Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim
TAHTA BEŞİKTEN EKRAN IŞIĞINA BİZ ÇOCUKLUĞU NE ZAMAN KAYBETTİK?
TAHTA BEŞİKTEN EKRAN IŞIĞINA BİZ ÇOCUKLUĞU NE ZAMAN KAYBETTİK?

Hiç düşündünüz mü…
En son ne zaman bir çocuğun toprağa dokunduğunu gördünüz?
Ya da şöyle sorayım: Sizin çocukluğunuzda gün nasıl başlardı?

Sabahın erken saatlerinde dışarı fırladığınız, kapının önünde arkadaşlarınızı beklediğiniz günleri hatırlıyor musunuz? Diziniz kanasa da oyuna devam ettiğiniz, annenizin sesini duyana kadar eve dönmediğiniz o günler… Şimdi aynı özgürlüğü çocuklarımıza verebiliyor muyuz?

Bir zamanlar çocukluk dediğimiz şey, dört duvar arasında değil; sokakta, bahçede, ağaç gölgesinde yaşanırdı. Peki şimdi? Çocuklarımız nerede büyüyor? Beton duvarların arasında mı, yoksa ekranların içinde mi?

Şunu kendimize dürüstçe soralım:
Biz çocuklarımızı gerçekten koruyor muyuz, yoksa sadece kontrol altında tuttuğumuzu mu sanıyoruz?

 

TOPRAKTAN KOPAN NESİL

Eskiden bir çocuk çamura basardı, kirlenirdi, hatta azar işitirdi ama öğrenirdi. Doğayı tanırdı. Bir karıncayı izlerken sabrı, bir kuşu izlerken özgürlüğü öğrenirdi. Şimdi bir çocuk doğayı nerede görüyor? Parka giderse… o da haftada belki bir saat.

Hiç dikkat ettiniz mi, artık çocuklar bir böcekten neden korkuyor? Çünkü tanımıyor. Tanımadığı her şey korkutucu değil midir zaten?

“Topraktan uzak büyüyen çocuk, hayattan da uzak büyür.”

Peki biz ne yaptık? Çocukları topraktan koparıp ekranlara mı emanet ettik?

 

OYUN MU DEĞİŞTİ, ÇOCUK MU?

Sizin oyunlarınız nasıldı?
Seksek, saklambaç, misket…
Kuralları bile bazen anında uydurulan oyunlar…

Şimdi çocuklar ne oynuyor?
Hazır indirilen, kuralları başkası tarafından belirlenmiş dijital oyunlar…

Hiç düşündünüz mü, oyun değişince çocuk da değişmez mi?

Eskiden çocuk oyunu kurardı, şimdi oyun çocuğu kuruyor.
Bu sizce sadece bir değişim mi, yoksa bir dönüşüm mü?

“Biz hayal kurardık, onlar hazır dünyalara giriyor.”

Peki hayal kurmayan bir çocuk, nasıl bir yetişkin olur?

 

ŞİDDET NEREDEN SIZIYOR?

Gelelim en can yakıcı soruya…
Çocuklarımız neden bu kadar kolay şiddete yöneliyor?

Hiç düşündünüz mü, bir çocuk şiddeti ilk nerede görüyor? Sokakta mı, evde mi, yoksa ekranda mı?

Eskiden çocuk kavga ederdi ama barışmayı da bilirdi. Çünkü yüz yüze gelirdi. Şimdi ise çocuklar çoğu zaman duygularını bile ekran üzerinden yaşıyor. Empati kurmayı nasıl öğrenecek?

Şunu kendimize sormamız gerekmiyor mu:
Duygusal olarak yalnız büyüyen bir çocuk, sevgiyi nereden öğrenecek?

“Kalbine dokunulmayan çocuk, dünyaya sert dokunur.”

Bu durumda suçlu kim?
Teknoloji mi? Aile mi? Sistem mi?
Yoksa hepimiz mi?

 

BİZ NEYİ KAYBETTİK?

Asıl mesele şu değil mi:
Biz çocuklara neyi unutturduğumuzu fark ediyor muyuz?

Mahalle kültürünü…
Komşuluğu…
Birlikte büyümeyi…

Hiç düşündünüz mü, artık bir çocuk kaç gerçek arkadaşla büyüyor? Kaç kapıyı çalabiliyor? Kaç insana güvenebiliyor?

“Bir çocuğu büyütmek için bir köy gerekir;
Biz o köyü ne zaman dağıttık?”

 

PEKİ ŞİMDİ NE YAPACAĞIZ?

Şimdi size zor bir soru sorayım:
Bu gidişatı değiştirmek istiyor muyuz, yoksa sadece şikâyet mi ediyoruz?

Çocuklarımızı tekrar toprağa çıkarabilir miyiz?
Ekranı biraz kapatıp gözlerinin içine bakabilir miyiz?
Onlarla gerçekten vakit geçirebilir miyiz?

Belki de çözüm sandığımız kadar karmaşık değil…

Birlikte yürümek,
Birlikte konuşmak,
Birlikte susmak…

Bunları en son ne zaman yaptık?

 

SON SORU… BELKİ DE EN ÖNEMLİSİ

Şimdi kendinize son bir soru sorun:

Çocuğunuza bir gelecek mi bırakıyorsunuz,
yoksa sadece bir ekran mı?

“Eskiden çocuklar düşe kalka büyürdü,
şimdi düşmeden kırılıyorlar…”

Belki de mesele şu:
Biz çocuklarımızı kaybetmedik…

Ama onları yanlış bir dünyaya bıraktık.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !