal gündemlerinden biri olacak.
Toplum bilimciler, aile yapısını destekleyen, çocukların sosyal gelişimini güçlendiren ve dijital dünya ile gerçek yaşam arasında denge kurabilen politikaların geleceğin en kritik başlıklarından biri haline geleceğini belirtiyor.
Prof. Dr. Mükerrem Şahin ise değerlendirmesinin sonunda şu ifadeleri kullandı:
“Bir toplumun geleceği yalnızca ekonomik büyüme ile değil; güçlü aile yapısı, sağlıklı çocuklar ve sosyal dayanışma kültürüyle korunabilir.”
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir