Simge Van Konseri Ne Zaman, Nerede? 14 Temmuz Kültür Yolu Pr...
Simge Van Konseri Ne Zaman, Ne...
21:13Uludağ Premium Ultra Trail 2026 Başlıyor: Beş Parkurda Zirve...
Uludağ Premium Ultra Trail 202...
21:06Kaçkarlar’da İki Zirve Tek Faaliyet: Verçenik Ve Tatos Tırma...
Kaçkarlar’da İki Zirve Tek Faa...
20:56KODOSK Hisarönü Su Sporları Kampı 2026: Tarihler, Ücret Ve G...
KODOSK Hisarönü Su Sporları Ka...
Bel ve boyun fıtığı ameliyatsız tedavi edilebilir mi? Nokta atışı, radyofrekans ve nükleoplasti yöntemlerinin kimlere uygulanabileceği açıklandı.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 13.07.2026 - 19:37
Güncelleme: 13.07.2026 - 19:37
Bel ve boyun fıtığı nedeniyle günlük yaşamı zorlaşan ancak ameliyat gerektirmeyen hastalarda, sinir kökü blokajı, radyofrekans ve nükleoplasti gibi girişimsel ağrı tedavileri uygulanabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, başarıda en önemli unsurun doğru tanı, uygun hasta seçimi ve işlemin deneyimli hekimler tarafından gerçekleştirilmesi olduğunu söyledi.
Bel veya boyun ağrısı, bacaklara ya da kollara yayılan ağrı, uyuşma ve hareket kısıtlılığı toplumda sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alıyor. Fıtık tanısı alan her hastanın ameliyat edilmesi gerekmese de hangi yöntemin uygulanacağına yalnızca görüntüleme sonuçlarıyla değil, ayrıntılı nörolojik muayeneyle karar verilmesi gerekiyor.
Özel Sağlık Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, ilaç ve fizik tedaviye rağmen ağrıları devam eden ancak ameliyat gerektirecek düzeyde sinir basısı veya güç kaybı bulunmayan bazı hastalarda girişimsel algoloji yöntemlerinden yararlanılabildiğini belirtti.
Bel ve boyun fıtıklarında tedavi planı; hastanın şikâyetleri, ağrının süresi, nörolojik muayene bulguları, kas gücü, refleksler ve radyolojik görüntülemeler birlikte değerlendirilerek hazırlanıyor.
Amerikan Nörolojik Cerrahlar Birliği, bel fıtığı vakalarının büyük bölümünde başlangıç tedavisinin konservatif yani ameliyatsız yöntemlerden oluştuğunu belirtiyor. Hastanın durumuna göre hareket düzenlemesi, hekim kontrolünde ilaç kullanımı, egzersiz ve fizik tedavi programları uygulanabiliyor.
Doç. Dr. Bozyiğit, özellikle bel ve boyun ağrılarının hastaların yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“İlaç ve fizik tedavisine rağmen ağrı geçmiyorsa, yapılan değerlendirmelerde de ameliyat gerektiren bir durum bulunmuyorsa girişimsel algoloji yöntemleri başarılı sonuçlar verebiliyor.”
Halk arasında nokta atışı tedavisi olarak bilinen sinir kökü blokajı, ağrıya neden olduğu düşünülen sinir kökünün görüntüleme yöntemleri eşliğinde belirlenerek ilgili bölgeye ilaç uygulanmasına dayanıyor.
Doç. Dr. Bozyiğit, işlemle sinir çevresindeki ödemin ve iltihabi reaksiyonun azaltılmasının hedeflendiğini belirterek şöyle konuştu:
“Sinir kökünü tespit ederek ilgili bölgeye ulaşıyor ve enjeksiyon uyguluyoruz. Sinirin çevresindeki ödem azaldığında basınç ve buna bağlı ağrı da hafifleyebiliyor.”
Ancak omurgaya yapılan enjeksiyonlar her bel ağrısında rutin olarak uygulanmıyor. NICE kılavuzu, akut ve şiddetli siyatik ağrısında lokal anestezik ve steroid içeren epidural enjeksiyonların değerlendirilebileceğini; siyatiğin eşlik etmediği sıradan bel ağrılarında ise spinal enjeksiyonların rutin olarak önerilmediğini belirtiyor.
Bu nedenle nokta atışı tedavisi kararı yalnızca ağrının varlığına göre değil, ağrının kaynağı ve sinir basısının niteliği değerlendirilerek verilmelidir.
Bel ve boyun fıtıklarında kullanılan ameliyatsız yöntemlerden biri de nükleoplasti olarak biliniyor.
Nükleoplasti, seçilmiş hastalarda lokal anestezi altında gerçekleştirilen, cilt üzerinden özel bir iğneyle diskin içine ulaşılan minimal invaziv bir işlem olarak uygulanıyor. İşlem sırasında disk içerisindeki çekirdek yapının küçük bir bölümünde kontrollü hacim azaltılması hedefleniyor.
Diskin iç basıncının azalmasıyla dışarı doğru oluşan bombeleşmenin ve sinir üzerindeki baskının azaltılması amaçlanıyor.
Doç. Dr. Bozyiğit, yöntemi ameliyat gerektirmeyen ve belirgin güç kaybı bulunmayan hastalarda değerlendirdiklerini belirterek şu bilgileri verdi:
“Özel bir noktadan fıtığın içerisine girerek iğne aracılığıyla elektrot gönderiyoruz. Diskin ortasındaki jel kıvamındaki çekirdek yapıda kontrollü bir işlem gerçekleştiriliyor. Diskin sinire temasının azalmasıyla hastanın ağrılarında da gerileme sağlanabiliyor.”
Nükleoplasti, bütün bel veya boyun fıtığı hastaları için uygun bir yöntem değil.
Yöntemin değerlendirilebilmesi için genellikle:
Fıtığın büyük ve kopmuş olması, omurilik veya sinir kökü üzerinde ağır baskı oluşturması, ilerleyen kas güçsüzlüğü ya da idrar ve dışkı kontrolüyle ilgili belirtilerin bulunması halinde farklı tedavi seçenekleri gündeme gelebiliyor.
Doç. Dr. Bozyiğit, uygun hasta seçildiğinde nükleoplasti uygulamalarında başarı oranının kendi klinik değerlendirmelerine göre yüzde 90’lara ulaşabildiğini ifade etti.
Ancak bu oran bütün hastalar için geçerli, kesin veya garantili bir sonuç olarak değerlendirilmemelidir. Tedavi başarısı; fıtığın yapısına, ağrının kaynağına, sinir hasarının bulunup bulunmamasına, hastanın yaşına, eşlik eden hastalıklara ve uygulanan yönteme göre değişebilir.
Hastaların yalnızca başarı oranlarına bakarak karar vermemesi; beklenen fayda, olası riskler ve alternatif tedaviler hakkında hekimleriyle ayrıntılı biçimde görüşmesi önem taşıyor.
Girişimsel ağrı tedavisinde kullanılan yöntemlerden biri de radyofrekans uygulaması.
Radyofrekans yönteminde, ağrı iletiminde rol oynadığı düşünülen sinir yapılarına kontrollü enerji uygulanması hedefleniyor. Ancak bu yöntem de her bel veya boyun ağrısı hastasına uygulanmıyor.
NICE, kronik bel ağrısında radyofrekans denervasyonun ancak uygun klinik koşulların bulunması ve tanısal sinir bloğundan anlamlı yanıt alınması halinde değerlendirilmesini öneriyor.
Bu nedenle radyofrekans tedavisinden önce ağrının gerçekten hedeflenen eklem veya sinir yapısından kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi gerekiyor.
Bel veya boyun ağrısının bulunması, tek başına fıtık tanısı koymak için yeterli değil. Benzer yakınmalar farklı kas, eklem, sinir veya omurilik hastalıklarında da görülebiliyor.
Doç. Dr. Bozyiğit, muayene sırasında hangi hastanın cerrahiye, hangi hastanın girişimsel tedaviye, fizik tedaviye veya ilaç tedavisine yönlendirileceğinin belirlendiğini söyledi.
Bozyiğit, bazı hastalarda yapılan ayrıntılı incelemeler sonucunda multipl skleroz, ALS veya tümör gibi farklı hastalıkların da tespit edilebildiğini belirterek, yalnızca MR görüntüsüne bakılarak tedavi kararı verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Muayenede genellikle:
Görüntülemede görülen her disk çıkıntısı şikâyetlere neden olmayabilir. Bazı kişilerde fıtık bulgusu bulunmasına rağmen hiçbir belirti görülmeyebilir.
Bel fıtığında görülebilecek belirtiler, etkilenen sinir köküne ve baskının derecesine göre değişebiliyor.
En sık karşılaşılan belirtiler arasında şunlar bulunuyor:
Disk dokusunun sinir köküne baskı yapması halinde siyatik olarak adlandırılan, kalçadan bacağa doğru yayılan ağrı ortaya çıkabiliyor.
Boyun fıtığında ağrı yalnızca boyun bölgesinde kalmayabilir. Baskının yerine göre omuz, kol ve ellere kadar yayılabilir.
Boyun fıtığında görülebilecek belirtiler şöyle sıralanıyor:
Özellikle güç kaybı, el becerilerinde hızlı bozulma veya yürüme dengesizliği gelişmesi halinde uzman değerlendirmesinin geciktirilmemesi gerekiyor.
Bel ve boyun fıtıklarında ameliyat genellikle ilk seçenek olarak uygulanmıyor. Bununla birlikte “ameliyat her durumda en son çaredir” yaklaşımı da doğru değil.
İlerleyici kas güçsüzlüğü, ağır sinir basısı, omurilik etkilenmesi veya idrar ve dışkı kontrolünde bozulma gibi durumlarda cerrahi değerlendirme geciktirilmemelidir.
NICE kılavuzu, ameliyatsız tedavilere rağmen siyatik ağrısı ve işlev kaybı düzelmeyen, radyolojik bulguları da şikâyetleriyle uyumlu olan hastalarda spinal dekompresyon cerrahisinin değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Doç. Dr. Bozyiğit, algolojik işlemlerin yeterli olmadığı ve fıtığın cerrahiye uygun bulunduğu hastalarda endoskopik bel fıtığı ameliyatlarının uygulanabildiğini söyledi.
Endoskopik ve diğer minimal invaziv cerrahi yöntemlerde, uygun hastalarda daha küçük kesiler kullanılarak sinire baskı yapan dokunun çıkarılması hedefleniyor.
Bel ağrısıyla birlikte bazı belirtilerin ortaya çıkması, ciddi sinir basısına işaret edebilir.
Şu durumlarda acil sağlık değerlendirmesi alınması gerekiyor:
Bu belirtiler, nadir görülmesine rağmen kalıcı sinir hasarına yol açabilen kauda ekuina sendromu gibi acil durumlarla ilişkili olabilir.
Bel ve boyun fıtıklarında tek bir tedavi yöntemi bütün hastalara uygulanamaz.
Bazı hastalar ilaç, egzersiz ve fizik tedaviyle iyileşebilirken; bazı hastalarda sinir kökü blokajı, radyofrekans veya nükleoplasti gibi girişimsel yöntemler değerlendirilebilir. İlerleyen sinir hasarı veya ciddi bası bulunan hastalarda ise cerrahi tedavi gerekli olabilir.
Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, tedavi başarısında en önemli unsurların doğru tanı, uygun hasta seçimi ve deneyimli bir ekip olduğunu belirterek, uzun süren ağrı, uyuşma veya güç kaybı yaşayan kişilerin uzman hekime başvurması gerektiğini söyledi.
Hastaların yalnızca MR raporuna veya çevreden duydukları tedavi önerilerine göre hareket etmemesi; nörolojik muayene ve klinik bulgular doğrultusunda kişiye özel tedavi planı oluşturulması önem taşıyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir