Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim
III. BÖLÜM: ŞEHRİN GİZLİ DAMARLARI – SARNIÇLAR VE SU YOLCULARI
III. BÖLÜM: ŞEHRİN GİZLİ DAMARLARI – SARNIÇLAR VE SU YOLCULARI

Şehirler büyüdükçe ve kuşatmalar Anadolu’nun kapılarını zorladıkça, suyun yönetimi yer altına ve profesyonel teşkilatların ellerine geçmiştir. İstanbul, bu devasa su organizasyonunun dünyadaki en büyük laboratuvarıdır.

Yer Altı Gölleri ve Horasan Harcı

Bizans döneminde İstanbul’un su ihtiyacı, devasa kapalı sarnıçlarla çözülmüştür. Yerebatan Sarnıcı (Basilica), 100.000 tona yakın kapasitesiyle bu yer altı su depolama dehasının zirvesidir. Sarnıçların ve su kemerlerinin duvarları, antik çağın sızdırmazlık mucizesi olan "Horasan Harcı" ile sıvanmıştır. Bu harç; kireç, kum ve puzolanik özellik gösteren pişmiş toprak (tuğla, kiremit ve çömlek tozu) karışımından oluşur.   

Horasan harcının kimyasal sırrı, suyla temas ettikçe sertleşen hidrolik yapısında gizlidir. Karışım içindeki ince öğütülmüş tuğla tozları, kirecin kalsiyum hidroksiti ile reaksiyona girerek suda çözünmeyen kalsiyum silikat hidrat jellerine dönüşür. Bu reaksiyon sonucunda harç, zamanla adeta doğal bir taşa dönüşerek sarnıçların binlerce yıl boyunca sızdırmaz kalmasını sağlar. Ayrıca bu harç, yüksek gözenekli yapısı sayesinde binaların nefes almasına olanak tanırken, esnekliği ile deprem ve yer hareketlerine karşı büyük bir direnç gösterir.   

Sarnıçlardaki suyun temizliğini korumak için doğal ve biyolojik yöntemler uygulanırdı. Suyun bozulmasını önlemek için tonozlara havalandırma delikleri açılır, suyun içinde hareketlilik sağlamak ve zararlı böcekleri yok etmek için içine balıklar bırakılırdı. Ayrıca suyun içindeki tortuların dibe çökmesi için "kovayla suyun dövülmesi" tekniği uygulanarak suyun oksijen seviyesi artırılır ve silis kumu gibi doğal filtre sistemleri kullanılırdı.   

Su Yolcuları ve Sakalar Teşkilatı

Osmanlı döneminde su yönetimi, profesyonel bir teşkilat olan "Su Yolcuları"na devredilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman zamanında kurumsallaşan bu teşkilat, şehrin altındaki pişmiş toprak künklerin (boruların) bakımından, bendlerin muhafazasından ve kaçak su kullanımının önlenmesinden sorumluydu. Osmanlı’da su hizmetleri; Bölükbaşı, Usta, Kalfa ve Çırak hiyerarşisi içinde yürütülürdü. Saraya bağlı su yolcularına Bölükbaşı, diğerlerine ise Usta denilirdi ve bu kişiler su yollarının geçtiği arazileri düzenli olarak denetlerdi.   

Suyu mahallelerdeki çeşmelerden evlere taşıyanlar ise "Sakalar"dı. Atlı veya yaya olarak ikiye ayrılan sakalar, deri kırbalarıyla (tulumlarla) suyu her kapının önündeki "saka deliği" denilen küçük teknelere boşaltırlardı. Su, bu tekneden borularla evin içindeki küplere dolardı. Her mahallede belirli sayıda sakaya "gedik" adı verilen çalışma izni verilirdi ve bu hak babadan oğula miras kalırdı. Sakaların en önemli görevlerinden biri de yangın çıktığında "Sakalar Ocağı" olarak yangına müdahale etmek ve su taşımaktı.   

Derinden derine ırmaklar ağlar, Uzaktan uzağa çoban çeşmesi. Ey suyun sesinden anlayan bağlar, Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi?    

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !