Avrupa’da Yangın Felaketi Büyüdü: Yanan Alan 500 Bin Hektarı...
Avrupa’da Yangın Felaketi Büyü...
17:36Doğal Hidrojen İçin Yeni Dönem: Maden Yönetmeliği Değişti
Doğal Hidrojen İçin Yeni Dönem...
17:28Adapazarı İçin İklim Alarmı: Şiddetli Yağışlar Yüzde 45 Artt...
Adapazarı İçin İklim Alarmı: Ş...
17:16Türk Bilim İnsanları Arktik’te 12 Kritik Projeyi Tamamladı:...
Türk Bilim İnsanları Arktik’te...
6. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi tamamlandı. Türk bilim heyeti 22 günde 4 bin deniz mili yol alarak 90’dan fazla istasyonda ölçüm yaptı.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 31.07.2026 - 17:16
Güncelleme: 31.07.2026 - 17:16
Türk bilim insanlarının Arktik Okyanusu’nda yürüttüğü 6. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi tamamlandı. Yirmi iki gün süren seferde yaklaşık 4 bin deniz mili yol kat edildi, 90’dan fazla istasyonda fiziksel ve biyolojik ölçümler yapıldı ve 12 farklı bilimsel proje uygulandı.
Sefer kapsamında iklim değişikliğinin Arktik ekosistemi üzerindeki etkilerinden denizlerdeki biyolojik çeşitliliğe, atmosfer olaylarından uydu sistemlerine kadar uzanan çok disiplinli araştırmalar gerçekleştirildi. Çalışmalardan elde edilen örnek ve verilerin Türkiye’deki laboratuvarlarda ayrıntılı olarak incelenmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde ve TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen TASE-VI, 27 Temmuz 2026’da başarıyla tamamlandı.
Araştırma heyeti, Arktik Okyanusu çevresinde 22 gün boyunca bilimsel çalışma yürüttü. Yaklaşık 4 bin deniz millik seyir sırasında 90’dan fazla noktada deniz, atmosfer ve canlı yaşamına ilişkin ölçümler gerçekleştirildi.
Seferin başlangıcından önce ekip, 16-18 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesinde zorlu kutup koşulları ve denizde güvenli çalışma konularını kapsayan saha eğitimini tamamladı.
Sefer kapsamında toplam 12 bilimsel proje ve çalışma yürütüldü. Araştırmaların kapsadığı temel alanlar şöyle açıklandı:
Oşinografi
Deniz ve çevre biyolojisi
Kimya
Atmosfer bilimleri
Meteoroloji
Jeodezi
Küresel konumlandırma ve uydu sistemleri
Farklı disiplinlerden elde edilen ölçümlerin birlikte değerlendirilmesiyle Arktik’in yalnızca buz ve sıcaklık değişimleri değil, denizlerin fiziksel yapısı, canlı toplulukları ve atmosfer koşulları bakımından da incelenmesi amaçlandı.
Araştırma gemisi, sefer rotası boyunca önceden belirlenen 90’dan fazla bilimsel istasyonda durdu. Bu noktalarda fiziksel ve biyolojik ölçümler gerçekleştirildi; farklı derinliklerden ve bölgelerden bilimsel veriler toplandı.
Farklı istasyonlarda tekrarlanan ölçümler, deniz sıcaklığı, tuzluluk, su kütlelerinin yapısı ve biyolojik özellikler arasındaki bölgesel değişimlerin karşılaştırılabilmesine imkân sağlayacak.
Toplanan veriler, önceki yıllarda gerçekleştirilen Arktik seferlerindeki sonuçlarla karşılaştırıldığında kutup ekosistemindeki değişimin zaman içerisindeki yönünün anlaşılmasına katkı sunabilir. Bu, seferin çok yıllı ölçüm yapısından hareketle yapılan bilimsel bir değerlendirmedir.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, kutup bölgelerinin dünya ortalamasından yaklaşık 3,5 kat daha hızlı ısındığını belirtti. Arktik Okyanusu’ndaki deniz buzuyla kaplı alanın 17 milyon kilometrekareden 13 milyon kilometrekareye kadar gerilediğini ifade etti.
Açıklanan verilere göre kayıp, yaklaşık beş Türkiye büyüklüğünde bir deniz buzu alanına karşılık geliyor. Deniz buzlarının azalması, Arktik canlılarının yaşam alanlarını ve göç güzergâhlarını değiştirebildiği gibi atmosfer ile okyanus arasındaki enerji alışverişini de etkiliyor.
Buz kaybının devam etmesi yalnızca kutup bölgesini ilgilendirmiyor. Arktik’teki hızlı değişimlerin deniz seviyesi, küresel hava dolaşımı, okyanus sistemleri ve dünyanın farklı bölgelerindeki aşırı hava olaylarıyla ilişkisi bilimsel araştırmaların temel konuları arasında bulunuyor.
Arktik denizleri, düşük sıcaklıklara ve mevsimsel buz örtüsüne uyum sağlamış çok sayıda canlı türüne ev sahipliği yapıyor. Ancak deniz suyunun ısınması ve buzla kaplı alanların azalması, planktonlardan deniz memelilerine kadar uzanan besin zincirini etkileyebiliyor.
TASE-VI kapsamında yapılan biyolojik ölçümlerin, farklı istasyonlardaki canlı topluluklarının ve çevresel koşulların karşılaştırılmasında kullanılması bekleniyor. Seferdeki araştırma alanlarının biyoloji, kimya ve oşinografiyi birlikte kapsaması, ekosistemin farklı bileşenlerinin aynı bilimsel çerçevede değerlendirilmesini sağlayacak.
Toplanan örneklerin laboratuvar analizleri tamamlandığında, iklim değişikliğinin Arktik denizlerindeki biyolojik çeşitliliğe ve canlıların dağılımına etkisine ilişkin daha ayrıntılı sonuçlara ulaşılabilecek.
Seferin araştırma başlıkları arasında atmosfer çalışmaları ve meteoroloji de yer aldı. Sıcaklık, nem, basınç, rüzgâr ve diğer atmosfer değişkenlerine ilişkin ölçümlerin, Arktik’teki hava koşullarının deniz ve buz sistemleriyle ilişkisini anlamaya katkı sağlaması hedefleniyor.
Arktik’te meteorolojik koşullar kısa süre içerisinde değişebiliyor. Kuvvetli rüzgâr, sis, yağış, düşük sıcaklık ve deniz buzları araştırma gemisinin rotasını ve çalışma programını doğrudan etkileyebiliyor.
Bu nedenle bilimsel ölçümlerin yanında sefer güvenliği açısından da kesintisiz meteorolojik takip yapılması gerekiyor.
Seferin dikkat çeken yönlerinden biri, klasik çevre ve deniz araştırmalarının yanında jeodezi ve uydu sistemlerine yönelik çalışmaların da yürütülmesi oldu.
Küresel konumlandırma uydu sistemlerinden alınan veriler; araştırma noktalarının hassas biçimde belirlenmesi, atmosferik değişkenlerin izlenmesi ve yüksek enlemlerde uydu sinyallerinin davranışının incelenmesi gibi çalışmalarda kullanılabiliyor.
Kutup bölgelerinde gerçekleştirilen bu ölçümler, uydu tabanlı konumlandırma sistemlerinin yüksek enlemlerdeki performansının değerlendirilmesine ve Türkiye’nin uzay ve konumlandırma teknolojileri alanındaki bilimsel birikimine katkı sağlayabilir.
Seferin koordinatörlüğünü TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Başkanı ve TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Burcu Özsoy, sefer liderliğini ise Yüksek Mühendis Kaptan Doğaç Baybars Işıler üstlendi.
Açıklanan bilgilere göre 12 araştırmacıdan oluşan ekip, bilimsel projelerin uygulanmasından örneklerin toplanmasına, cihazların çalıştırılmasından verilerin kayıt altına alınmasına kadar farklı görevleri yerine getirdi.
Seferde Türkiye’den iki kamu kurumu, beş üniversite ve iki lise temsil edildi. Böylece kamu kurumları, akademisyenler ve genç araştırmacılar aynı bilimsel çalışma programında buluştu.
TASE-VI yalnızca ulusal araştırmacıların görev yaptığı bir sefer olmadı. Arjantin, Bulgaristan ve Uruguay’ın kutup araştırma kurumlarından üç yabancı bilim insanı da Türk araştırma heyetiyle ortak çalışmalar gerçekleştirdi.
Uluslararası katılım, farklı ülkelerde yürütülen kutup araştırmalarının yöntem ve verilerinin karşılaştırılmasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda Türk araştırmacıların başka ülkelerin bilim ekipleriyle uzun vadeli ortak projeler geliştirmesine zemin hazırlıyor.
Türkiye’nin geçmişte yabancı ülkelerin seferlerine katılan araştırmacı konumundayken kendi ulusal seferlerinde yabancı bilim insanlarını ağırlayan bir yapıya ulaştığı belirtildi.
TEKNOFEST kapsamında düzenlenen TÜBİTAK 2204-D Lise Öğrencileri İklim Değişikliği Araştırma Projeleri Yarışması’nda dereceye giren iki projenin sahibi üç lise öğrencisi de sefere dahil edildi.
Öğrenciler, iklim değişikliği üzerine geliştirdikleri projeleri Arktik koşullarında test etme ve profesyonel bilim insanlarıyla birlikte saha çalışmasına katılma fırsatı buldu.
Seferde yer alan lise öğrencilerinden birinin 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda Türkiye dördüncüsü olduğu da açıklandı. Bir önceki Antarktika Bilim Seferi’ne katılan öğrencilerden biri ise YKS Türkiye birinciliği elde etmişti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Norveç’e bağlı Svalbard takımadalarının Longyearbyen yerleşiminde araştırma gemisini ziyaret etti.
Kacır, Türk bilim insanlarıyla birlikte 78. kuzey paralelinden başlayarak kuzeye doğru yapılan seyirde araştırmaları yerinde inceledi. Bu ziyaretle bir Sanayi ve Teknoloji Bakanı ilk kez Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi’ne katılmış oldu.
Ziyaret sırasında Türkiye’nin kutup araştırmalarındaki mevcut kapasitesi, iklim değişikliği çalışmaları ve Svalbard’daki bilimsel iş birliği imkânları değerlendirildi.
Türkiye, Svalbard Anlaşması’na taraf ülkeler arasında bulunuyor. Bakan Kacır, Türkiye’nin anlaşmaya taraf 49 ülke arasına katılmasıyla Türk araştırmacıların Svalbard’daki varlığının hukuki güvence kazandığını belirtti.
Svalbard; Arktik araştırma üsleri, gözlem istasyonları ve uluslararası bilimsel iş birlikleri bakımından dünyanın önemli kutup araştırma merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Türkiye’nin bölgede düzenli seferler gerçekleştirmesi, bilimsel veri üretiminin yanında uluslararası kutup araştırmaları ağındaki görünürlüğünün de artmasını sağlayabilir.
Deniz buzlarının azalması, daha önce uzun süre buzla kaplı kalan bazı Arktik deniz yollarının yılın daha uzun dönemlerinde kullanılabilmesi ihtimalini gündeme getiriyor.
Bakan Kacır, eriyen buzların yeni ticaret rotalarını ortaya çıkardığını; Arktik’in hidrokarbonlar ve nadir toprak elementleri bakımından stratejik değerinin arttığını ifade etti.
Ancak yeni ulaşım ve ekonomik faaliyetler; petrol sızıntısı, deniz kirliliği, gürültü, habitat kaybı ve hassas kutup ekosistemlerinin daha fazla insan baskısına maruz kalması gibi çevresel riskleri de beraberinde getirebilir.
Bu nedenle Arktik’te gerçekleştirilecek faaliyetlerin bilimsel veriler ve uluslararası çevre koruma kuralları temelinde planlanması önem taşıyor.
Türkiye’nin düzenli kutup seferleri 2017 yılından bu yana devam ediyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının açıklamasına göre bu süreçte 300’e yakın Türk bilim insanı, Arktik ve Antarktika çalışmalarında yer aldı.
Araştırmacılar iklim değişikliği, buzullar, deniz ekosistemleri, atmosfer, jeoloji, meteoroloji ve uydu teknolojileri gibi farklı alanlarda çalışmalar yürüttü.
Ulusal seferlerin düzenli hâle gelmesi, Türkiye’de kutup bilimleri konusunda yetişen araştırmacı sayısının ve bilimsel yayın kapasitesinin artmasına katkı sağlıyor.
Saha çalışmasının tamamlanması, bilimsel projelerin sona erdiği anlamına gelmiyor. Deniz suyu, biyolojik materyal ve diğer çevresel örneklerin ilgili laboratuvarlara taşınarak ayrıntılı analizlerden geçirilmesi gerekiyor.
Araştırmacılar; saha ölçümleriyle laboratuvar sonuçlarını karşılaştırarak bilimsel makaleler, veri setleri ve araştırma raporları hazırlayacak.
Projelerin kesin bilimsel sonuçları, analiz ve hakem değerlendirme süreçlerinin tamamlanmasının ardından açıklanabilecek. Bu nedenle sefer sırasında yapılan ilk gözlemlerle kesin bilimsel sonuçların birbirinden ayrılması önem taşıyor.
Arktik, Türkiye’den uzak görünse de bölgedeki hızlı iklim değişimi küresel atmosfer ve okyanus sistemlerini etkiliyor. Bu değişimlerin Türkiye’deki sıcak hava dalgaları, kuraklık, yağış düzeni ve deniz seviyeleriyle bağlantılarının araştırılması önem taşıyor.
Türkiye’nin kendi bilim insanlarıyla sahada veri toplaması:
Küresel veri setlerine katkı sunulmasını,
Türk araştırmacıların uluslararası projelere katılmasını,
İklim modellerinin geliştirilmesini,
Uydu ve konumlandırma teknolojilerinin test edilmesini,
Genç araştırmacıların kutup bilimleri alanında yetişmesini,
Türkiye’nin bilim diplomasisindeki görünürlüğünün artmasını
sağlayabilir.
Seferin tamamlandığı 27 Temmuz 2026 tarihinde TÜBİTAK tarafından kamuoyuna duyuruldu.
Bilimsel araştırma seferi 22 gün sürdü.
Gemi Arktik Okyanusu çevresinde yaklaşık 4 bin deniz mili yol aldı.
Sefer kapsamında 12 farklı bilimsel proje ve çalışma gerçekleştirildi.
Araştırmacılar 90’dan fazla bilimsel istasyonda fiziksel ve biyolojik ölçümler yaptı.
Oşinografi, biyoloji, kimya, atmosfer bilimleri, meteoroloji, jeodezi ve uydu sistemleri alanlarında çalışmalar yürütüldü.
Evet. Arjantin, Bulgaristan ve Uruguay’dan üç araştırmacı Türk bilim heyetiyle ortak çalışmalar gerçekleştirdi.
Evet. TÜBİTAK’ın iklim değişikliği proje yarışmasında derece alan üç lise öğrencisi projelerini Arktik koşullarında test etti.
Kutup bölgelerinde iklim sistemini güçlendiren geri besleme mekanizmaları bulunuyor. Resmî açıklamada kutupların dünya ortalamasından yaklaşık 3,5 kat daha hızlı ısındığı belirtildi.
Kesin sonuçlar, toplanan örneklerin laboratuvar analizleri ve bilimsel değerlendirme süreçleri tamamlandıktan sonra makale ve raporlarla açıklanacak.
Doğayı Dinle Haber Merkezi
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir