Perseid Meteor Yağmuru 2026 Başladı: Türkiye’den Ne Zaman, S...
Perseid Meteor Yağmuru 2026 Ba...
17:35Şavşat Sahara Festivali 2026 Başladı: 24–26 Temmuz Programın...
Şavşat Sahara Festivali 2026 B...
17:31“Karadeniz’in Efesi” Pompeiopolis’te Büyük Sır Açılıyor: Dev...
“Karadeniz’in Efesi” Pompeiopo...
17:21İstanbul’da Dev Çekirgeler Neden Çoğaldı? “İstila” İddiasına...
İstanbul’da Dev Çekirgeler Ned...
İstanbul’da görülen büyük çekirgeler sosyal medyada “çekirge istilası” iddialarına yol açtı. Tarım ve Orman Bakanlığı istilayı yalanladı. Beyaz yüzlü çalı çekirgesi nedir, zararlı mı, neden evlere giriyor ve yoğunluk neden arttı?
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 24.07.2026 - 17:21
Güncelleme: 24.07.2026 - 17:21
İstanbul’un bazı ilçelerinde son günlerde görülen iri ve uzun antenli çekirgeler, sosyal medyada yayılan görüntülerle birlikte “İstanbul’u çekirgeler mi istila ediyor?” sorusunu gündeme taşıdı.
Balkonlarda, pencere kenarlarında, bahçelerde ve zaman zaman evlerin içinde görülen büyük çekirgelerin Afrika veya Balkanlar’dan gelen istilacı bir tür olduğu yönünde iddialar ortaya atıldı.
Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın İstanbul, Tekirdağ ve Marmara Bölgesi’nde yaptığı incelemeler sonucunda tarımsal üretimi tehdit eden herhangi bir çekirge istilası veya ekonomik zarar oluşturacak seviyede çekirge popülasyonu tespit edilmedi.
Bakanlık, İstanbul’da görüntülenen örneklerin önemli bölümünün Türkiye’de doğal olarak bulunan beyaz yüzlü çalı çekirgesi, bilimsel adıyla Decticus albifrons olduğunu açıkladı.
Uzmanlara göre bu yaz çekirgelerin daha fazla görülmesinin arkasında ise ılıman geçen dönemler, yüksek sıcaklıklar, mevsimsel üreme döngüsü, şehirleşme ve geceleri yapay ışıklara yönelmeleri bulunuyor.
Hayır.
Tarım ve Orman Bakanlığı, son günlerde İstanbul ve çevre illerde gündeme gelen “çekirge istilası” iddiaları üzerine bölgede inceleme ve takip yapıldığını açıkladı.
Bakanlığın değerlendirmesine göre İstanbul ve Tekirdağ başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde:
Tarımsal üretimi tehdit eden bir çekirge istilası bulunmuyor.
Ekonomik zarar oluşturacak seviyede çekirge popülasyonu tespit edilmedi.
Afrika, Balkanlar veya başka bir bölgeden sürüler hâlinde gelen istilacı çekirge akını belirlenmedi.
Görüntülerdeki çekirgelerin Türkiye’de doğal olarak bulunan yerli popülasyonlara ait olduğu bildirildi.
İstanbul’da sosyal medyaya yansıyan görüntülerdeki iri çekirgelerin büyük bölümünün beyaz yüzlü çalı çekirgesi olduğu belirtiliyor.
Bilimsel adı:
Decticus albifrons
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Ergün Bacak’ın verdiği bilgilere göre tür yaklaşık 5–6 santimetreye ulaşabiliyor.
Uzun antenleri, güçlü arka bacakları ve iri gövdesi nedeniyle sıradan çekirgelere kıyasla çok daha dikkat çekici görünüyor.
Bu fiziksel görünüm, sosyal medyada paylaşılan yakın çekim fotoğraf ve videolarda çekirgelerin olduğundan daha ürkütücü algılanmasına da neden olabiliyor.
Hayır.
Tarım ve Orman Bakanlığı, İstanbul’da tespit edilen türün Türkiye’de doğal olarak yaşayan yerli bir çekirge türü olduğunu bildirdi.
Bakanlık ayrıca sosyal medyada ortaya atılan:
“Afrika’dan geldiler”
veya
“Balkanlar’dan Türkiye’ye çekirge sürüsü girdi”
iddialarının gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
Uzmanlar da beyaz yüzlü çalı çekirgesinin, büyük sürüler oluşturarak kilometrelerce göç eden ve geniş tarım alanlarını yok edebilen çöl çekirgeleriyle karıştırılmaması gerektiğini vurguluyor.
Bu yıl çekirgelerin daha sık görülmesinin tek bir nedeni bulunmuyor.
Uzmanların değerlendirmelerine göre birkaç faktör aynı anda etkili olmuş olabilir.
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Toprak, sıcaklıkların çekirgelerin gelişim hızını ve popülasyon dinamiklerini etkileyebildiğini belirtiyor.
Yüksek sıcaklıklar, uygun çevre koşullarıyla birleştiğinde genç bireylerin gelişimini hızlandırabiliyor.
Prof. Dr. Toprak’a göre mevcut artış, biyolojik açıdan doğanın olağan döngüsü içinde değerlendirilmeli.
Kış ve bahar dönemindeki elverişli sıcaklık koşulları, toprakta bulunan çekirge yumurtalarının gelişimi ve çıkış başarısı üzerinde etkili olabiliyor.
Bu koşulların uygun seyretmesi, yaz aylarında daha fazla yetişkin bireyin görülmesine katkıda bulunabiliyor.
Çekirgeler belirli dönemlerde yumurtadan çıkar, birkaç kez kabuk değiştirir ve yaz aylarında yetişkin hâle gelir.
Bu nedenle özellikle sıcaklığın arttığı dönemlerde yetişkin çekirgelerin aynı zaman diliminde daha görünür hâle gelmesi mümkün.
Uzmanlar bazı çekirge popülasyonlarında birkaç yıllık aralıklarla doğal yoğunluk artışlarının yaşanabileceğini de belirtiyor.
İstanbul’daki büyük çekirgelerin evlere girmesinin temel nedenlerinden biri yapay ışıklar.
Beyaz yüzlü çalı çekirgesi geceleri aktif olabilen bir tür.
Uzmanlara göre doğada Ay ve diğer doğal ışık kaynaklarına göre yönlenen böcekler, şehirlerde:
Balkon lambaları,
pencerelerden yayılan ışık,
sokak aydınlatmaları
ve
bina cephelerindeki güçlü ışıklar
nedeniyle yerleşim alanlarına yönelebiliyor.
Bu nedenle bir çekirgenin eve girmesi, evde yiyecek aradığı veya burada çoğalmaya başladığı anlamına gelmiyor.
Uzman değerlendirmelerine göre sosyal medyaya yansıyan görüntülerin önemli bölümü İstanbul’un özellikle:
Arnavutköy
Çatalca
ve
Silivri
gibi tarım alanları ve doğal yaşam alanlarının kent dokusuyla iç içe geçtiği bölgelerinden geliyor.
Bu ilçelerde tarım arazileri, çayırlar, boş alanlar ve yerleşim bölgelerinin birbirine yakın olması çekirgeler ile insanların karşılaşma ihtimalini artırıyor.
Uzmanlara göre bu da olası faktörlerden biri.
Kentlerin genişlemesiyle birlikte doğal habitatlar ile konut alanları arasındaki mesafe giderek azalıyor.
Özellikle İstanbul’un kuzey ve batı bölgelerinde:
Tarım alanlarının yanında yeni yerleşimler kurulması,
doğal alanların parçalanması,
yapay ışık miktarının artması
insanlarla yaban hayatının daha sık karşılaşmasına yol açabiliyor.
Bu durum yalnızca çekirgeler için değil; farklı böcek, kuş ve memeli türlerinde de görülebilen daha geniş bir kent ekolojisi meselesi. Uzmanlar şehirleşmenin doğal yaşam alanlarını daraltması hâlinde benzer karşılaşmaların gelecekte daha sık yaşanabileceğine dikkat çekiyor.
Bakanlık ve uzman açıklamalarına göre İstanbul’da gündeme gelen beyaz yüzlü çalı çekirgelerinin insan sağlığını tehdit eden veya hastalık taşıdığı tespit edilmiş bir tür olduğu yönünde bir bulgu bulunmuyor.
Ancak bu, yabani bir böceğin çıplak elle yakalanması gerektiği anlamına gelmiyor.
Uzmanlar çekirgenin kendisini tehdit altında hissettiğinde savunma amacıyla ısırabileceğini, özellikle çocuklarda bunun acıya neden olabileceğini belirtiyor.
Bu nedenle doğrudan elle temas etmek yerine bir kap yardımıyla dışarı çıkarılması daha güvenli.
Beyaz yüzlü çalı çekirgeleri saldırgan biçimde insanları hedef alan canlılar değil.
Ancak büyük bireyler yakalanmaya veya sıkıştırılmaya çalışıldığında kendilerini savunabilir.
Uzmanlara göre yanlış tutulduğunda savunma amacıyla ısırma ihtimali bulunuyor.
Bu nedenle özellikle çocukların çekirgeleri elleriyle yakalamaya çalışmaması gerekiyor.
İstanbul’da görülen beyaz yüzlü çalı çekirgesi için Bakanlığın veya uzmanların yaptığı açıklamalarda insanlarda hastalık yaydığına ilişkin bir risk belirtilmedi.
Dr. Ergün Bacak, bu türün insanlara zarar veren veya hastalık taşıyan bir tür olmadığını ifade ediyor.
Bu nedenle sivrisinek veya kene gibi belirli hastalıkların bilinen vektörleriyle aynı kategoride değerlendirilmemeli.
Tarım ve Orman Bakanlığı’na göre mevcut durumda tarımsal üretime zarar veren bir çekirge istilası tespit edilmedi.
Bakanlık, İstanbul’da belirlenen beyaz yüzlü çalı çekirgesinin tarımsal üretimi tehdit eden sürü çekirgeleriyle aynı tür olmadığını; aksine bazı tarımsal zararlılarla da beslenerek ekolojik dengeye katkıda bulunabildiğini açıkladı.
Bu ayrım önemli.
Türkiye’de tarımsal ürünlere gerçekten zarar verebilen farklı çekirge türleri bulunuyor ve Tarım ve Orman Bakanlığı bu popülasyonları düzenli olarak izliyor.
Bakanlığın teknik kaynaklarında zararlı çekirge türleri için yoğunluğun ekonomik zarar eşiğine ulaşması durumunda mücadele programları uygulanabildiği belirtiliyor.
Ancak İstanbul’daki mevcut durum için böyle bir mücadeleyi gerektirecek seviye tespit edilmiş değil.
Beyaz yüzlü çalı çekirgesi yalnızca bitkisel materyalle beslenen klasik bir tarla zararlısı gibi değerlendirilmemeli.
Uzmanlara göre tür hem bitkisel besinleri hem de bazı böcekleri tüketebiliyor.
Bu nedenle ekosistem içinde diğer küçük canlılarla kurduğu besin ilişkisi bakımından dengeleyici bir rolü bulunabiliyor.
Bu özellik, onu geniş tarım alanlarını sürüler hâlinde tüketen zararlı çekirge türlerinden ayıran önemli farklardan biri.
Panik yapılmamalı.
Çekirgenin üzerine yoğun biçimde kimyasal böcek ilacı sıkmak yerine mümkünse:
Bir kavanoz, kutu veya geniş plastik kap kullanın.
Kabı çekirgenin üzerine dikkatlice kapatın.
Altına sert bir karton veya kâğıt yerleştirin.
Çekirgeyi bina dışındaki uygun bir yeşil alana bırakın.
Çıplak elle sıkıştırarak yakalamaya çalışmayın.
Özellikle çocukların böcekle doğrudan oynamasına izin vermeyin.
Uzmanlar türün gereksiz yere öldürülmemesi gerektiğini ve doğal yaşamın bir parçası olduğunu belirtiyor.
Mevcut açıklamalara göre İstanbul’da zararlı veya istilacı bir çekirge salgını olmadığı için, yalnızca bir veya birkaç çekirgenin eve girmesi genel çaplı kimyasal mücadele gerektiği anlamına gelmiyor.
Bireysel çekirgelerin eve girmesini azaltmak için:
Pencere ve balkonlara sineklik takılması,
gece açık pencerelerin yanındaki güçlü ışıkların azaltılması,
kapı ve pencere boşluklarının kontrol edilmesi
daha basit önlemler olabilir.
Tarım alanlarında ise rastgele ilaçlama yapılmamalı. Tarımsal mücadele gerektiren gerçek bir yoğunluk görülmesi durumunda il veya ilçe tarım ve orman müdürlüklerinin teknik değerlendirmesi esas alınmalı. Bakanlığın çekirge mücadele yaklaşımı da popülasyonların izlenmesine ve gerektiğinde teknik program uygulanmasına dayanıyor.
Uzmanlara göre mevcut yoğunluğun kalıcı olması beklenmiyor.
Dr. Ergün Bacak, erişkin bireylerin ortaya çıkmasının mevsimsel yaşam döngüsüyle bağlantılı olduğunu ve birkaç hafta içinde yoğunluğun azalmasının beklendiğini belirtiyor.
Aynı yoğunluğun gelecek yıl mutlaka tekrar edeceği de söylenemez.
Popülasyonlar;
sıcaklık,
yağış,
yumurtaların hayatta kalma oranı,
besin miktarı,
doğal düşmanlar
ve diğer ekolojik koşullara bağlı olarak yıldan yıla değişebilir.
Sıcaklık önemli faktörlerden biri.
Prof. Dr. Umut Toprak’a göre sıcak havalar çekirgelerin gelişim hızını artırabiliyor ve üreme süreçlerini destekleyebiliyor.
Bununla birlikte “hava sıcaksa mutlaka çekirge istilası olur” şeklinde doğrudan bir bağlantı kurmak doğru değil.
Popülasyon büyüklüğü sıcaklığın yanı sıra yumurta başarısı, besin, yağış, habitat koşulları ve doğal ekolojik döngüler gibi çok sayıda faktöre bağlı.
Mevcut olayın tek başına iklim değişikliğine bağlanabileceğine ilişkin resmî bir tespit bulunmuyor.
Uzmanlar sıcaklıkların ve mevsimsel koşulların popülasyon artışında rol oynayabileceğini belirtiyor ancak bir yıllık yerel gözlemi doğrudan iklim değişikliğinin sonucu olarak tanımlamak bilimsel olarak yeterli değil.
Buna karşılık uzun vadede değişen sıcaklık ve yağış düzenlerinin böceklerin yaşam döngüsü, dağılım alanları ve üreme dönemleri üzerinde etkili olabileceği biliniyor.
İstanbul’daki 2026 yoğunluğu için doğrulanmış ifade ise mevsimsel popülasyon artışı.
Tarım ve Orman Bakanlığı’na göre hayır.
Bakanlık, görüntülerde yer alan çekirgelerin yapılan tür teşhislerinde Türkiye’de doğal olarak bulunan yerli popülasyonlara ait olduğunu açıkladı.
Afrika, Balkanlar veya başka bir bölgeden Türkiye’ye sürü hâlinde gelen bir çekirge istilası tespit edilmedi.
Hayır.
Çöl çekirgeleri uygun koşullarda çok büyük sürüler oluşturabilen, uzun mesafeler boyunca hareket edebilen ve geniş tarım alanlarında ciddi zarara neden olabilen farklı bir biyolojik gruptur.
İstanbul’da gündeme gelen beyaz yüzlü çalı çekirgesi ise aynı tür değildir ve mevcut popülasyon için tarımsal istila tespit edilmemiştir.
Evet.
Bakanlık, çekirge popülasyonlarının Yıllık Bitki Sağlığı Mücadele Programı kapsamında 81 ilde teknik ekipler tarafından izlendiğini açıkladı.
İstanbul ve Tekirdağ’daki son ihbarların ardından bölgede yapılan takip çalışmalarının ayrıca yoğunlaştırıldığı bildirildi.
Tarımsal üretime zarar verebilecek türlerin ekonomik zarar eşiğine ulaşması durumunda mücadele çalışmalarının başlatılacağı; mevcut durumda ise böyle bir müdahaleyi gerektiren koşul bulunmadığı belirtildi.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir