Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim

Paylaş

NSosyal

Prof. Dr. Osman Bektaş’tan İstanbul Depremi Uyarısı: Çınarcık Çukuru Neden Kritik?

Prof. Dr. Osman Bektaş, Çınarcık Çukuru’ndaki fayların 6’dan büyük deprem üretebileceğini belirtti. Bilimsel araştırmalar bölge için ne söylüyor?

Nizamettin Bilici Nizamettin Bilici EDİTÖR Giriş: 02.07.2026 - 17:09 Güncelleme: 02.07.2026 - 17:09
Prof. Dr. Osman Bektaş’tan İstanbul Depremi Uyarısı: Çınarcık Çukuru Neden Kritik?

İstanbul’da beklenen olası deprem senaryolarına ilişkin tartışmalar sürerken Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi’nin doğusundaki Çınarcık Çukuru’na dikkat çekti.

Bektaş, bölgeyi çevreleyen fayların gerilme değişimlerine duyarlı olabileceğini ve uygun koşulların oluşması halinde 1963 Çınarcık-Adalar depremine benzer, 6’dan büyük bir deprem üretebileceğini belirtti.

Ancak açıklama, belirli bir tarihte deprem meydana geleceğine ilişkin kesin bir tahmin niteliği taşımıyor. Bektaş da değerlendirmesini doğrulanması gereken bir hipotez olarak sunarak bölgenin deniz tabanı ölçümleri, GPS verileri, deprem dağılımları ve gerilme modelleriyle daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini vurguluyor.

Bektaş’ın uyarısının merkezinde Çınarcık Çukuru var

Prof. Dr. Osman Bektaş’ın değerlendirmesine göre, İstanbul depremi tartışmaları çoğunlukla Ana Marmara Fayı’nın büyük ve kilitli bölümleri üzerinde yoğunlaşıyor. Ancak Marmara Denizi’nin doğusunda bulunan Çınarcık Çukuru’nu oluşturan ikincil fayların da ayrıca incelenmesi gerekiyor.

Bektaş, Kuzey Marmara’da 1912, 2011, 2012, 2019 ve 2025 yıllarında meydana gelen deprem dizilerinin gerilmeyi batıdan doğuya; 1935 Marmara Adası ve 1999 İzmit depremlerinin ise doğudan batıya taşımış olabileceğini savunuyor.

Bu değerlendirmeye göre iki farklı yönden gerçekleşen olası gerilme aktarımının arasında kalan Çınarcık Çukuru, faylar üzerindeki küçük gerilme değişikliklerine karşı daha duyarlı hale gelmiş olabilir. Bununla birlikte bu yaklaşımın kesinleşmiş bir deprem senaryosu değil, ölçümlerle sınanması gereken bilimsel bir hipotez olduğu özellikle belirtiliyor.

Çınarcık Çukuru nedir?

Çınarcık Çukuru veya bilimsel çalışmalarda kullanılan adıyla Çınarcık Havzası, Marmara Denizi’nin doğu kesiminde, İstanbul’un güneyi ile Yalova ve Çınarcık açıkları arasında yer alan derin bir deniz tabanı havzasıdır.

Bölge, Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin Marmara Denizi içindeki karmaşık geometrisinin önemli parçalarından biridir. Bilimsel araştırmalarda Çınarcık Havzası, sağ yanal doğrultu atımlı hareketle genişleme bileşeninin birlikte görüldüğü transtansiyonel bir havza olarak tanımlanıyor.

Havzanın çevresinde yalnızca doğrultu atımlı ana faylar değil, normal faylanma bileşeni gösteren farklı fay kolları da bulunuyor. Bu karmaşık yapı, Çınarcık Çukuru’nun tek bir fay çizgisinden ibaret olmadığını; birbirini etkileyebilecek çok sayıda fay parçasından oluşan bir sistem olduğunu gösteriyor.

Çek-ayır havza ne anlama geliyor?

Bektaş’ın açıklamasında Çınarcık Çukuru için kullandığı “çek-ayır havza” tanımı, doğrultu atımlı fayların geometrisi nedeniyle yer kabuğunun bazı bölümlerde açılarak çökmesiyle oluşan yapıları ifade ediyor.

Birbirine göre yatay yönde hareket eden fay kolları uygun bir geometri oluşturduğunda, arada kalan alan gerilerek aşağı doğru çöker. Zamanla bu çöküntü alanı tortullarla dolar ve derin bir havza ortaya çıkar.

Bu tür alanlarda ana doğrultu atımlı faylara ek olarak havzanın kenarlarını sınırlayan normal ve verev atımlı faylar gelişebilir. Dolayısıyla deprem tehlikesi yalnızca havzayı kuzeyden geçen ana fay üzerinden değil, havzanın oluşumunda rol oynayan bütün fay sistemi üzerinden değerlendirilmelidir.

2025 Marmara depremi bilimsel tartışmayı değiştirdi

23 Nisan 2025’te Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki Marmara Denizi depremi, bölgedeki fayların davranışına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

AFAD’ın ön değerlendirme raporuna göre deprem saat 12.49’da, yerin 6,92 kilometre derinliğinde gerçekleşti. Ana şoktan sonraki yaklaşık 22 saat içinde büyüklükleri 1,6 ile 5,9 arasında değişen 272 artçı deprem kaydedildi. Odak mekanizması ve artçı dağılımı, depremin Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içindeki kuzey kolunda sağ yanal doğrultu atımlı bir hareketle meydana geldiğini gösterdi.

2026 yılında yayımlanan ayrıntılı bir bilimsel çalışma ise 2011, 2012, 2019 ve 2025 depremlerinin Ana Marmara Fayı üzerindeki kırılma sürecinin doğuya doğru ilerlediğine işaret edebileceğini ortaya koydu.

Çalışmada, 2025 depremi artçılarının yaklaşık 15 kilometre uzunluğundaki sismik açıdan daha sakin bir alanın doğu sınırında sona erdiği belirtildi. Araştırmacılar, 2025 depremi ile Adalar segmentinin batısındaki kilitli bölüm arasında kalan geçiş zonunun gelecekte yaklaşık 6 büyüklüğünde bir deprem üretmesinin olası senaryolardan biri olduğunu değerlendirdi. Ancak bu sonuç da kesin bir tarih veya kaçınılmaz deprem anlamına gelmiyor.

1963 Çınarcık-Adalar depremi neden hatırlatılıyor?

Prof. Dr. Osman Bektaş’ın açıklamasında referans verdiği 1963 depremi, 18 Eylül 1963’te Doğu Marmara’da meydana geldi.

Tarihsel sismogramların yeniden incelendiği bilimsel araştırmada depremin büyüklüğü Ms 6,3 olarak hesaplandı. Çalışma, depremin Çınarcık çevresinde ve Adalar fayı yakınında gerçekleştiğini; kaynak mekanizmasının ise ana doğrultu atımlı faydan farklı olarak belirgin bir normal faylanma bileşeni gösterdiğini ortaya koydu.

Çınarcık Havzası’nın deniz altı deprem tarihini inceleyen araştırmalar da bölgede geçmişte 6’dan büyük birden fazla deprem meydana geldiğini ve 1963 depreminin bu orta büyüklükteki depremlerin en yakın tarihli örneklerinden biri olduğunu belirtiyor.

Bu tarihsel örnek, havzayı çevreleyen normal veya verev atımlı fayların ana Marmara fayından bağımsız ya da onunla etkileşim halinde orta büyüklükte depremler üretebileceği görüşünü destekleyen önemli verilerden biri olarak değerlendiriliyor.

“6’dan büyük deprem” ifadesi ne anlama geliyor?

Haberlerde zaman zaman kullanılan “6’dan büyük şiddette deprem” ifadesi teknik olarak doğru değildir. Burada söz konusu olan kavram deprem büyüklüğüdür.

Büyüklük, depremin kaynağında açığa çıkan enerjiyi ifade eder. Şiddet ise aynı depremin farklı yerleşim yerlerinde insanlar, yapılar ve çevre üzerinde oluşturduğu etkidir.

Aynı büyüklükteki iki deprem; derinlik, yerleşim yerine uzaklık, yerel zemin koşulları ve yapı stokunun niteliği nedeniyle çok farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle İstanbul’a yakın bir bölgede meydana gelebilecek 6’dan büyük bir deprem, büyüklüğü 7’nin altında olsa bile önemsenmesi gereken bir tehlikedir.

Bu açıklama büyük İstanbul depremi senaryosunu değiştirdi mi?

Bektaş’ın Çınarcık Çukuru’na ilişkin değerlendirmesi, Ana Marmara Fayı üzerinde 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip kilitli segmentlere ilişkin bilimsel çalışmaları geçersiz kılmıyor.

Deniz tabanına yerleştirilen jeodezik ölçüm cihazlarıyla yürütülen araştırmalar, Marmara Denizi’nin orta kesimindeki bazı fay bölümlerinin kilitli olduğunu ve gerilme biriktirdiğini gösteriyor. Özellikle Kumburgaz Havzası çevresindeki ana fay bölümünün önemli ölçüde kilitli olduğuna ilişkin güçlü bulgular bulunuyor.

Buradan çıkarılabilecek sonuç, Marmara’daki deprem tehlikesinin tek bir senaryodan ibaret olmadığıdır. Ana Marmara Fayı üzerinde daha büyük bir deprem senaryosu bulunurken, Çınarcık Havzası’nı sınırlayan daha kısa fayların da 1963 örneğine benzer M6+ depremler üretebilmesi ayrı bir tehlike başlığı oluşturabilir.

Bu değerlendirme bir çıkarımdır ve hangi fayın ne zaman, hangi uzunlukta kırılacağını bugünden kesin olarak belirlemek mümkün değildir.

Çınarcık Çukuru İstanbul’un hangi bölgelerine yakın?

Çınarcık Havzası; İstanbul’un Anadolu Yakası’nın güneyi, Adalar, Kartal, Maltepe, Pendik ve Tuzla açıkları ile Yalova ve Çınarcık kıyılarına yakın bir konumda bulunuyor.

Bu nedenle havza içinde veya kenar faylarında meydana gelebilecek bir deprem; İstanbul’un güney ilçeleri, Adalar, Yalova, Kocaeli’nin batısı ve Bursa’nın kuzey kesimlerinde hissedilebilir.

Ancak hissedilme düzeyi yalnızca merkez üssüne bağlı değildir. Depremin derinliği, kırılma yönü, zeminin dalgaları büyütme özelliği ve yapıların depreme dayanıklılığı da oluşacak etkiyi belirler.

Bilim insanları hangi ölçümlerin yapılmasını istiyor?

Prof. Dr. Osman Bektaş, Çınarcık Çukuru hakkındaki tartışmanın varsayımlar yerine ölçülebilir verilere dayanması gerektiğini belirtiyor.

Öncelikli araştırma yöntemleri arasında şunlar yer alıyor:

Deniz tabanı jeodezisi: Deniz altındaki fayların iki tarafı arasındaki milimetrik hareketlerin ölçülmesini sağlar.

GPS ölçümleri: Karadaki istasyonlardan yer kabuğundaki yatay ve düşey hareketler takip edilir.

Okyanus tabanı sismometreleri: Karadaki istasyonların yeterince algılayamadığı küçük deniz altı depremlerini kaydeder.

Coulomb gerilme modelleri: Bir depremin çevredeki fayların gerilimini artırıp artırmadığını hesaplamaya çalışır.

Yüksek çözünürlüklü deniz tabanı haritalaması: Havza kenarlarındaki aktif fay izlerinin ve deniz altı heyelan alanlarının belirlenmesine yardımcı olur.

Deniz tabanı ölçümlerine dayalı araştırmalar, Marmara’daki fayların tamamının aynı şekilde davranmadığını; bazı kesimlerin kilitli, bazı kesimlerin ise kısmen sürünen veya geçiş karakterinde olduğunu gösteriyor.

Açıklama bir deprem tahmini mi?

Prof. Dr. Osman Bektaş’ın açıklaması belirli bir tarih, saat ve kesin büyüklük vermediği için bir deprem tahmini değil, fay potansiyeline ilişkin bilimsel bir değerlendirme niteliği taşıyor.

AFAD, bilimin bugünkü imkânlarıyla depremlerin hava durumu gibi önceden kesin tarih verilerek tahmin edilmesini sağlayan güvenilir bir yöntem bulunmadığını belirtiyor. Bilim insanları belirli fayların deprem üretme potansiyelini ve uzun dönemli olasılıkları değerlendirebilir; ancak depremin tam zamanını önceden söyleyemez.

Bu nedenle açıklama “yakında kesinlikle deprem olacak” biçiminde yorumlanmamalı. Asıl mesaj, İstanbul’un güneyindeki deniz altı fay sisteminin daha ayrıntılı izlenmesi ve yapı güvenliğine yönelik hazırlıkların geciktirilmemesi gerektiğidir.

İstanbul için asıl öncelik yapı güvenliği

Marmara Denizi’ndeki hangi fay parçasının önce kırılacağına ilişkin farklı bilimsel modeller bulunabilir. Ancak bütün senaryolarda değişmeyen temel konu, İstanbul ve çevresindeki yapı stokunun depreme karşı güvenli hale getirilmesidir.

Çınarcık Çukuru’nda 6’dan büyük bir deprem, Ana Marmara Fayı üzerinde daha büyük bir kırılma veya farklı bir segmentte gerçekleşebilecek sarsıntı senaryolarının tamamında; zayıf zeminlerde bulunan, mühendislik hizmeti almamış veya zaman içinde taşıyıcı sistemi zarar görmüş yapılar daha yüksek risk altında olacaktır.

Bu nedenle tartışmanın yalnızca depremin büyüklüğü ve olası merkez üssü üzerinden değil; bina güvenliği, zemin koşulları, altyapı dayanıklılığı, tahliye planları ve afet hazırlıkları üzerinden de yürütülmesi gerekiyor.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:



Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !