Avrupa’da Yangın Felaketi Büyüdü: Yanan Alan 500 Bin Hektarı...
Avrupa’da Yangın Felaketi Büyü...
17:36Doğal Hidrojen İçin Yeni Dönem: Maden Yönetmeliği Değişti
Doğal Hidrojen İçin Yeni Dönem...
17:28Adapazarı İçin İklim Alarmı: Şiddetli Yağışlar Yüzde 45 Artt...
Adapazarı İçin İklim Alarmı: Ş...
17:16Türk Bilim İnsanları Arktik’te 12 Kritik Projeyi Tamamladı:...
Türk Bilim İnsanları Arktik’te...
Hidrojen gazı Maden Yönetmeliğindeki III. Grup madenler arasına eklendi. Doğal hidrojen aramaları, ruhsatlandırma ve yeni düzenlemenin ayrıntıları.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 31.07.2026 - 17:36
Güncelleme: 31.07.2026 - 17:36
Türkiye’de yer altında doğal olarak oluşan hidrojen kaynaklarının aranması ve işletilmesine ilişkin önemli bir mevzuat değişikliği yapıldı. Hidrojen gazı, Maden Yönetmeliğinde III. Grup madenler arasında sayılan kaynaklara eklendi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan değişiklik, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle Maden Yönetmeliğinin 5’inci maddesindeki karbondioksit gazı ifadesinin ardından “hidrojen gazı” ibaresi eklendi.
Yayımlanan yönetmeliğin birinci maddesinde şu değişiklik yapıldı:
Maden Yönetmeliğinin 5’inci maddesinin üçüncü fıkrasında bulunan “karbondioksit gazı” ifadesinin ardından “hidrojen gazı” ibaresi getirildi.
Maden Yönetmeliğinin söz konusu üçüncü fıkrası, III. Grup madenlerin kapsamını belirliyor. Bu grupta deniz, göl ve kaynak sularında eriyik halde bulunan tuzlar ile petrol, doğal gaz ve jeotermal alanların dışında bulunan bazı doğal gaz kaynakları yer alıyor. Hidrojenin eklenmesiyle yer altında doğal biçimde oluşan hidrojen kaynaklarının madencilik mevzuatı içindeki konumu açıkça tanımlanmış oldu.
Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 31 Temmuz 2026 tarihinde yayımlandığı gün yürürlüğe girdi.
Yönetmelik hükümlerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütecek. Bu nedenle doğal hidrojenle ilgili ruhsat, arama ve işletme süreçlerinde Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün uygulamaları belirleyici olacak.
Doğal hidrojen; hidrojenin bir fabrikada veya enerji tesisinde üretilmesi yerine, yer kabuğundaki jeolojik ve bazı biyolojik süreçler sonucunda doğal biçimde oluşması anlamına geliyor.
Bu kaynak için:
gibi farklı adlandırmalar kullanılabiliyor.
Doğal hidrojen, suyun elektrik kullanılarak ayrıştırılmasıyla üretilen yeşil hidrojenden veya doğal gazdan üretilen gri hidrojenden farklı olarak doğrudan yer altındaki birikimlerden çıkarılmayı hedefliyor. MTA, beyaz hidrojenin endüstriyel işlemle üretilmediğini; jeolojik veya biyolojik süreçlerle yer altında oluştuğunu belirtiyor.
Hayır. Yönetmelik değişikliği, Türkiye’de ekonomik olarak işletilebilir bir doğal hidrojen rezervinin bulunduğunu veya üretimin hemen başlayacağını göstermiyor.
Düzenleme öncelikle doğal hidrojenin:
netleştiren bir hukuki adım niteliğinde.
Bir sahada ticari üretime geçilebilmesi için önce jeolojik araştırma yapılması, gazın varlığının doğrulanması, rezervuarın büyüklüğünün belirlenmesi, üretilebilirliğin test edilmesi ve ekonomik değerlendirme yapılması gerekiyor.
Evet. Değişiklik doğrudan Maden Yönetmeliğinin III. Grup madenleri tanımlayan 5’inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapıldı.
Bu nedenle doğal hidrojenin arama ve işletme süreçlerinin III. Grup madenlere ilişkin ruhsatlandırma ve madencilik hükümleri çerçevesinde yürütülmesi bekleniyor. Ancak başvurularda aranacak teknik belgeler, mali yükümlülükler ve uygulama ayrıntıları MAPEG tarafından yayımlanacak güncel düzenlemeler ve idari uygulamalarla netleşebilir.
Yer altında doğal hidrojen oluşumunun tek bir nedeni bulunmuyor. Bilimsel araştırmalarda farklı jeolojik mekanizmalar üzerinde duruluyor.
Su, demir bakımından zengin bazı kayaçlarla tepkimeye girdiğinde hidrojen açığa çıkabiliyor. Özellikle ultrabazik kayaçların değişime uğradığı serpantinleşme süreçleri, doğal hidrojen oluşumunun önemli kaynaklarından biri olarak değerlendiriliyor.
Uranyum ve toryum gibi radyoaktif elementlerin bulunduğu kayaçlarda ortaya çıkan enerji, su moleküllerinin parçalanmasına ve hidrojen oluşmasına yol açabiliyor.
Yerkabuğunun derin bölümlerinden gelen gazlar, kırık ve fay sistemlerini kullanarak daha sığ jeolojik ortamlara taşınabiliyor.
Bazı mikroorganizmaların organik maddeleri dönüştürmesi sırasında da hidrojen oluşabiliyor.
MTA tarafından yayımlanan bilimsel çalışmada doğal hidrojen aramalarında serpantinleşmiş ultrabazik kayaçların, demir oluşumlarının ve uranyum-toryum bakımından zengin granitik birimlerin hedef alanlar arasında bulunduğu belirtiliyor.
Türkiye’nin jeolojik yapısı, doğal hidrojen araştırmaları açısından potansiyel taşıyor. Ancak bu potansiyelin ekonomik bir rezerv anlamına gelip gelmediğinin kapsamlı araştırmalarla belirlenmesi gerekiyor.
MTA araştırmasına göre Türkiye’de özellikle:
doğal hidrojen araştırmaları açısından incelenebilecek hedefler arasında bulunuyor.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde geniş ofiyolit kuşaklarının bulunması önemli bir jeolojik avantaj olabilir. Ancak yalnızca uygun kayaçların bulunması yeterli değil. Oluşan hidrojenin kaçmadan bir rezervuarda birikmesi ve ekonomik şekilde üretilebilmesi gerekiyor.
Doğal hidrojen aramalarında petrol ve doğal gaz araştırmalarına benzeyen ancak hidrojenin fiziksel özelliklerine göre uyarlanmış yöntemler kullanılıyor.
MTA’nın önerdiği araştırma modeli dört ana aşamadan oluşuyor:
Araştırmalarda toprak gazı ölçümleri, yüzeydeki gaz çıkışları, uydu görüntüleri, jeolojik haritalar, manyetik ölçümler ve sismik yöntemler kullanılabiliyor.
Hidrojen, doğrudan yakıldığında veya yakıt hücrelerinde kullanıldığında temel ürün olarak su oluşturabiliyor. Bu nedenle düşük karbonlu enerji sistemlerinin önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Hidrojen özellikle:
gibi doğrudan elektrik kullanımının zor olduğu alanlarda önem taşıyor.
Doğal hidrojenin düşük maliyetle ve çevresel etkileri sınırlandırılarak üretilebilmesi halinde enerji dönüşümünde yeni bir kaynak oluşturabileceği değerlendiriliyor. Ancak MTA, bu alanın hâlâ başlangıç aşamasında olduğunu ve ticari uygulanabilirliğin belirlenmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunduğunu vurguluyor.
Hidrojenin kullanım sırasında karbon salımı oluşturmaması, bütün üretim sürecinin çevresel etkisiz olduğu anlamına gelmiyor.
Doğal hidrojen arama ve üretiminde:
dikkate alınmalı.
Hidrojen atmosferde doğrudan karbondioksit gibi davranmasa da kimyasal tepkimeler yoluyla metan ve ozon gibi iklimi etkileyen gazların atmosferde kalma süresini değiştirebilir. Bu nedenle üretim, taşıma ve depolama sırasında sızıntıların önlenmesi önem taşıyor.
Beyaz hidrojen, yer altında doğal biçimde oluşmuş hidrojenin çıkarılmasıyla elde ediliyor.
Yeşil hidrojen ise yenilenebilir elektrik kullanılarak suyun elektroliz yoluyla hidrojen ve oksijene ayrılmasıyla üretiliyor.
Yeşil hidrojen üretiminde elektrik ve su kullanılması gerekiyor. Doğal hidrojenin ise doğrudan jeolojik rezervuardan çıkarılması hedefleniyor.
Bununla birlikte doğal hidrojenin daha ucuz olacağı veya yeşil hidrojenden kesin olarak daha temiz olduğu henüz bütün sahalar için kanıtlanmış değil. Sonuç, rezervin derinliğine, gazın saflığına, üretim yöntemine, kaçak oranına ve gerekli altyapıya göre değişebilir.
Hidrojenin Maden Yönetmeliğindeki gruplandırmaya eklenmesiyle ticari amaçlı doğal hidrojen arama ve işletme faaliyetlerinin maden mevzuatına tabi olması bekleniyor.
Arama faaliyetleri için ilgili maden grubuna uygun ruhsat alınması, teknik projenin hazırlanması ve mevzuatta öngörülen yükümlülüklerin karşılanması gerekecek.
Araştırma amacıyla yapılan akademik veya kamuya ait çalışmaların izin süreçleri ise çalışmanın kapsamına, araziye ve kullanılan yönteme göre farklılık gösterebilir.
Hayır. Arama ruhsatı, belirlenen sahada araştırma yapma hakkı sağlıyor. Ticari üretime geçmek için rezervin ortaya konulması, işletme projesinin hazırlanması, işletme ruhsatı ve gerekli izinlerin alınması gerekiyor.
Bir sahada hidrojen tespit edilmesi de tek başına ekonomik üretim yapılabileceği anlamına gelmiyor. Gazın:
ayrıntılı biçimde değerlendirilmek zorunda.
Aynı yönetmelikle Maden Yönetmeliğinin rödövans işlemlerini düzenleyen 101’inci maddesinde de değişiklik yapıldı.
Eski düzenlemede rödövans sözleşmesinin feshine ilişkin tek taraflı silinme talebinin kabulü için “kesinleşmiş bir mahkeme kararı” ifadesi bulunuyordu. Yeni düzenlemeyle bu cümledeki “kesinleşmiş bir” ibaresi kaldırıldı.
Bu değişiklik hidrojen düzenlemesinden ayrı olarak, rödövans sözleşmelerinin maden sicilinden silinmesine ilişkin mahkeme kararı şartının ifadesini değiştiriyor. Uygulamanın uyuşmazlık süreçlerine nasıl yansıyacağı, MAPEG işlemleri ve yargı kararlarıyla daha net görülecek.
Yönetmelik değişikliğinin ardından doğal hidrojenle ilgili şu gelişmelerin gündeme gelmesi beklenebilir:
Ancak ticari üretim için önce ekonomik büyüklükte bir rezervin bulunması ve üretimin güvenli, çevresel açıdan kabul edilebilir ve mali olarak uygulanabilir olduğunun kanıtlanması gerekiyor.
Değişiklik, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girdi.
Hidrojen gazı, Maden Yönetmeliğinde III. Grup madenleri düzenleyen fıkraya eklendi.
Düzenleme, maden mevzuatı bağlamında yer altında doğal biçimde bulunan hidrojen gazının aranması ve işletilmesiyle ilgili hukuki çerçeveyi oluşturuyor.
Türkiye’de doğal hidrojen potansiyelini değerlendiren bilimsel çalışmalar bulunuyor. Ancak yönetmelik değişikliği, ekonomik büyüklükte kesinleşmiş bir rezerv bulunduğu anlamına gelmiyor.
Beyaz hidrojen, jeolojik veya biyolojik süreçlerle yer altında doğal olarak oluşan hidrojen gazıdır.
Yeşil hidrojen yenilenebilir elektrik kullanılarak sudan üretiliyor. Beyaz hidrojen ise doğal yer altı birikimlerinden çıkarılıyor.
Hayır. Öncelikle arama ruhsatları, jeolojik araştırmalar, sondajlar, rezerv hesaplamaları ve ekonomik üretilebilirlik testleri yapılmalı.
Serpantinleşmiş ultrabazik kayaçlar, demir bakımından zengin oluşumlar, bazı granitik kayaçlar ve derin fay sistemleri araştırmalarda öncelikli hedefler arasında değerlendiriliyor.
Kullanımı sırasında karbon salımı oluşturmaması önemli bir avantaj. Ancak arama, üretim, taşıma ve olası sızıntıların çevresel etkileri her proje için ayrıca değerlendirilmek zorunda.
Hayır. Arama ruhsatından sonra rezervin kanıtlanması, işletme projesinin hazırlanması ve gerekli işletme ile çevre izinlerinin alınması gerekiyor.
Evet. Rödövans sözleşmelerinin silinmesine ilişkin hükümde bulunan “kesinleşmiş bir mahkeme kararı” ifadesindeki “kesinleşmiş bir” ibaresi kaldırıldı.
Doğayı Dinle Haber Merkezi
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir