Kalp Sağlığı İçin Kritik Uyarı: Stres, Hareketsizlik Ve Obez...
Kalp Sağlığı İçin Kritik Uyarı...
13:09Urla Bademler’de Büyük Arsa İhalesi: Fiyatlar 45,6 Milyon TL...
Urla Bademler’de Büyük Arsa İh...
13:04Son Dakika Depremler: Adana, Adıyaman Ve Datça Açıkları Sall...
Son Dakika Depremler: Adana, A...
12:397 Temmuz Dünya Çikolata Günü: Çikolatanın 5 Bin Yıllık Yolcu...
7 Temmuz Dünya Çikolata Günü:...
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Biçeroğlu, stres, obezite, sigara, hipertansiyon ve hareketsizliğin kalp hastalıkları riskini artırdığını açıkladı.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 06.07.2026 - 15:00
Güncelleme: 06.07.2026 - 15:00
Özel Sağlık Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Biçeroğlu, kronik stres, obezite, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenmenin kalp hastalıkları riskini artırdığına dikkat çekti.
Kalp sağlığının korunmasında düzenli hareketin ve dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirten Biçeroğlu; sigara, alkol kullanımı, yüksek kolesterol ve hipertansiyonun da kalp ve damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu söyledi.
Kalp hastalıklarının yalnızca fiziksel sağlık koşullarıyla açıklanamayacağını ifade eden Biçeroğlu, gelir düzeyi, eğitim, çevresel koşullar ve uzun süreli stres gibi psikososyal faktörlerin de kalp sağlığı üzerinde belirleyici olabileceğini vurguladı.
Yoğun ve uzun süreli stres, vücudun sürekli alarm halinde kalmasına neden olabiliyor. Bu süreçte kalp atım hızı ve kan basıncı yükselebiliyor, uyku düzeni bozulabiliyor ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları ortaya çıkabiliyor.
Dr. Serdar Biçeroğlu, özellikle kronik stresin hipertansiyon, kilo artışı ve hareketsizlik gibi diğer risk faktörleriyle birleştiğinde kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkisinin büyüyebileceğini ifade etti.
Stresli yaşam koşulları aynı zamanda sigara ve alkol tüketiminin artmasına, düzensiz beslenmeye ve egzersiz alışkanlığının azalmasına da yol açabiliyor. Bu nedenle kalp sağlığının korunmasında yalnızca tıbbi değerlerin değil, kişinin yaşam biçiminin ve psikososyal koşullarının da değerlendirilmesi gerekiyor.
Obezite, kalbin daha fazla çalışmasına neden olabilen ve birçok hastalıkla birlikte görülebilen önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.
Fazla kilo;
gibi kalp ve damar hastalıklarıyla ilişkili riskleri artırabiliyor.
Dr. Biçeroğlu, günümüzde dengesiz beslenme ve hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla birlikte obezitenin daha sık görüldüğünü ve bunun kalp rahatsızlıklarındaki artışı da etkilediğini belirtti.
Kalp sağlığını desteklemek için sebze, meyve, tam tahıllar, bakliyat, zeytinyağı ve omega-3 yönünden zengin balıkların tüketilmesi öneriliyor.
Biçeroğlu, sağlıklı beslenme konusunda şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kalp sağlığının korunması için meyve ve sebze, tam tahıllar, bakliyat, zeytinyağı ve omega-3 yönünden zengin balıkların tüketilmesini öneriyoruz.”
Buna karşılık aşırı tuz, şeker, doymuş yağ, rafine karbonhidrat, işlenmiş et ve katkı maddesi yüksek ürünlerin sınırlandırılması gerekiyor.
Özellikle fazla tuz tüketimi kan basıncının yükselmesine, yüksek şeker tüketimi kilo artışına ve metabolik bozukluklara, doymuş yağların aşırı tüketimi ise kolesterol değerlerinin olumsuz etkilenmesine yol açabiliyor.
Düzenli fiziksel aktivite, kalp ve damar sağlığının korunmasında en etkili yaşam tarzı alışkanlıklarından biri olarak kabul ediliyor.
Egzersiz;
katkı sağlayabiliyor.
Dr. Biçeroğlu, düzenli egzersizin ve sigaradan uzak durmanın kalp sağlığı açısından önemli faydalar sağladığını belirtti. Ancak kalp hastalığı, ileri yaş veya kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin egzersiz programına başlamadan önce hekim değerlendirmesinden geçmesi önem taşıyor.
Sigara kullanımı, damar duvarına zarar vererek damar sertliği ve pıhtı oluşumu riskini artırabiliyor. Bu durum kalp krizi ve inme ihtimalini yükseltebiliyor.
Alkol tüketiminin de miktar ve kullanım sıklığına bağlı olarak tansiyon, kalp ritmi, kilo ve karaciğer sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunabiliyor.
Bu nedenle kalp sağlığının korunmasında sigaradan tamamen uzak durulması, alkol tüketiminin ise sağlık profesyonellerinin önerileri doğrultusunda değerlendirilmesi gerekiyor.
Kalbin yaşam boyunca kesintisiz çalışan hayati bir organ olduğunu hatırlatan Dr. Biçeroğlu, kalp hastalıklarında erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını söyledi.
Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı yorgunluk, efor sırasında zorlanma, bayılma hissi veya bacaklarda şişlik gibi belirtiler kalp ve dolaşım sistemiyle ilişkili olabileceği için ihmal edilmemeli.
Biçeroğlu, tedavi sürecinin mutlaka uzman hekim gözetiminde yürütülmesi gerektiğini belirterek gelişen teknolojinin tanı ve tedavide önemli avantajlar sağladığını ifade etti.
Kalp damar hastalıklarının tanısında önemli ilerlemeler yaşansa da kalp krizini önceden kesin biçimde gösterecek tek bir tetkik bulunmuyor.
Kalp krizi riski; hastanın şikâyetleri, yaşı, aile öyküsü, tansiyon, kolesterol, kan şekeri, sigara kullanımı, fizik muayene ve gerekli görülen testlerin birlikte değerlendirilmesiyle ortaya konuluyor.
Bu nedenle herhangi bir şikâyet olmasa bile risk grubundaki kişilerin düzenli sağlık kontrollerini aksatmaması önem taşıyor.
Kalbi besleyen damarların görüntülenmesini sağlayan koroner anjiyografi, kalp damarlarındaki daralma ve tıkanıklıkların değerlendirilmesinde önemli bir yöntem olarak kullanılıyor.
Dr. Biçeroğlu, koroner damarların görüntülenmesinin hastalıkların anlaşılmasına önemli katkı sağladığını belirtti.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte ince, kıvrımlı veya tamamen tıkalı damarlara balon ve stent uygulamalarının yapılabildiğini ifade eden Biçeroğlu, bu süreçte hastalığın tipi ve evresinin tedavi kararında belirleyici olduğunu söyledi.
Stent teknolojilerindeki gelişmeler, kalp damar hastalıklarının tedavisinde daha fazla hastaya müdahale edilebilmesini sağladı.
Yeni nesil stentler ve stentlerle birlikte kullanılan ilaçlar, uygun hastalarda damar açıklığının korunmasına ve tedavi başarısının artırılmasına katkı sunuyor.
Ancak her damar darlığı için stent uygulanması gerekmiyor. Tedavi kararı;
gibi birçok faktörün birlikte değerlendirilmesiyle veriliyor.
Kalp hastalıklarından korunmak için günlük yaşamda uygulanabilecek temel önlemler şöyle sıralanabilir:
Dengeli beslenmek: Sebze, meyve, tam tahıl, bakliyat, balık ve zeytinyağı ağırlıklı beslenme düzeni benimsenmeli.
Hareketli kalmak: Kişinin yaşına ve sağlık durumuna uygun düzenli fiziksel aktivite yapılmalı.
Sigara kullanmamak: Sigara ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durulmalı.
Tansiyonu takip etmek: Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiği için düzenli ölçüm yapılmalı.
Kolesterol ve kan şekerini kontrol ettirmek: Özellikle ailesinde kalp hastalığı bulunanlar düzenli sağlık kontrolünden geçmeli.
Stresi yönetmek: Uyku düzeni, sosyal destek, nefes egzersizleri ve gerektiğinde uzman desteğiyle kronik stres azaltılmalı.
İşlenmiş gıdaları sınırlamak: Fazla tuz, şeker, doymuş yağ ve katkı maddesi içeren ürünlerden kaçınılmalı.
Kalp hastalıkları yalnızca yaş veya genetik faktörlerle ortaya çıkmıyor. Obezite, hipertansiyon, yüksek kolesterol, sigara kullanımı, hareketsizlik ve stres gibi birçok unsur bir araya gelerek riski artırabiliyor.
Bu nedenle kalp sağlığını korumak için tek bir alışkanlığı değiştirmek yerine, beslenme, egzersiz, uyku, stres yönetimi ve düzenli kontrollerin birlikte ele alınması gerekiyor.
Dr. Serdar Biçeroğlu’nun açıklamaları, kalp hastalıklarına karşı en güçlü yaklaşımın erken farkındalık, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uzman hekim takibi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir