Serdarbulak Yaylası’nda Yıldırım Faciası: Çoban Yaralandı, Ç...
Serdarbulak Yaylası’nda Yıldır...
04:02Yeşil Sömürgecilik: Temiz Enerji Geçişinin Kirli Perde Arkas...
Yeşil Sömürgecilik: Temiz Ener...
03:33En Güzel Trekking Rotaları: Amatör Yürüyüşçüler İçin Güvenli...
En Güzel Trekking Rotaları: Am...
03:24Lityum ve Sodyum-İyon Batarya Parkları: Temiz Enerjinin Eksi...
Lityum ve Sodyum-İyon Batarya...
Süper hücre fırtınaları, hortumlar, dev dolu yağışları ve ani sağanaklar küresel ısınmayla neden daha yıkıcı hale geliyor? Isınan atmosfer, artan nem, şehirleşme ve afet riskini inceledik.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 14.06.2026 - 01:36
Güncelleme: 14.06.2026 - 01:36
Son yıllarda haberlerde daha sık duyduğumuz bazı kavramlar var: süper hücre, hortum, dev dolu, ani sağanak, sel, taşkın, mikro patlama, şiddetli rüzgâr ve yıldırım afetleri.
Bir zamanlar daha çok belirli bölgelerle anılan bu olaylar, artık birçok ülkede ve farklı mevsimlerde daha sık gündeme geliyor. Türkiye’de de özellikle ilkbahar, yaz başı ve sonbahar geçişlerinde kısa sürede çok şiddetli yağış bırakan fırtınalar; ceviz, yumurta hatta daha büyük boyutlu dolu taneleri; yerel hortumlar ve şehir selleri daha görünür hale geldi.
Peki gerçekten ne oluyor?
Küresel ısınma her yerde aynı şekilde “daha çok fırtına” anlamına gelmez. Ancak ısınan atmosfer, fırtınaları besleyen bazı temel malzemeleri güçlendirir: daha fazla nem, daha yüksek enerji, daha yoğun sağanak, daha güçlü buharlaşma, daha sıcak denizler ve daha kararsız hava kütleleri.
NOAA’ya göre daha sıcak hava daha fazla su buharı taşıyabilir; sıcaklıktaki her 1°F artış, atmosferde yaklaşık yüzde 4 daha fazla su buharı kapasitesi anlamına gelir. Bu da yağış sistemleri oluştuğunda daha güçlü sağanakların ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
IPCC de şiddetli konvektif fırtınalarla ilişkili yağışların ısınan dünyada şiddetlenmesinin yüksek güvenle beklendiğini belirtiyor. Ancak hortum ve dolu gibi olayların yerel ölçekte çok karmaşık süreçlere bağlı olması nedeniyle geçmiş eğilimleri her bölgede net okumak daha zordur.
Yani asıl mesele şu: İklim değişikliği fırtınaları tek başına üretmez; ama fırtına oluştuğunda onu daha nemli, daha enerjik ve daha yıkıcı hale getirebilir.
Aşırı hava afeti, normal hava olaylarının insan yaşamı, altyapı, tarım, ulaşım, enerji ve ekosistemler üzerinde ciddi hasar oluşturacak şiddete ulaşmasıdır.
Bu olaylar şunları kapsar:
Ani sağanak ve şehir seli
Süper hücre fırtınası
Dev dolu yağışı
Hortum
Şiddetli rüzgâr ve mikro patlama
Yıldırım kaynaklı afetler
Kısa süreli ama çok yoğun yağış
Dere taşkını ve ani sel
Bu olayların ortak noktası genellikle kısa sürede gelişmeleri ve yerel ölçekte çok ağır hasar bırakmalarıdır. Bir mahallede büyük hasar oluşurken birkaç kilometre ötede daha hafif etkiler görülebilir. Bu nedenle aşırı hava afetleri hem tahmin hem de uyarı açısından zorlayıcıdır.
Sıcak hava daha fazla su buharı tutar. Su buharı ise fırtınaların yakıtıdır. Atmosfer daha nemli olduğunda, uygun koşullar oluştuğunda yağış daha kısa sürede ve daha yoğun düşebilir.
NOAA bu ilişkiyi açık biçimde özetler: Dünya ısındıkça yağış miktarları ve büyük yağış olayları artar; çünkü sıcak hava daha fazla su buharı taşıyabilir.
Bu şu anlama gelir: Aynı bölge geçmişte 2 saatte 30 kilogram yağış alırken, yeni iklim koşullarında benzer bir sistem 2 saatte 50-70 kilogram yağış bırakabilir. Bu artış, özellikle betonlaşmış şehirlerde doğrudan sele dönüşür.
Fırtınalar, atmosferdeki enerji farklarıyla büyür. Sıcak ve nemli hava yükselir. Yükseldikçe soğur, yoğunlaşır, bulut ve yağış oluşturur. Bu yükselme ne kadar güçlü olursa, fırtına da o kadar dikey gelişir.
Süper hücre ve dev dolu gibi olaylarda atmosferin alt seviyelerinde sıcak-nemli hava, üst seviyelerde ise daha soğuk hava bulunduğunda kararsızlık artar. Bu kararsızlık güçlü yukarı yönlü hava akımlarını besler.
İklim değişikliğinin en belirgin etkilerinden biri, yağışın düzenli ve uzun süreli düşmek yerine daha kısa sürede, daha yoğun sağanaklar halinde boşalmasıdır. Bu durum özellikle şehirlerde drenaj sistemlerini zorlar.
World Weather Attribution, aşırı hava olaylarında iklim değişikliğinin rolünü gözlem ve iklim modelleriyle inceleyen çalışmalarıyla, birçok ağır yağış olayında ısınmanın yağış şiddetini ve olasılığını artırdığını ortaya koyan analizler yayımlıyor.
Deniz yüzeyi sıcaklıkları yükseldikçe buharlaşma artar. Bu, kıyı bölgelerinde nemli hava kütlelerini güçlendirebilir. Nemli hava karaya taşındığında ve uygun atmosfer koşullarıyla birleştiğinde çok şiddetli sağanaklar oluşabilir.
NOAA, ısınan okyanusların daha fazla buharlaşma ve fırtınalar için daha fazla yakıt anlamına geldiğini; sıcak havanın daha fazla nem tutmasının da daha ağır yağışlara yol açabildiğini vurguluyor.
Küresel ısınma, bazı bölgelerde fırtına sezonlarının zamanlamasını değiştirebilir. İlkbahar erken başlayabilir, sonbahar daha sıcak geçebilir, denizler geç soğuyabilir. Bu da şiddetli konvektif olaylar için uygun koşulların daha geniş bir döneme yayılmasına neden olabilir.
Süper hücre, kendi içinde dönen güçlü bir yukarı yönlü hava akımı bulunan, uzun ömürlü ve organize bir gök gürültülü fırtına türüdür. Bu dönen yapıya mezosiklon denir.
Süper hücreleri tehlikeli yapan şey, tek bir olay üretmemeleridir. Aynı fırtına içinde şu riskler birlikte görülebilir:
Dev dolu
Hortum
Şiddetli sağanak
Ani sel
Yıkıcı rüzgâr
Yıldırım
Mikro patlama
Bir süper hücre fırtınası, klasik yaz sağanağından farklı olarak çok daha organize, uzun ömürlü ve yıkıcı olabilir. Fırtınanın içinde güçlü yukarı akımlar dolu tanelerini bulut içinde defalarca yukarı taşıyabilir. Her turda dolu tanesinin etrafına yeni buz katmanı eklenir. Böylece dolu büyür.
Sıcak ve nemli hava
Üst seviyede daha soğuk hava
Atmosferik kararsızlık
Rüzgârın yükseklikle yön ve hız değiştirmesi
Güçlü yükselici hava hareketi
Nem ve enerji birikimi
Küresel ısınma bu malzemelerin bazılarını güçlendirir. Özellikle nem ve enerji artışı, şiddetli fırtınaların yağış tarafını daha güçlü hale getirebilir.
Hortum, dönen bir hava sütununun buluttan yere kadar uzanmasıyla oluşur. En güçlü hortumlar genellikle süper hücre fırtınalarıyla ilişkilidir.
Ancak hortum ile iklim değişikliği ilişkisi, ani sağanak kadar doğrudan değildir. Çünkü hortum oluşumu yalnızca sıcaklık ve neme değil, rüzgâr kesmesi, fırtına yapısı, sınır tabakası koşulları ve yerel meteorolojik etkileşimlere bağlıdır.
IPCC ve iklim değerlendirmeleri, hortumların geçmiş eğilimleri konusunda belirsizliğin yüksek olduğunu; ancak şiddetli konvektif fırtınalarla ilişkili yağışların ısınan iklimde daha güçlü hale gelmesinin beklendiğini belirtir.
Bu nedenle bilimsel olarak doğru ifade şudur:
Küresel ısınma her bölgede hortum sayısını kesin olarak artırıyor demek doğru değildir; ancak hortum üretebilen fırtına ortamlarının bazı bileşenleri değişiyor ve bu da riski daha karmaşık hale getiriyor.
Türkiye’de hortumlar özellikle kıyı bölgelerinde, sıcak deniz yüzeyi ile soğuk üst seviye havasının karşılaştığı dönemlerde görülebilir. Akdeniz ve Ege kıyıları, Marmara çevresi ve Karadeniz kıyıları bu açıdan dikkatli izlenmesi gereken alanlardır.
Kıştan ilkbahara, yazdan sonbahara geçiş dönemlerinde denizler sıcak kalırken üst atmosferde soğuk hava girişleri olursa, yerel hortum riski artabilir.
Dolu, güçlü fırtına bulutlarının içinde oluşur. Bulut içinde yukarı yönlü akımlar su damlacıklarını donma seviyesinin üzerine taşır. Damlacıklar donar, sonra yeniden nemli bölgeden geçer, etrafına yeni buz katmanları eklenir. Yukarı akım güçlü oldukça dolu tanesi bulut içinde daha uzun süre kalır ve büyür.
Dev dolu için en kritik koşul güçlü yukarı akımdır. Çünkü iri dolu tanelerinin yere düşmeden önce bulut içinde taşınabilmesi gerekir.
Bu konu karmaşıktır. Isınma, atmosferdeki nemi ve kararsızlığı artırarak iri dolu için gerekli enerjiyi güçlendirebilir. Ancak aynı zamanda donma seviyesi yükselebilir; bu da küçük doluların yere ulaşmadan erimesine neden olabilir.
2026’da Nature Climate Change’de yayımlanan çalışma, küresel ısınma altında dolu tehlikesinin coğrafi olarak yer değiştirebileceğini; genel olarak dolu fırtınası riskinin daha serin bölgelerde artarken daha sıcak ortamlarda azalabileceğini, ancak konvektif kararsızlık ve sıcaklık/nem değişimlerinin birlikte etkili olduğunu ortaya koyuyor.
Bu nedenle dolu için tek cümlelik cevap şudur:
Dolu her yerde aynı şekilde artmayabilir; ancak iri ve hasar verici dolu riski, uygun fırtına koşulları oluştuğunda daha yıkıcı hale gelebilir.
Dev dolu yalnızca araç camı kırmaz. Tarım alanlarında birkaç dakikada bir sezonluk emeği yok edebilir.
Dolu hasarı:
Meyve bahçelerini parçalar.
Sebze fidelerini yok eder.
Seralarda ciddi zarar oluşturur.
Tahıl başaklarını kırar.
Hayvan barınaklarına ve çatılara zarar verir.
Sigorta maliyetlerini artırır.
Bu nedenle dev dolu, yalnızca meteorolojik olay değil; gıda güvenliği, tarım ekonomisi ve kırsal geçim meselesidir.
Ani sağanak, kısa sürede çok yüksek yağış bırakır. Özellikle şehirlerde en tehlikeli aşırı hava olaylarından biridir. Çünkü beton, asfalt ve çatı yüzeyleri suyu emmez. Yağmur toprağa sızmak yerine hızla yüzey akışına geçer.
Bu durum birkaç dakika içinde şu sonuçları doğurabilir:
Alt geçitler dolar.
Bodrum katları su basar.
Dere yatakları taşar.
Araçlar sürüklenir.
Kanalizasyon sistemi geri teper.
Yollar çöker.
Toprak kayması ve heyelan tetiklenir.
NOAA, sıcak havanın daha fazla nem taşımasının daha ağır yağış anlamına geldiğini ve bunun selleri artırabileceğini vurgular.
IPCC de aşırı yağış ve bileşik taşkın risklerinin bazı bölgelerde arttığını; deniz kabarması, aşırı yağış ve nehir akışının birlikte yaşandığı olayların risk oluşturduğunu bildirir.
Çünkü modern kentler çoğu zaman yağmuru tutmak yerine hızla uzaklaştırmak için tasarlandı. Ancak iklim değişikliğiyle gelen kısa süreli aşırı yağışlar, eski drenaj hesaplarını aşabiliyor.
Şehirleri kırılgan yapan başlıca nedenler:
Betonlaşma
Dere yataklarının daraltılması
Geçirimsiz yüzeylerin artması
Yeşil alan kaybı
Altyapının eski olması
Yağmur suyu hatlarının yetersiz kalması
Bodrum kat ve alt geçit yoğunluğu
Plansız kentleşme
Bu yüzden aynı yağış, doğal bir havzada toprağa sızabilirken, şehirde sele dönüşebilir.
Bu ifade dikkatli kullanılmalı. Her aşırı hava olayının sayısı her bölgede matematiksel olarak katlanarak artıyor demek bilimsel olarak doğru olmaz. Ancak riskin katlanarak hissedilmesine yol açan birkaç faktör var:
Atmosfer daha fazla nem taşıyor.
Aşırı yağış şiddeti artıyor.
Kentler daha fazla betonlaşıyor.
Nüfus riskli alanlarda yoğunlaşıyor.
Tarım ve altyapı daha hassas hale geliyor.
Sıcak denizler fırtına yakıtını artırıyor.
Zarar görebilecek ekonomik değer büyüyor.
Yani olay sayısı her yerde aynı hızla artmasa bile, hasar potansiyeli çok hızlı büyüyor. Bir fırtına eskiden tarlaya yağıp geçerken bugün aynı bölge şehir, otoyol, sanayi bölgesi veya sera alanı olabilir. Bu durumda afet maliyeti katlanır.
World Weather Attribution’ın yaklaşımı da yalnızca hava olayının fiziksel şiddetine değil, insan kırılganlığı ve maruziyetine de bakar. Çünkü afet, yalnızca tehlikenin kendisi değil; tehlike ile savunmasız toplumun çarpışmasıdır.
Bu olaylar ayrı ayrı başlıklar gibi görünse de çoğu zaman aynı fırtına sisteminin farklı yüzleridir.
Bir süper hücre fırtınası:
Yukarı akımları güçlüyse dev dolu üretebilir.
Dönüyorsa hortum oluşturabilir.
Nem fazlaysa ani sağanak bırakabilir.
Çöküş akımları güçlüyse yıkıcı rüzgâr yaratabilir.
Elektriksel aktivite fazlaysa yıldırım riskini artırabilir.
Bu nedenle afet yönetiminde yalnızca “yağmur geliyor” demek yetmez. Fırtınanın tipi, radar görüntüsü, dolu potansiyeli, rüzgâr kesmesi, hortum riski ve yağış yoğunluğu birlikte izlenmelidir.
Türkiye, farklı hava kütlelerinin karşılaştığı bir coğrafyada yer alıyor. Kuzeyden serin hava, güneyden sıcak ve nemli hava, batıdan cephe sistemleri, denizlerden buharlaşma, dağlık topoğrafya ve şehirleşme bir araya geldiğinde kısa sürede çok şiddetli hava olayları oluşabiliyor.
Türkiye’de aşırı hava afetleri açısından öne çıkan risk alanları:
Marmara: Ani sağanak, dolu, hortum, şehir seli.
Ege: Süper hücre, dolu, hortum, ani sağanak.
Akdeniz: Kıyı hortumları, çok şiddetli yağış, sel.
Karadeniz: Dar vadilerde ani sel, heyelan, taşkın.
İç Anadolu: Dev dolu, süper hücre, kuvvetli rüzgâr.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu: İlkbahar konvektif fırtınaları, dolu, sel.
MGM’nin kuraklık ve meteorolojik analizleri, Türkiye’de hava risklerinin farklı zaman ölçeklerinde ve bölgesel olarak değiştiğini gösteriyor. Bu nedenle erken uyarı, radar takibi ve yerel meteorolojik okuryazarlık büyük önem taşıyor.
Dere yatağı suyun doğal yoludur. Bu alanlara bina, yol, otopark veya sanayi tesisi yapılırsa ani sağanakta su geri gelir.
Asfalt ve beton yağmuru toprağa geçirmez. Bu yüzden yağmur kısa sürede yüzey akışına dönüşür.
Birçok şehirde yağmur suyu altyapısı eski iklim koşullarına göre tasarlandı. Yeni aşırı yağışlar bu kapasiteyi aşıyor.
Parklar, ağaçlar, toprak yüzeyler ve sulak alanlar yağmur suyunu tutar. Bunlar azalınca sel riski artar.
Dolu filesi, erken uyarı, sigorta ve uygun ürün planlaması olmayan bölgelerde dev dolu büyük ekonomik yıkım yaratır.
Ani sağanak, hortum ve dolu uyarıları bazen “rutin hava haberi” gibi algılanıyor. Oysa bu uyarılar hayat kurtarabilir.
Yeni konut, yol, sanayi ve turizm projeleri iklim risk haritalarıyla birlikte planlanmazsa geleceğin afet alanları bugünden inşa edilmiş olur.
Vatandaş, belediye, çiftçi ve işletmeler için temel takip başlıkları şunlardır:
MGM uyarı renkleri
Radar görüntüleri
Saatlik yağış tahminleri
Dolu riski uyarıları
Ani sel ve taşkın uyarıları
Rüzgâr ve fırtına tahminleri
Deniz ve kıyı uyarıları
Yerel belediye afet duyuruları
Özellikle süper hücre ve dolu gibi olaylarda fırtına çok hızlı gelişebilir. Bu nedenle günlük genel hava durumundan çok, saatlik ve radar destekli takip önemlidir.
Araçlar açık alanda bırakılmamalı.
Cam kenarlarından uzak durulmalı.
Seralar ve tarım alanları için koruma önlemleri alınmalı.
Çatı, güneş paneli ve cam yüzeyler kontrol edilmeli.
Açık alanda kalınmamalı.
Pencere kenarlarından uzaklaşılmalı.
Mümkünse binanın iç bölümüne geçilmeli.
Araç içinde hortuma yakalanılırsa riskli bölgelerden uzaklaşılmalı; alt geçitlere sığınılmamalı.
Alt geçitlere girilmemeli.
Dere yataklarından uzak durulmalı.
Bodrum katlar boşaltılmalı.
Araçla su birikintisine girilmemeli.
Çünkü birkaç santimetrelik hızlı akan su bile insanı düşürebilir; daha derin su araçları sürükleyebilir.
Açık arazide tek ağaç altında beklenmemeli.
Metal direk, çit ve su kenarlarından uzak durulmalı.
Denizden, gölden ve havuzdan çıkılmalı.
Eski yağış hesapları artık yeterli olmayabilir. Kanal, mazgal, menfez ve dere ıslahı yeni aşırı yağış senaryolarına göre planlanmalıdır.
Şehirler yağmuru hızla uzaklaştırmak yerine tutmalı, emmeli ve yavaşlatmalıdır.
Bunun için:
Geçirgen zemin
Yağmur bahçeleri
Yeşil çatılar
Kent içi göletler
Açık dere koridorları
Ağaçlandırma
Sulak alan restorasyonu
gibi çözümler uygulanmalıdır.
Daraltılmış, kapatılmış veya üzerine yapı yapılmış dere yatakları ani sağanaklarda en büyük risk alanlarına dönüşür.
Genel il uyarısı bazen yeterli değildir. Şehir içinde bile bir ilçede dev dolu olurken diğer ilçede yağış hafif kalabilir. Bu yüzden radar destekli yerel uyarı güçlendirilmelidir.
İklim değişikliği tarım riskini büyütüyor. Dolu filesi, erken hasat planı, sigorta, afet fonu ve dayanıklı tarım altyapısı önem kazanıyor.
Sel, dolu, hortum, heyelan ve taşkın riski imar kararlarının parçası olmalıdır. Riskli alana yeni yapılaşma verilmemelidir.
Aşırı hava afetleri, tarımda en büyük belirsizliklerden biri haline geliyor. Çünkü ürünler artık yalnızca kuraklıkla değil, ani ve yıkıcı olaylarla da karşı karşıya.
Bir süper hücre fırtınası:
Meyve bahçelerini dakikalar içinde yok edebilir.
Seraları parçalayabilir.
Tahıl tarlalarını yatırabilir.
Sebze üretimini vurabilir.
Hayvan barınaklarına zarar verebilir.
Toprak erozyonunu artırabilir.
Bu durum gıda fiyatlarını, çiftçi gelirini ve tedarik zincirini etkiler. İklim değişikliği bu nedenle yalnızca çevre değil, doğrudan ekonomi ve gıda güvenliği meselesidir.
Aşırı hava afetleri arttıkça sigorta sektörü de yeni risklerle karşılaşıyor. Dolu hasarı, sel baskını, araç zararı, çatı hasarı, tarım kaybı ve iş kesintileri maliyetleri büyütüyor.
Şehirlerde ise altyapı maliyeti artıyor:
Drenaj sistemleri yenilenmek zorunda kalıyor.
Dere taşkın koruma projeleri büyüyor.
Yollar ve köprüler daha sık hasar görüyor.
Enerji nakil hatları fırtınadan etkileniyor.
Hastane, okul ve kamu binalarının dayanıklılığı önem kazanıyor.
Bu yüzden iklim uyum yatırımı ertelendikçe, afet sonrası onarım maliyeti büyüyor.
Bir hortum, dolu ya da sağanak olayı tek başına “iklim değişikliği yüzünden oldu” diye açıklanamaz. Hava olayları doğal atmosfer dinamikleriyle oluşur. Ancak iklim değişikliği, bu olayların ortaya çıktığı arka planı değiştirir.
Daha sıcak hava.
Daha fazla nem.
Daha sıcak denizler.
Daha yoğun yağış.
Daha güçlü buharlaşma.
Daha kırılgan şehirler.
Bu nedenle doğru cümle şudur:
İklim değişikliği her fırtınanın tek nedeni değildir; fakat fırtınaların daha yıkıcı hale gelme ihtimalini artıran büyük arka plan değişimidir.
Süper hücre, hortum, dev dolu ve ani sağanaklar artık yalnızca meteoroloji bültenlerinin teknik terimleri değil. Bunlar şehirlerin, tarımın, altyapının, sigortanın, afet yönetiminin ve halk sağlığının gündeminde olması gereken yeni risklerdir.
Küresel ısınma atmosferi daha nemli ve enerjik hale getiriyor. Yağışlar kısa sürede daha yoğun düşüyor. Dolu riski bazı bölgelerde daha yıkıcı hale gelebiliyor. Hortum üretebilen fırtına ortamları daha karmaşıklaşıyor. Kentleşme ise bu tehlikeleri afete dönüştürüyor.
Bugünün en kritik gerçeği şu:
Fırtına doğada oluşur; afeti ise çoğu zaman hazırlıksız şehirler büyütür.
Bu nedenle yeni dönemde afet yönetimi yalnızca “yağmur yağınca müdahale” değil; iklim uyumlu kentleşme, erken uyarı, güçlü altyapı, doğa temelli çözümler, tarımsal koruma ve halkın meteorolojik okuryazarlığı ile mümkün olacak.
Çünkü yeni iklimde mesele yalnızca havanın bozması değil.
Mesele, havanın artık daha kısa sürede daha büyük hasar verebilmesidir.
Süper hücre nedir?
Süper hücre, içinde dönen güçlü bir yukarı hava akımı bulunan, uzun ömürlü ve çok şiddetli gök gürültülü fırtına türüdür. Dev dolu, hortum, ani sağanak ve yıkıcı rüzgâr üretebilir.
Küresel ısınma sağanakları neden artırıyor?
Sıcak hava daha fazla su buharı taşıyabilir. Bu nedenle yağış sistemi oluştuğunda daha kısa sürede daha yoğun yağış düşebilir. NOAA, sıcaklık arttıkça atmosferin su buharı kapasitesinin yükseldiğini vurguluyor.
Hortumlar iklim değişikliği nedeniyle mi artıyor?
Hortumlar çok karmaşık yerel koşullara bağlıdır. Her bölgede net artış söylemek doğru değildir. Ancak hortum üretebilen şiddetli konvektif fırtına ortamlarının bazı bileşenleri iklim değişikliğiyle değişmektedir.
Dev dolu neden oluşur?
Güçlü fırtına bulutlarında yukarı hava akımları su damlacıklarını donma seviyesinin üzerine taşır. Dolu tanesi bulut içinde ne kadar uzun kalırsa o kadar büyür.
İklim değişikliği doluyu her yerde artırır mı?
Hayır. Dolu riski bölgeye göre değişebilir. 2026’da yayımlanan araştırma, dolu tehlikesinin küresel ısınmayla coğrafi olarak yer değiştirebileceğini gösteriyor.
Ani sağanak neden şehirlerde sele dönüşüyor?
Beton ve asfalt suyu emmez. Yağmur toprağa sızmak yerine hızla yüzey akışına geçer. Eğer drenaj sistemi yetersizse alt geçitler, bodrumlar ve yollar kısa sürede su altında kalabilir.
Türkiye’de hangi bölgeler riskli?
Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz kıyıları, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu farklı türlerde riskler taşır. Kıyılarda hortum ve sağanak, iç kesimlerde dev dolu ve süper hücre, Karadeniz’de ani sel ve heyelan riski öne çıkar.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir