Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim

Paylaş

NSosyal

NASA Görüntüledi: Karadeniz Turkuaza Döndü, Renk İstanbul Boğazı’na Ulaştı

NASA, Karadeniz’i turkuaza çeviren fitoplankton patlamasını uzaydan görüntüledi. Renk değişimi İstanbul Boğazı’na kadar ulaştı.

Nizamettin Bilici Nizamettin Bilici EDİTÖR Giriş: 18.07.2026 - 15:32 Güncelleme: 18.07.2026 - 15:32
NASA Görüntüledi: Karadeniz Turkuaza Döndü, Renk İstanbul Boğazı’na Ulaştı

Karadeniz’in büyük bir bölümü, mikroskobik deniz canlılarının oluşturduğu yoğun çoğalma nedeniyle turkuaz renge büründü. NASA’nın PACE uydusu tarafından kaydedilen görüntülerde süt mavisi ve turkuaz girdapların denizin yüzeyine yayıldığı görüldü.

NASA, renk değişiminin büyük olasılıkla kalsiyum karbonat tabakalarıyla kaplı kokolitofor isimli fitoplanktonlardan kaynaklandığını açıkladı. Uzaydan görülebilecek kadar genişleyen oluşum yalnızca açık denizle sınırlı kalmadı; İstanbul Boğazı’na kadar ulaştı.

Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki bir astronot tarafından çekilen fotoğrafta, turkuaz fitoplanktonların Boğaz’ın iki tarafındaki akıntıları takip ettiği görüldü.

Ancak görüntüler kamuoyunda “Müsilaj geri mi döndü?” ve “Deniz zehirli mi?” sorularını gündeme getirdi. Bilimsel veriler, turkuaz rengin tek başına müsilaj veya zehirli alg göstergesi olmadığını ortaya koyuyor.

Karadeniz 22 Haziran’da Uzaydan Görüntülendi

Karadeniz’deki renk değişimi, NASA’nın PACE uydusunda bulunan Okyanus Rengi Cihazı tarafından 22 Haziran 2026’da kaydedildi.

Uydunun görüntüsünde Karadeniz’in normalde koyu görünen yüzeyinin geniş turkuaz şeritler ve girdaplarla kaplandığı belirlendi. NASA, fotoğrafı 25 Haziran’da “Karadeniz İçin Turkuaz Bir Ton” başlığıyla yayımladı.

İstanbul Boğazı’ndaki değişim ise daha erken bir tarihte görüntülendi. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev yapan bir astronot, 27 Mayıs’ta Boğaz ve çevresinde gelişen fitoplankton çoğalmasını fotoğrafladı.

Görüntüde turkuaz renkli mikroorganizmaların Boğaz’dan geçen yüzey akıntılarının hareketlerini görünür hâle getirdiği dikkat çekti.

Karadeniz Neden Turkuaz Oldu?

NASA’ya göre rengin muhtemel kaynağı, kokolitofor olarak adlandırılan mikroskobik fitoplanktonlar.

Bu canlıların etrafı kokolit adı verilen çok küçük kalsiyum karbonat plakalarla kaplı. Tebeşir benzeri açık renkli plakalar güneş ışığını güçlü biçimde yansıtarak suyun süt mavisi veya turkuaz görünmesine neden oluyor.

Tek bir kokolitoforu çıplak gözle görmek mümkün değil. Ancak uygun koşullar oluştuğunda sayıları kısa sürede milyonlarca hücreye ulaşabiliyor. Yoğunluk yeterince arttığında oluşum uydular tarafından tespit edilebilecek büyüklüğe geliyor.

Karadeniz’de kokolitofor çoğalması genellikle ilkbaharın sonu ile yazın başlangıcında görülüyor. Bu nedenle renk değişiminin kendisi tamamen yeni bir olay değil. Dikkat çeken nokta, oluşumun büyüklüğü, yoğunluğu ve İstanbul Boğazı’na kadar yayılması.

Fitoplankton Nedir?

Fitoplanktonlar denizlerin, göllerin ve okyanusların ışık alan üst katmanlarında yaşayan mikroskobik organizmalar.

Karadaki bitkiler gibi fotosentez yaparak güneş enerjisini kullanıyor, karbondioksit tüketiyor ve oksijen üretiyorlar. Bu nedenle deniz ekosisteminin temel üreticileri arasında kabul ediliyorlar.

Fitoplanktonlar:

  • Denizlerdeki besin zincirinin tabanını oluşturur.
  • Zooplanktonlar, kabuklular ve balıklar için besin sağlar.
  • Fotosentez sırasında karbondioksit tüketir.
  • Oksijen üretimine katkıda bulunur.
  • Okyanusların karbon döngüsünde görev alır.
  • Deniz suyunun rengini ve ışık geçirgenliğini değiştirebilir.

Fitoplankton bulunması tek başına kirlilik göstergesi değil. Sağlıklı deniz ekosistemlerinde de doğal olarak bulunuyorlar. Sorun, bazı türlerin kontrolsüz biçimde çoğalması veya yoğun oluşumun ekosistemde oksijen kaybına neden olması hâlinde ortaya çıkıyor.

Turkuaz Oluşum Zehirli Mi?

NASA’nın açıklamasında, görüntülenen oluşumla bağlantılı bir toksin, toplu balık ölümü veya insan sağlığı uyarısı bulunmuyor.

Renk değişiminin kaynağı olarak kokolitoforlar gösteriliyor. Bu grup genellikle Karadeniz’de mevsimsel olarak görülen doğal fitoplankton toplulukları arasında yer alıyor.

Ancak yalnızca uydu görüntüsüne bakılarak sudaki bütün türleri ve olası toksinleri kesin biçimde belirlemek mümkün değil. Turkuaz rengin kokolitoforlardan kaynaklandığı güçlü bir olasılık olarak değerlendirilse de kesin tür tespiti için denizden numune alınması gerekiyor.

Ayrıca her alg veya fitoplankton çoğalması zehirli değil. Zararlı alg patlamaları üç farklı yolla risk oluşturabiliyor:

  • Doğrudan toksin üretebiliyor.
  • Aşırı çoğalarak sudaki ışığı azaltabiliyor.
  • Öldükten sonra parçalanırken sudaki oksijeni tüketebiliyor.

Dolayısıyla “turkuaz renk görüldü, deniz zehirli oldu” şeklinde bir sonuca varmak bilimsel olarak doğru değil.

Bu Görüntü Müsilaj Anlamına Mı Geliyor?

Karadeniz ve İstanbul Boğazı’ndaki turkuaz görüntü, tek başına müsilaj anlamına gelmiyor.

Müsilaj; fitoplanktonlar ve diğer deniz canlıları tarafından üretilen organik maddelerin, sıcaklık, durağan su, besin tuzları ve kirlilik gibi koşullar altında yoğunlaşmasıyla oluşan yapışkan bir tabaka.

Kokolitofor patlaması ise deniz yüzeyinde belirli bir fitoplankton grubunun sayısının hızla artmasını ifade ediyor. Canlıların kireçli plakaları ışığı yansıttığı için deniz turkuaz görünüyor.

İki olay aynı şey değil:

Turkuaz Fitoplankton Patlaması Müsilaj
Mikroskobik canlıların sayısı artar Organik ve yapışkan madde birikir
Su süt mavisi veya turkuaz görünebilir Su yüzeyinde köpüklü, sümüksü tabaka oluşabilir
Uydu görüntülerinde renk değişimi görülür Yüzeyde ve su altında fiziksel kütle gelişebilir
Her zaman zararlı değildir Yoğunlaştığında deniz yaşamını olumsuz etkileyebilir

Fitoplanktonların aşırı çoğalması organik madde miktarını artırabileceği için müsilaj oluşumuna katkıda bulunabilecek süreçlerden biri olabilir. Fakat mevcut turkuaz görüntünün doğrudan müsilaja dönüşeceğini söylemek için yeterli veri bulunmuyor.

Denizin Turkuaz Olması Temiz Olduğunu Gösterir Mi?

Turkuaz renk, Karadeniz’in temizlendiğini veya kirlendiğini tek başına göstermiyor.

Renk değişimi esas olarak kokolitoforların ışığı yansıtan kalsiyum karbonat plakalarından kaynaklanıyor. Aynı görüntü hem doğal mevsimsel süreçlerde hem de besin dengelerinin değiştiği dönemlerde ortaya çıkabiliyor.

Denizin çevresel durumu ancak şu ölçümlerin birlikte incelenmesiyle anlaşılabilir:

  • Çözünmüş oksijen miktarı
  • Azot ve fosfor seviyeleri
  • Deniz suyu sıcaklığı
  • Tuzluluk
  • Klorofil yoğunluğu
  • Fitoplankton türleri
  • Bakteri ve toksin değerleri
  • Su altındaki ışık geçirgenliği

Bu nedenle yalnızca denizin rengine bakarak yüzmenin güvenli olup olmadığı veya suyun temizliği hakkında kesin karar verilemez.

Fitoplankton Patlamasını Hangi Koşullar Güçlendiriyor?

Fitoplanktonların hızla çoğalabilmesi için güneş ışığına, uygun sıcaklığa ve besin maddelerine ihtiyaçları bulunuyor.

Kokolitofor oluşumunu etkileyebilecek başlıca koşullar arasında şunlar yer alıyor:

  • İlkbahar ve yaz aylarında artan güneş ışığı
  • Deniz yüzeyinin ısınması
  • Su tabakalarının birbirine daha az karışması
  • Sakin veya zayıf rüzgârlı dönemler
  • Azot ve fosfor dengesindeki değişimler
  • Nehirlerden gelen besin maddeleri
  • Şiddetli yağış ve yüzey akışı
  • Deniz akıntıları

2026’da yayımlanan bilimsel bir araştırmada, Karadeniz’in kuzeydoğusunda bazı kokolitofor patlamalarının geçmiş yıllara göre daha uzun sürdüğü belirlendi.

Araştırmacılar, zayıf rüzgârların su tabakasını daha kararlı hâle getirmesi ve şiddetli yağışların fosfor miktarını artırmasının, kokolitoforların yaz sonuna kadar varlığını sürdürmesine katkı sağlayabileceğini değerlendirdi.

Bununla birlikte NASA, 2026’daki mevcut oluşumun kesin nedenini açıklamadı. Renk değişimini doğrudan iklim değişikliğine veya kirliliğe bağlamak için uzun dönemli ölçümler ve deniz numuneleri gerekiyor.

Karbon Döngüsünde Nasıl Bir Rol Oynuyor?

Kokolitoforlar fotosentez sırasında deniz suyundaki karbondioksiti kullanıyor. Öldüklerinde organik yapıların ve kalsiyum karbonat plakaların bir bölümü derin sulara doğru çökebiliyor.

Böylece yüzeydeki karbonun bir kısmı daha uzun süre boyunca denizin derin katmanlarında veya tabanında tutulabiliyor.

Bu süreç, okyanusların atmosferdeki karbon miktarını düzenlemesinde rol oynayan biyolojik karbon pompasının bir parçası.

Ancak kokolitoforların kalsiyum karbonat üretimi sırasında gerçekleşen kimyasal tepkimeler oldukça karmaşık. Bu nedenle geniş bir patlamanın atmosfer ile deniz arasındaki net karbondioksit alışverişini nasıl değiştirdiği; tür, sıcaklık, su kimyası ve oluşumun süresi gibi birçok etkene bağlı.

Deniz Canlıları İçin Risk Oluşturabilir Mi?

Fitoplanktonlar deniz besin zincirinin temelini oluşturduğu için normal yoğunluklarda ekosistemin vazgeçilmez bir parçası.

Fakat çok yoğun ve uzun süren patlamalar bazı riskleri beraberinde getirebilir. Fitoplanktonların toplu olarak ölmesi ve bakteriler tarafından parçalanması, sudaki çözünmüş oksijeni azaltabilir.

Oksijenin kritik seviyeye düşmesi durumunda:

  • Balıklar ve kabuklular bölgeden uzaklaşabilir.
  • Dip canlıları oksijensiz kalabilir.
  • Balık ölümleri meydana gelebilir.
  • Su altındaki ışık miktarı azalabilir.
  • Türler arasındaki denge değişebilir.
  • Organik madde birikimi artabilir.

NASA’nın mevcut açıklamasında bu sonuçların Karadeniz’de gerçekleştiğine ilişkin bir bulgu paylaşılmadı. Bunlar yoğun fitoplankton patlamalarının takip edilmesini gerektiren genel ekolojik riskler.

İstanbul Boğazı Ve Marmara İçin Ne Anlama Geliyor?

İstanbul Boğazı, Karadeniz ile Marmara Denizi arasında sürekli su alışverişinin yaşandığı özel bir sistem.

Karadeniz’in daha az tuzlu yüzey suları Boğaz üzerinden Marmara’ya doğru ilerlerken, Marmara’nın daha tuzlu alt suları ters yönde Karadeniz’e taşınıyor.

NASA fotoğrafında fitoplanktonların Boğaz akıntılarını takip etmesi, Karadeniz’deki biyolojik değişimlerin İstanbul ve Marmara’dan tamamen bağımsız olmadığını gösteriyor.

Bu durum, fitoplankton türlerinin, klorofil seviyelerinin, besin tuzlarının ve çözünmüş oksijenin Boğaz ile Marmara’da düzenli olarak izlenmesinin önemini artırıyor.

Uydu görüntüleri geniş alanları takip etmek için büyük avantaj sağlıyor. Ancak suyun gerçek durumu, gemilerden ve kıyı istasyonlarından alınacak numunelerle kesinleştirilebiliyor.

Denize Girilebilir Mi?

NASA’nın açıklamasıyla birlikte İstanbul Boğazı veya Karadeniz kıyıları için ilan edilmiş genel bir yüzme yasağı bulunmuyor. Turkuaz rengin görülmesi tek başına denize girmenin tehlikeli olduğunu göstermiyor.

Bununla birlikte yerel yetkililerin uyarıları takip edilmeli. Suda yoğun köpük, kötü koku, yapışkan tabaka veya ölü balık görülmesi hâlinde denize girilmemeli ve durum ilgili kurumlara bildirilmelidir.

Karadeniz’i uzaydan görünür hâle getiren turkuaz girdaplar etkileyici bir doğa görüntüsü oluşturuyor. Fakat aynı zamanda deniz ekosistemindeki mikroskobik değişimlerin milyonlarca kilometre uzaktan bile izlenebilecek ölçekte sonuçlar yaratabileceğini gösteriyor.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:



Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !