Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim
BİR EĞİTİM MODELİ ÜÇ TASAVVUR
BİR EĞİTİM MODELİ ÜÇ TASAVVUR

Özellikle pandemi döneminde evlerde kalınma ve çevrim içi dersler gibi yeni ve alışılmadık durumlarla karşı karşıya kalan eğitimimizde, bu beklenmedik ve insanlar için psikolojik ve sosyolojik yönden çok sarsıcı, kalıcı izler bırakan olağanüstü halden en çok etkilenenler; öncelikle öğrencilerimiz, ardından yarınlarımızın teminatı çocuklarımız, gençlerimiz için var olan eğitim kurumlarımız yani okullarımız oldu. İnsanımızın sanal ve gerçek çeşitli ekonomik, sosyal, teknik ve global faktörlerle çok uzun yıllardır yaşadığı insanî çözülme -ki ben bu duruma “insan oluşun erozyonu” derim- pandemide ve sonrasında önüne geçilemez, derin, silinmez yaralara dönüştü.

Bir eğitimci olarak ben okulu daima toplumun bir prototipi hatta toplumun bir iz düşümü olarak gördüm. Evet, okullar bilgi verir ve öğrenciyi bir üst kuruma hazırlar ama bu yetmez; okul aynı zamanda “insan yetiştirme”, “insanı ve hayatı tanıma, anlama hatta anlamlandırma, yeniden ve tazeden inşa etme” yeridir.

En azından son yirmi beş yıldır, ülkemdeki duyarlı birçok insan gibi ben de okullar, öğrenciler ve hatta öğretmenler, dersler nasıl olmalı; okulların hayatla bağı nasıl kurulmalı gibi onlarca soruyu ve kendimce bu sorulara bulduğum cevapları, çözümleri başta öğrencilerim, velilerim, yöneticilerim olmak üzere çeşitli vesilelerle, çeşitli anlatım yöntemleri ile çeşitli alanlardaki insanlarla paylaşmaya gayret ettim.

2021’de -ne ibretlik hadisedir ki 590 sayfalık İnsanın Yazısı Edebiyat kitabımı  pandemi günlerini yani evde oturuşu fırsat bilerek yazmıştım- 30 yıllık eğitimci olarak “beni dinlemediler, anlamadılar, eğitime, edebiyata, okula dair yaptıklarımı görmediler hatta sümen altı ettiler; o vakit edebiyata, eğitime ve insana dair bildiklerimi, tecrübelerimi, çözümlerimi velilerle, diğer öğretmenlerle, akademisyenlerle, duyarlı yöneticilerle, öğrencilerimle, yazar arkadaşlarımla birlikte yaptıklarımızı, oluşturduğumuz güzel uygulama örneklerini oturur, yazarım. Belki bir gün okuyanı, anlayanı çıkar” düşüncemle “edebiyat, eğitim anlayışımın yanında herkese ve her şeye rağmen insan kalış çabamı” içeren bir kitabı kaleme aldığımda, bu kitabın içinde temeli bir akademik araştırmanın onur duyduğum parçası olmama dayanan aşağıdaki yazı da vardı.

İnanıyorum ki bu yazıyı gerçek ve duyarlı okuyucularla yeniden ve yeniden paylaşmak boynumun borcudur. Zira eğitimi, okulu, öğrenciyi, insanlığı, hayatı tazelenerek ve acilen ama “insanlık şuuruna sahip bir toplum olmanın” vakarı ile hep beraber şaha kaldırmamızın vakti gelmiş de geçiyor. Yazıdaki “tasavvurlar” ömrünü eğitime ve insana adamış bir eğitimcinin tecrübî ve arifane bilgilerinin ortak süzgecinden geçen ciddi önerilerdir. Hayat, insan ve edep “Okuyucuları” bu noktayı hatırda tutarlarsa mutlu olurum.

 

 

 

3 Farklı Tasavvur:

 

1.         Okul: Kültür-Danışma ve Değerlendirme Merkezi (Yapılanması)

Usta-Çırak bağlantısının kurulabildiği ‘insanın kişisel gelişimi ve bilgi düzeyinin artırılması’na yönelik bir okul yapısı. Okul, bir merkezdir. Bu merkezde öğretmen/ler Milli Eğitim amaçlarına uygun ama ‘öğretmen tecrübe, bilgi, birikim ve tekniklerine’ göre kendilerine ait bir ya da (iki-üç-dört) yıllık ‘Eğitim-Öğretim Planı / Planları’ hazırlar. Bu planlar gerekli onayı aldıktan sonra bağlı oldukları okullarda ya da il-ilçe ortak merkezlerde öğrenci ve veliye duyurulur.

Öğrenci ve veli kendi hedeflerine (bu hedef tablolarını da MEB belirleyebilir.) uygun planı olan öğretmeni ‘danışman’ olarak seçer. Danışman öğretmen ve öğrencisi (hedef ve seviyelere göre) yine bir araya gelerek genel plan çerçevesinde öğrenciye özel aylık, yıllık performanslar, uygulamalar, öğrenme metot ve konularını belirler.

Öğrenme ve eğitim okul içinde kısıtlı değildir. Genel ve özel plana göre Danışman(usta) ve Öğrenci(çırak) hayat ve tabiat içindeki çeşitli öğrenme ve eğitim alanlarını (önceden gerekli yerlere onaylatmak suretiyle) kullanabilir.  Alanlar: Seyahatler, ziyaretler, fabrikalar, toplum hizmetleri, meslek ve iş merkezleri / alanları, kültür-sanat ortamları vb.

Okullarda usta-çırak görüşmeleri; kısa ama kaliteli dersler, etütler, belli zamanlarda değerlendirmeler, öğretmenle ya da velinin idari birimin / ölçme değerlendirme birimlerinin görüşmeleri yapılır.

Amaç, bireyi çok yönlü olarak hayata hazırlamak ve bunu da hayatın içinde yapmak. Usta-Çırak, bir yılın sonunda ortak bir ürün, proje ya da eser ortaya koyabilir. Veli isterse belli bir zaman sonra çocuğunu başka bir öğretmenin programına alabilir.

Ortaya çıkarılan ürün, proje, eserin yanında öğretmenin tercih edilme oranı, öğretmeni de motive edici ve değerlendirici unsurdur.

Öğrencilerin takip ettikleri programlar (danışmanların programları) belli bir değerleme ile kredilendirilir; bazı programlar zaman içinde daha prestijli hale gelir. Bu şekilde öğrenciler -oluşturdukları proje / eserin yanında- kazandıkları kredi, prestijli kredi, ustanın referansı ya da okul danışma meclisinin onayı ya da okul dışında bir sanatçının, bilim insanının kredisi gibi ‘değerlemeli’ ‘kişisel portföy’e sahip olabilir. Bir üst okula geçişte ya da üniversitede alan seçiminde bu portföyler bir üst seviyedeki okulların danışma / karar meclisine sunulur.

 

2.         Yarı Zamanlı ya da Eşgüdümlü ‘İKİZ OKUL’ Modeli:

           (Akademik Okul + Sanat Akademisi=Prestijli Okullar)

Şu anki okullarda eğitim-öğretim anlayışı -görülen o ki- akademik öğretime indirgenmiştir. Mevcut durumu düzeltmek adına o zaman, okullarımızda -kalitesi arttırılan- akademik öğretim olsun.  Ders sayıları azaltılarak, öğretmenlerin akademik yöntemleri öğrenip kullanmalarının denetlemesi artırılarak ve sağlam ölçme-değerlendirme yöntemleri etkin ve senkronize kullanılarak. Bu öğretim günün ya da haftanın yarısı olsun. Hafta içi öğleden sonra ya da haftanın son üç günü öğrenciler zorunlu olarak kültür-sanat derslerine, toplum hizmeti programlarına, spora, bir eseri tamamlamaya, bir proje programına katılmaya yönlendirilsin.

Bunun için de ortaokul ve liselere (ileride de üniversitelere) eşdeğer (eş zamanlı) ‘prestijli okullar / prestij sertifikalı okullar’; sanat akademileri, düşünce atölyeleri, proje üsleri kurulabilir. Ve gençler üniversite hayatına ya da hayatın herhangi bir noktasına gelirken akademik başarısı kadar -hatta bazen de- bu prestijli okullardan aldıkları prestijli sertifika, dosya, ‘eser’ sayesinde akademik bilgisinden çok ‘hayat pratiği / eser’i ile değerlendirilsin.

Mesela ben, (Eğitimci / Şair bir öğretici olarak) Üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkanı isem ya da bu bölümün öğrenci kabulündeki ‘öğrenci seçim jürisi’nde olsam; ortaokul ve lisede ‘Prestijli Yazar/Şair Okuluna’ = ‘Edebiyat Akademisi’ne giderek ‘Bu sanatta / ilimde yeteneklidir’ onayı bulunan sertifikayı alın teri, yüreği ve aklı ile elde etmiş ve herhangi bir ilim, sanat dalında böylesi bir Referans Portföyü / Eseri’  hazırlamış olanı seçebilmeliyim ya da bu düzeyde olanlara bir ayrıcalık tanıyabilmeliyim. 

 

3.         Halihazır Okullarda (Tedavi / Kısa Vade)

Şu anki okullarda ise Sosyal Kulüpler ve yanlarında açılabilecek öğrenci-öğretmen arzusu ile oluşabilen yepyeni kulüpler, toplum hizmetleri ‘güçlü argümanlar’ haline gelmeli. Bu kulüpleri oluşturan danışmanlar ya okul içinden ehil öğretmenlerden seçilmeli ya da okul dışından Usta/lar marifeti ile oluşturulmalı. Bu kulüplerin ders kredi notları artırılmalı. Ve öğrenci / veli ‘insanın bütün olarak yetişmesi gerektiği’ni bu kulüplerin ortaya koyacağı performans ve ürünlerle anlamalı. Kulüpler, ‘okul’un asli görevi olarak mutlaka okul hayat bağlantısı kurularak öğrenciyi hayata hazırlayacak önemli disiplinler haline getirilmelidir.

 

Dip Not: Bu yazı Şubat 2021’de yayımlanan ve edebiyat-referans kitabım olan “İnsanın Yazısı Edebiyat”ta “Şair Gözüyle Edebiyat” * ismi ile yerini almıştır. Kitaptaki yazının ilk sayfasına da (aynı zamanda yapılan akademik çalışmanın ismi olan Şair Gözüyle Edebiyat) isimli başlıkla ilişkilendirilen dip nota şu bilgiler kaydedilmiştir: Ülke çapından seçilen Eğitimci / Şairlerle yapılan ‘EĞİTİMİ ŞAİRDEN ANLAMAK’ isimli bir eğitim araştırması. Yazar, bu araştırmada 22 eğitimci-şairden biri olarak yer almıştır. Araştırmacı-Akademisyenin araştırmasında Şairlere yöneltilen 10 araştırma sorusuna -yaklaşık- 55 sayfalık cevap yazan Eğitimci/ Şair Yazar R.İ.D., araştırmaya cevaplarındaki tespit ve önerilerini destekleyen yazı örneklerinden de (şiir, hikâye, deneme) göndermiştir. Araştırmayı yapan Akademisyen: Dr. Veda YAR YILDIRIM-Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Öğretim Üyesi.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !