ATABAY Challengers Genç Sporcularla Doğa Sporlarında Yeni Ba...
ATABAY Challengers Genç Sporcu...
00:57Kemaliye Uluslararası Kültür Ve Doğa Sporları Şenliği Başlad...
Kemaliye Uluslararası Kültür V...
00:50Avrupa’da Orman Yangınları Alarmı: İtalya, Fransa, Portekiz,...
Avrupa’da Orman Yangınları Ala...
00:39İstanbul’u Turizm Elçileri Tanıtacak: 330 Gönüllü Genç Tarih...
İstanbul’u Turizm Elçileri Tan...
İklim sığınakları nedir, nerelerde var ve neden önemli? Aşırı sıcak hava dalgalarına karşı Barselona, Paris ve Avrupa örnekleriyle iklim sığınaklarının Türkiye kentleri için taşıdığı kritik rol.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 09.07.2026 - 23:55
Güncelleme: 09.07.2026 - 23:55
İklim değişikliğiyle birlikte sıcak hava dalgaları artık daha sık, daha uzun ve daha etkili yaşanıyor. Özellikle büyük şehirlerde betonlaşma, asfalt yüzeyler, araç yoğunluğu, yeşil alan eksikliği ve gece boyunca düşmeyen sıcaklıklar, kentleri insan sağlığı açısından daha riskli hâle getiriyor.
Bu nedenle dünyada giderek daha fazla kent, aşırı sıcaklara karşı “iklim sığınakları” adı verilen yeni bir kentsel uyum modelini devreye alıyor. İklim sığınakları; sıcak hava dalgaları sırasında vatandaşların ücretsiz, güvenli ve serin alanlara erişebilmesini sağlayan kamu binaları, parklar, kütüphaneler, müzeler, okul bahçeleri, sağlık birimleri, spor tesisleri, metro istasyonları ve gölgelikli açık alanlardan oluşan bir ağ olarak tanımlanıyor.
Dünya Sağlık Örgütü, sıcak hava dalgalarına karşı erken uyarı sistemleri, sıcaklık-sağlık eylem planları, serinleme alanları ve kırılgan gruplara ulaşmayı hayat kurtaran uygulamalar arasında gösteriyor. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi, 2026 yazındaki sıcak hava dalgalarını “hazırlık provası” olarak nitelendirirken, ülkelerin ve şehirlerin daha hızlı uyum sağlaması gerektiğini vurguladı.
İklim sığınağı, aşırı sıcak, soğuk ya da iklim kaynaklı olağanüstü koşullarda vatandaşlara geçici koruma ve rahatlama sağlayan güvenli kamusal alan anlamına geliyor.
Günümüzde bu kavram en çok sıcak hava dalgalarına karşı serinleme alanları için kullanılıyor. Bir iklim sığınağında genellikle şu özellikler bulunuyor:
Serin veya gölgeli ortam.
Temiz içme suyuna erişim.
Oturma ve dinlenme alanı.
Engelli, yaşlı ve çocuk dostu erişim.
Güvenli ve ücretsiz kullanım.
Toplu ulaşıma veya yaya erişimine yakın konum.
Gerekirse ilk yardım, bilgilendirme ve yönlendirme desteği.
Akademik çalışmalarda iklim sığınakları, özellikle aşırı sıcak veya soğuk gibi uç hava koşullarında geçici rahatlama sağlayacak şekilde düzenlenen kamusal alanlar olarak tanımlanıyor. Bu alanların klima, ısıtma, gölge, su ve temel hizmetlerle desteklenmesi bekleniyor.
İklim sığınaklarının gündeme gelmesinin temel nedeni, sıcak hava dalgalarının artık yalnızca konforsuzluk değil, doğrudan halk sağlığı riski oluşturmasıdır.
Dünya Sağlık Örgütü, sıcak hava dalgalarının özellikle yaşlılar, bebekler, kronik hastalığı bulunanlar, açık alanda çalışanlar, evsizler, hamileler ve klimasız konutlarda yaşayanlar için ciddi sağlık tehdidi oluşturduğunu belirtiyor. DSÖ’ye göre sıcaklık-sağlık eylem planları; riskli grupların belirlenmesi, erken uyarı sistemleri, acil durum planları ve serinleme olanaklarının haritalanması gibi uygulamalarla yüksek riskli nüfusları korumayı amaçlıyor.
Avrupa Çevre Ajansı da sıcaklık kaynaklı sağlık etkilerinin izlenmesi ve sıcaklık-sağlık eylem planlarının Avrupa ülkeleri için giderek daha önemli hâle geldiğini vurguluyor. Kurumun 2024 tarihli değerlendirmesi, Avrupa’da sıcaklık kaynaklı sağlık etkilerinin izlenmesi ve eylem planlarının ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini ortaya koyuyor.
Büyük şehirlerde sıcak hava dalgaları kırsal alanlara göre daha ağır hissediliyor. Bunun başlıca nedeni kentsel ısı adası etkisi.
Asfalt, beton, koyu renkli çatı ve cepheler gün boyunca ısıyı emiyor, gece boyunca da bu ısıyı geri veriyor. Ağaç ve yeşil alan eksikliği, rüzgâr koridorlarının kapanması, yoğun trafik ve klima dış ünitelerinden yayılan ısı, şehir merkezlerini daha sıcak hâle getiriyor.
Avrupa Komisyonu, kentlerde binalar ve yolların ısıyı emip tuttuğunu, bitki örtüsü ve su yüzeylerinin azlığının şehirleri çevredeki kırsal alanlara göre daha sıcak yaptığına dikkat çekiyor. Avrupa nüfusunun yaklaşık yüzde 75’inin şehirlerde yaşaması, bu tehdidi daha büyük bir halk sağlığı meselesine dönüştürüyor.
İklim sığınakları denince dünyada en çok konuşulan örneklerden biri Barselona.
Barselona, 2019’da resmî iklim sığınağı ağı oluşturan ilk şehirlerden biri oldu. Kentte kütüphaneler, müzeler, okullar, spor tesisleri, parklar ve kamusal binalar sıcak hava dalgalarında vatandaşların serinleyebileceği alanlara dönüştürüldü. PreventionWeb’in aktardığı bilgilere göre Barselona, iklim sığınakları ağını 2019’da kurdu ve 2025 itibarıyla kentte 409 iklim sığınağı bulunuyordu.
DSÖ Avrupa Bölge Ofisi’nin 2026 açıklamasında ise Barselona’nın bu yaz iklim sığınağı ağını 500’den fazla alana çıkardığı; bu alanların kütüphaneler, sivil merkezler, parklar ve eczaneleri kapsadığı belirtildi.
Bu model, sıcak hava dalgası dönemlerinde vatandaşların evlerinde aşırı sıcağa maruz kalmadan yakın çevrelerinde güvenli ve serin alanlara ulaşabilmesini hedefliyor.
İspanya, sıcak hava dalgalarının yeni normal hâline gelmesiyle birlikte iklim sığınaklarını ulusal ölçekte yaygınlaştırmaya hazırlanıyor.
Euronews’in aktardığına göre İspanya, yaz aylarında halkın aşırı sıcaklardan korunması için ülke çapında bir iklim sığınakları ağı kurma kararı aldı. Bu ağ, yılın en sıcak aylarında kamu binalarının vatandaşlara serinleme alanı sunmasını öngörüyor. Barselona ve Bask Bölgesi’nde hâlihazırda bulunan iklim sığınaklarının da bu ağın parçası olacağı belirtildi.
Bu adım, iklim sığınaklarının artık yalnızca belediye ölçeğinde değil, ulusal uyum politikalarının da parçası hâline geldiğini gösteriyor.
Paris, iklim sığınakları konusunda farklı bir model geliştiriyor. Kentte okul bahçeleri ve kamu alanları daha yeşil, gölgeli, geçirgen ve serin alanlara dönüştürülüyor.
Paris’in iklim planında, okulların ve okul bahçelerinin sıcak hava dalgalarına karşı “oasis” alanlara dönüştürülmesi öne çıkıyor. Kentin 2024-2030 İklim Eylem Planı’nda kreş ve okullarda ısı sığınağı alanları oluşturulması, yılda 60 “oasis” okul bahçesi yapılması ve bu uygulamanın tüm okul-kreş sistemine yayılması hedefleniyor.
Paris’in önceki iklim planında da okul bahçelerinin “oasis” alanlara dönüştürülmesi, içme suyu çeşmelerinin artırılması ve kentin sıcak hava dalgalarına karşı serinletilmesi temel uyum projeleri arasında gösterilmişti.
Bu yaklaşım Türkiye için de önemli bir örnek olabilir. Çünkü okul bahçeleri, yaz tatili döneminde mahalle ölçeğinde serinleme ve afet dayanıklılığı alanlarına dönüştürülebilir.
İklim sığınakları herkes için kullanılabilir alanlar olsa da bazı gruplar için daha kritik öneme sahiptir.
Özellikle şu gruplar aşırı sıcaklardan daha fazla etkilenebilir:
Yaşlılar.
Bebekler ve küçük çocuklar.
Hamileler.
Kronik kalp, tansiyon, böbrek ve solunum hastalığı bulunanlar.
Engelliler.
Açık alanda çalışan işçiler.
Klimasız, yalıtımsız veya çatı katı konutlarda yaşayanlar.
Evsizler.
Yalnız yaşayan yaşlılar.
Düşük gelirli mahallelerde yaşayanlar.
DSÖ, 2026’daki Avrupa sıcak hava dalgasında acil başvurular sonrası hastaneye yatışların yaklaşık yüzde 60’ının 75 yaş ve üzeri kişilerden oluştuğunu belirtti. Kurum, yaşlı komşuları ve akrabaları aramanın bile hayat kurtarabileceğine dikkat çekti.
İklim sığınakları çoğu zaman klimalı kamu binaları gibi düşünülüyor. Ancak başarılı modeller yalnızca kapalı alanlardan oluşmuyor.
Bir iklim sığınağı şunlardan biri olabilir:
Kütüphane.
Kültür merkezi.
Müze.
Spor salonu.
Belediye hizmet binası.
Okul binası veya okul bahçesi.
Cami, cemevi veya toplum merkezi gibi sosyal alanlar.
Metro, tren veya otobüs terminali içindeki serin alanlar.
Ağaç gölgeli parklar.
Kent ormanları.
Su öğeleri, gölgelikler ve oturma alanlarıyla düzenlenmiş meydanlar.
Eczaneler ve sağlık birimleri.
Bu alanların ortak özelliği, sıcak hava dalgası sırasında vatandaşın güvenli, ücretsiz, erişilebilir ve serin bir noktaya ulaşmasını sağlamasıdır.
Türkiye’de “iklim sığınağı” kavramı henüz Barselona veya İspanya’daki gibi yaygın, resmî ve haritalanmış bir sistem olarak kullanılmıyor.
Ancak Türkiye’de büyükşehir belediyelerinin kütüphaneleri, kültür merkezleri, millet bahçeleri, kent ormanları, spor tesisleri, metro istasyonları, sosyal tesisleri ve kapalı pazar alanları sıcak hava dalgası dönemlerinde potansiyel iklim sığınağı olarak değerlendirilebilir.
Asıl ihtiyaç, bu alanların tek tek var olmasından çok, sıcak hava dalgası dönemlerinde resmî olarak ilan edilmesi, haritalanması, yönlendirme tabelalarıyla görünür kılınması, çalışma saatlerinin uzatılması, içme suyu ve sağlık desteğiyle güçlendirilmesi olacaktır.
Bu nedenle Türkiye’de iklim sığınakları için en doğru ifade şudur: Altyapı büyük ölçüde var; ancak bu altyapının iklim krizi ve halk sağlığı perspektifiyle organize edilmesine ihtiyaç var.
Türkiye’nin üç büyük kentinde sıcak hava dalgalarının arttığını gösteren yeni çalışmalar, iklim sığınakları konusunu daha da önemli hâle getiriyor.
Anadolu Ajansı’nın aktardığı 2026 tarihli araştırmaya göre İstanbul, Ankara ve İzmir’de sıcak hava dalgaları belirgin şekilde artarken, soğuk hava dalgaları azalıyor. Araştırma, büyük şehirlerde sıcaklık kaynaklı risklerin giderek daha önemli bir kent sağlığı meselesi hâline geldiğini ortaya koyuyor.
İstanbul’da kentsel ısı adası etkisi, yoğun nüfus, dar sokaklar, betonlaşma, gece sıcaklıklarının yüksek kalması ve sosyal eşitsizlikler iklim sığınaklarını özellikle kritik hâle getiriyor. Ankara’da karasal iklimin etkisiyle gündüz sıcaklıkları yüksek değerlere ulaşabiliyor. İzmir’de ise hem sıcaklık hem nem hem de kıyı kentlerine özgü yoğun yaz nüfusu riski artırıyor.
İstanbul’da iklim sığınağı ağı oluşturulacaksa öncelik, sıcaklık riski yüksek, yeşil alanı az ve sosyoekonomik kırılganlığı fazla ilçelere verilmelidir.
Potansiyel iklim sığınakları şöyle olabilir:
Metro ve Marmaray istasyonlarının belirli alanları.
Belediye kütüphaneleri.
Kültür merkezleri.
Kapalı spor salonları.
Sosyal tesisler.
Kent lokantaları ve halk hizmet alanları.
Millet bahçeleri ve büyük parklar.
Kent ormanları.
Kapalı pazar yerleri.
Okul bahçeleri.
Aile sağlığı merkezlerine yakın serinleme noktaları.
Ancak burada en önemli nokta, bu alanların sadece fiziki olarak bulunması değil, sıcak hava uyarısı geldiğinde resmî “serinleme alanı” olarak ilan edilmesi ve vatandaşın kolayca bulabileceği dijital haritalara işlenmesidir.
Türkiye’de belediyeler, kısa sürede iklim sığınağı ağı oluşturmak için şu adımları atabilir:
Kent genelinde sıcaklık riski haritası çıkarılmalı.
Yaşlı nüfus, düşük gelirli mahalleler, yeşil alan eksikliği ve yapı yoğunluğu birlikte analiz edilmeli.
Mevcut kamu binaları, parklar ve sosyal tesisler envantere alınmalı.
Serin, gölgeli, erişilebilir ve ücretsiz alanlar belirlenmeli.
Bu alanlar dijital haritada ve sahada tabelalarla duyurulmalı.
Sıcak hava uyarısı geldiğinde çalışma saatleri uzatılmalı.
İçme suyu, oturma alanı, ilk yardım ve telefon şarj noktaları sağlanmalı.
Muhtarlıklar, aile hekimleri ve sosyal hizmet birimleriyle yaşlı ve yalnız yaşayanlar takip edilmeli.
Toplu taşıma duraklarında ve ana güzergâhlarda yönlendirme yapılmalı.
Her yaz sonunda kullanım verisi ve sağlık etkileri analiz edilmeli.
Bu model, pahalı ve uzun vadeli altyapı projeleri beklenmeden kısa sürede uygulanabilecek halk sağlığı önlemleri arasında yer alabilir.
Türkiye’de en güçlü potansiyellerden biri okul binaları ve okul bahçeleridir.
Okullar mahallelerin içine dağılmış durumdadır. Bu nedenle sıcak hava dalgası dönemlerinde özellikle yaz tatilinde okul bahçeleri, spor salonları, kütüphaneler ve çok amaçlı salonlar mahalle ölçeğinde iklim sığınaklarına dönüştürülebilir.
Paris’in “oasis okul bahçesi” modeli bu açıdan dikkat çekicidir. Asfalt yüzeylerin azaltılması, gölgelendirme, ağaçlandırma, su geçirgen zeminler, oturma alanları ve içme suyu noktalarıyla okul bahçeleri yalnızca eğitim alanı değil, iklim uyum altyapısı hâline getirilebilir. Paris’in güncel iklim planı, okullarda ve kreşlerde ısı sığınağı alanları oluşturmayı açık hedefler arasında sayıyor.
Türkiye’de de Milli Eğitim Bakanlığı, belediyeler ve valilikler arasında yapılacak protokollerle okul bahçeleri yaz aylarında güvenli serinleme ve afet dayanıklılığı alanlarına dönüştürülebilir.
Aşırı sıcaklar toplumun her kesimini aynı şekilde etkilemez. Klimalı evlerde yaşayanlar, bahçeli konutlarda oturanlar veya yazın şehir dışına çıkabilenler sıcak hava dalgalarından daha az etkilenebilir.
Buna karşılık küçük, yalıtımsız, çatı katı veya yoğun beton mahallelerde yaşayanlar daha yüksek risk altındadır. Enerji yoksulluğu nedeniyle klima kullanamayanlar, yaşlılar, tek başına yaşayanlar ve açık alanda çalışanlar için sıcak hava dalgaları ciddi sağlık tehdidine dönüşebilir.
Avrupa’da iklim uyum çalışmaları giderek enerji yoksulluğu, sosyal eşitsizlik ve sağlık riskiyle birlikte ele alınıyor. Avrupa Belediye Başkanları Sözleşmesi platformu, iklim uyumunun enerji yoksulluğuyla mücadele önlemleriyle birlikte yürütülmesinin daha dirençli ve adil bir kentsel yanıt oluşturduğunu vurguluyor.
Bu nedenle iklim sığınakları yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda sosyal adalet politikasıdır.
İklim sığınakları tek başına bütün sıcaklık risklerini ortadan kaldırmaz. Ancak erken uyarı, sağlık sistemi hazırlığı, yaşlılara ulaşım, içme suyu desteği, gölgelendirme ve serinleme merkezleriyle birlikte uygulandığında can kayıplarını azaltabilir.
DSÖ, sıcak hava dalgalarına karşı eylem planları, erken uyarılar, serinleme alanları ve kırılgan gruplara ulaşma çalışmalarının bugün hayat kurtardığını vurguluyor.
Özellikle yalnız yaşayan yaşlıların aranması, klimasız evlerde yaşayanların serin alanlara yönlendirilmesi ve yüksek riskli mahallelerde mobil destek verilmesi iklim sığınaklarının etkisini artırabilir.
Başarılı bir iklim sığınağı için yalnızca serin olması yeterli değildir. Alanın kullanışlı, erişilebilir ve güvenilir olması gerekir.
İyi bir iklim sığınağında şu özellikler aranmalıdır:
Ücretsiz giriş.
Uzun çalışma saatleri.
Engelli erişimine uygun yapı.
Toplu taşımaya yakınlık.
İçme suyu.
Gölge veya klima.
Temiz tuvalet.
Oturma ve dinlenme alanı.
Telefon şarj imkânı.
Temel sağlık ve ilk yardım yönlendirmesi.
Çocuklu aileler için güvenli ortam.
Yaşlılar için kolay erişim.
Evcil hayvan politikası.
Çok dilli ve anlaşılır yönlendirme.
Dijital haritada görünürlük.
Bu şartlar sağlanmadığında, alan fiziksel olarak serin olsa bile gerçek anlamda iklim sığınağı işlevi görmeyebilir.
İklim sığınaklarının yeri rastgele seçilmemeli. Belediyeler ve kamu kurumları şu verileri birlikte değerlendirmelidir:
Yüzey sıcaklığı haritaları.
Kentsel ısı adası yoğunluğu.
Ağaç örtüsü ve yeşil alan oranı.
Yaşlı nüfus yoğunluğu.
Gelir düzeyi.
Kronik hastalık riski.
Toplu taşıma erişimi.
Yürüme mesafesi.
Klima kullanımı ve enerji yoksulluğu.
Gece sıcaklıkları.
Acil sağlık başvuruları.
Barselona örneğinde iklim sığınaklarının erişilebilirliği üzerine yapılan akademik çalışmalar, bu alanların yalnızca sayısının değil, kırılgan gruplara gerçekten ulaşıp ulaşmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
İklim sığınaklarının başarılı olabilmesi için vatandaşın bu alanları kriz anında ilk kez duymaması gerekir.
Belediyeler yaz başlamadan önce iklim sığınağı haritalarını yayımlamalı, muhtarlıklar ve aile sağlığı merkezleri riskli grupları bilgilendirmeli, toplu taşıma duraklarında yönlendirme yapılmalı, mobil uygulamalarda en yakın serinleme alanı gösterilmeli ve sıcak hava uyarılarıyla birlikte bu alanların açık olduğu duyurulmalıdır.
Bu sistem, tıpkı deprem toplanma alanları gibi şehir hayatının bilinen bir parçası hâline gelmelidir.
Türkiye için en gerçekçi model, mevcut kamu altyapısının hızlıca iklim sığınağı ağına dönüştürülmesidir.
İlk aşamada büyükşehirlerde pilot uygulama yapılabilir:
İstanbul’da ısı adası etkisi yüksek ilçelerde.
Ankara’da sıcaklık riski yüksek merkez ilçelerde.
İzmir’de yaşlı nüfus, nem ve kıyı yoğunluğu dikkate alınarak.
Antalya, Adana, Mersin, Diyarbakır, Şanlıurfa, Aydın ve Bursa gibi yaz sıcaklığı yüksek kentlerde.
İkinci aşamada bu ağlar ilçe belediyeleri, valilikler, sağlık müdürlükleri, AFAD, Kızılay, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla genişletilebilir.
Üçüncü aşamada ise iklim sığınakları şehir planlarına, afet yönetim planlarına, sağlık eylem planlarına ve imar uygulamalarına entegre edilmelidir.
İklim sığınakları sıcak hava dalgaları için planlansa da doğru tasarlandığında başka afetlerde de işlev görebilir.
Aşırı sıcak dönemlerinde serinleme merkezi.
Orman yangını dumanı sırasında temiz hava alanı.
Elektrik kesintilerinde şarj ve bilgilendirme noktası.
Sel sonrası geçici destek alanı.
Kışın soğuk hava dönemlerinde ısınma merkezi.
Mahalle ölçeğinde afet dayanıklılığı merkezi.
Bu nedenle bazı ülkelerde geleneksel “cooling center” yaklaşımı, daha geniş kapsamlı iklim dayanıklılığı merkezleri modeline dönüşüyor. Axios’un aktardığı örneklerde bu merkezlerin klima, telefon şarjı, sosyal hizmet ve afet hazırlığı desteği sunduğu belirtiliyor.
İklim sığınakları kurumsal bir çözüm olsa da bireysel önlemler de hayat kurtarabilir.
DSÖ, klima bulunmayan evlerde gündüz perde ve panjurların kapatılmasını, gece sıcaklık düştüğünde pencerelerin açılmasını, susamayı beklemeden su içilmesini, şekerli, alkollü ve kafeinli içeceklerden kaçınılmasını, öğle saatlerinde güneşten uzak durulmasını ve yaşlı komşuların aranmasını öneriyor.
Ayrıca sıcak çarpması belirtileri olan bilinç bulanıklığı, bayılma, aşırı halsizlik, terleyememe, yüksek ateş ve hızlı nabız durumlarında vakit kaybetmeden sağlık desteği alınmalıdır.
Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle sıcak hava dalgalarından giderek daha fazla etkilenebilecek ülkeler arasında görülüyor.
Büyük şehirlerde nüfus yoğunluğu, yapılaşma, yeşil alan eksikliği, yaşlanan nüfus, enerji yoksulluğu ve açık alanda çalışan kişi sayısı, sıcak hava dalgalarını halk sağlığı açısından daha büyük risk hâline getiriyor.
İklim sığınakları bu tabloya karşı düşük maliyetli, hızlı uygulanabilir ve sosyal faydası yüksek bir uyum aracı olabilir. Türkiye’de belediyelerin ve kamu kurumlarının elindeki mevcut kütüphaneler, kültür merkezleri, spor salonları, okul bahçeleri ve parklar doğru planlamayla kısa sürede iklim sığınağı ağına dönüştürülebilir.
İklim sığınakları, sıcak hava dalgalarının kent yaşamını tehdit ettiği yeni dönemde yalnızca bir konfor hizmeti değil, doğrudan halk sağlığı ve yaşam hakkı meselesidir.
Barselona’nın yüzlerce noktadan oluşan iklim sığınağı ağı, Paris’in okul bahçelerini serin ve yeşil “oasis” alanlara dönüştürmesi, İspanya’nın ülke çapında iklim sığınağı ağı kurma hazırlığı ve DSÖ’nün sıcaklık-sağlık eylem planı çağrıları, bu konunun artık şehir yönetimlerinin öncelikli gündemlerinden biri hâline geldiğini gösteriyor.
Türkiye’de de özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Bursa ve Aydın gibi sıcaklık riski yüksek şehirlerde iklim sığınakları hızla gündeme alınmalı.
Çünkü geleceğin kentleri yalnızca daha büyük, daha kalabalık ve daha yüksek binalı şehirler olmayacak. Aynı zamanda yaşlısını, çocuğunu, çalışanını, hastasını ve kırılgan gruplarını aşırı sıcaklardan koruyabilen, gölgeyi, suyu, serinliği ve güvenli kamusal alanı temel hak olarak gören şehirler olacak.
İklim sığınakları da bu yeni kent anlayışının en somut adımlarından biri olarak öne çıkıyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir