Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim

Paylaş

NSosyal

Bel Ağrısını Hafife Almayın: Erken Tanı Ameliyat Riskini Azaltabilir

Bel ağrısı, hareketsizlik, duruş bozukluğu, fazla kilo ve uzun süre oturarak çalışma nedeniyle giderek yaygınlaşıyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Serkan Zengin, erken tanının tedavi başarısını artırdığını ve birçok hastada ameliyatsız yöntemlerle sonuç alınabildiğini belirtti.

Nizamettin Bilici Nizamettin Bilici EDİTÖR Giriş: 20.06.2026 - 03:31 Güncelleme: 20.06.2026 - 03:31
Bel Ağrısını Hafife Almayın: Erken Tanı Ameliyat Riskini Azaltabilir

Günümüzde bilgisayar başında uzun süre çalışma, hareketsiz yaşam, duruş bozukluğu, aşırı kilo ve kas zayıflığı gibi nedenlerle bel ağrısı şikâyetleri giderek artıyor. Uzmanlara göre erken dönemde dikkate alınmayan bel ağrıları, zamanla yaşam kalitesini düşürebiliyor ve bazı hastalarda cerrahi müdahaleye kadar ilerleyebiliyor.

Özel Sağlık Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Serkan Zengin, bel ve omurga sağlığında erken tanının büyük önem taşıdığını belirterek, bel ağrısı şikâyeti olan kişilerin vakit kaybetmeden uzman hekime başvurması gerektiğini söyledi.

Bel ağrısı kişiye özel değerlendirilmelidir

Omurganın vücudu taşıyan en önemli yapılardan biri olduğunu ifade eden Op. Dr. Serkan Zengin, bel ağrısının tek bir nedene bağlı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Hastanın yaşı, kilosu, boyu, genetik yatkınlığı, beslenme düzeni, sıvı tüketimi, kas yapısı ve günlük yaşam alışkanlıkları bel ağrısının ortaya çıkmasında etkili olabiliyor.

Zengin, bel ve omurga tedavisinde erken tanının tedavi başarısını artırdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Bel ve omurga tedavisinde erken tanı hastalığın tedavi başarısı açısından çok önemlidir. Biz öncelikle hastayı muayene ederek ön tanı koyuyoruz. Tedaviyi ise kişiye özel olarak planlıyoruz. Tedavi şekli hastanın yaşı, cinsiyeti, fıtığının derecesi, şekli, kronik rahatsızlıkları ve genetik yapısına göre değişkenlik gösterebilir.”

Her bel fıtığı ameliyat gerektirmez

Bel ağrısı ve bel fıtığı denildiğinde birçok kişinin ilk olarak ameliyat ihtimalinden çekindiğini belirten Op. Dr. Zengin, her hastada cerrahi tedavinin gerekli olmadığını vurguladı. Erken dönemde yapılan doğru değerlendirme ve uygun tedaviyle birçok hastada ameliyatsız iyileşme sağlanabiliyor.

Zengin, “İnsanlar genellikle ameliyat olmaktan çekiniyor. Oysa erken dönemde yapılan müdahaleyle çoğunlukla ameliyata gerek kalmadan iyileşme sağlanabiliyor” ifadelerini kullandı.

Tedavi planı hastaya göre belirleniyor

Bel ağrısı şikâyetiyle başvuran hastalarda ilk adımın uzman muayenesi olduğunu belirten Op. Dr. Zengin, muayene sonrasında hastanın durumuna göre medikal tedavi, fizik tedavi, ağrı tedavisi veya cerrahi yöntemlere başvurulabildiğini söyledi.

Zengin, hastaların büyük bölümünde öncelikle ameliyatsız yöntemlerin tercih edildiğini belirterek şu bilgileri verdi:

“Hastalarımıza çok büyük oranda medikal tedavi, fizik tedavisi veya algolojik yöntemler dediğimiz ağrı tedavisi uyguluyoruz. Sanılanın aksine filmlerde fıtık görülse dahi ameliyata gerek kalmadan tedavi gerçekleştirmek mümkün. Fakat bu her hastada aynı sonucu vermeyebilir. Orta yaşlı, kilolu bir hastada fayda sağlarken daha genç bir hastada faydalı olmayabilir. Bu tedaviler doğru bireylerde ve erken dönemde başarılı olmaktadır.”

Ameliyatsız tedavi yöntemleri öne çıkıyor

Bel ve omurga rahatsızlıklarında uygun hastalarda ameliyatsız tedavi yöntemlerinin başarılı sonuçlar verebildiğini söyleyen Op. Dr. Serkan Zengin, algolojik yöntemler olarak tanımlanan bazı girişimsel ağrı tedavilerinin hastalarda konfor sağlayabildiğini ifade etti.

Zengin, Nokta Atışı tedavisi, Radyofrekans Ablasyon ve Nükleoplasti gibi yöntemlerle omurlar arasındaki basıncın azaltılabildiğini belirterek, bu işlemlerin sinir üzerindeki baskıyı hafifletmeye ve ağrıyı azaltmaya yardımcı olabildiğini söyledi.

“Algolojik yöntemler olarak adlandırabileceğimiz Nokta Atışı tedavisi, Radyofrekans Ablasyon ve Nükleoplasti gibi yöntemlerle hastanın omurları arasına girerek basıncı azaltıyoruz. Uyguladığımız ilaç veya buharlaştırma tedavileri ile birlikte sinirleri rahatlatarak ağrıyı giderebiliyoruz. Bu yöntemle hastalar birkaç saat içinde taburcu oluyor ve günlük yaşantısına hatta işine dönebiliyor. Eğer tüm bu müdahalelere rağmen belli bir süre içinde olumlu sonuç alamazsak o zaman cerrahi müdahale yapıyoruz.”

Sağlıklı omurga için yaşam tarzı değişmeli

Bel ağrısının yalnızca ilaç, fizik tedavi veya cerrahiyle değil; aynı zamanda yaşam tarzı değişiklikleriyle de kontrol altına alınabileceğini belirten Op. Dr. Zengin, düzenli hareketin omurga sağlığı için kritik olduğunu vurguladı.

Uzman görüşüne göre haftada en az 3 gün, 45 dakika ile 1 saat arasında tempolu yürüyüş bel ve omurga sağlığı için önemli katkı sağlayabiliyor. Bunun yanında yüzme, reformer pilates ve yoga gibi aktiviteler de omurga çevresindeki kasların güçlenmesine yardımcı olabiliyor.

Ağır kaldırmak yerine kasları güçlendiren egzersizler tercih edilmeli

Bel sağlığını korumak isteyen kişilerin bilinçsiz ağırlık kaldırmaktan kaçınması gerektiğini belirten Op. Dr. Zengin, kişinin kendi vücut ağırlığıyla yapacağı egzersizlerin daha doğru bir tercih olabileceğini ifade etti.

Özellikle masa başı çalışanlarda bel ve boyun kaslarının zayıflaması, uzun süre aynı pozisyonda kalma ve duruş bozukluğu ağrıları artırabiliyor. Bu nedenle gün içinde kısa hareket molaları vermek, omurga üzerindeki yükü azaltmak açısından önem taşıyor.

45 dakikada bir ayağa kalkın

Bilgisayar başında çalışanlar için en önemli uyarılardan biri de uzun süre kesintisiz oturmamak. Op. Dr. Zengin, masa başında çalışanların 45 dakikada bir ayağa kalkıp kısa süreli hareket etmesini önerdi.

Sabah kalkıldığında yapılacak basit esnetme hareketleri de boyun ve bel kaslarının güne daha sağlıklı başlamasına yardımcı olabiliyor. Ancak ağrısı olan kişilerin bilinçsiz egzersiz yapmadan önce uzman görüşü alması gerekiyor.

Dengeli beslenme, su tüketimi ve uyku bel sağlığını etkiliyor

Bel ve omurga sağlığında yalnızca hareket değil, beslenme ve uyku düzeni de önemli rol oynuyor. Op. Dr. Zengin, günlük yeterli su tüketiminin, dengeli beslenmenin, ideal kilonun korunmasının ve kaliteli uykunun omurga sağlığı açısından destekleyici olduğunu belirtti.

Uzman görüşüne göre yetişkinlerde 7 saat kaliteli uyku, doğru yatak ve yastık seçimiyle birleştiğinde bel ve boyun sağlığını olumlu etkileyebiliyor. Ayrıca magnezyum ve D vitamini gibi desteklerin de hekim önerisiyle değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Fazla kilo bel ağrısını artırabilir

Aşırı kilo, omurga ve bel bölgesine binen yükü artırarak ağrıların şiddetlenmesine neden olabiliyor. Bu nedenle ideal kilonun korunması, düzenli egzersiz yapılması ve kas yapısının güçlendirilmesi bel sağlığı açısından önem taşıyor.

Op. Dr. Zengin, kadınların erkeklere göre ortalama daha uzun yaşadığını belirterek, ideal kilo ve güçlü kas yapısının yaşam kalitesi açısından önemine dikkat çekti.

Bel ağrısında ne zaman doktora gidilmeli?

Bel ağrısı birkaç gün içinde geçmiyorsa, bacağa yayılıyorsa, uyuşma, karıncalanma, güç kaybı, yürüme zorluğu ya da günlük yaşamı kısıtlayan şiddetli ağrı varsa uzman hekime başvurulması gerekiyor. Erken başvuru, hastalığın ilerlemesini önleyebilir ve tedavi seçeneklerinin daha etkili uygulanmasını sağlayabilir.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:



Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !