Antalya, Çanakkale ve Balıkesir’de Yangın Alarmı: Son Durum...
Antalya, Çanakkale ve Balıkesi...
20:37Yerli Kalp Akciğer Makinesi LIFELINE HLM İlk Ameliyatını Baş...
Yerli Kalp Akciğer Makinesi LI...
20:23Antalya Kavruluyor: Yüksek Nemle Birlikte Hissedilen Sıcaklı...
Antalya Kavruluyor: Yüksek Nem...
20:09B Reçete Sistemi 1 Temmuz’da Türkiye Genelinde Başlıyor
B Reçete Sistemi 1 Temmuz’da T...
İstanbul Rumeli Üniversitesi’nde düzenlenen etkinlikte yeme bozuklukları vaka örnekleriyle ele alındı. Uzman Diyetisyen Buket Sözan, multidisipliner ve bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekti.
Sümeyye Bilici
EDİTÖR
Giriş: 11.01.2026 - 16:47
Güncelleme: 11.01.2026 - 16:47
İstanbul Rumeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından düzenlenen “Yeme Bozuklukları: Vakalarla Öğreniyoruz” etkinliğinde, yeme bozuklukları multidisipliner ve bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Etkinliğin konuşmacısı Uzman Diyetisyen Buket Sözan oldu.
İstanbul Rumeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü, beslenme alanının en güncel ve hassas başlıklarından biri olan yeme bozukluklarına dikkat çekmek amacıyla “Yeme Bozuklukları: Vakalarla Öğreniyoruz” başlıklı bir etkinlik gerçekleştirdi. Dr. Öğr. Üyesi Şefika Aydın Selçuk’un koordinasyonunda düzenlenen programa, Uzman Diyetisyen Buket Sözan konuşmacı olarak katıldı.
Etkinlikte konuşan Buket Sözan, yeme bozukluklarının yalnızca kilo kaybı ya da aşırı yeme davranışı üzerinden değerlendirilmesinin eksik ve yanıltıcı olabileceğine dikkat çekti. Yeme bozukluklarının bireyin beden algısı, duygu durumu, stresle baş etme biçimleri, benlik algısı ve sosyal çevresiyle yakından ilişkili, çok boyutlu rahatsızlıklar olduğunu vurgulayan Sözan, değerlendirme sürecinde yalnızca beslenme alışkanlıklarına odaklanmanın yeterli olmadığını ifade etti.
Bireyin yaşam öyküsü, psikososyal geçmişi ve mevcut yaşam koşullarının birlikte ele alınmasının hem doğru tanıya ulaşmada hem de sürdürülebilir bir tedavi planı oluşturmada belirleyici rol oynadığını belirten Sözan, bu bütüncül yaklaşımın özellikle erken müdahale ve uzun vadeli iyileşme açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getirdi.
Beslenme öyküsü alma sürecinin klinik değerlendirmedeki önemine değinen Sözan, sağlıklı ve güvenilir bir değerlendirme için danışanın beslenme öyküsünün doğru, detaylı ve sistematik biçimde alınması gerektiğini söyledi. Antropometrik ölçümler, laboratuvar bulguları ve davranışsal göstergelerle birlikte yürütülen bu sürecin, yalnızca mevcut tabloyu anlamaya değil; tanı, ayırıcı tanı ve tedavi planının oluşturulmasına da katkı sağladığını vurguladı.
Etkinlik kapsamında katılımcılara; beslenme öyküsü alma süreci, antropometrik ölçümler, davranışsal göstergeler ve klinik değerlendirme aşamalarına ilişkin bilgiler aktarıldı. Gerçek vaka örnekleri üzerinden yürütülen oturumlarda, farklı klinik tabloların değerlendirilmesine yönelik uygulamaya dönük örnekler ele alındı.
Yeme bozukluklarının tedavisinde ekip çalışmasının vazgeçilmez olduğunu belirten Sözan, bu alanda tek bir disiplinle ilerlemenin mümkün olmadığını ifade etti. Diyetisyen, hekim ve psikolog ya da psikiyatristten oluşan multidisipliner ekip yaklaşımının etkili ve sürdürülebilir bir tedavi süreci için zorunlu olduğunu vurgulayan Sözan, her meslek grubunun sürece farklı bir uzmanlık ve bakış açısı kattığını söyledi. Bu iş birliğinin, danışanın tedaviye uyumunu ve sürece olan güvenini de güçlendirdiğini kaydetti.
Hasta ile kurulan iletişimin, teknik bilgi kadar belirleyici olduğuna dikkat çeken Sözan, danışmanlık sürecinde yargılayıcı olmayan, empatik ve destekleyici bir dil kullanılmasının tedavi başarısı açısından kritik olduğunu ifade etti. Güven ilişkisi kurulmadan yapılan müdahalelerin uzun vadede sürdürülebilir olmayacağını belirten Sözan, sürecin etik ilkelere bağlı, danışanın aktif katılımını teşvik eden ve bireysel ihtiyaçları gözeten bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir