Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek: “Belirsizlik Arttıkça Kaygı Kol...
Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek: “...
23:11Sofra/Compass Group Türkiye’den 10. Yılda Güçlü Mesaj: “23 M...
Sofra/Compass Group Türkiye’de...
23:09Pınar Kanber’in “Martıların İstanbul’u” Sergisi Sanatseverle...
Pınar Kanber’in “Martıların İs...
22:4230 Nisan Hava Durumu: Yurt Genelinde Çok Bulutlu Hava Etkil...
30 Nisan Hava Durumu: Yurt Ge...
Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, artan toplumsal kaygının kolektif bir ruh haline dönüştüğünü belirterek belirsizlik, ekonomik dalgalanmalar ve bilgi kirliliğinin kaygıyı artırdığını söyledi.
Sümeyye Bilici
EDİTÖR
Giriş: 29.04.2026 - 23:12
Güncelleme: 29.04.2026 - 23:12
İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, son dönemde artan toplumsal kaygının bireysel bir durumdan ziyade kolektif bir ruh haline dönüştüğünü belirtti. Sürekli değişen gündem, ekonomik dalgalanmalar ve küresel gelişmelerin bireylerin kontrol duygusunu zayıflattığını ifade eden Şimşek, “Belirsizlik uzadıkça zihinsel yorgunluk artıyor ve kaygı daha yaygın bir hale geliyor” dedi.
“Kontrol hissinin azalması kaygıyı besliyor”
Prof. Dr. Şimşek, insan psikolojisinin öngörülebilirlik ihtiyacına dikkat çekerek belirsizlik dönemlerinde kaygının doğal bir tepki olduğunu vurguladı. Geleceğe dair netliğin azalmasının zihnin olası tehdit senaryoları üretmesine neden olduğunu belirten Şimşek, bunun sürekli tetikte olma hali yarattığını ifade etti. Bilgi kirliliği ve çelişkili haber akışlarının zihinsel yükü artırdığını söyleyen Şimşek, özellikle ekonomik belirsizlikler ve toplumsal olayların güvenlik algısını zayıflatarak kaygının kolektif düzeyde hissedilmesine yol açtığını dile getirdi.
“Her stres kaygı bozukluğu değildir”
Kaygı bozukluğu ile günlük stresin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Şimşek, stresin genellikle geçici olduğunu, kaygı bozukluğunun ise süreklilik göstererek yaşam kalitesini düşürdüğünü belirtti. Sürekli endişe hali, çarpıntı, kas gerginliği, uyku problemleri ve kaçınma davranışlarının kaygının klinik düzeye işaret edebileceğini ifade eden Şimşek, bireylerin bu belirtileri dikkatle gözlemlemesi gerektiğini söyledi.
“Psikolojik dayanıklılık geliştirilebilir”
Belirsizlik dönemlerinde ruh sağlığını korumanın mümkün olduğunu ifade eden Şimşek, düzenli yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekti. Uyku ve beslenme düzeninin korunması, güvenilir kaynaklardan bilgi alınması ve haber tüketiminin sınırlandırılmasının zihinsel dengeyi desteklediğini belirtti. Sosyal destek mekanizmalarının ve fiziksel aktivitenin de kaygıyı azaltmada etkili olduğunu vurguladı.
“Profesyonel destek bilinçli bir adımdır”
Prof. Dr. Şimşek, kaygının yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilediği durumlarda profesyonel destek alınmasının önemli olduğunu ifade etti. Psikolojik yardım almanın bir zayıflık değil, bilinçli bir farkındalık göstergesi olduğunu belirten Şimşek, erken müdahalenin kaygının kronikleşmesini önleyebileceğini söyledi.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir