İş Dünyasında Eko-Anksiyete Alarmı: Her 5 Çalışandan 4’ü İkl...
İş Dünyasında Eko-Anksiyete Al...
18:57Niloya’nın Yeni Bölümü "Güven Bana" Çocuklara Önemli Bir Mes...
Niloya’nın Yeni Bölümü "Güven...
18:50CBRE Uyardı: Yeşil Dönüşümü Kaçıran Binaları Kahverengi İndi...
CBRE Uyardı: Yeşil Dönüşümü Ka...
18:44İdma 2026: Küresel Tahıl Ve Gıda Sektörü İstanbul'da Bir Ara...
İdma 2026: Küresel Tahıl Ve Gı...
Wellbees’in 680 çalışanla gerçekleştirdiği araştırma, her 5 çalışandan 4’ünün iklim ve çevre kaynaklı kaygı yaşadığını ortaya koydu. Eko-anksiyete iş dünyasında giderek büyüyen bir gündem haline geliyor.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 08.06.2026 - 19:01
Güncelleme: 08.06.2026 - 19:01
İklim değişikliği, kuraklık, biyolojik çeşitlilik kaybı ve çevresel belirsizlikler yalnızca doğayı değil, insanların ruh sağlığını da etkiliyor. Kurumsal esenlik platformu Wellbees tarafından gerçekleştirilen yeni araştırma, iklim ve çevre kaynaklı kaygıların çalışanlar arasında yaygınlaştığını ortaya koydu. Araştırmaya göre çalışanların yaklaşık yüzde 80’i farklı düzeylerde iklim ve çevre endişesi hissediyor.
Uzmanlar tarafından “eko-anksiyete” olarak tanımlanan durum; iklim krizi, çevresel bozulma ve geleceğe yönelik ekolojik belirsizliklerin neden olduğu yoğun kaygı ve endişe hissi olarak açıklanıyor.
Wellbees’in Türkiye’de faaliyet gösteren 35 farklı şirketten 680 çalışanın katılımıyla gerçekleştirdiği araştırma, bu kaygının iş dünyasında önemli bir psikolojik yük haline geldiğini gösterdi.
Araştırmada çalışanlara iklim değişikliği ve çevresel sorunlar nedeniyle ne sıklıkla endişe duydukları soruldu.
Sonuçlara göre:
| Endişe Düzeyi | Oran |
|---|---|
| Bazen endişe duyuyorum | %56,9 |
| Sık sık endişe duyuyorum | %18,7 |
| Her an endişe duyuyorum | %4,9 |
| Nadiren endişe duyuyorum | %13 |
| Hiç endişe duymuyorum | %6,5 |
Veriler, çalışanların yüzde 80,5’inin iklim ve çevre krizleri nedeniyle belirli düzeylerde kaygı yaşadığını ortaya koyuyor.
Araştırmada dikkat çeken bir diğer sonuç ise kaygının yoğunluğu oldu.
“Sık sık” ve “her an” seçeneklerini işaretleyen çalışanların toplam oranı yüzde 23,6 olarak ölçüldü. Bu da yaklaşık her dört çalışandan birinin eko-anksiyeteyi günlük yaşamını etkileyebilecek düzeyde yaşadığını gösteriyor.
Uzmanlara göre bu durum yalnızca çevresel duyarlılığın artmasıyla açıklanamıyor. Aynı zamanda bireylerin geleceğe yönelik belirsizlik algısı, yaşam kalitesi endişeleri ve çocuklarının yaşayacağı dünyaya ilişkin kaygıları da bu tabloyu güçlendiriyor.
Araştırmayı değerlendiren Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu, iklim krizinin artık yalnızca çevresel bir mesele olarak görülmediğini belirtti.
Abacıoğlu, bireylerin gelecek planlarını oluştururken artık yalnızca kariyer, gelir ve iş güvencesini değil; temiz hava, su kaynakları, gıda güvenliği ve yaşanabilir şehirler gibi unsurları da dikkate aldığını ifade etti.
Yapılan değerlendirmede eko-anksiyetenin çalışanların genel esenlik seviyesini düşürebildiği, stres ve tükenmişlik hissini artırabildiği vurgulandı.
Araştırmaya katılanların yalnızca yüzde 6,5’i iklim ve çevre krizlerinin aklına hiç gelmediğini belirtti.
Bu oran, çevre ve iklim meselelerinin artık toplumun büyük bölümü tarafından yakından takip edilen ve bireysel yaşam kararlarını etkileyen konular arasında yer aldığını gösteriyor.
Özellikle son yıllarda artan sıcak hava dalgaları, kuraklık, orman yangınları, sel felaketleri ve aşırı hava olaylarının çevresel kaygıları güçlendirdiği değerlendiriliyor.
Araştırma kapsamında Wellbees uzmanları, kurumların çalışanlarda görülen çevre kaynaklı kaygıyı azaltabilmesi için uygulanabilecek bazı öneriler paylaştı.
Karbon azaltımı, enerji verimliliği ve çevresel hedefler çalışanların günlük yaşamına dokunan örneklerle anlatılmalı.
Enerji tasarrufu, atık azaltımı ve dijital dönüşüm gibi küçük ölçekli uygulamaların büyük sonuçlar doğurabileceği çalışanlara gösterilmeli.
Sürdürülebilirlik komiteleri, gönüllülük programları ve yeşil ekipler aracılığıyla çalışanların karar süreçlerine katılımı artırılmalı.
Karbon azaltımı, geri dönüşüm oranları ve enerji tasarrufu gibi verilerin düzenli olarak paylaşılması çalışan güvenini güçlendirebilir.
Açık hava etkinlikleri, doğa yürüyüşleri, çevre gönüllülüğü çalışmaları ve psikolojik destek programları çalışanların çevresel kaygılarla baş etmesine yardımcı olabilir.
Uzmanlar, iklim krizinin yalnızca fiziksel çevreyi değil, psikolojik sağlığı da etkileyen önemli bir unsur haline geldiğini belirtiyor. Artan çevresel belirsizlikler, bireylerde geleceğe ilişkin kaygıları güçlendirirken iş yaşamında da yeni risk alanları oluşturuyor.
Araştırmanın sonuçları, çalışan esenliğini desteklemek isteyen kurumların artık çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarını yalnızca operasyonel hedefler olarak değil, çalışan sağlığı ve kurumsal dayanıklılık açısından da değerlendirmesi gerektiğine işaret ediyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir